RÜSTÜFAĞNÎ

الرستفغني
Müellif:
RÜSTÜFAĞNÎ
Müellif: MUHAMMED ARUÇİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/rustufagni
MUHAMMED ARUÇİ, "RÜSTÜFAĞNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/rustufagni (25.08.2019).
Kopyalama metni
Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Semerkant’ın yakın köylerinden Rüstüfağn’a nisbetle Rüstüfağnî diye zikredilmesine rağmen bazıları onu Rüstüğfenî diye kaydetmiştir. Kaynaklarda Rüstüfağn’a nisbet edilmesine ve başka bir yere gittiğine dair bir kayda rastlanmamasına bakılırsa orada doğup yetiştiğini söylemek mümkündür. İlk öğrenimini Rüstüfağn’da gördüğü, ardından büyük bir ihtimalle tahsil hayatına Semerkant’ta devam ettiği de düşünülebilir. Kaynakların büyük bir kısmı 345 (956) yılında vefat ettiğini bildirmektedir. Tabakat kitaplarında âlim, fakih, mütekellim, Mâtürîdî’nin en yakın arkadaşlarından ve Semerkant meşâyihinden biri diye zikredilir.

Ebü’l-Muîn en-Nesefî, Rüstüfağnî’yi bazan Mâtürîdî’nin arkadaşlarından biri, bazan da öğrencisi diye zikreder (Tebṣıratü’l-edille, I, 28, 359). Bu da onun Mâtürîdî’nin öğrencisi ve iyi yetişmiş bir arkadaşı olduğunu gösterir. Nitekim İbn Yahyâ, Mâtürîdî’nin Rüstüfağnî’ye Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’nin el-Mebsûṭ’unun tamamını ve zekât bölümüne kadar el-Câmiʿu’l-kebîr’ini okuttuğunu kaydeder (Şerḥu Cümeli uṣûli’d-dîn, vr. 162a). Saygın bir kişiliğe sahip bulunan Rüstüfağnî’nin Semerkant’ta ve Mâverâünnehir çevresinde meşhur bir Hanefî ve Mâtürîdî âlimi olarak bilindiği anlaşılmaktadır. Fıkıhta Mâtürîdî ile ihtilâfa düştüğü belirtilen meselelerden biri ictihadda isabet konusudur. Mâtürîdî’ye göre müctehid vardığı hükümde isabet etmemişse ictihadında (ictihad biçiminde) yanılmıştır (krş. Teʾvîlâtü’l-Ḳurʾân, IV, 293-294; VIII, 275). Rüstüfağnî’ye göre ise ictihadında (ictihada başvurmasında) doğrudur. Çünkü Ebû Hanîfe’den gelen rivayet şöyledir: Her müctehid isabet etmiştir ve Allah katındaki doğrular birdir; müctehid bazan ulaştığı sonuç açısından hatalı olsa da arayışında (ictihad yöntemini kullanmasında) isabetlidir (Kureşî, II, 570-571). Mukallidin imanının muteber olup olmadığı hususunda âlimlerin farklı görüşleri vardır. Ebü’l-Muîn en-Nesefî kelâmcıların çoğunun, imanın sahih veya neticeye götürücü olabilmesi için kişinin itikadını dayandıracağı bir delilinin bulunmasını şart koştuğunu kaydettikten sonra Rüstüfağnî’nin kanaatini şöyle belirtir: Kişinin itikadî konuların her birinde aklî istidlâlde bulunması şart değildir. O, inancını nübüvveti mûcizelerle sabit olmuş Peygamber’in tebliğine dayandırdığı ve bu tebliğin ana muhtevasına vâkıf olduğu takdirde kurtuluşa erer (Tebṣıratü’l-edille, I, 28). Rüstüfağnî, Mâtürîdî gibi ölünün bir nevi hayata sahip olmaksızın kabir azabının gerçekleşmeyeceğini kabul eder; ancak âlimler, kabirdeki hayatın ruhla mı yoksa başka bir şekilde mi olacağı hususunda kesin bir kanaate varamamıştır (a.g.e., II, 764; Nûreddin es-Sâbûnî, el-Kifâye, II, 920-921, 926; Kureşî, II, 570-571).

Rüstüfağnî’nin ilmî şahsiyetinde Mâtürîdiyye doğrultusundaki kelâmcılık, fıkıh konularında ise Hanefîlik yönü ağır basar. Büyük bir ihtimalle Mâtürîdiyye’nin sistemli bir mezhep haline gelip yayılmasında önemli hizmetler ifa etmiştir. Onun kelâmdan başka alanlarda da eserleri olduğu zikredilir. Kitaplarında yer alan bazı görüşlerinin Ebü’l-Muîn en-Nesefî ve Nûreddin es-Sâbûnî gibi Mâtürîdî âlimlerince nakledilmesi onun Mâtürîdiyye çevrelerinde benimsendiğine işaret etmektedir. Mütevazi bir hayat yaşadığı için fazla meşhur olmamış, kaynaklarda kendisine yeterince atıfta bulunulmamıştır. İlmî hayatına, yaşadığı bölgeye ve eserlerine bakılırsa onun Arapça ve Farsça’nın yanı sıra Türkçe’ye de vâkıf olduğu söylenebilir.

Eserleri. Kaynaklarda Rüstüfağnî’ye nisbet edilen eserlerin mevcudiyeti tesbit edilememiştir. Nesefî, ondan bahsederken kelâma dair İrşâdü’l-mühtedî ve ez-Zevâʾid ve’l-fevâʾid adlı iki eserini zikreder, ayrıca kelâm ilmine ait başka eserlerinin de bulunduğunu belirtir (Tebṣıratü’l-edille, I, 91, 358). Tabakat kitapları da bu iki eseri Rüstüfağnî’ye nisbet etmiştir (İbn Kutluboğa, s. 41; Kureşî, II, 570). Kâtib Çelebî, İrşâdü’l-mühtedî’yi fürûa dair kaydıyla zikrettikten sonra (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 67) usûlü’d-dîne dair el-İrşâd isimli bir eserine daha yer verir (a.g.e., I, 70). Onun ilk eserin konusunu belirlemede yanıldığı, ikincisinde ise kitabın ismini kısalttığı anlaşılmaktadır. Leknevî söz konusu iki esere Kitâb fi’l-ḫilâf’ı da ekler (el-Fevâʾidü’l-behiyye, s. 65). Kâtib Çelebi’nin Fetâvâ er-Rüstüfaġnî, Kehhâle’nin el-Fetâvâ diye kaydettiği iki eser aynı telif olmalıdır (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1223; Muʿcemü’l-müʾellifîn, II, 445). Fuat Sezgin, Rüstüfağnî’ye el-Esʾile ve’l-ecvibe adlı bir eser izâfe etmiştir (Millet Ktp., Murad Molla, nr. 1829, vr. 154a-176b; GAS, I, 607). Yapılan incelemede, sözü edilen yazma mecmuanın 154b varakının yeni bir risâlenin başlangıcı formunda, “Büyük imam Ali b. Saîd er-Rüstüfağnî’den soruldu ki ...” cümlesiyle başladığı görülmüştür. Ancak yarım varak kadar devam eden ve kelâm meselelerine dair olan altı sorunun sonuncusuna ait cevap bitmeden başka bir risâleye geçilmektedir (vr. 155a). İçinde Gazzâlî, Fahreddin er-Râzî ve Süyûtî gibi isimlerin yer aldığı bu risâle Arap dili ve edebiyatı, temel İslâmî ilimler ve “ulûm-i dahîle” hakkında kısa bilgiler içermektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Mâtürîdî, Teʾvîlâtü’l-Ḳurʾân (nşr. Mehmet Boynukalın), İstanbul 2005, IV, 293-294; a.e. (nşr. Halil İbrahim Kaçar), İstanbul 2006, VIII, 275; Nesefî, Tebṣıratü’l-edille (Salamé), I, 27, 28, 91, 358, 359; II, 688, 764; Necmeddin en-Nesefî, el-Ḳand fî ẕikri ʿulemâʾi Semerḳand (nşr. Nazar Muhammed el-Fâryâbî), Riyad 1412/1991, s. 392-393; Sem‘ânî, el-Ensâb, VI, 114-115; Nûreddin es-Sâbûnî, el-Kifâye fi’l-hidâye (nşr. Muhammed Aruçi, yüksek lisans tezi, 1406/1986), Câmiatü’l-Kāhire Külliyyetü dâri’l-ulûm, II, 920-921, 926; a.mlf., Mâtürîdiyye Akaidi (trc. Bekir Topaloğlu), Ankara 2005, s. 28, 152, 173; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, Beyrut, ts. (Dârü’l-kitâbi’l-Arabî), III, 43; İbnü’l-Esîr, el-Lübâb, II, 25; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, II, 570-571; İbn Kutluboğa, Tâcü’t-terâcim fî ṭabaḳāti’l-Ḥanefiyye, Bağdad 1962, s. 41; İbn Yahyâ, Şerḥu Cümeli uṣûli’d-dîn, Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1648, vr. 162a; Süyûtî, Lübbü’l-lübâb fî taḥrîri’l-ensâb (nşr. M. Ahmed Abdülazîz – Eşref Ahmed Abdülazîz), Beyrut 1411/1991, I, 352; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 67, 70; II, 1223, 1422; Leknevî, el-Fevâʾidü’l-behiyye, s. 65; Sezgin, GAS, I, 606-607; a.e. (Ar.), III, 44; Ömer Rızâ Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, Beyrut 1414/1993, II, 445; M. Ebû Bekir b. Ali v.dğr., İstidrâkât ʿalâ Târîḫi’t-türâs̱i’l-ʿArabî, Cidde 1422, III, 119.
Bu madde ilk olarak 2008 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 35. cildinde, 296-297 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.