TÂCÎZÂDE SÂDÎ ÇELEBİ

TÂCÎZÂDE SÂDÎ ÇELEBİ
Müellif: İSMAİL E. ERÜNSAL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tacizade-sadi-celebi
İSMAİL E. ERÜNSAL, "TÂCÎZÂDE SÂDÎ ÇELEBİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tacizade-sadi-celebi (24.07.2019).
Kopyalama metni
Amasya’da doğdu. Amasya’da Şehzade Bayezid’in defterdarı olarak hizmet etmiş ve Amasya seraskerliği görevinde bulunmuş olan şair, münşî ve hattat Tâcî Bey’in oğlu, Tâcîzâde Câfer Çelebi’nin kardeşidir. Muhtemelen Bursa’da Kadızâde Kāsım ve Hacıhasanzâde gibi hocalardan ders aldı. Bursa’daki Gazi Murad Medresesi’ne müderris oldu. 897-906 (1492-1501) yılları arasında Bursa’da bulunduğu mecmuasındaki bazı kayıtlardan anlaşılmaktadır (Sa‘dî Çelebi Mecmuası, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3258, vr. 62b-64a, 70b-71a, 93b-94a, 102a-b, 106b-108a). 909 (1503-1504) yılından önce İstanbul’a gitmiş olmalıdır. İn‘âmât Defteri’ndeki (s. 17) Cemâziyelevvel 909 (Kasım 1503) tarihli bir kayıtta Sâdî Çelebi’den Ali Paşa Medresesi müderrisi diye söz edilmektedir. Bir süre sonra Semâniye medreselerinden birine tayin edilen Sâdî Çelebi’nin muhtelif vesilelerle Sultan Bayezid’e kasideler sunduğu yine İn‘âmât Defteri’ndeki kayıtlardan öğrenilmektedir (s. 254, 375). Sâdî Çelebi, Câfer Çelebi 921’de (1515) Yavuz Sultan Selim tarafından öldürülünce naaşını Fener sırtlarında ağabeyinin yaptırdığı mescidin hazîresine defnetti. Kaynaklarda Sâdî Çelebi’nin hayatının sonuna kadar İstanbul’da kaldığı, bir ara hacca gittiği, dönüşünde 80 akçeyle emekli olduğu belirtilir. Vefatında Balat’ta inşa ettirdiği sıbyan mektebinin bahçesine gömüldü.

Sâdî Çelebi’nin Arapça şiirleri, düşürdüğü Arapça, Farsça ve Türkçe tarihleri, çeşitli vesilelerle yazdığı mektupları Sa‘dî Çelebi Mecmuası olarak adlandırılan bir derlemede bulunmaktadır. Mecmuadaki Arapça şiirleri divan tertibinde ise de tam değildir. Tezkirelerde Sâdî Çelebi’nin Türkçe şiirlerinden bazı örnekler yer almakla birlikte daha ziyade Arapça şiirler yazdığı görülmektedir. Tezkire müellifleri bu şiirlerin ağabeyi Câfer Çelebi’nin Arapça şiirlerinden daha üstün olduğunu kaydeder. Kınalızâde Hasan Çelebi, Sâdî Çelebi’nin inşâda da Câfer Çelebi’yi geçtiğini söyler. Câfer Çelebi’nin öldürülmesinden kısa bir süre sonra Mısır Sultanı Kansu Gavri’ye bir mektup gönderilmesi gerektiğinde Sâdî Çelebi saraya çağrılmış, yazdığı mektup çok beğenildiği için Yavuz Sultan Selim kendisine 30.000 akçe ihsanda bulunmuş ve günlük ücretini 30 akçe arttırmıştır (Âşık Çelebi, vr. 157a). Sâdî Çelebi’nin kaleme aldığı resmî mektuplar dışında mecmuasında Câfer Çelebi’ye Bursa’dan yazdığı özel mektupları da vardır. Genellikle ayrılıktan şikâyet edilen bu mektuplarda onun samimi ve hisli bir ifade kullandığı görülür.

Tâcîzâde Sâdî Çelebi medreselerde okutulan bazı ders kitaplarına hâşiye ve şerhler yazmıştır. Taşköprizâde’ye göre Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi’l-miftâḥ’ına ve Sadrüşşerîa’nın Şerḥu’l-Viḳāye’sinin “şehid” bölümüne hâşiyesi vardır. Ayrıca ʿAḳāʾidü’n-Nesefî’yi Arapça olarak nazmetmiştir (TSMK, III. Ahmed, nr. 1777). Kâtib Çelebi, bu eserlerden başka Sâdî Çelebi’nin kaleme aldığı Vezir Ali Paşa vakfiyesinin dünyada az görülen metinlerden olduğunu ve onun Arapça inşâda mâhir kabul edildiğini bildirir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 2025). Kınalızâde Hasan Çelebi de Ali Paşa’ya yazdığı vakfiyenin eşsiz olduğunu söyler (Tezkire, I, 464). Hüseyin Hüsâmeddin, Amasya Târihi’nde (I, 13) Sâdî Çelebi’nin Amasya şehrinin güzelliklerini tasvir eden Hayrü’l-ahlâm adlı bir eser yazdığını kaydeder. Sâdî Çelebi’nin bazı mektupları Necati Lugal ve Adnan Erzi tarafından neşredilmiştir (Tâcizâde Sa‘dî Çelebi Münşeâtı, İstanbul 1956).

BİBLİYOGRAFYA
Sa‘dî Çelebi Mecmuası, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3258, vr. 62a-64a, 70b-71a, 93b-94a, 102a-b, 106b-108a; İn‘âmât Defteri, İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet, nr. O. 71; İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546), s. 298; Taşköprizâde, eş-Şeḳāʾiḳ, s. 325-326; Âşık Çelebi, Meşâirü’ş-şuarâ, vr. 157a; Latîfî, Tezkiretü’ş-şu‘arâ ve tabsıratü’n-nuzamâ (haz. Rıdvan Canım), Ankara 2000, s. 303; Mecdî, Şekāik Tercümesi, s. 337; Âlî Mustafa Efendi, Künhü’l-ahbâr, İÜ Ktp., TY, nr. 2290, vr. 204b; Kınalızâde, Tezkire, I, 462-464; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 2025; Amasya Târihi, I, 13; İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, İstanbul 1983, s. XLIV-XLVI.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 39. cildinde, 356 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.