SÜVEYD b. GAFELE

سويد بن غفلة
SÜVEYD b. GAFELE
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/suveyd-b-gafele
MEHMET EFENDİOĞLU, "SÜVEYD b. GAFELE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/suveyd-b-gafele (18.11.2019).
Kopyalama metni
Yemen’deki Arap kabilelerinden Mezhic’in Cu‘fî b. Sa‘d el-Aşîre koluna mensup olup 570 veya 572 yılında doğdu. Hz. Muhammed’in dünyaya geldiği Fil yılında doğduğunu, onun akranı sayıldığını söylediği (Fesevî, I, 235), bazı rivayetlerde ise ondan iki yaş küçük olduğunu belirttiği (Buhârî, IV, 142) nakledilmektedir. Süveyd’in Câhiliye devrinde ticaret yaptığı ve Hz. Ömer’le ortaklık kurduğu bilinmekte, bu dönemde zaman zaman Mekke’ye geldiği tahmin edilmektedir. Muhadramûnun önde gelenlerinden biri olan Süveyd kuvvetli bir ihtimale göre, hicretin 10. yılı Ramazanında (Aralık 631) Hz. Peygamber tarafından Yemen civarına gönderilen Hz. Ali’nin delâletiyle müslüman oldu. Ancak Medine’ye gidip Resûl-i Ekrem ile görüşemedi. Müslüman olduktan kısa bir süre sonra Resûlullah’ın zekât âmili Mezhic kabilesine gelince onu evinde misafir etti, arkasında namaz kıldı ve zekâtını ödedi. Bu arada, Hz. Peygamber’in zekât alırken malların en iyisini veya en kötüsünü almamasına dair âmile verdiği tâlimatı içeren mektubu onun elinde görüp okudu (Taberânî, VII, 92). 11. yılın Rebîülevvel ayı başlarında (Mayıs 632 sonları) Resûl-i Ekrem ile görüşmek için Medine’ye doğru yola çıktıysa da Resûl-i Ekrem’in defnedildiği gün şehre ulaşabildi. Medine’de Hz. Ömer’in evinde misafir kaldı. Süveyd’in, Hz. Peygamber’le görüştüğüne ve kendisinden rivayette bulunduğuna dair daha çok biyografi eserlerinde yer alan rivayetlerin zayıf râviler tarafından ona nisbet edildiği belirtilmiştir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 70-71).

Süveyd, Hulefâ-yi Râşidîn’le ve diğer sahâbîlerle iyi ilişkiler kurdu, onların ilminden yararlandı. İyi kılıç kullanan cesur bir kişi olması sebebiyle Irak ve Suriye’nin fethinde, özellikle Yermük (15/636) ve Kādisiye (15/636) meydan muharebelerinde yararlık gösterdi. Kādisiye Savaşı günlerinde karşılaşılan bir aslandan herkesin korkup kaçtığını görünce aslanı bir kılıç darbesiyle öldürdü (İbn Abdülber, II, 679). Hz. Ömer’in Câbiye’de okuduğu ünlü hutbeyi dinledi (16/637), Sıffîn Savaşı’nda (37/657) Hz. Ali’nin yanında yer aldı. Daha sonra Kûfe’ye yerleşen Süveyd, Emevîler döneminde muhtemelen idarecilerle anlaşamaması sebebiyle zühd hayatına yöneldi, siyasî ve dünyevî işlerle ilgilenmedi (Ebû Nuaym, IV, 176). İlerleyen yıllarda 120 yaşlarında olduğu halde yürüyerek camiye gider, namazlarını cemaatle kılar, cuma ve teravih namazı kıldırırdı. Haccâc ile arası iyi olmadığı için onunla karşılaşmamaya çalışırdı. Süveyd 80 (699) yılında Kûfe’de vefat etti. Ölümünün 81 veya 82’de olduğu, vefatından önce yakınlarına vasiyetini yazdırdığı, iki kat elbisesinin kefen olarak kullanılmasını, cenazesine kadınların iştirak etmemesini, defnedildikten sonra üzerine süslü kabir yapılmamasını istediği belirtilmektedir.

Zehebî’nin imam, önder ve itibar sahibi bir kişi olarak nitelediği Süveyd b. Gafele (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 69) hadis rivayetinde sika, sebt ve mütkın olup güvenilirliği konusunda ittifak bulunmaktadır. Kütüb-i Sitte müelliflerince tahriç edilen rivayetlerini Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Bilâl-i Habeşî, Übey b. Kâ‘b, Abdullah b. Mes‘ûd, Ebû Zer el-Gıfârî, Hasan b. Ali b. Ebû Tâlib gibi sahâbîlerden almış, kendisinden Kûfe Kadısı Selmân b. Rebîa, Abdurrahman b. Ebû Leylâ, Nehaî, Şa‘bî, Habîb b. Yesâr, Talha b. Musarrif, Abdullah b. Şerîk el-Âmirî ve Seleme b. Küheyl gibi tâbiîler rivayette bulunmuştur. Hadis rivayeti yanında fetvalarıyla da bilinmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, VI, 68-70; Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, IV, 142-143; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 427; Fesevî, el-Maʿrife ve’t-târîḫ, I, 226, 227, 232, 235; Taberânî, el-Muʿcemü’l-kebîr (nşr. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî), Beyrut 1405/1985, VII, 91-92; Ebû Nuaym, Ḥilye, IV, 174-178; İbn Abdülber, el-İstîʿâb (Bicâvî), II, 679-680; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, Beyrut, ts. (Dârü’l-fikr), II, 340-341; Nevevî, Tehẕîb, I, 240-241; Mizzî, Tehẕîbü’l-Kemâl, XII, 265-269; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 69-73; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, I, 53; İbn Hacer, el-İṣâbe (Bicâvî), III, 227-228, 270; a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, Beyrut 1404/1984, IV, 244-245; Abdüssettâr eş-Şeyh, Aʿlâmü’l-ḥuffâẓ ve’l-muḥaddis̱în, Dımaşk-Beyrut 1417/1997, III, 444-456.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 183-184 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.