SAİD PAŞA

Müellif:
SAİD PAŞA
Müellif: ZEKERİYA KURŞUN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/said-pasa
ZEKERİYA KURŞUN, "SAİD PAŞA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/said-pasa (10.07.2020).
Kopyalama metni
Kahire’de doğdu. Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın dördüncü oğludur. İyi bir eğitim aldı. Çocuk yaşta denizciliğe merak sardığı için öğrenimini daha çok bu alanda yapması sağlandı. 1832-1835 yıllarında danışman sıfatıyla Mısır’da bulunan Ferdinand de Lesseps onun hem hocası hem arkadaşı oldu. Özellikle aşırı kilolanma eğilimi gösterdiği için onun teşvikiyle spora yöneldi. Bu vesileyle ikisi arasındaki arkadaşlık bağı kuvvetlendi ve bu durum Said Paşa’nın daha sonraki pek çok kararını etkiledi.

Öğrenimini bitirip bahriye subayı olan Mehmed Said, Mısır bahriyesindeki basamakları geçerek babasının ölümünden (1849) kısa bir süre önce Mısır donanması seraskeri oldu. Henüz genç yaşta iken Mısır vergisi konusunda görüşmeler yapmak üzere babasının fevkalâde elçisi sıfatıyla İstanbul’a gitti. Mısır meselesinin halledilmesi üzerine padişaha teşekkür etmek için 1841’de babası tarafından tekrar İstanbul’a gönderildi. 6 Eylül 1842’de Fenerbahçe’de padişahın huzurunda icra edilen piyade, süvari ve topçu tâlimlerini görmek için tekrar İstanbul’a geldi. 1841 tarihli fermana göre Mısır valisinin verebileceği askerî unvanlar albay rütbesiyle sınırlı idi. Bu ziyaretinde kendisine deniz işlerindeki bilgisinden dolayı bahriye ferikliği rütbesi verildi.

Mısır valisi olan yeğeni I. Abbas Hilmi Paşa’nın 15 Temmuz 1854 tarihinde öldürülmesinin ardından verasette ekberiyet usulünü getiren 1841 tarihli ferman gereği Mısır’a vali tayin edilmesi gerekirken Abbas Paşa’nın oğlu İlhâmi Paşa’yı valiliğe getirmek isteyenlerin direnciyle karşılaştı. Sekiz gün kadar devam eden bir karışıklıktan sonra valilik görevine başladı ve kendisine Mısır valilerinin taşıdığı sadâret-i uzmâ rütbesi tevcih edilip (11 Eylül 1854) tayin beratı gönderildi. Bu arada âdet olduğu üzere Kasım 1854’te İstanbul’a giderek bağlılığını arzetti. Bu vesile ile sâdır olan Hatt-ı Hümâyun’da Mısır’da Tanzimat’ın uygulanmasında hâlâ bazı aksaklıkların bulunduğu hatırlatılarak bunların giderilmesi, ayrıca kanun ve nizamların icrası için beş altı kişiden oluşacak bir Meclis-i Cedîd teşkil etmesi istenmişti. Said Paşa vali olduğu sırada Kırım’da Osmanlı-Rus Harbi sürüyordu. O da selefi gibi bazı Mısır kuvvetlerini Kırım’a cepheye gönderdi. Mısır askerleri özellikle Silistre savaşında önemli başarılar elde etti. Bundan dolayı Abdülmecid, Mısır’ın bulundurabileceği 18.000 askerin 30.000’e kadar çıkarılmasına göz yummuştu.

Batı tesirlerine açık bir kişiliğe sahip olan Said Paşa, gerek padişah tarafından kendisine verilen tâlimatlar icabı gerekse babasının Mısır’da başlattığı reformları hayata geçirme isteğiyle Mısır eyaletinde bir dizi ıslahat başlattı. Batılı finansörleri Mısır’a çekmek için 1854’te Mısır Bankası’nı kurdu. Ayrıca Ferdinand de Lesseps’e Kızıldeniz ile Akdeniz arasında Süveyş Kanalı’nı açma imtiyazını verdi. İcraatları ile bir taraftan Mısır’ı geliştirdiği kabul edilen Said Paşa’nın bu iki girişiminin ülkeyi Batı tehditlerine ve uluslararası çekişmelere açık hale getirdiği belirtilir. Abbas Hilmi Paşa zamanında başlatılan Kahire-İskenderiye demiryolunu tamamlayarak hizmete açtı. Yabancı bir şirkete imtiyaz verip Kahire, İskenderiye ve Süveyş arasında telgraf hatları döşetti, demir yolunu da Süveyş’e uzattı.

1854 yılında Ferdinand de Lesseps’e verdiği Süveyş Kanalı imtiyazı Fransa, İngiltere ve Osmanlı devletlerinin itirazıyla karşılaştı, bu yüzden inşaat başlatılamadı. Said Paşa 1856’da bu imtiyazı yenileyip Süveyş Kanalı şirketinin kurulmasına imkân tanıdı. Ferdinand de Lesseps aldığı imtiyazı onaylatmak için birkaç defa İstanbul’a gitmesine rağmen başarılı olamadı. Paris Antlaşması’nın ardından oluşan atmosferden ve Fransa’nın muhalefetini çekmesinden sonra Osmanlı Devleti ve İngiltere’ye rağmen 1858 yılında şirket kurularak sermaye toplanmaya ve 1859 Nisanında kanalın kazılmasına başlandı. Said Paşa ayrıca Nil Nehir Taşımacılığı Şirketi imtiyazını da 1854’te Avrupalılar’a vermişti. 1857’de Mustafa Fâzıl Paşa’nın önderliğinde Mısır’ın ikinci nehir ulaşım şirketi olan Mecidiye Kumpanyası’nı kurdurdu. Özellikle demir yolu Süveyş’e uzatıldıktan sonra Süveyş Limanı büyük ticaret gemilerinin yanaşabileceği bir şekle döndü. Akdeniz’deki bir Mısır Limanı da onun adıyla anıldı (Port Said).

Öte yandan 1858’de Osmanlı Devleti’nin neşrettiği arazi kanunnâmesine paralel olarak “Saîdiye Lâyihası” diye tanınan kanunu çıkarıp Mısır çiftçilerinin mülk edinmesini mümkün kıldı. Çiftçilerin ürettiği mahsul üzerindeki devlet tekelini kaldırıp ziraatın gelişmesini sağladı. Ayrıca birtakım vergi ve angaryaları ilga edip halkın takdirini kazandı; daha önce açılmış, ancak zamanla dolmuş olan sulama kanallarını temizletti. Orduyu yeniden tanzim etti. Askerî rütbelerin ve maaşların verilmesini düzene koydu. Askerlik süresini kısaltarak zorunlu askerliği getirdi.

Mısır üzerinden idare edilmekte olan Sudan’a özel ilgi gösteren Said Paşa, babasının zamanından beri yapılamayan birçok ıslahatı burada da gerçekleştirdi. Valiliğinin akabinde Çerkez Ali Paşa’yı Sudan işlerinden sorumlu hâkim olarak tayin ettiği gibi kardeşi Halim Paşa’yı Sudan’a müfettiş tayin etti. Hartum’da yeni bir okul açtırdı. 1857’de kalabalık maiyetiyle Sudan’ı ziyaret etti. Ahalinin müracaatını dikkate alıp birtakım vergileri kaldırdı. Ayrıca sahrada kontrol istasyonları ve konaklar kurdurarak posta hizmetlerini kolaylaştırdı. Köle ticaretini yasakladı ve uygulamayı kontrol etmek için Sobat nehri üzerinde askerî bir karakol tesis etti.

Mısır ve Sudan’da yaptığı idarî düzenlemelere rağmen Mehmed Said Paşa aynı özeni eğitimde gösteremedi. Babasının zamanında açılan birçok okul kapatıldı. Tıp mektebi gibi bazıları yeniden açıldıysa da eski seviyesine ulaşamadı. Buna karşılık askerî eğitimi geliştirmek amacıyla birtakım girişimlerde bulundu. Kahire’de Rifâa Bey’in (Rifâa et-Tahtâvî) nezâretinde Medrese-i Erkân-ı Harb adıyla bir okul ve 1857’de bir mühendishâne açtı. İskenderiye’de Medrese-i Bahriyye adlı bir denizcilik okulu kurdu. Onun tenkit edildiği en önemli ikinci mesele, Bâbıâli’nin itirazlarına rağmen 1862 yılında Avrupa’dan % 7 faizle aldığı 3 milyon küsur sterlinlik borçtur. Bu durum Mısır maliyesinin yabancıların kontrolüne girmesine yol açmıştır. İyi kalpli, hoşgörülü ve adaletperver olarak tanınan Mehmed Said Paşa 18 Ocak 1863’te İskenderiye’de vefat etti. Halka dönük pek çok icraat yapmasına karşılık idarede mutlakiyetçi bir yönetim benimsemişti. Buna rağmen iradesi zayıftı ve mütereddit bir kişiliğe sahipti. Onun sık sık fikir değiştirmesi Avrupalı danışmanlarının ve dostlarının istediklerini yaptırmalarına imkân tanımıştır.

BİBLİYOGRAFYA
C. Zeydân, Meşâhîrü’ş-şarḳ, Kahire 1902, I, 32; Mısır Meselesi (nşr. Bâbıâli Hariciye Nezâreti), İstanbul 1334, s. 32-33; Abdurrahman er-Râfiî, ʿAṣru İsmâʿîl, Kahire 1368/1948, s. 22-65; J. Marlowe, A History of Modern Egypt and Anglo-Egyptian Relations: 1800-1953, New York 1954, s. 62, 66-68, 72, 76, 90, 139; C. R. L. Beatty, De Lesseps of Suez: The Man and His Times, New York 1956, tür.yer.; Political and Social Change in Modern Egypt (ed. P. M. Holt), London 1968, s. 148-151, 173-174, 304-307, ayrıca bk. İndeks; P. J. Vatikiotis, The History of Egypt, London 1969, s. 56, 62, 71-73, 81, 83, 84, 87, 101-102, 120, 181; P. M. Holt, Egypt and the Fertile Crescent, London 1980, s. 193-196, 198-203, 205-206, 208; The Cambridge History of Egypt (ed. M. W. Daly), Cambridge 1998, II, 180-181, 186-189, ayrıca bk. İndeks; Takvîm-i Vekāyi‘, sy. 229, İstanbul 15 Cemâziyelevvel 1257; sy. 231, 30 Receb 1258; sy. 510, 18 Zilhicce 1270; sy. 511, 6 Muharrem 1271; sy. 680, 5 Şâban 1279; sy. 681, 12 Şâban 1279; Rûznâme-i Cerîde-i Havâdis, sy. 244, İstanbul 16 Rebîülâhir 1278; Şinasi Altundağ, “Sa’îd Paşa”, İA, X, 86-89; C. E. Bosworth, “Saʿīd Pasha”, EI2 (İng.), VIII, 859-860.

Zekeriya Kurşun
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2008 yılında İstanbul'da basılan 35. cildinde, 573-574 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER