TÜRK LUGATI

TÜRK LUGATI
Müellif: MUSTAFA S. KAÇALİN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/turk-lugati
MUSTAFA S. KAÇALİN, "TÜRK LUGATI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/turk-lugati (16.07.2020).
Kopyalama metni

Müellif, eserine yazdığı uzunca önsözde amacının çeşitli Türk lehçelerindeki dil bilgisi özellikleriyle Batı Türkçesi’nin söz dizimi kurallarını ortaya koymak, Türk dillerinin bir asıldan türediğini göstermek ve bu yolla dil birliğine gitme imkânını sağlamak olduğunu söyler. Ona göre Tanzimat’tan beri Türk toplumunu ayakta tutmaya çalışan Osmanlıcılık ve ittihâd-ı İslâm ideolojileri beklenen sonuçları vermemiş, dolayısıyla Türk birliği fikri tarihî bir mecburiyet haline gelmiştir. Bu sebeple önce kendi dilini iyi bilmek, daha sonra bu dilin diğer Türk lehçeleriyle olan ilişkilerini tesbit etmek gerekmektedir; Türk Lugatı da bu yolda atılmış bir adımdır. Bunun neticesinde zengin ve gelişmiş, medenî bir milletin duygu ve düşüncelerini ifadeye en elverişli dilin Garp/Batı (Türkiye) Türkçesi olduğu ortaya konmuş olacaktır. Hüseyin Kâzım, “otuz beş senelik mütemâdî bir sa‘yin mahsulü olan” bu hacimli eseri hazırlamaya Tevfik Fikret, Beyrut Valisi Nûreddin Bey ve Şevki Bey ile birlikte 1895 yılında karar vermiş, arkadaşlarının bir süre sonra bundan vazgeçmeleri üzerine kendisi tek başına eseri ortaya koymuştur.

Türk Lugatı esas itibariyle Batı Türkçesi’nin yanı sıra Uygur, Çağatay, Âzerî ve Kazan lehçeleriyle diğer bazı lehçelerden alınmış kelimelerin etimolojik (kök esasına dayalı), mukayeseli ve edebî (örnekli) bir lugatıdır. Hüseyin Kâzım, çeşitli ülkelerde ve farklı zamanlarda kullanılan Türk dilleri ve lehçeleri üzerinde durup örnekler vermiş, daha sonra Batı Türkçesi’nin alfabesi, kelime türleri ve özellikleriyle ilgili açıklamalar yapmıştır. Türk Lugatı’nın tertibi elif harfinden başlayıp ye harfine kadar otuz üç harf üzerinedir. Eserin Arap harfleriyle basılan ilk iki cildinde Osmanlıca­-Türkçe bütün kelimelerin Latin harfleriyle okunuş şekilleri gösterilmiştir. Latin alfabesine geçildikten sonra yayımlanan diğer ciltlerde ise kelimeler yine Arap alfabesine göre sıralanmış, bunların yanına Latin harfleriyle okunuşları yazılmış, açıklamaları yapılarak örnekler verilmiştir. Dört büyük cilt içinde örnek olarak verilen deyim, atasözü, beyit ve cümleler müstakil birer çalışma teşkil edecek mahiyettedir. Büyük boyda basılan lugatın I. cildi (İstanbul 1927) XCIX + 4 + 855 sayfa, II. cildi (İstanbul 1928) II + 982 sayfa, III. cildi (İstanbul 1943) IV + 928 sayfa, IV. cildi (İstanbul 1945) 894 sayfadan meydana gelmektedir. Ebadı dolayısıyla eserin adı bazı ilmî yayınlarda bile yanlış olarak Büyük Türk Lugatı şeklinde geçmektedir.

Sözlük etimolojik ve mukayeseli şekilde hazırlandığı için diğer sözlüklerden ayrılır. Madde başları kelimelerin kök biçimlerinden oluşmakta, türemiş kelimeler bunun altında verilmektedir. Sözlük maddelerinde kelimelerin çeşitli Türk lehçelerindeki biçimleri ayrı ayrı kaydedilmekte, bu maddelerle ilgili örnek metinler, atasözleri ve deyimler yazılmakta, ayrıca yabancı kelimelerin hangi kökten geldiği açıklanmaya çalışılmaktadır. Başka sözlüklerde bulunmayan birçok kelime, terkip ve terimi içermesi eserin zenginliğini ve farklılığını ortaya koymaktadır. Hüseyin Kâzım önsözde kullanılması zor olan sözlüğün kullanılışına dair açıklayıcı bilgiler vermekte, Türk dillerini geniş biçimde ele almaktadır. Çuvaş lehçesi hakkında Journal Asiatique’in 6. sayısından (1820) naklen coğrafî bilgiler aktardıktan sonra ses bilgisi ve yapı bilgisine temas etmekte, Kırgız ve Kazak dillerini birlikte mütalaa etmekte, Kazan Tatarcası’ndan sonra Âzerî Türkçesi’ni anlatmaktadır. Müellif Çağatayca dil bilgisi için kısa, Batı Türkçesi için uzunca bir bölüm ayırmıştır.

Abuşka lugatı (el-Lugatü’n-neva’iyye ve’l-istişhâdâtü’l-cagâtaiyye: Petersburg 1285/1868), Vel’aminov-Zernov, Pavet de Courteille, Vámbéry ve Şeyh Süleyman Efendi’nin eserleri Çağatayca için kullanılan kaynaklardır. Castrén ve Radloff’un çalışmaları esas alındığı için eserde onların adlandırmalarının izleri görülür. Tatarca için Budagov’un, Bálint’in, Ostrumov’un ve Nasîrî’nin sözlükleri kullanılmış, Yakutça için Böhtlingk’in çalışmasından yararlanılmıştır. Uygur harfli eski Türkçe için Vámbéry, yeni Uygurca için Scaw’ın sözlüğü ve Pantusoff’un yayımları, Kırgızca için Laptew ve Pantusoff’un çalışmaları esas alınmıştır. Gagauzca için kaynağı Moschkoff’tur. Osmanlı Türkçesi için Alexandre Handjéri, Thomas-Xavier Bianchi, Ahmed Vefik Paşa, Hüseyin Remzi Bey, J. W. Redhouse, Mallouf, Barbier de Meynard, Şemseddin Sâmi, Mehmed Salâhî, Muallim Nâci, Nazîmâ, Fâik Reşad, Ali Seydi Bey, Bahâeddin Bey, Muallim Cûdî sözlükleri kaynak olarak kullanılmıştır. Bugün olduğu gibi zamanında da tartışmalı olan bazı eserler (meselâ Vámbéry, Etymologisches Wörterbuch der Turko-Tatarischen Sprachen, Leipzig 1878; Bedros Kerestedjian, Dictionnaire étymologique de la langue turque, London 1912) köken bilgisi konusundaki kaynakları arasındadır. Müellif, Çağatayca için faydalanamayacağı yayınları da (meselâ Abuşka. Csagatajtörök szógyŸjtemény. Török kéziratból fordította Vámbéry Ármin, Pest 1862) kaynakları içinde göstermiştir. Ayrıca eserin bibliyografyası dikkatsiz ve dağınıktır. Eser, Türk dili ve lehçeleriyle ilgili kısımlarında kelimelerin yazılış ve okunuşlarında yanlışlıklar bulunması, bazı kelimelerdeki tanık yetersizliği veya anlama uygun düşmeyen tanıklar, bazı tarihî bilgilerin ikinci el kaynaklardan alınmış olması, bir kısım maddelerin gereksiz yere uzatılması gibi hususlar sebebiyle eleştirilmiştir. Bununla birlikte Doğu lehçeleri açısında güvenilmez olan eserin Batı Türkçesi bakımından oldukça zengin bir malzeme ihtiva ettiği söylenebilir.


BİBLİYOGRAFYA

Hüseyin Kâzım Kadri, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Hatıralarım (haz. İsmail Kara), İstanbul 1991, s. 24-27.

Ali İhsan Öbek, Büyük Türk Lügati’nde Divan Edebiyatı Unsurları (doktora tezi, 1999), Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

a.mlf., “İkinci Âsım’dan Bir Portre: Hüseyin Kâzım Kadri”, , sy. 538 (1996), s. 448-455.

M. Şakir Ülkütaşır, “Hüseyin Kâzım Kadri”, a.e., sy. 5 (1952), s. 25-26.

İsmail Kara, “Bir Eski Zaman Efendisi: Hüseyin Kâzım Kadri”, , IX/49 (1988), s. 9-14.

Ali Rıza Önder, “Hüseyin Kâzım Kadri ve Türkçe Sözlüğü”, , sy. 487 (1992), s. 54-60.

Alâattin Uca, “Hüseyin Kâzım Kadri’nin Türk Lehçelerinin Birliği Hakkındaki Düşünceleri”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, sy. 16, Erzurum 2001, s. 281-285.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2012 yılında İstanbul'da basılan 41. cildinde, 544-545 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER