TASAVVUR - TDV İslâm Ansiklopedisi

TASAVVUR

التصوّر
Müellif:
TASAVVUR
Müellif: MAHMUT KAYA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2011
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.10.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tasavvur
MAHMUT KAYA, "TASAVVUR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tasavvur (28.10.2021).
Kopyalama metni
Sözlükte “bir şeyi zihinde canlandırmak, tasarlamak” anlamındaki tasavvur herhangi bir varlık hakkında bilgi edinme sürecinde ilk aşamayı oluşturur. Bu anlamıyla tasavvura mefhûm da denir. Felsefeciler, zihindeki deney öncesi (önsel, kablî, apriori) tasavvurlarla deney sonrası (ba‘dî, aposteriori) oluşan tasavvurlar arasında bir ayırım yaparlar. İdealistler varlık, zorunluluk, imkân, birlik ve çokluk gibi önsel tasavvurların salt ve gerçek olduğunu savunurken deneyciler insan, hayvan, bitki ve bir varlığın deney sonrası zihindeki mâna ve tasavvurunun gerçek tasavvur olduğunu söyleyerek önsel tasavvurların varlığını kabule yanaşmazlar. Rasyonalistler ise gerçek sayılmaya en lâyık olanın önsel tasavvurlar olduğu iddiasındadır (Cemîl Salîbâ, I, 281).

Fârâbî’ye göre bilgi ya tasavvur veya tasdikten ibarettir. Filozof klasik mantığı da tasavvur ve tasdik şeklinde ikiye ayırıp incelemektedir. Eğer bilgi kavram ve tasarım düzeyinde bulunuyor, olumlu ya da olumsuz bir hüküm bildirmiyorsa tasavvur adını alır. Meselâ güneş, ay, akıl, ruh, insan, hayvan ve bitki gibi hiçbir yargı bildirmeyen kavram düzeyindeki maddî ve mânevî varlıkları ifade eden kelimeler birer tasavvurdur. Ayrıca “nasip olursa”, “keşke bilseydim”, “affet Allahım”, “oku” ve “kapının mandalı” gibi dilek, temenni, dua, emir ve tamlama şeklinde sözler de hüküm bildirmediğinden tasavvur düzeyinde birer bilgi sayılmaktadır. Ancak bazı tasavvurların tam olarak anlaşılması bir önceki kavramın bilinmesine bağlıdır. Nitekim boy, en ve derinlik kavramları bilinmeden cismi anlamak mümkün değildir. Bu durum tecrübe sonunda elde edilen tasavvurlar için geçerli olup varlık, zorunluluk ve imkân gibi önsel kavramlar için söz konusu değildir. Çünkü önsel tasavvurlar apaçıktır ve bu sebeple zihin tarafından hemen kavranır (İslâm Filozoflarından Felsefe Metinleri, s. 117). Tasdik ise en az iki tasavvur ve bunların arasındaki ilişkiyi belirleyen bir bağlaçtan meydana gelen cümle olup buna önerme denir. Bir başka deyişle tasavvurlar arasında ilişki bulunduğunu ya da bulunmadığını bildiren cümleye tasdik adı verilmektedir. Müteahhirîn dönemi mantıkçıları mantık külliyatını “tasavvurât” ve “tasdîkāt” olmak üzere iki bölümde incelemişlerdir. İlk bölümde kavramların analizi, delâlet türleri, beş tümel, tarif konuları; ikinci bölümde önermeler, kıyas, burhan, cedel, safsata mantığı, hitabet ve şiire dair önermelerin bilgi açısından geçerliliği söz konusudur. Klasik mantığın esasını oluşturan burhan doğru ve güvenilir bilginin ilkelerini içerdiği halde mantıkta burhanın uygulama alanı olan cedel, safsata mantığı, hitabet ve şiir bölümleri İbn Sînâ’dan sonraki mantık çalışmalarında büyük ölçüde ihmal edilmiştir.

Gazzâlî’den itibaren mantığın kelâmcılar tarafından kesin kabul görmesiyle birlikte tasavvur ve tasdik terimleri kelâm kitaplarının bilgi bölümünde bir bilgi konusu olarak incelenmiştir. Bu açıdan tasavvur ve tasdik ayırımı, ilk defa Kutbüddin er-Râzî’nin konu hakkındaki farklı görüşleri değerlendirdiği er-Risâletü’l-maʿmûle fi’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ adlı risâlesiyle müstakil bir eserde ele alınmıştır. Daha sonra Seyyid Şerîf el-Cürcânî Risâle fî taḳsîmi’l-ʿilm ilâ taṣavvur ve taṣdîḳ (İstanbul, ts.), Sirâceddin Muhammed el-Hüseynî İbn Şerefşah Ḥallü’ş-şükûk fi’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 4862), Celâleddin ed-Devvânî Risâle fî taḥḳīḳi maʿne’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ (Süleymaniye Ktp., Karaçelebizâde Hüsâmeddin, nr. 342) ve İsâmüddin el-İsferâyînî Risâle fi’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ (Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 1416) adıyla risâleler kaleme alıp konuyu aynı bağlamda incelemişlerdir. Muhammed Mîr Zâhid b. Muhammed Selîm el-Herevî’nin Kutbüddin er-Râzî’nin risâlesine yazdığı Şerḥ ʿale’r-Risâleti’l-Ḳuṭbiyye adlı eserde (İstanbul 1310) konu ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Fârâbî, Kitâbü’l-Burhân (trc. Ömer Türker - Ömer Mahir Alper), İstanbul 2008, s. 1-2; a.mlf., “Felsefenin Temel Meseleleri”, İslâm Filozoflarından Felsefe Metinleri (trc. Mahmut Kaya), İstanbul 2003, s. 117; İbn Sînâ, Kitâbü’ş-Şifâ: Mantığa Giriş, Medhal (trc. Ömer Türker), İstanbul 2006, s. 10-14; a.mlf., Kitâbü’ş-Şifâ: II. Analitikler (trc. Ömer Türker), İstanbul 2006, s. 1-3, 7-12; a.mlf., en-Necât (nşr. Mâcid Fahrî), Beyrut 1405/1985, s. 43; Kutbüddin er-Râzî, er-Risâletü’l-maʿmûle fi’t-taṣavvur ve’t-tasdîḳ, [baskı yeri ve tarihi yok], s. 2-28; Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Şerḥu’l-Mevâḳıf, İstanbul 1266, s. 21; Cemîl Salîbâ, el-Muʿcemü’l-felsefî, Beyrut 1982, I, 281.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2011 yılında İstanbul’da basılan 40. cildinde, 126-127 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER