ŞEHİD ALİ PAŞA KÜTÜPHANESİ

ŞEHİD ALİ PAŞA KÜTÜPHANESİ
Müellif: İSMAİL E. ERÜNSAL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sehid-ali-pasa-kutuphanesi
İSMAİL E. ERÜNSAL, "ŞEHİD ALİ PAŞA KÜTÜPHANESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sehid-ali-pasa-kutuphanesi (17.09.2019).
Kopyalama metni
Devlet adamlarıyla sanat erbabını himaye etmesi ve zengin kitap koleksiyonu ile tanınan Şehid Ali Paşa (ö. 1128/1716) tarafından İstanbul Şehzadebaşı’nda kurulmuştur. İstanbul’dan dışarıya kitap ihracını yasaklaması (Râşid, IV, 238) onun kitaba karşı olan ilgisini açıkça göstermektedir.

Şehid Ali Paşa’nın Rebîülâhir 1128 (Nisan 1716) tarihli vakfiyesinde bu kütüphaneden söz edilmekte ve bir yerde, daha önce yaptığı vakfa ve Üskübî mahallesinde kurduğu kütüphaneye atıfta bulunulmaktadır (İstanbul Şer‘iyye Sicilleri, Rumeli Sadâreti, nr. 189, vr. 48b). Vakfiyede kütüphanenin bir taraftan Sultan Süleyman vakfının su kemeri ve iki taraftan Şehzade Camii imaret ve tabhânesi duvarı, bir taraftan da ana yol ile çevrildiği kaydedilmektedir. Kitâbesinden anlaşıldığına göre binanın yapımı 1127’de (1715) tamamlanmış, Ali Paşa kitaplarının bir bölümünü buraya vakfederek katalogunu hazırlatmış ve kütüphane Mart 1716 tarihinde faaliyete geçmiştir.

Şehid Ali Paşa’nın 15 akçe yevmiyeli bir hâfız-ı kütüble 6 akçe yevmiyeli bir kütüphane nâzırı tayin ettiği bilinmekte ve bunların yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak vakfiyede ihtiyaç duyulduğunda yeni kadrolar ihdas edilebileceği belirtilmiş, 1135 (1723) yılına ait muhasebe raporunda kütüphanede yeni personel görevlendirildiği kaydedilmiştir. Bu tarihte iki hâfız-ı kütüb, bir mücellit, bir ferrâş ve bir kapıcı görev yapmaktadır (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa Dosyası, nr. 1). Daha sonraki bir muhasebe raporunda ise kütüphane kadrosundan ciltçinin çıkarıldığı görülmektedir (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa Dosyası, nr. 2). Ardından kütüphanedeki hâfız-ı kütüb sayısı üçe çıkarılmıştır (BA, Cevdet-Maarif, nr. 3519; Ruûs, nr. 89, s. 112, 224). Vakfiyede hâfız-ı kütüblerle kütüphane nâzırlarının yapması gereken işler, kütüphanenin açılış kapanış saatleriyle açık olduğu günler ve kitapların sayımıyla ilgili esaslar belirtilmemiş, sadece kitaplardan kütüphane içinde yararlanılması şart koşulmuştur. Ali Paşa muhtemelen ileriki bir tarihte kütüphane koleksiyonlarını birleştirmeyi ve kütüphaneyi o zaman teşkilâtlandırmayı düşünmüş, ancak kütüphanenin açılışından kısa bir süre sonra şehid olması bu amacına ulaşmasını engellemiştir.

Kaynaklarda ve bazı araştırmalarda Şehid Ali Paşa’nın İstanbul’da sadece bir kütüphane kurduğundan bahsedilmekteyse de şimdiye kadar kullanılmayan iki vakfiyesi (bk. bibl.) incelendiğinde bu konudaki bilgilerin tashih edilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Safer 1127 (Şubat 1715) tarihli vakfiyesinden anlaşıldığına göre Ali Paşa ilk kütüphanesini İstanbul’da Vefa Üskübî mahallesindeki konağında kurmuştur. Üç katlı olan bu kütüphaneye koydurduğu çeşitli bilim dallarına ait kitapların bir katalogunu hazırlatmış (VGMA, nr. 628, s. 640), 10 akçe yevmiyeli bir hâfız-ı kütüb ile 5 akçe yevmiyeli bir nâzır-ı kütüb görevlendirmiş ve (VGMA, nr. 628, s. 645) kitapların kütüphane dışına çıkarılmasına izin verilmeyeceğini şart koşmuştur. Üsküdar Kuzguncuk’ta İstavroz semtindeki yalısının bir odasında oluşturduğu ikinci kütüphane için de 6 akçe yevmiyeli bir hâfız-ı kütüble 4 akçe yevmiyeli bir nâzır tayin etmiştir. “Talebe-i ulûmdan müstahik olanlar” kitapları burada okuyup yazacaklar ve Şehid Ali Paşa’nın ruhuna dua edeceklerdir (VGMA, nr. 628, s. 644). Öyle anlaşılıyor ki Şehid Ali Paşa’nın Kuzguncuk’ta ve Üskübî mahallesinde kurduğu kütüphaneler özel mekânlarda bulunduğundan pek tanınmadığı gibi Ali Paşa’nın mallarının müsâderesiyle ortadan kalkmış, ancak halka açık olan Şehzadebaşı’ndaki kütüphane varlığını sürdürmüştür.

Ali Paşa’nın şehâdetinden hemen sonra mallarının sayımı yapılmış (Râşid, IV, 284) ve Ordu-yı Hümâyun kadısı Sun‘ullah Efendi’ye Muharrem 1129 (Aralık 1716) tarihinde yazılan hatt-ı hümâyunla paşanın vakfedilmiş mallarının ayrılıp diğerlerinin bildirilmesi istenmiştir. Kısa zamanda yapılan sayımla (BA, İbnülemin-Muharrerât-ı Husûsiyye, nr. 98) Ali Paşa’nın vakfettiği malları dışında kalan serveti müsadere edilmiştir. Ancak kitap koleksiyonunun müsâderesi pek kolay olmamış, ŞeyhüIislâm Ebûishak İsmâil Efendi’den “felsefe ve nücum ve yalanlarla dolu şiir ve tarih kitaplarının vakfının câiz olamayacağına” dair fetva almak gerekmiştir. Bu fetvanın Ali Paşa’nın kitaplarının müsâderesine hukukî bir destek sağlamak amacıyla verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu fetvadan hareketle XVIII. yüzyılda Osmanlılar’da hâkim olan zihniyet hakkında ileri sürülen fikirler (meselâ bk. Adıvar, s. 139) temelsizdir (Erünsal, s. 74-77). Hatt-ı hümâyunlardaki bazı ifadeler Ali Paşa’nın bütün kitaplarını sağlığında vakfettiğine dair ipuçları vermektedir. Nitekim fetva metninde yer alan, “Zeyd ‘mâlik olduğum kütüb ilme vakfolsun’ deyip ba‘dehû teslim ile’l-mütevellî edip tescil ettirdikten sonra fevt olsa” şeklindeki farazî şart ve hatt-ı hümâyundaki “henüz vakfeylemek üzere haber verdikleri üç ciltte mestûr kitapları” ibaresi Ali Paşa’nın ölümünden önce bütün kitaplarını vakfettiğini düşündürmektedir. Bununla birlikte Ali Paşa’nın şehâdetinden sonra bulunmasında güçlük çekilen vakfiyesinin bugün elde mevcut kopyaları kitapların vakıf işleminin yapıldığını ortaya koymaktadır.

Bu konudaki hatt-ı hümâyunlarla vakfiyelerin incelenmesi Ali Paşa’nın sağlığında Şehzadebaşı’ndaki kütüphanesine koyamadığı, fakat vakfetmiş olduğu değerli kitaplarının saray kütüphanesine kazandırılabilmesi için vakıfla ilgili hukukî bir kaideden yararlanılmaya çalışıldığını göstermektedir. Aslında bu hukukî kaide pek sağlam görünmemektedir. Şeyhülislâm İsmâil Efendi her ne kadar, “Ol makūle kütübün vakfı müteâref değildir” demekteyse de vakıfla ilgili görüşler arasında kitap vakfının örfen câiz olduğu belirtilmekte ve kitaplar arasında bir ayırım yapılmamaktadır. Netice olarak Şehid Ali Paşa’nın ölümünden önce kitaplarını üç kütüphaneye vakfettiğini, ancak vefatının ardından konak ve yalısındaki kütüphanelerde mevcut kitapların önemli bir kısmının müsadere edildiği anlaşılmaktadır.

Şehid Ali Paşa’nın adını taşıyan kütüphane binası Şehzadebaşı’nda olup günümüzde Vefa Lisesi’nin bahçesi içinde Vefa Vakfı, Vefalılar Derneği binası olarak kullanılmaktadır. Şehid Ali Paşa Kütüphanesi diğer kütüphanelerden farklı bir mimariye sahiptir. Hassa başmimarı Kayserili Mehmed Ağa tarafından yapılan bina bodrum, zemin ve iç içe iki odası bulunan üst kattan oluşur. Kütüphanenin batı cephesinde yuvarlak kemerli, zemini doldurulmuş bir çeşme ile merdiven altında bir mihrap nişinin yer aldığı namazgâhı bulunmaktadır. Biri giriş kapısında, diğeri içeride olmak üzere iki kitâbesi vardır (bk. KÜTÜPHANE [Mimari]). 1895 depreminde bina hasar görmüşse de onarılmıştır. 1909’da açık olan vakıf kütüphaneleri listesinde Şehid Ali Paşa Kütüphanesi’nin isminin yer almaması (BA, MF. KTV, nr. 4/120) muhtemelen bir süre kapalı kaldığını göstermektedir. 1933’te Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledilen Şehid Ali Paşa Kütüphanesi’nde (Dener, s. 53) 2843 yazma, altmış basma eser mevcut olup zengin koleksiyonun bir kısmını ihtiva etmektedir. Devr-i Hamîdî defterleri arasında katalogu basılmamış olan kitapların yazma katalogu vardır (Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 2876, 2878).

BİBLİYOGRAFYA
Şehid Ali Paşa’nın İstanbul’da Üskübî mahallesindeki konağında ve Kuzguncuk yanındaki İstavroz semtinde yalısında kurduğu kütüphanenin 1127 tarihli vakfiyesi: VGMA, nr. 628, s. 639-646; İstanbul Şer‘iyye Sicilleri, Rumeli Sadâreti, nr. 188, s. 128-132; Şehid Ali Paşa’nın İstanbul’da Vefa’da kurduğu kütüphanenin 1128 tarihli vakfiyesi: İstanbul Şer‘iyye Sicilleri, Rumeli Sadâreti, nr. 189, vr. 47a-50b; Râşid, Târih, IV, 238, 284; Ahmed Refik [Altınay], Âlimler ve Sanatkârlar, İstanbul 1924, s. 332; Selim Nüzhet [Gerçek], Türk Matbaacılığı, İstanbul 1939, s. 39; Abdülhak Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, İstanbul 1943, s. 139; Halit Dener, Süleymaniye Umumî Kütüphanesi, İstanbul 1957, s. 52-53; Özer Soysal, Cumhuriyet Öncesi Dönem Türk Kütüphaneciliği (doçentlik tezi, 1978), AÜ DTCF, s. 28; Günay Kut - Nimet Bayraktar, Yazma Eserlerde Vakıf Mühürleri, Ankara 1984, s. 86-87; Erünsal, Türk Kütüphaneleri Tarihi II, s. 70-77, 171, 173, 178, 196, 203, 274; Ayşen Alpdoğan, “Şehit Ali Paşa Kütüphanesi”, Türkiyemiz, sy. 35, Ankara 1981, s. 2; Ahmet Küçükkalfa, “Şehit Ali Paşa Kütüphanesi”, Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni, XXXII/3, Ankara 1984, s. 132-143; Esra Güzel Erdoğan, “Şehit Ali Paşa Kütüphanesi”, DBİst.A, VII, 146-147.

İsmail E. Erünsal
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 435-436 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.