ÜMÂME bint HAMZA

أمامة بنت حمزة
Müellif:
ÜMÂME bint HAMZA
Müellif: AYŞE ESRA ŞAHYAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/umame-bint-hamza
AYŞE ESRA ŞAHYAR, "ÜMÂME bint HAMZA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/umame-bint-hamza (10.04.2020).
Kopyalama metni
Mekke’de doğdu. Annesi sahâbîlerden Selmâ bint Umeys’tir. Ümmü’l-Fazl künyesiyle anılmış, ismi hakkında farklı rivayetler nakledilmiştir. Vâkıdî onun adını Umâre, Ebû Nuaym ve İbnü’s-Seken Fâtıma diye kaydeder. Adının Emetullah veya Ümmü Ebîha olduğunu rivayet edenler de vardır. Umâre ismi, Ebû Umâre künyesiyle anılan Hz. Hamza’nın Umâre adındaki oğlu ile karıştırılmasından kaynaklanmıştır. Ümâme’nin baba bir kardeşleri Umâre, Âmir ve Ya‘lâ, ana bir kardeşleri Abdullah ve Abdurrahman b. Şeddâd’dır. İslâm’ı ne zaman kabul ettiği bilinmeyen Ümâme 7 (629) yılına kadar Mekke’de yaşadı. Hz. Peygamber ve ashabı o yıl umretü’l-kazâ için Mekke’ye gelmişti. Mekke’deki kalma sürelerini tamamlayıp Medine’ye dönmek üzere yola çıktıklarında Ümâme, Resûl-i Ekrem’in peşine takıldı ve kendisini de beraber götürmesini istedi. Bunu gören Hz. Ali Ümâme’yi Hz. Fâtıma’ya verdi, o da onu devesinin mahfesine aldı (Buhârî, “Meġāzî”, 43). İbn Sa‘d’ın rivayetine göre ise Hz. Ali Resûlullah’a, “Amcamızın kızını müşriklerin elinde bırakıp gidemeyiz” demiş, Resûlullah da Ümâme’nin götürülmesine karşı çıkmamıştır (eṭ-Ṭabaḳātü’l-kübrâ, X, 153).

Umre kafilesi Medine’ye yaklaşınca Ümâme, Uhud Gazvesi’nde şehid düşen babasının mezarı hakkında sorular sormaya başladı. Hassân b. Sâbit onun bu konudaki merakını giderdi ve kendisini teskin etti. O sırada söylediği beyitlerde, “O kız değerli ve şecaat sahibi efendiyi sorup duruyor, kötülükler karşısında erkenden ve hızla yola çıkan cesur kişiyi” diyerek Hz. Hamza’yı methetti; ardından da, “Ona dedim ki ey Ümâme şehitlik rahat ve huzurdur, gafûr olan rabbin rızasına ermektir” dedi (İbn Hacer, el-İṣâbe, VII, 500). Medine’ye vardıklarında Ümâme’nin himayesi konusunda Hz. Ali ile Ca‘fer b. Ebû Tâlib ve Zeyd b. Hârise arasında anlaşmazlık çıktı. Hz. Ali, Ümâme’yi Mekke’den kendisinin getirdiğini, ayrıca onun amcasının kızı olduğunu, bundan dolayı kendi himayesinde kalması gerektiğini söyledi. Ca‘fer ise Ümâme ile amca çocukları olmaları yanında eşi Esmâ bint Umeys’in onun teyzesi olduğunu söyledi ve Ümâme’nin kendisinin yanında kalmasını istedi. Zeyd de Resûlullah’ın kendisiyle Hamza’yı kardeş ilân ettiğini, bu sebeple Ümâme’nin kardeşinin kızı sayıldığını, onun bakımıyla ilgilenme konusunda önceliği bulunduğunu ileri sürdü. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem teyzenin anne gibi olduğunu belirterek (Buhârî, “Meġāzî”, 43; Ebû Dâvûd, “Ṭalâḳ”, 34) Ümâme’nin teyzesinin yanında kalmasını uygun gördü ve onun hidâne hakkını Ca‘fer’e verdi. Daha sonra Hz. Ali, Resûlullah’ın Ümâme ile evlenmesi düşüncesini ona açtı; ancak Hz. Peygamber, Hamza ile sütkardeşi olduklarından Ümâme ile evlenemeyeceğini söyledi (Buhârî, “Şehâdât”, 7; Müslim, “Raḍâʿ”, 11).

Resûl-i Ekrem, Ümâme’yi her zaman koruyup gözetti, kendisine gelen hediyelerden ona da gönderirdi. Ükeydir b. Abdülmelik’ten gelen ipek bir kaftanı Hz. Ali’ye vererek onu başörtüsü olarak kullanmaları için kesip Fâtımalar’a dağıtmasını istedi (Müslim, “Libâs”, 18; İbn Mâce, “Libâs”, 19). Ali de kaftanı hanımı Fâtıma, annesi Fâtıma bint Esed ve Ümâme arasında paylaştırdı (Nevevî, XIV, 51; Süyûtî, V, 128). Hz. Peygamber, Ümâme’yi hanımı Ümmü Seleme’nin oğlu Seleme b. Ebû Seleme ile evlendirdi. Seleme, çocukluğunda annesinin Resûlullah ile evlenmesini istediği için Resûlullah’ın da ona vaktiyle yaptığına böyle karşılık verdiğini söylerdi. Seleme, Abdülmelik b. Mervân döneminde (685-705) vefat edince Ümâme, Seleme’nin ağabeyi İbn Ebû Seleme diye tanınan Ömer ile evlendi, ancak kısa bir süre sonra o da vefat etti. Ümâme bint Hamza’dan hadis kaynaklarına bir rivayet intikal etmiş olup (İbn Hazm, s. 553) bu rivayeti kendisinden anne bir kardeşi olan Abdullah b. Şeddâd nakletmiştir. Abdullah söz konusu rivayette Ümâme’nin âzatlı bir kölesi bulunduğunu, bu köle vefat edince Hz. Peygamber’in onun mirasını kölenin kızı ile Ümâme arasında eşit biçimde paylaştırdığını bildirmiştir (Müsned, VI, 405; İbn Mâce, “Ferâʾiż”, 7; Dârimî, “Ferâʾiż”, 31).

BİBLİYOGRAFYA
Müsned, VI, 405; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳātü’l-kübrâ (nşr. Ali M. Ömer), Kahire 1421/2001, X, 48, 152-154; İbn Habîb, el-Muḥabber, s. 64, 107; İbn Hazm, Esmâʾü’ṣ-ṣaḥâbeti’r-ruvât (nşr. Seyyid Kesrevî Hasan), Beyrut 1412/1992, s. 553; İbn Abdülber en-Nemerî, el-İstîʿâb (nşr. Ali M. Muavvaz - Âdil Ahmed Abdülmevcûd), Beyrut 1415/1995, IV, 505; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe (nşr. Halîl Me’mûn Şîhâ), Beyrut 1418/1997, V, 217; Nevevî, Şerḥu Müslim, XIV, 51; Zehebî, Tecrîdü esmâʾi’ṣ-ṣaḥâbe, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), II, 331; İbn Hacer, el-İṣâbe (Bicâvî), VII, 499-501; a.mlf., Taḳrîbü’t-Tehẕîb (Avvâme), s. 760; Süyûtî, ed-Dîbâc ʿalâ Ṣaḥîḥi Müslim b. el-Ḥaccâc, Beyrut, ts. (Dârü’l-Erkam), V, 128; Kehhâle, Aʿlâ-mü’n-nisâʾ, I, 76.

Ayşe Esra Şahyar
Bu madde ilk olarak 2012 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 42. cildinde, 301-302 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.