ÜMMÜ EYMEN

أمّ أيمن
Müellif:
ÜMMÜ EYMEN
Müellif: BÜNYAMİN ERUL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ummu-eymen
BÜNYAMİN ERUL, "ÜMMÜ EYMEN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ummu-eymen (21.09.2019).
Kopyalama metni
İlk oğlu Eymen’e nisbetle Ümmü Eymen, bazan da Ümmü’z-Zabâ veya Ümmü Üsâme künyeleriyle anılır. Habeş asıllı olup Hz. Peygamber’in dedesi Abdülmuttalib’in kölesi iken miras yoluyla babası Abdullah’a veya annesi Âmine’ye, onlardan da kendisine intikal etti. Onun Hz. Hatice’nin kız kardeşi tarafından Resûl-i Ekrem’e hibe edildiği de rivayet edilmektedir. Ümmü Eymen’in doğumundan itibaren Hz. Muhammed’in dadılığını yaptığı, onu emzirdiği, annesiyle birlikte Medine’ye dayılarını ziyarete gidip dönerken Ebvâ’da Âmine vefat ettiğinde onun yanında bulunduğu, kendisini Mekke’ye getirdiği ve büyüyünceye kadar dadılığına devam ettiği rivayetine bakılırsa Resûl-i Ekrem’e miras yoluyla intikal ettiği görüşü daha doğru olmalıdır. Hz. Muhammed, Hatice ile evlenince Ümmü Eymen’i âzat etti. O da Ubeyd b. Zeyd el-Hazrecî ile evlendi, bu evlilikten Eymen doğdu. Kocası ölünce, peygamberlikten kısa bir süre sonra Resûlullah’ın âzatlı kölesi Zeyd b. Hârise ile evlendi, bu evlilikten de Üsâme b. Zeyd dünyaya geldi. Resûl-i Ekrem, İslâmiyet’in ilk günlerinde kendi ev halkıyla birlikte müslüman olan Ümmü Eymen’i dedesinden ve babasından kalma bir yâdigâr kabul eder, onu “annemden sonra annem” diye sever, zaman zaman kendisini ziyaret ederdi. Hz. Peygamber’in hicretten sonra Zeyd b. Hârise ile Ebû Râfi‘e Mekke’den Medine’ye getirttiği ailesi ve yakınları arasında Ümmü Eymen ve oğlu Üsâme de vardı.

Ümmü Eymen, Resûlullah ile birlikte Uhud Gazvesi’ne katıldı, orada askere su dağıttı, yaralıları tedavi etti, bozguna uğradıkları zaman askeri savaşa teşvik etti. Bir grup kadınla birlikte Hayber Gazvesi’ne iştirak ettiği için ganimetlerden kendisine pay verildi. Oğulları Eymen ve Üsâme ile birlikte Huneyn Gazvesi’ne de katıldı. Bu savaşta Hz. Peygamber’in yakın çevresinde bulunup onu koruyanlardan biri olan oğlu Eymen Huneyn Gazvesi’nde, Mûte Savaşı’nın (8/629) kumandanlarından olan eşi Zeyd b. Hârise de bu savaşta şehid düştü. Ümmü Eymen konuşma sırasında peltek “se”leri sîn gibi telaffuz ederdi; Resûl-i Ekrem onun bir türlü söyleyemediği “selâmullāhi aleyküm” yerine kısaca “selâm” demesine izin vermişti. Resûlullah’ın vefatından sonraki günlerde Hz. Ebû Bekir ile Ömer, zaman zaman onu ziyaret ederdi. Bu ziyaretlerden birinde Ümmü Eymen ağlamış, niçin ağladığını sorduklarında, “Hz. Peygamber’in vefat edeceğini biliyordum, ben vahyin kesilmesine ağlıyorum” demişti. Hz. Ömer’in vefatına ise, “İslâm bugün zayıfladı” diye göz yaşı dökmüştü (İbn Sa‘d, VIII, 226, 227).

İbnü’s-Seken, Ümmü Eymen’in Resûl-i Ekrem’in vefatından beş ay sonra (11/632), İbn Mende, Hz. Ömer’in ölümünden yirmi gün sonra (23/644), Vâkıdî ise Hz. Osman’ın hilâfetinin ilk günlerinde (24/645) vefat ettiğini zikretmiş ve Bakī‘ Mezarlığı’na gömüldüğünü belirtmiştir (İbn Sa‘d, VIII, 226). İbn Ebû Hâtim, Ümmü Eymen’in iki hadis, Zehebî (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 227) ve başkaları ise beş hadis rivayet ettiğini, bunların Bakī b. Mahled’in el-Müsned’inde bulunduğunu belirtmiştir. Ümmü Eymen kendisi gibi Habeşli olan, aynı isim ve künyeyi taşıyan Hz. Peygamber’in hanımı Ümmü Habîbe’nin hizmetçisi Ümmü Eymen Bereke ile zaman zaman karıştırılmıştır. Nitekim İslâmiyet’in ilk yıllarında müşriklerden gördükleri zulüm üzerine Habeşistan’a hicret edenlerden biri Ümmü Habîbe’nin hizmetçisi Ümmü Eymen olduğu halde bu ikisinin isimleri yine karıştırılmıştır. Fakat İbn Hacer, bu olayda adı geçen Ümmü Eymen’in Ümmü Habîbe’nin hizmetçisi olduğunu belirtmektedir (el-İṣâbe, IV, 250). Aynı karışıklık bu iki hanımın vefat tarihlerinde de görülür. Mehmet Cemal Öğüt, İslâm Tarihinin Maruf Simalarından Hazreti Muhammedin Dadısı Ümmü Eymen adlı bir risâle kaleme almıştır (İstanbul 1941).

BİBLİYOGRAFYA
Vâkıdî, el-Meġāzî, I, 241, 249-250, 278, 288; II, 430, 685; III, 922, 1119, 1120; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, VIII, 223-227; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 144-145, 150, 164; İbn Ebû Hâtim, el-Cerḥ ve’t-taʿdîl, IX, 461; Hâkim, el-Müstedrek (Atâ), IV, 70-71; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, IV, 250-251, 431-432; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe (Bennâ), VII, 303-304; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 223-227; İbn Hacer, el-İṣâbe, IV, 249-250, 432-434; Mehmet Cemal Öğüt, Ümmü Eymen, İstanbul 1941; Ahmed Halîl Cum‘a, Nisâʾ min ʿaṣri’n-nübüvve, Beyrut 1412/1992, I, 35-43.

Bünyamin Erul
Bu madde ilk olarak 2012 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 42. cildinde, 317 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.