SELÂME b. CENDEL - TDV İslâm Ansiklopedisi

SELÂME b. CENDEL

سلامة بن جندل
SELÂME b. CENDEL
Müellif: SÜLEYMAN TÜLÜCÜ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/selame-b-cendel
SÜLEYMAN TÜLÜCÜ, "SELÂME b. CENDEL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/selame-b-cendel (24.09.2021).
Kopyalama metni
530 yılı civarında doğdu. Temîm kabilesinden Benî Sa‘d’ın büyük kollarından olan Benî Hâris oymağına mensuptur. İbn Sellâm el-Cumahî, onu Husayn b. Humâm ve Mütelemmis’le birlikte Câhiliye devrinin yedinci tabaka şairleri arasında zikreder. Selâme şiirlerinden pek azı zamanımıza kadar gelmiş bulunan (mukıllûn) şairlerdendir. Ayrıca Temîm kabilesinin meşhur binicilerinden olup kardeşi Ahmer de tanınmış bir binici ve şairdi. Şiirlerinde temas ettiği bazı hadiseler onun milâdî VI. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığını göstermektedir. Selâme, şiirlerinde Minkaroğulları ile Havfezân eş-Şeybânî arasında meydana gelen Cedûd savaşından (Dîvân, nşr. Fahreddin Kabâve, s. 200-203, 212-217, 252-258), 602’de Sâsânî Hükümdarı Hüsrev Pervîz’in emriyle fillere çiğnetilen Hîre Kralı III. Nu‘mân’ın (Nu‘mân b. Münzir) ölümünden (a.g.e., s. 182), İslâmî döneme yetişip müslüman olan ve 9 (630) yılında ölen Zeyd el-Hayl’in esaretinden (a.g.e., s. 243) söz etmektedir. Çağdaş kaynaklar Selâme’nin 600 veya 608 yılında öldüğünü kaydeder.

Selâme b. Cendel kabileler arasında kahramanlığı ve saygın kişiliğiyle tanınmıştır. Hayata çok bağlı olan Selâme şiirlerinde gençliğini yaşlılık korkusu içinde heba ettiğinden üzüntüsünü ifade etmiş, kasidelerinin girizgâhında (matla‘) geleneğe uymayarak kadın aşkı ve tasviri (nesîb) yerine gençliğine ağlamıştır. Bu arada ölüm korkusu duyduğunu, fakat çaresi bulunmadığından yaptığı savaşlarla nefsini oyalamaya çalıştığını belirtmektedir (a.g.e., s. 198). Kabilesi Temîm’in hissiyatına tercüman olmaya özen gösteren şair fahriyelerinde kendi yiğitliğinden, kabilesinin iyi hasletlerinden ve kahramanlıklarından söz etmiştir (a.g.e., s. 94 vd.). Benî Temîm’in, “Ey Selâme, bizi şiirlerinle yücelt!” demesi üzerine, “Benim söyleyebilmem için önce sizin yapmanız gerekir” diye karşılık vermesi (İbn Abdürabbih, V, 270) şairin onurlu bir insan olduğunu göstermektedir.

Divanındaki beyitlerin çoğu yazılış tarzı, hayal ve tasvirleri açısından eski ve orijinal kabul edilmektedir. Selâme b. Cendel, İbn Kuteybe gibi bazı edebiyat âlimlerine göre (eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ, I, 272) atların tasvirinde büyük bir şöhret kazanmıştır. el-Mufaḍḍaliyyât’ta yer alan en meşhur kasidesi (s. 224-225), basmakalıp deve teması yerine kabilenin savaş atlarına dair mükemmel beyitler içermektedir. Divanında görülen iki kasidesi de fahr ve hicâ türlerinin uyumu ile sona ermektedir. Öte yandan şiirinde “Allah” kelimesinin zikredilmesini sonraki devirlerde vuku bulmuş tahriflerin bir kanıtı diye görmek doğru değildir. Aynı şekilde “rahmân”dan söz etmesi de zannedildiği gibi onun hıristiyan olduğu konusunda bir delil teşkil etmeyip sadece yahudi ve hıristiyan ortamından etkilendiğini gösterir. Fahr, hamâse, savaş ve at tasviri, hiciv, medih, şarap tasviri ve gazel (nesîb) temalarının ele alındığı şiirlerinin çoğu kıtalar ve münferit beyitlerden oluşur. Bunlar uzun kasidelerinden râvilerin hâfızalarında kalan parçalar olmalıdır. Sağlam bir kurguyu ve müzikal armoniyi yansıtan şiirlerinde sert bedevî lafızları ve garîb kelimeler hâkimdir. Bu sebeple şaire nisbet edilen basit örgülü bazı şiirlerin ona aidiyeti şüphelidir.

Selâme’nin divanı Asmaî ve Ebû Amr eş-Şeybânî’nin rivayetleriyle zamanımıza kadar gelmiş, Muhammed b. Hasan el-Ahvel bu iki rivayeti birleştirmiş ve İbnü’s-Sikkît divana şerh yazmıştır. Ebû Ali el-Kālî divanı İbn Düreyd’den okumuş ve Endülüs’e naklederek şairin burada tanınmasını sağlamıştır. Çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan divanı ilk defa Clément Huart Fransızca tercümesiyle birlikte yayımlamış (JA, XV/10 [1910], s. 75-86; Paris 1983), eseri Luvîs Şeyho da el-Meşrîḳ dergisinde (XIII/3 [Beyrut 1910], s. 171-190) ve müstakil olarak (Beyrut 1910, 1920) neşretmiştir. Fahreddin Kabâve dört yazma nüshasına dayanarak divanı tekrar yayımlamıştır (Halep 1387/1968; Beyrut 1987). Divan sekiz şiir (136 beyit) içerir; nâşir, ayrıca diğer kaynaklardan seksen beyte ulaşan yirmi yedi şiir ve şiir parçasını esere ilâve etmiştir. Divanın Râcî el-Esmer tarafından şerhli bir yayımı da gerçekleştirilmiştir (Beyrut 1994). Luvîs Şeyho’nun neşri Asmaî’nin Ebû Amr eş-Şeybânî’den yaptığı rivayete, Fahreddin Kabâve ve Râcî el-Esmer neşirleri ise Muhammed b. Hasan el-Ahvel rivayetine dayanmaktadır. Divan neşirlerinin sonuna eklenen beyit ve kıtaların bir kısmı A‘şâ el-Bâhilî, Nâbiga ez-Zübyânî, Abîd b. Ebras ve Alkame b. Abde gibi şairlere aittir. Eserin Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ile (nr. 2015) Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki (Bağdat Köşkü, nr. 125) nüshaları ünlü hattat İbnü’l-Bevvâb tarafından yazılmıştır. Fahreddin Kabâve, Selâme b. Cendel: Ḥayâtühû ve şiʿrüh (yüksek lisans tezi, 1964, Kahire) ve Selâme b. Cendel: eş-Şâʿirü’l-fâris (Halep 1968; Dımaşk 1992) adlı monografileri kaleme almıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Selâme b. Cendel, Dîvân (nşr. Fahreddin Kabâve), Halep 1387/1968, neşredenin girişi, s. 11-72; a.e. (nşr. Râcî el-Esmer), Beyrut 1414/1994, neşredenin girişi, s. 7-8; a.e.: Dîwân (trc. Cl. Huart), Paris 1983, s. 11-15; Mufaddal ed-Dabbî, el-Mufaḍḍaliyyât (nşr. C. J. Lyall), Oxford 1921, s. 224-225; a.e. (nşr. Fahreddin Kabâve), Beyrut 1407/1987, II, 565-595; Ma‘mer b. Müsennâ, Neḳāʾiż (nşr. A. A. Bevan), Leiden 1905, I, 144 vd.; Asmaî, el-Aṣmaʿiyyât (nşr. Ömer Fârûk et-Tabbâ‘), Beyrut 1416/1995, s. 109-113; Cumahî, Fuḥûlü’ş-şuʿarâʾ (Beyrut), s. 66; Câhiz, el-Beyân ve’t-tebyîn, III, 44, 84, 318; İbn Kuteybe, eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ, I, 262-263, 272-273; İbn Abdürabbih, el-ʿİḳdü’l-ferîd, V, 270; Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb, IV, 29-30; L. Şeyho, Şuʿarâʾü’n-Naṣrâniyye, Beyrut 1890, I, 486-491; R. Geyer, “Zum Dîvân des Salâmat ibn Jandal”, Festschrift Eduard Sachau (ed. G. Weil), Berlin 1915, s. 345-367; Brockelmann, GAL Suppl., I, 59; I. Krachkowskii, Uber Arabische Handschriften Gebeugt, Leipzig 1949, s. 39-45; Sezgin, GAS, II, 192-193; a.e. (Ar.), II/2, s. 148-150; Hannâ el-Fâhûrî, el-Câmiʿ fî târîḫi’l-edebi’l-ʿArabî, Beyrut 1986, s. 224-225; Afîf Abdurrahman, Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ, Beyrut 1417/1996, s. 115-116; Nurettin Ceviz, “Câhiliye Döneminde Süvari Şairler”, EKEV Akademi Dergisi, VI/10, Ankara 2002, s. 196-197; F. Krenkow, “Selâme”, İA, X, 333-334; a.mlf. – [Renate Jacobi], “Salāma b. Djandal”, EI2 (İng.), VIII, 918-919; A. Batrus, “İbn Cendel”, Mv.AU, V, 471-474.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2009 yılında İstanbul’da basılan 36. cildinde, 346-347 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER