SÂBİKŪN - TDV İslâm Ansiklopedisi

SÂBİKŪN

السابقون
SÂBİKŪN
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sabikun
MEHMET EFENDİOĞLU, "SÂBİKŪN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sabikun (27.09.2020).
Kopyalama metni

Sözlükte “birinin önüne geçmek, onu geride bırakmak” anlamındaki sebk kökünden türeyen sâbikūn (tekili sâbık), terim olarak “Mekke’den Medine’ye hicret eden muhacirlerden ve Medine’de bunları ağırlayan ensardan İslâm’a ilk girenler” mânasına gelmektedir. Kelime Kur’an’da “İslâm’a girişte öne geçen ilk muhacirler ve ensar” ifadesinde geçmektedir (et-Tevbe 9/100). Hz. Peygamber kendisinin İslâm’la ilk şereflenen Arap olduğunu, Selmân-ı Fârisî’nin İranlılar’dan, Bilâl-i Habeşî’nin Habeşîler’den ve Suheyb b. Sinân’ın Bizanslılar’dan İslâm’a ilk giren kişiler olduklarını belirtmiştir (Hâkim, III, 321; Ebû Nuaym, I, 185).

Medine döneminde inen yukarıdaki âyette sâbikūn ile kimlerin kastedildiği ihtilâflı olmakla birlikte âyette onlardan “İslâm’a girişte öne geçen ilk muhacirler ve ensar” diye övgüyle bahsedilmiş, Allah’ın onlardan, onların da Allah’tan hoşnut oldukları belirtilmiş ve kendilerine cennetlerin hazırlandığı müjdelenmiştir. Resûl-i Ekrem’in vefatından kısa bir süre önce yanındaki sahâbîlerin kendisinden bir vasiyet yapmasını istediklerinde Resûlullah’ın onlara sâbikūnun izini takip etmelerini, onlardan sonra da çocuklarının izinden ayrılmamalarını tavsiye ettiği rivayet edilmiştir (Bezzâr, III, 233; Heysemî, X, 17). Hz. Ömer’in ilk zamanlar, âyette geçen “ensâr” kelimesini “sâbikūn”a atfederek “ve’llezîne’t-tebeûhüm bi-ihsân” cümlesinden atıf vâvını kaldırarak ibareyi “İslâm’a girişte öne geçen ilk muhacirlerle onlara güzelce tâbi olan ensar” anlamına gelecek şekilde (ve’s-sâbikūne’l-evvelûne mine’l-muhâcirîne ve’l-ensârü’llezîne’t-tebeûhüm bi-ihsân) okuduğu, ancak Übey b. Kâ‘b başta olmak üzere diğer sahâbîlerin âyeti bugün olduğu gibi “İslâm’a girişte öne geçen ilk muhacirler ve ensar” anlamında hem muhacirlerin hem ensarın ilk iman edenlerini kapsayacak şekilde okuduklarını duyunca, “Ben muhacirlerin hiç kimsenin erişemeyeceği bir makamla ödüllendirildiğini zannediyordum” diyerek görüşünden vazgeçtiği belirtilmektedir (Kurtubî, VIII, 236-238). Ebû Mûsâ el-Eş‘arî, Saîd b. Müseyyeb, Muhammed b. Sîrîn ve Hasan-ı Basrî’ye nisbet edilen diğer bir görüşe göre sâbikūn hem Beytülmakdis’e hem Mescid-i Harâm’a doğru namaz kılmış olan ashaptır. Kıble değişikliği 2 (624) yılında gerçekleştiğine göre sâbikūn tabiriyle bu tarihten önce İslâm’a giren muhacirler ve ensarın kastedildiği anlaşılmaktadır. Abdullah b. Abbas, Muhammed b. Kâ‘b el-Kurazî ve Atâ b. Yesâr’a göre sâbikūndan maksat Bedir Gazvesi’ne katılan sahâbîlerdir. Şâfiî âlimleri ise sâbikūnun Hudeybiye Antlaşması’nda Hz. Peygamber’e biat eden kimseler olduğunu söylemiştir. Pek taraftar bulmamakla beraber bütün sahâbîlerin veya İslâm’ın ilk yıllarında vefat eden, inancı uğrunda şehid düşen, böylece Allah’a ilk önce kavuşan yahut hicretten önce İslâm’ı kabul eden sahâbîlerin sâbikūn olduğu da ileri sürülmüştür. İbn Teymiyye, “Fetihten önce harcama yapan ve savaşanlar, daha sonra harcama yaparak savaşanlarla bir değildir” meâlindeki âyetten hareketle (el-Hadîd 57/10) Mekke’nin fethinden önce infakta bulunan, cihad yapan ve biat eden muhacirler ve ensarın daha sonra müslüman olup fedakârlıkta bulunanlara göre öncü oldukları için sâbikūn diye nitelendirildiğini söylemiştir (Minhâcü’s-sünne, I, 154-155).

Birçok âlime göre sâbikūn, Mekke’de iman edip Hz. Peygamber’e sahip çıkan ilk müslümanlarla Medine’ye hicret edecek olan Resûlullah’ı ve Mekkeli müslümanları koruyacaklarına dair söz veren Medineli ilk müslümanlardır. Buna göre Mekke’de ilk defa İslâm ile şereflenen ve kendisine hicret nasip olmayan Hz. Hatice ile erkeklerden Hz. Ebû Bekir, çocuklardan Ali, âzatlılardan Zeyd b. Hârise ve Ümmü Eymen gibi ilk müslüman olanları muhacirlerin öncüsü kabul etmek mümkündür. Bunlardan hemen sonra İslâm’a giren ve Resûl-i Ekrem tarafından cennetle müjdelenen Abdurrahman b. Avf, Osman b. Affân, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvâm ve Sa‘d b. Ebû Vakkās gibi şahsiyetler muhacirlerin sâbikūnu sayılmalıdır. Zehebî, Mekke’de İslâmiyet’i ilk kabul eden elli kişinin ismini sıraladıktan sonra onların sâbikūn olduğunu belirtmektedir (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, I, 144-145).

Ensarın sâbikūnu ise Hz. Peygamber’e ve Mekkeli müslümanlara Medine’ye hicret etme imkânı sağlayan ve İslâmiyet’in orada yayılmasına gayret eden ilk müslümanlar olan Es‘ad b. Zürâre, Avf b. Hâris, Kutbe b. Âmir b. Hadîde, Ukbe b. Âmir el-Cühenî, Câbir b. Abdullah ve Râfi‘ b. Mâlik b. Aclân’dır. Bunların Medine’de yaptığı İslâm’a davet çalışmaları Akabe biatlarının zeminini hazırlamış, bu biatların ilki 621 yılında on iki Medineli’nin Resûlullah’a biat etmesiyle gerçekleşmiş, ikincisi bir yıl sonra yetmiş erkek ve iki kadın temsilciyle yapılmış, Medineli diğer müslümanlar bunların ve muhacirlerin davetiyle İslâmiyet’i kabul etmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

, “sbḳ” md.

, s. 118-125.

, II, 428 vd., 606.

Bezzâr, el-Baḥrü’z-zeḫḫâr (nşr. Mahfûzurrahman Zeynullah), Medine-Beyrut 1409/1988, III, 233.

, III, 321.

, I, 185.

, III, 490-491.

, VIII, 235-238.

Takıyyüddin İbn Teymiyye, Minhâcü’s-sünne, Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), I, 154-155.

, I, 140, 144-145, 220.

, X, 17.

Süyûtî, Tedrîbü’r-râvî (nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf), Beyrut 1409/1989, II, 224.

Muhammed Rızâ, Muḥammed, Kahire 1385, s. 68, 77-79, 123-124, 146.

, I, 92 vd., 149 vd.

Münîr el-Gadbân, et-Terbiyetü’l-ḳıyâdiyye: es-Sâbiḳūne’l-evvelûn mine’l-muhâcirîn, Mansûre 1418/1998, I, 17 vd.

Halîl İbrâhim Molla Hâtır, Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbeti’l-kirâm, Cidde 1420, s. 95-96.

Asma Afsaruddin, Excellence and Precedence: Medieval Islamic Discourse on Legitimate Leadership, Leiden 2002, s. 36-51.

Ahmet Önkal, “Akabe Biatları”, , II, 211.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2008 yılında İstanbul'da basılan 35. cildinde, 344-345 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER