SELÂVÎ, Ahmed b. Hâlid

أحمد بن خالد السلاوي
Müellif:
SELÂVÎ, Ahmed b. Hâlid
Müellif: MEHMET SALİH ARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/selavi-ahmed-b-halid
MEHMET SALİH ARI, "SELÂVÎ, Ahmed b. Hâlid", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/selavi-ahmed-b-halid (08.07.2020).
Kopyalama metni
22 Zilhicce 1250’de (21 Nisan 1835) Fas’ın Selâ şehrinde dünyaya geldi. Temgrût’taki Şâzeliyye’den Nâsıriyye Zâviyesi’nin kurucusu, İbn Nâsır diye tanınan Muhammed b. Muhammed b. Ahmed ed-Der‘î’nin soyundan olup Doğu’da Selâ’ya nisbetle Selâvî, Batı’da ise ailesine nisbetle Nâsırî diye tanınır. Aile mensupları soylarını Abdullah b. Ca‘fer b. Ebû Tâlib’e ve hanımı Zeyneb’e (Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın kızı) dayandırdıklarından kendilerine Ca‘ferîler veya Zeynebîler de denilir. Selâvî ilk öğreniminin ardından tahsilini Muhammed b. Celâlî el-Hammâdî, Muhammed b. Abdülazîz Mahbûbe ve Kadı Ebû Bekir b. Muhammed Avvâd gibi âlimlerin yanında tamamladı. Tefsir ve fıkıh alanında kendini yetiştirdi. Arap dili ve edebiyatı, matematik, tarih ve coğrafya ile de ilgilendi. Belâgat ve nahve dair temel eserleri okudu, Buhtürî, Ebû Temmâm ve Mütenebbî’nin divanlarını inceledi. Daha sonra ders vermeye başladı. Tarihçi Muhammed b. Ali ed-Dekkâlî ve Selâ’nın ediplerinden Tayyib Avvâd onun öğrencileri arasındadır. Kırk yaşından itibaren çeşitli görevler alan Selâvî, önce Selâ şehrinde noter gibi çalışarak kadı tarafından düzenlenen evrakı onaylama görevinde bulundu. 1875-1877 yılları arasında Dârülbeyzâ’da (Casablanca) kaldı. Ardından hükümdar ailesi mallarının idaresi için aralıklarla iki defa Merakeş’te bulundu. Bir müddet el-Cedîde’de (Mezagan) gümrükte görev yaptı. Kısa bir süre Tanca’da kaldıktan sonra Selâ’ya döndü ve kendini tedris ve telife hasretti. Yaşadığı asrın önde gelen âlimlerinden sayılan ve bid‘at ehline karşı sünneti savunmasıyla meşhur olan Selâvî güçlü bir hâfızaya ve fasih bir lisana sahipti. Selâ’da vefat etti ve Bâbülmuallaka denilen kabristanda defnedildi.

Eserleri. 1. Kitâbü’l-İstiḳṣâ li-aḫbâri düveli’l-Maġribi’l-Aḳṣâ. Selâvî daha çok bu eseriyle şöhret kazanmıştır. Önce Keşfü’l-ʿarîn fî lüyûs̱i Benî Merîn adını taşıyan muhtasar kitabında Merînîler Devleti’nin tarihini ele alan müellif, daha sonra Fas (Mağrib-i Aksâ) tarihini İslâmî fetihlerden kendi zamanına kadar bir bütün halinde yazmaya başlamıştır. Selâvî eserinde Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râşidîn, Kuzey Afrika’nın müslümanlar tarafından fethi konularında kısaca bilgi verdikten sonra Fas’ta hüküm süren İdrîsîler, Murâbıtlar, Muvahhidler, Merînîler, Sa‘dîler ve Filâlîler’in tarihini geniş biçimde ele almıştır. İbn Hazm, İbn Abdülmün‘im el-Himyerî, İbn Ebû Zer‘, İbn Haldûn, İbnü’l-Kādî, Fiştâlî ve İfrenî gibi Mağrib tarihçilerinin eserlerinin yanı sıra sözlü rivayetlerden ve devlet görevinde (mahzen) iken kolayca ulaşabildiği resmî belgelerden yararlanan Selâvî’nin bir özelliği de Batı kaynaklarından faydalanan ilk Fas tarihçisi olmasıdır. Nitekim eserin ikinci kısmında bölgedeki bazı merkezleri ele geçiren Portekiz ve İspanyol tarihçilerinin bölgeyle ilgili eserlerinden yararlandığı bilinmektedir. Luís Maria do Couto de Albuquerque da Cunha’nın Memorias para historia da praça de Mazagao adlı eseri (Lizbon 1864) bunlardan biridir. Selâvî, eserini 15 Cemâziyelâhir 1298 (15 Mayıs 1881) tarihinde tamamlayarak Filâlî Sultanı Mevlây Hasan’a ithaf etmiştir. Onun ölümünden sonra eserini devam ettirmek istemiş ve Mevlây Abdülazîz’in tahta çıkış yılına kadar (1894) getirmiştir. Faslı bir tüccarın aracılığıyla basılan eser (Kahire 1312) neşrinden itibaren İslâm dünyasında olduğu gibi şarkiyatçılar arasında da büyük ilgi görmüştür. el-İstiḳṣâ’nın IV. cildini E. Fumey (Chronique de dynastie ‘alaouie au Maroc, Archives Marocaines, Paris 1906-1907, IX ve X), ilk üç cildini A. Graulle, G. S. Colin ve İsmâil Hamet (Archives Marocaines, Paris 1923-1934, XXX-XXXIII) Fransızca’ya tercüme etmiştir. Müellifin iki oğlu tarafından bazı ilâvelerle tekrar yayımlanan eseri (I-IX, Dârülbeyzâ 1954-1956, 1997) Ahmed en-Nâsırî yeniden neşretmiştir (I-VIII, Dârülbeyzâ 2001). el-İstiḳṣâ, Ahmed b. Muhammed et-Tıtvânî tarafından Taḳrîbü’l-Aḳṣâ min Kitâbi’l-İstiḳṣâ adıyla ihtisar edilmiş (Tıtvân 1927), Şeyh et-Tuhâmî el-Vezzânî iki ciltte kısalttığı esere bir ciltlik zeyil yazmıştır. 2. Ṭalʿatü’l-müşterî fi’n-nesebi’l-Caʿferî (I-II, Fas 1320/1902). Müellifin mensup olduğu Nâsıriyye ailesi hakkında yazılan eser aynı zamanda Temgrût Zâviyesi’nin bir tarihidir. Müellif bu kitabında soyunun Ca‘fer b. Ebû Tâlib ve hanımı Zeyneb’e dayandığını ispat etmeye çalışmıştır. 3. Taʿẓîmü’l-minne bi-nuṣreti’s-sünne (Rabat Ktp., nr. 66; bk. E. Lévi-Provençal, İA, X, 352). İslâmî fırkalar hakkında toplu bir bakışı içermektedir. 4. Zehrü’l-efnân min ḥadîḳati İbni’l-Vennân (I-II, Fas 1314). Selâvî’nin diğer eserleri de şunlardır: Taʿlîḳ ʿalâ Bidâyeti’l-ḳudemâʾ ve hidâyeti’l-ḥukemâʾ, el-Felekü’l-meşḥûn bi-nefâʾisi Tebṣırati İbn Ferḥûn, Taʿlîḳ ʿalâ Dîvâni’l-Mütenebbî, Taʿlîḳ ʿalâ şerḥi İbn Bedrûn li-ḳaṣîdeti İbn ʿAbdûn, er-Red ʿale’ṭ-ṭabîʿiyyîn, Mecmûʿu fetâva’l-fıḳhiyye, Taḳyîdü’l-Berber, Taḥdîdü sulṭati’l-vulât. Ziriklî, müellifin iki oğlunun kütüphanelerinde bu eserlerin yanı sıra mûsikiyle ilgili iki risâlesi ve başka bazı eserlerinin bulunduğunu söylemektedir (el-Aʿlâm, I, 120).

BİBLİYOGRAFYA
, bk. neşredenlerin girişi, I, 9-54; E. Lévi-Provençal, Les historiens des Chorfa, Paris 1923, s. 350-368; a.mlf., “Selâvî”, İA, X, 351-352; a.mlf., “al-Nāṣir al-Salāwī”, EI2 (İng.), VII, 1007-1008; Hacvî, el-Fikrü’s-sâmî, Rabat 1345, I, 142-143; Ziriklî, el-Aʿlâm, I, 120-121; Muhammed b. Ali ed-Dükkâlî, el-İtḥâfü’l-vecîz: Târîḫu’l-ʿUdveteyn (nşr. Mustafa Bûşa‘râ), Selâ 1406/1986, s. 36, 50-74, 127; İdrîs b. Mâhî el-İdrîsî el-Kaytûnî, Muʿcemü’l-maṭbûʿâti’l-Maġribiyye, Selâ 1988, s. 343-344; Nâsırüddin Saîdûnî, Mine’t-türâs̱i’t-târîḫî ve’l-coġrâfî li’l-Ġarbi’l-İslâmî: Terâcimü müʾerriḫîn ve reḥḥâle ve coġrâfiyyîn, Beyrut 1999, s. 559-567.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2009 yılında İstanbul'da basılan 36. cildinde, 359-360 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER