TABERİYE

طبرية
Müellif:
TABERİYE
Müellif: CENGİZ TOMAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/taberiye
CENGİZ TOMAR, "TABERİYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/taberiye (15.12.2019).
Kopyalama metni
Filistin’in kuzeydoğusunda Taberiye gölünün batı kıyısında deniz seviyesinin yaklaşık 200 m. altında kurulmuştur. Kudüs’e 161, Dımaşk’a 137 km. uzaklıktadır. Milâttan önce 20 yılı civarında Filistin bölgesinin Romalı hâkimi Herod Antipas tarafından tesis edilen şehre Roma İmparatoru Tiberios Konstantinos’a izâfeten Tiberias adı verilmiş ve bu ad Arapça’ya Taberiye şeklinde geçmiştir. Taberiye, Dımaşk-Kahire kervan yolu üzerinde bulunduğundan Roma döneminde stratejik bir konumdaydı. Şehirde bir saray inşa ettiren Herod buraya Galilee (Celîle) bölgesinden ve diğer yerlerden nüfus iskân etti. Milâttan sonra 70’te Kudüs’ün yakılmasının ardından birçok yahudi âlimi ve din adamının göç etmesi sonucu Taberiye bir ilim merkezi haline geldi. 150 yılı civarında Sanhedrin denilen yahudi dinî mahkeme meclisinin buraya taşınmasıyla yahudiler açısından şehrin önemi arttı. Nitekim 400 yılı dolayında derlendiği kabul edilen Filistin Talmudu buradaki yahudi din âlimleri tarafından oluşturulmuştur.

Taberiye, müslümanların Filistin’e nüfuz ettikleri dönemde Şürahbîl b. Hasene tarafından kuşatıldı ve bir süre sonra anlaşma yoluyla fethedildi, halkın şehirde kalmasına izin verildi (13/634). Eş‘ar ve Lahm gibi Arap kabileleri fethin ardından şehre yerleştiler. Romalılar döneminden beri darphânesi bulunan şehirde 15 (636) yılından itibaren Hâlid b. Velîd dirhem darbettirmeye başladı. Bir ara isyan eden Taberiye halkını Amr b. Âs tekrar itaat altına aldı. Emevîler döneminde şehrin yakınlarında bir saray yapıldı. Bu dönemde Filistin şehirlerinde çıkan isyanlar esnasında Taberiye halkı da ayaklandı (744-745). Şehir 293’te (905-906) Karmatîler’in çıkardığı isyanlar ve ardından ele geçirilmesi sırasında tahrip edildi. Taberiye, Fâtımîler devrinde siyasî açıdan önem kazandı. Bu dönemde şehirde Şiîliğin yaygınlaştığı kaydedilmektedir. Ortaçağ coğrafyacıları ve seyyahları şehrin göl tarafı hariç müstahkem surlarla çevrili olduğunu belirtir; şifalı kaplıca sularından, hamamlarından ve ortasındaki cuma camii ile batısındaki Yasemin Mescidi’nden bahseder.

Nâvekiyye Türkmenleri 462 (1070) yılı civarında Kurlu Bey kumandasında Taberiye’ye yerleştiler. Kurlu Bey’in ölümünün ardından Türkmen Beyliği’nin başına geçen Atsız b. Uvak’ın hâkimiyetine giren şehir I. Haçlı Seferi esnasında Haçlı işgal ve istilâsına mâruz kaldı. Haçlı işgali sırasında şehri ziyaret edip bir gece kalan Sem‘ânî şehir hamamından övgüyle söz eder (el-Ensâb, VIII, 198). Dımaşk Atabegi Tuğtegin ve Musul Emîri Mevdûd b. Altuntegin kumandasındaki Selçuklu ordusu 11 Muharrem 507 (28 Haziran 1113) tarihinde Taberiye yakınlarında Haçlılar’la yaptığı savaşta 2000 Frank’ı öldürmek suretiyle büyük bir zafer kazandı ve zengin ganimetler ele geçirdi. Hatta Kudüs Kralı Baudouin’in de savaş sırasında esir alındığı, ancak tanınmamasından faydalanarak gizlice kaçıp kurtulduğu rivayet edilir (İbnü’l-Kalânisî, s. 185; İbnü’l-Esîr, X, 496). Taberiye savaşında Haçlılar ağır kayıplar verdikleri gibi daha sonra Selçuklular tarafından civardaki beldelere yapılan hücumlarla ekonomik açıdan da çökertildiler. Hittîn Savaşı’nın ardından Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin fethettiği şehir (583/1187), Eyyûbîler döneminde birbirleriyle mücadele eden Eyyûbî melikleri arasında el değiştirdi. 590’da (1194) Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’l-Efdal Ali’nin, 626’da (1229) el-Melikü’l-Kâmil Muhammed’in eline geçti. 638 (1241) yılında Eyyûbîler’in Dımaşk kolu hükümdarı el-Melikü’s-Sâlih Ebü’l-Hayş, rakipleri Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’s-Sâlih Eyyûb ve Kerek hâkimi el-Melikü’n-Nâsır Dâvûd’a karşı kendisine yardım etmeleri karşılığında Taberiye’yi Haçlılar’a teslim ettiyse de 645’te (1247) Mısır hâkimi el-Melikü’s-Sâlih Eyyûb’un Fahreddin İbn Hameveyh kumandasında gönderdiği ordu şehri geri almayı başardı. Ancak şehir Haçlı istilâsı sırasında tahrip edildi ve önemini kaybetti, Aynicâlût Savaşı’ndan sonra Memlük hâkimiyetine girdi (658/1260) ve Safed nâibliğine bağlandı. İbn Battûta’nın kayıtlarından Taberiye’nin VIII. (XIV.) yüzyılda da harabe halinde olduğu anlaşılmaktadır (er-Riḥle, s. 62).

1517 yılında diğer Filistin şehirleriyle birlikte Osmanlılar’ın eline geçen Taberiye XVII. yüzyılda Ma‘noğlu II. Fahreddin döneminde tekrar önem kazandı. XVIII. yüzyıl başlarında Hicaz bölgesinden gelen Zeydân kabilesi buraya yerleşti. Daha sonra bir karışıklık devri geçiren ve önemini kaybeden şehir 1730’da bedevî bir Arap olan Sayda Valisi Zâhir el-Ömer ez-Zeydânî’ye verildi. Zâhir şehri müstahkem hale getirdi ve güvenliği sağladı. Bir kale ve günümüzde mevcut olan ulucamiyi yaptırdı. Taberiye XVIII. yüzyıl sonlarında bir süre Cezzâr Ahmed Paşa tarafından yönetildi. 1799’da Napolyon’un işgaline uğrayan şehir XIX. yüzyılda Akkâ’ya bağlandı. 1837 depreminde büyük zarar gördü. I. Dünya Savaşı’nın ardından İngiliz yönetimi altına girdi. 1920’den itibaren bölgeye iskân edilen yahudiler şehrin civarında yerleşim birimleri kurdular. 1934’te sel baskınına uğrayan Taberiye yeniden inşa edildi. 1948 yılında Araplar ile yahudiler arasındaki çarpışmalarda eski şehir harap oldu. Bu tarihten sonra İsrail yönetimi altına giren şehrin nüfusu 1961’de 20.000 kadarken 2007 verilerine göre 40.000 civarına ulaştı. Ünlü yahudi filozofu İbn Meymûn (Maimonides) vasiyeti üzerine Taberiye’ye defnedilmiştir. 1843 tarihinde yenilenen Câmiu’l-cisr günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Taberiyeli âlimler Taberânî nisbesiyle anılır; bunların en meşhuru muhaddis Süleyman b. Ahmed et-Taberânî’dir.

BİBLİYOGRAFYA
Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 166-177; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), III, 443-444; İbnü’l-Kalânisî, Târîḫu Dımaşḳ (Amedroz), s. 183-186; Sem‘ânî, el-Ensâb, VIII, 198-202; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân (Cündî), IV, 19-22; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I, 324; II, 431-432; V, 295; VII, 542; VIII, 590, 657, 661, 697, 699; IX, 231; X, 496, ayrıca bk. İndeks; Ebû Şâme el-Makdisî, Kitâbü’r-Ravżateyn (nşr. İbrâhim Zeybek), Beyrut 1418/1997, I-IV, bk. İndeks; İbn Battûta, er-Riḥle, Beyrut, ts. (Dâru Sâdır), s. 62; G. le Strange, Palestine under the Moslems, Beirut, ts., s. 334-341; Mustafa Murâd ed-Debbâğ, Bilâdünâ Filisṭîn, Beyrut 1974, VI/2, s. 260-356; Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi, I-III, bk. İndeks; A. S. Mermercî ed-Dûminikî, Büldâniyye Filisṭîn el-ʿArabiyye (trc. M. Halîl el-Bâşâ), Beyrut 1407/1987, s. 203-211; Ali Sevim, Suriye ve Filistin Selçukluları Tarihi, Ankara 1989, s. 52, 68, 72, 76, 220, 250, 251; Mûsâ Semha, “Ṭaberiyye”, Mevsûʿatü’l-müdüni’l-Filisṭîniyye, Dımaşk 1990, s. 421-447; Abdülkerim Özaydın, Sultan Muhammed Tapar Devri Selçuklu Tarihi (498-511/1105-1118), Ankara 2001, s. 118-123; Ramazan Şeşen, Salahaddin’den Baybars’a Eyyûbîler-Memluklar (1193-1260), İstanbul 2007, s. 14, 24, 114, 173, 197, 199, 207, 214, 269; Fr. Buhl, “Taberiye”, İA, XI, 599-601; M. Lavergne, “Ṭabariyya”, EI2 (İng.), X, 18-19.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 39. cildinde, 323-324 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.