SEYFEDDİN İSMÂİL EFENDİ

Müellif:
SEYFEDDİN İSMÂİL EFENDİ
Müellif: TAHSİN ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/seyfeddin-ismail-efendi
TAHSİN ÖZCAN, "SEYFEDDİN İSMÂİL EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/seyfeddin-ismail-efendi (12.07.2020).
Kopyalama metni

Harput’ta doğdu. Bir süre burada eğitim gördükten sonra tahsiline İstanbul’da devam etti. Ders arkadaşı Ahmed Cevdet Paşa, talebe içinde Harputlu Seyfeddin İsmâil Efendi ile Amasyalı Abdülkerim Efendi’nin meşhur olduklarını, ancak onların İmamzâde Esad Efendi’nin dersine devam ettiklerini, bazan da kendisiyle birlikte Vidinli Hoca’nın derslerine katıldıklarını söyler. Tahsilini tamamladıktan sonra müderrisliğe başlayan İsmâil Efendi Muharrem 1284’te (Mayıs 1867) Galata kadısı oldu ve aynı yılın şâban ayı (aralık) sonlarında Mekke pâyesi aldı. Nisan 1869’da Şûrâ-yı Devlet âzalığına getirildi ve Mecelle Cemiyeti’ne üye olarak çalışmalara katıldı. Bu arada İstanbul pâyesini aldı ve Haziran 1872’de fiilen İstanbul kadılığına getirildi. Ardından Ahkâm-ı Adliyye âzalığına ve Mayıs 1874’te muhâkemât reisliğine tayin edildi. Ertesi yıl aralık ayında tekrar Şûrâ-yı Devlet âzalığına getirildi, Anadolu ve Rumeli kazaskerliği pâyelerini aldı, ancak Aralık 1878’de Halep nâibliğine gönderilerek merkezden uzaklaştırıldı. Bir yıl sonra İstanbul’a dönüp üçüncü defa Şûrâ-yı Devlet âzalığına getirilen İsmâil Efendi’ye Murassa‘ Osmânî nişanı verildi. İsmâil Efendi 17 Safer 1300 (28 Aralık 1882) tarihinde İstanbul’da vefat etti ve Haydarpaşa’da defnedildi. Behcetî İsmâil Hakkı mezar taşındaki bilgilerden hareketle ölüm tarihini 17 Şevval 1300 (21 Ağustos 1883) olarak verir ve mezarının Saraçlar Çeşmesi’nden Miskinler Tekkesi’ne gelen yolun umumi mezarlık cephesinde bulunduğunu belirtir (Merâkid-i Mu‘tebere-i Üsküdar, s. 27). Sirozîzâde Tâhir Efendi’nin damadı olduğu kaydedilen Seyfeddin İsmâil Efendi’nin ailesi hakkında başka bilgiye ulaşılamamıştır.

Derin fıkıh bilgisi sebebiyle akranları içinde öne çıkan ve arkadaşları arasında güvenilir bir kişi olarak tanınan Seyfeddin İsmâil Efendi’nin aynı zamanda güçlü bir hatip olduğu kaydedilir. Ahmed Cevdet Paşa, Mecelle Cemiyeti’nde görev yapan üyeleri değerlendirirken ondan, “Metânet-i efkâr-ı sahîhalarından eminim” şeklinde bahseder ve cemiyet âzasından Ahmed Hilmi Efendi’ye yazdığı bir mektupta diyet ve kısas konusundaki şahsî mütalaalarını aktararak önce Seyfeddin Efendi ile müzakere edilmesini ve Halil Efendi ile tartışıldıktan sonra uygun bulunursa cemiyette görüşülmesini tavsiye eder.

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’nin hazırlık çalışmalarına başından beri katılan Seyfeddin İsmâil Efendi, Ahmed Hilmi Efendi ile birlikte Mecelle’nin bütün kitaplarının müzakere ve tedvininde yer alan iki kişiden biridir. Mecelle’nin mazbatasında Şûrâ-yı Devlet âzası ve sonraki kitaplarda yine Şûrâ-yı Devlet âzası, cemiyet âzası, dârülhilâfe kadısı, sâbık dârülhilâfe kadısı, Muhâkemât Dairesi reisi unvanlarıyla veya unvansız olarak sadece Seyfeddin şeklinde mührünün bulunduğu görülmektedir. Vak‘anüvis Ahmed Lutfi Efendi’nin Târih’inde (XV, 34), Ahmed Cevdet Paşa’nın taşra valiliğine tayin edilip riyâsetten uzaklaştırıldığı dönemde Seyfeddin Efendi’nin Mecelle Cemiyeti’nin başkanlığına getirildiği kaydedilirse de diğer kaynaklarda resmen bu görevi üstlendiğine dair bir bilgi yer almamakta ve Mecelle’nin hiçbir kitabının altında başkan sıfatıyla imzası bulunmamaktadır. Resmen başkan olarak görev almasa da başkanın bulunmadığı zamanlarda vekâleten veya fiilen bu görevi sürdürdüğü düşünülebilir. Seyfeddin İsmâil Efendi, II. Abdülhamid dönemindeki Meşrutiyet idaresine geçiş tartışmalarına da katılmıştır. Ulemâdan çeşitli gerekçelerle Meşrutiyet yönetimine muhalefet edenlere karşılık Meşrutî idarenin gerekli olduğunu savunan tarafta Seyfeddin Efendi’nin başı çektiği ve bu tarz yönetimin Kur’ân-ı Kerîm’deki “ve şâvirhüm fi’l-emr” âyeti gereğince şeriata uygun olduğu kanaatini taşıdığı belirtilmektedir (, XXIX, 390).


BİBLİYOGRAFYA

, III, 122.

, IV, 10, 137.

, XV, 34.

, s. 27.

Ebül‘ulâ Mardin, Medenî Hukuk Cephesinden Ahmed Cevdet Paşa (İstanbul 1946), Ankara 1996, s. 161, 232-233.

Osman Öztürk, Osmanlı Hukuk Tarihi’nde Mecelle, İstanbul 1973, s. 24-25.

Hayreddin Karaman, İslâm Hukuk Tarihi, İstanbul 1974, s. 198.

Osman Kaşıkçı, İslâm ve Osmanlı Hukukunda Mecelle, İstanbul 1997, s. 72.

M. Şükrü Hanioğlu, “Meşrutiyet”, , XXIX, 390.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2009 yılında İstanbul'da basılan 37. cildinde, 32-33 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER