TABERİSTAN

طبرستان
TABERİSTAN
Müellif: OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/taberistan
OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ, "TABERİSTAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/taberistan (14.08.2020).
Kopyalama metni
Eski Pehlevî sikkelerinde Tapurstân, İslâm kaynaklarında Taberistân adı verilen bölge XIII. yüzyıldan itibaren daha ziyade Mâzenderan adıyla anılmıştır. Kuzeyindeki Hazar denizi kıyılarından başlar ve asıl İran platosundan Elburz dağları ile ayrılır. Sâsânîler devrinde “ispehbed” unvanını taşıyan valiler tarafından yönetilen Taberistan, dağlık ve ormanlık yapısından dolayı İran coğrafyasında İslâm fetihlerinin en zor ilerlediği bölgelerden biri oldu. Kûfe Valisi Saîd b. Âs, 30 (650-51) yılında düzenlediği seferler sırasında bölgenin önemli şehirlerinden Âmül’ü fethetti. Muâviye b. Ebû Süfyân zamanında Maskale b. Hubeyre güçlü bir orduyla bölgeye girdiyse de halkın direnişiyle karşılaştı, ordusu büyük kayıp verdi, kendisi de şehid oldu (Belâzürî, s. 481). Taberistan valiliğine tayin edilen Muhammed b. Eş‘as el-Kindî’nin düzenlediği sefer de sonuçsuz kaldı. Fethedilen merkezlerde vergi yüzünden çıkan isyanların yanı sıra bölge Hâricî isyancıların sığınağı haline geldi. Mühelleb b. Ebû Sufre, Kâzerûn yakınında ağır bir yenilgiye uğrattığı Ezrakīler’i (75/695) takip ederek Taberistan bölgesindeki Hâricî isyanlarını da bastırdı. Taberistan bölgesinin tamamının fethi Mühelleb’in oğlu Yezîd tarafından gerçekleştirildi. Büyük bir ordu ile Taberistan’a giren Yezîd bölgenin mahallî hâkimini (ispehped) vergiye bağladı (98/716-17). II. Mervân döneminde isyancı mahallî idarecilerin eline geçen bölge, Abbâsîler’in iktidara gelmesinin ardından itaat altına alındıysa da Ebû Ca‘fer el-Mansûr devrinde yeniden isyanlara sahne oldu. İsyanlar Hâzim b. Huzeyme et-Temîmî ve Ravh b. Hâtim el-Mühellebî tarafından bastırıldı. Me’mûn döneminde Muhammed b. Hafs b. Ömer’le birlikte Şervîn bölgesini fetheden Mâzyâr b. Kārin bölgenin idaresiyle görevlendirildi. Ancak o da Mu‘tasım-Billâh zamanında vergiyi ödemeyerek isyan etti (224/839). Halifenin Abdullah b. Tâhir kumandasında gönderdiği kuvvetler karşısında yenilgiye uğrayan Mâzyâr yakalanarak getirildiği Sâmerrâ’da idam edildi (225/840). Bu yıllarda Âmül’de oturan valiler tarafından yönetilen Taberistan bir süre sonra Horasan Valisi Abdullah b. Tâhir’in idaresine verildi. Öte yandan bölgenin mahallî hâkimlerinden Bâverdî Hükümdarı Kārin b. Şehriyâr 240 (854-55) yılında İslâmiyet’i kabul etti.

Taberistan coğrafî konumu sebebiyle muhalif fırkaların sığınağı olmaya devam etti ve IX. yüzyılın ortalarında bölgede güçlerini arttıran Ali evlâdının eline geçti. Tâhirî yönetimine karşı isyan eden Deylemliler’in daveti üzerine Rey’den Taberistan’a gelen Hasan b. Zeyd el-Alevî Deylem, Kelâr, Şâlûs, Rûyân halkının kendisine biat etmesiyle Taberistan Zeydîleri’ni kurdu (250/864). Hz. Hasan neslinden gelen Hasan el-Alevî bölgede hâkimiyeti sağladıktan sonra Âmül’ü ve Sâriye’yi (Sârî) ele geçirdi. Bölgeyi geri almaya çalışan Tâhirî kuvvetleriyle mücadelesine devam etti. Öte yandan Ya‘kūb b. Leys es-Saffâr’la da savaşmak zorunda kaldı. Hasan b. Zeyd, Sâriye ve Âmül’e giren Ya‘kūb’un (260/874) şiddetli yağmurlar yüzünden büyük zayiat verip geri çekilmesinin ardından tekrar Taberistan’a hâkim oldu. Hasan el-Alevî’nin ölümünden (270/884) sonra yerine geçen kardeşi Muhammed b. Zeyd idare merkezini Âmül’den Cürcân’a nakletti. Muhammed b. Zeyd Horasan Valisi Râfi‘ b. Herseme, Saffârîler ve Sâmânîler’le bir süre mücadele etti; Sâmânîler’le yaptığı savaşta aldığı yara sebebiyle öldü. Zeydî ordusunun Cürcân’da yenilgiye uğramasıyla Taberistan Zeydî Devleti’nin birinci dönemi sona erdi (287/900). On dört yıl Sâmânî hâkimiyetinde kalan Taberistan, Zeydîler’in Hüseynî kolundan Hasan b. Ali el-Utrûş’un Sâmânî kuvvetlerini bozguna uğratıp bütün Taberistan’ı ve Cürcân’ı ele geçirerek hükümdarlığını ilân etmesiyle tekrar Zeydîler’in eline geçti (301/914). Başşehir Âmül’ü Sâmânîler’e karşı başarıyla savunan Hasan el-Utrûş’un 304 (917) yılında vefatı üzerine iktidar damadı Hasan b. Kāsım’a geçti. Hasan b. Kāsım’ın yenilip öldürülmesi ve Zeydî hânedanının sona ermesinin ardından bölge Ziyârîler’in eline geçti (316/928). Bu arada kısa sürelerle Büveyhîler ve Sâmânîler arasında el değiştirdi. 342’de (953) Büveyhîler’in, 360’ta (971) yeniden Ziyârîler’in idaresine girdi. Adudüddevle 981’de Taberistan ve Cürcân’ı topraklarına kattı. 426 (1035) yılında Gazneli Mes‘ûd, Âmül’e kadar gelip Taberistan’ı hâkimiyeti altına aldı (Mîtrâ Mihrâbâdî, s. 189-202).

Taberistan, Selçuklular’ın 431 (1040) yılında Gazneliler’i mağlûp ederek Horasan’a hâkim olmalarının ardından Tuğrul Bey’in büyük bir ordunun başında buraya girmesiyle Selçuklu hâkimiyetine geçti (433/1041-42). Mahallî hâkim Enûşirvân’ın bağlılık arzetmesi ve 100.000 dinar ödemesi karşılığında barış yapıldı. Bölgenin mahallî hâkimleri olan Ziyârîler ve Bâvendîler itaat altına alındı. Taberistan’ı yıllık 50.000 dinar vergi ödemesi şartıyla emîrlerinden Merdâvîc b. Bisû’nun idaresine bırakan Tuğrul Bey çeşitli şehirlere nâibler tayin ettikten sonra Nîşâbur’a döndü. Bununla birlikte Bâdüsbanîler gibi bazı mahallî hânedanların özellikle dağlık bölgelerdeki yarı bağımsız durumu devam ediyordu. Sultan Alparslan, bölgedeki Selçuklu hâkimiyetini güçlendirmek için 458 (1066) yılında İnanç Yabgu’yu buranın idaresiyle görevlendirdi. Hârizmşah Alâeddin Muhammed devrinde Taberistan Hârizmşahlar’a bağlandı.

Moğol istilâsı sırasında Esterâbâd ve Âmül gibi şehirler tahribata mâruz kaldıysa da Taberistan dağlık ve ormanlık yapısından dolayı istilâyı en hafif atlatan eyaletlerden biri oldu. Taberistan’ın doğusunda bulunan Esterâbâd ve çevresi, İlhanlılar zamanında Horasan’da ikamet eden şehzadelerin başlıca kışlık merkezlerinden biri durumundaydı. Bu devirde eyaletin vergi gelirleri Horasan eyaleti içerisinde hesaplanıyordu. Taberistan için Mâzenderan adının bu dönemde yaygınlık kazandığı görülmektedir. VIII. (XIV.) yüzyıl coğrafyacılarından Hamdullah el-Müstevfî, Mâzenderan adını kullanmakla birlikte zaman zaman Taberistan’ı da zikretmiştir (Nüzhetü’l-ḳulûb, s. 159-161, 348, 366). İsim değişikliği resmî kayıtlara da yansımıştır. Nitekim Abdullah b. Muhammed b. Kiyâ el-Mâzenderânî Risâle-i Felekiyye adlı eserinde 750 (1349-50) yılına ait bir bütçede bölgeyi Mâzenderan adıyla zikretmiştir. Söz konusu bütçede Mâzenderan 237 tümen (2.370.000 dinar) vergi gelirine sahipti. Bölge, İlhanlılar’ın yıkılmasından sonra Şiî Mar‘aşîler’den Seyyid Kıvâmüddin’in eline geçti. Mar‘aşîler döneminde Âmül ve Sâriye’nin etrafı hendekle çevrildiği gibi bölgenin imarına önem verildi. Güçlü bir orduyla bölgeye giren Timur, Mar‘aşîler’i mağlûp ederek burayı itaat altına aldı (794/1392) ve Mar‘aşîler’i Mâverâünnehir’e sürgüne gönderdi (Zahîrüddîn-i Mar‘aşî, s. 233-234). Taberistan 909 (1504) yılında Safevîler’in eline geçti. I. Abbas zamanında Esterâbâd’dan Sâriye ve Âmül’e inşa edilen yol bölgede her mevsimde ulaşımı sağladı. 1294’te (1877) Âmül şehrini Elburz dağları üzerinden Tahran’a bağlayan bir yol daha yapıldı.

Günümüzde 23.756 km2 yüzölçümüne sahip Mâzenderan idarî bölgesinin (Ostân-ı Mâzenderân) nüfusu 2006 yılı sayımında 2.833.000 olarak tesbit edilmiştir. Merkezi Sâriye olan idarî bölgenin diğer önemli şehirleri Bâbül (eski adı: Bâr-fürûş), Âmül, Kāimşehr ve Tonkabun’dur. Yoğun ormanlarla kaplı olan bölgede halkın başlıca geçim kaynağı ormancılık, hayvancılık, ziraat, balıkçılık ve avcılıktır. Ziraata elverişli yerlerde başta pirinç olmak üzere ipek, keten, kenevir, narenciye ve bol miktarda meyve yetiştirilir. Burada halı dokumacılığı da yaygındır. Özel coğrafî şartların sonucu olarak İran’ın başka bölgelerine benzemediğinden ekonomik durumu da İran’ın bütününe göre bir hayli farklıdır ve İran’da çay üretilen yegâne bölge burasıdır. Taberistan’da pek çok âlim yetişmiştir. Taberî nisbesiyle meşhur olan bu âlimler arasında tarihçi ve müfessir Muhammed b. Cerîr et-Taberî, fakih Ebü’t-Tayyib et-Taberî ve ünlü hekim Ali b. Rabben et-Taberî anılabilir.

BİBLİYOGRAFYA
Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 452, 480-489; İstahrî, Mesâlik (trc. Anonim, nşr. Îrec Efşâr), Tahran 1367 hş., s. 172-174; Ḥudûdü’l-ʿâlem (Sütûde), s. 144-146; Makdisî, Aḥsenü’t-teḳāsîm (trc. Ali Nakī Münzevî), Tahran 1361 hş., II, 519-552; İbn İsfendiyâr, Târîḫ-i Ṭaberistân (nşr. Abbas İkbâl), Tahran 1366 hş., I-II; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân (Cündî), IV, 14-18; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, X, 50, 550; ayrıca bk. İndeks; Müstevfî, Nüzhetü’l-ḳulûb (Strange), s. 159-162, 348, 366; Zahîrüddîn-i Mar‘aşî, Târîḫ-i Ṭaberistân ve Rûyân ve Mâzenderân (nşr. M. Hüseyin Tesbîhî), Tahran 1368/1989, tür.yer.; M. Hasan Han, Târîḫ-i Ṭaberistân: et-Tedvîn fî aḥvâli cibâli Şervîn (nşr. Mîtrâ Mihrâbâdî), Tahran 1373 hş., s. 116, 223-229, 252-265; G. le Strange, The Lands of the Eastern Caliphate, Cambridge 1905, s. 368-376; H. L. Rabino, Mâzandarân and Astarâbâd, London 1928, s. 35, 45-50, 53, 142-143; a.mlf., “Les dynasties du Mâzandarân”, JA (1936), s. 397-474; a.mlf., “L’histoire du Mâzandarân”, a.e. (1945), s. 211-243; (1948), s. 243-246; V. V. Barthold, Teẕkire-yi Coġrâfyâ-yi Târîḫî-yi Îrân (trc. Hamza Serdâdver), Tahran 1372, s. 140-143, 235-244; Mîtrâ Mihrâbâdî, Târîḫ-i Silsile-yi Ziyârî, Tahran 1374 hş., tür.yer.; Hasan Yaşaroğlu, Taberistan Zeydîleri (doktora tezi, 1998), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 19-156; Cl. Huart, “Taberistân”, İA, XI, 598-599; V. Minorsky – [C. E. Bosworth], “Māzandarān”, EI2 (İng.), VI, 935-940; R. Vasmer – [C. E. Bosworth], “Māzandarān”, a.e., VI, 940-942.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2010 yılında İstanbul'da basılan 39. cildinde, 322-323 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER