VEFEYÂT

الوفيات
VEFEYÂT
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.03.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/vefeyat
MEHMET EFENDİOĞLU, "VEFEYÂT", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/vefeyat (30.03.2020).
Kopyalama metni
Vefât kelimesinin çoğulu olan vefeyât terim olarak önceleri “hadis âlim ve râvilerinin vefat tarihleri” mânasında kullanılmış, daha sonra bu tarihleri bir araya getiren eserlerin adı olmuştur. Konu hadis usulü eserlerinde vefeyât başlığı altında değil “tevârîhu’r-ruvât, tevârîhu’r-ruvât ve’l-vefeyât, vefeyâtü’r-ruvât ve mevâlîdihüm ve mikdâru a‘mârihim, mevâlîdü’r-ruvât ve vefeyâtühüm, et-tevârîh ve’l-vefeyât” gibi başlıklar altında ele alınıp râvilerin doğum ve ölüm tarihleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu bilgilerin tamamıyla ilgili bazan “tevârîhu’r-ruvât” başlığı da kullanılmıştır; bu durum vefeyât kelimesinin bunların bir alt başlığı olduğunu göstermektedir.

I. (VII.) yüzyılın ortalarında hadis uydurma faaliyetleri görülmeye başlandıktan sonra hadis münekkitleri râvileri güvenilirlik açısından araştırmaya koyulmuş, bunların doğum ve ölüm tarihleriyle yaşlarını vb. kimlik bilgilerini tesbit ederek derlemişlerdir. Vefeyâtın tesbiti, görüşmediği kimselerden görüşmüş gibi rivayette bulunanların yalanını ortaya çıkarma ihtiyacından doğmuştur. Süfyân es-Sevrî bazı kişilerin görüşmedikleri, hatta daha önce vefat etmiş kimselerden hadis nakletmeye kalkışması üzerine bunlara karşı vefeyât bilgisinin kullanılmaya başlandığını söylemiştir (İbnü’s-Salâh, s. 380). Ele aldığı konuları titizlikle inceleyen muhaddislerden İsmâil b. Ayyâş’a Hâlid b. Ma‘dân’dan hadis öğrendiğini ileri süren bir adamdan söz edilmişti. Süfyân es-Sevrî o kişiye Hâlid ile ne zaman görüşüp hadis yazdığını sormuş, o da 113 (731) yılında görüştüklerini söylemişti. Bunun üzerine Süfyân ona, “Sen onun ölümünden yedi yıl sonra ondan hadis aldığını söylüyorsun, halbuki Hâlid 106 (724) yılında vefat etmiştir” diyerek yalanını ortaya çıkarmıştır (Süyûtî, II, 349). Vefeyât bilgisi ayrıca hadisin senedindeki inkıtâ‘, tedlîs, gizli veya açık irsâllerin tesbit edilmesinde önemli bir yardımcıdır.

Vefeyâta dair bilgiler hicrî ilk iki asırda (VII-VIII. yüzyıl) bazan rivayetlerle birlikte yazılı olarak, bazan da ezberden düzensiz biçimde nakledilmiş, III. (IX.) asrın ilk yıllarından itibaren tabakat, ensâb, büldân ve tarih kitaplarında tesbit edilmeye başlanmıştır. Özellikle Yahyâ b. Maîn’in et-Târîḫ ve’l-ʿilel’i, Ali b. Medînî, Ebû Bekir b. Ebû Şeybe ve Halîfe b. Hayyât’ın et-Târîḫ adlı eserleri, Buhârî’nin et-Târîḫu’l-kebîr, et-Târîḫu’l-evsaṭ ve et-Târîḫu’ṣ-ṣaġīr’i, İbn Ebû Hayseme’nin et-Târîḫu’l-kebîr’i ve Ebû Zür‘a ed-Dımaşkī’nin et-Târîḫ’i gibi kitaplarda bu bilgilere çokça yer verilmiştir. Vefeyât telif türünün daha erken bir tarihte başlamamasının sebeplerinden biri vefatlara işaret eden malzemenin azlığı olup birkaç asır geçtikten ve yeterli bilgiler ortaya çıktıktan sonra müellifler vefeyât eserleri telifine yönelmiştir. Hadis ilmiyle başlayan vefeyât literatürü ileriki asırlarda genişlemiş, diğer âlimleri, meşhur şahsiyetleri, hükümdarları, valileri vb.ni tanıtıp vefat tarihlerini veren eserlere de ad olmuştur. Bu eserler önceleri vefat tarihi esas alınarak yazılırken sonraları alfabetik bir telif türü daha çok yaygınlaşmıştır. VII. (XIII.) yüzyıla kadar genellikle vefat edenler anlamında kullanılan ve bu konudaki eserleri ifade eden vefeyât kelimesi, daha sonra “biyografi eserleri” anlamında kullanılmıştır. Nitekim bu dönemde ele aldığı ricâli alfabetik sırayla tanıtan Vefeyâtü’l-aʿyân ve el-Vâfî bi’l-vefeyât gibi eserlerin bu adla anıldığı görülmektedir.

IV. (X.) yüzyılın ortalarına doğru sade bir muhteva ile yazılmaya başlanıp daha sonra hızla çoğalan ve muhtevaları genişleyen vefeyâta dair eserlerin çoğu birbirinin zeyli ve tekmilesidir. Bu eserlerin başlıcaları şöylece sıralanabilir: 1. Ebü’l-Kāsım el-Begavî (ö. 317/929), Târîḫu vefâti’ş-şüyûḫ (nşr. Muhammed Üzeyr Şems, Bombay 1409/1988). Eserde 225-280 (840-893) yılları arasında vefat eden 282 muhaddisin ölüm tarihleri, bazan da ölüm yerleri zikredilmekte ve Begavî’nin onlarla ilişkisi anlatılmaktadır. 2. İbn Kāni‘, el-Vefeyât. Hicretten 346 (957) yılına kadar yaşayan âlimler vefat tarihlerine göre sıralanmış olup yalnız vefat tarihlerini içerdiği söylenen eserinin günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir (Şemseddin es-Sehâvî, el-İʿlân bi’t-tevbîḫ, s. 195). 3. İbn Zebr er-Rabaî, Târîḫu mevlidi’l-ʿulemâʾ ve vefeyâtihim. Yine hicretten itibaren 338 (949) yılına kadar yaşamış 2000’den fazla hadis âlimi ve râvisi doğum-ölüm tarihlerine göre kaydedilmiştir (nşr. Abdullah b. Ahmed b. Süleyman el-Hamed, I-II, Riyad 1410; nşr. Muhammed el-Mısrî, Küveyt 1410/1990). Eser için daha sonra pek çok zeyil ve tekmile kaleme alınmıştır. Bunların ilki, müellifin talebesi Abdülazîz b. Ahmed el-Kettânî’nin 338-462 (949-1070) yıllarını içine alan Ẕeylü Târîḫi mevlidi’l-ʿulemâʾ ve vefeyâtihim adlı eseridir (nşr. Abdullah b. Ahmed b. Süleyman el-Hamed, Riyad 1409). Kettânî’nin zeyline talebesi Ebû Muhammed İbnü’l-Ekfânî Hibetullah b. Ahmed, Câmiʿu’l-vefeyât (Ẕeylü Ẕeyli Târîḫi mevlidi’l-ʿulemâʾ ve vefeyâtihim) adını verdiği bir zeyil yazmış (nşr. Muhammed el-Mısrî, Küveyt 1410/1990, Rabaî’nin Mevlidü’l-ʿulemâʾ ve vefeyâtihim’i ile birlikte), burada 463-485 (1071-1092) yılları arasında vefat eden âlimler zikredilmiştir. Câmiʿu’l-vefeyât için İbnü’l-Mufaddal Vefeyâtü’n-naḳale adıyla bir zeyil kaleme almış, vefeyâtı 581 (1185) tarihine kadar getirmiştir. Onun talebesi Münzirî’nin et-Tekmile li-Vefeyâti’n-naḳale’si 581-642 (1185-1244) yıllarını kapsar (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf, I-V, Beyrut 1408/1988). Münzirî’nin talebesi İzzeddin Ahmed b. Muhammed el-Hüseynî hocasının eseri için Ṣılatü’t-Tekmile li-Vefeyâti’n-naḳale adıyla bir zeyil yazmış (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf, I-II, Beyrut 1428/2007), burada 641 ile (1243) 675 (1276) yılları arasında vefat eden 1242 âlimi kaydetmiştir. Daha sonra bu zeyil yazma geleneği devam etmiştir. 4. Karrâb, Târîḫu vefeyâti’l-ʿulemâʾ. Hz. Peygamber döneminden müellifin vefat tarihi olan 429 (1038) yılına kadar yaşamış âlimlerin ölüm tarihlerinin tesbit edildiği eser muhtemelen onun Târîḫu’s-sinîn (sünen) olarak da bilinen çalışmasıdır. 5. Ebü’l-Kāsım İbn Mende, el-Vefeyât. 470’te (1078) vefat eden müellif, eserinde Hz. Peygamber döneminden kendi zamanına kadar yaşamış âlimlerin ve râvilerin vefat tarihlerini yazmıştır. Zehebî’nin vefeyât konusunda daha kapsamlısını görmediğini söylediği eserin (Kettânî, s. 211) günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir. 6. Habbâl, el-Vefeyât. Eserde 375-456 (985-1064) yılları arasında vefat eden âlimler ele alınmıştır (nşr. Selâhaddin el-Müneccid, Mecelletü Maʿhedi’l-maḫṭûṭât, II/2 [1376/1956], s. 286-338). 7. Ebû Mes‘ûd Abdürrahîm b. Ebü’l-Vefâ Ali el-Hâcî, el-Vefeyât. Eser aslında bir mu‘cemü’ş-şüyûh olup burada müellifin hocalarından ve akranlarından bir kısmının vefeyâtı konu edilmektedir. Başka kaynaklarda yer almayan önemli bilgiler de içeren eserde 490-564 (1096-1168) yılları arasında vefat etmiş 208 âlimden söz edilmiştir (nşr. Ahmed Nâcî el-Kaysî - Beşşâr Avvâd Ma‘rûf, Mecelletü Külliyeti’l-âdâb, sy. 9 [Nisan 1966], s. 39-116). 8. Radıyyüddin es-Sâgānî, Derrü’s-seḥâbe fî beyâni mevâżıʿi vefeyâti’ṣ-ṣaḥâbe (nşr. Sâmî Mekkî el-Ânî, Bağdat 1969; nşr. Târık et-Tantâvî, Kahire 1992). 9. İbn Hallikân, Vefeyâtü’l-aʿyân ve enbâʾü ebnâʾi’z-zamân. İslâm’ın başlangıcından kaleme alındığı yıla kadar (680/1281) herhangi bir alanda meşhur olmuş kadın ve erkek 800’den fazla kişinin biyografisini içermektedir. Alfabetik olarak sıralanan esere birkaçı dışında sahâbe, tâbiîn ve halifeler dahil edilmemiştir. Kişiler kısaca tanıtılmış, doğum ve ölüm tarihlerine işaret edilmeye özen gösterilmiştir (eserin çeşitli neşirleri ve muhtelif dillere yapılan tercümeleri için bk. İBN HALLİKÂN). Kütübî, Vefeyâtü’l-aʿyân üzerine Fevâtü’l-Vefeyât ve’ẕ-ẕeyl ʿaleyhâ adıyla bir eser kaleme almış (nşr. İhsan Abbas, I-V, Beyrut 1973-1974), daha sonra buna bir zeyil yazmış ve 753 (1352) yılına kadar yaşayan 600 âlimi alfabetik sıralayıp hayatlarına ve ölümlerine dair bilgi vermiştir. 10. Zehebî, Târîḫu’l-İslâm ve vefeyâtü’l-meşâhîr ve’l-aʿlâm. Eserde hicretten 700 (1300) yılına kadar olan zaman dilimi yetmiş tabakaya ayrılmış, 40.000’e yakın kişiden söz edilmiş, bunların vefatları yıl veya tabaka olarak gösterilmiştir. Eserin telifinde üç farklı yöntem uygulanmıştır. a) Hicretten itibaren 40 (660) yılına kadar geçen zaman dört tabakaya ayrılmış, olaylar ve vefeyât yıllara göre verilmiştir. b) 41 (661) yılından 300 (912) yılına kadar geçen zamanda yaşayanlar onar yıllık tabakalar halinde ele alınmış, her tabakada vefeyât kendi içinde alfabetik sıralanmıştır. c) 301 (913) yılından 700 (1300) yılına kadar tabaka uygulaması devam etmiş, ancak vefeyât her yılın kendi içinde alfabetik olarak zikredilmiştir (Târîḫu’l-İslâm’ın neşirleri için bk. ZEHEBÎ). Müellif bu eserinden yaptığı seçmelerle el-İşâre ilâ vefeyâti’l-aʿyân el-münteḳā min Târîḫi’l-İslâm’ı oluşturmuş (nşr. İbrâhim Sâlih, Beyrut 1411/1991), daha sonra bunu el-İʿlâm bi-vefeyâti’l-aʿlâm adıyla ihtisar etmiştir (nşr. Abdürabbinnebî Muhammed, Riyad 1987; nşr. Mustafa b. Ali İvaz - Rebî‘ Ebû Bekir Abdülbâkī, I-II, Beyrut 1413; nşr. Riyad Abdülhamîd Murad - Abdülcebbâr Zekkâr, Beyrut 1413/1993). Ancak el-İʿlâm’da vefeyât 740 (1340) yılına kadar getirilmiştir. 11. Safedî, el-Vâfî bi’l-vefeyât. Hicretten müellifin yaşadığı VIII. (XIV.) yüzyıla kadar muhaddis, fakih, müellif, halife ve vezirlerle bir alanda tanınan kişilerden yaklaşık 14.000’inin biyografisini içermektedir. Alfabetik kaleme alınan eseri son olarak Ahmed el-Arnaût ve Türkî Mustafa yayımlamıştır (I-XXIX, Beyrut 1420/2000; eserin ilk neşri, zeyli ve muhtasarı için bk. DİA, XXXV, 448). 12. İbn Râfi‘ es-Sellâmî, el-Vefeyât. Eser Birzâlî’nin el-Muḳtefâ li-Târîḫi Ebî Şâme adlı zeylinin zeylidir. Vefeyât yanında başka bilgilere de yer verilen eser, 737-774 (1336-1372) yılları arasında vefat eden muhaddis, müfessir, kurrâ, fakih ve diğer ilim ehliyle farklı sınıflara mensup 953 kişinin vefat tarihini ve biyografisini içermektedir (nşr. Sâlih Mehdî Abbas - Beşşâr Avvâd Ma‘rûf, I-II, Beyrut 1402/1982). 13. İbn Kunfüz, el-Vefeyât. Eserde Hz. Peygamber’in vefatından itibaren İbn Kunfüz’ün ölümünden üç yıl öncesine kadar (807/1404) yaşamış sahâbe, muhaddis, fakih ve diğer ulemâdan 511 şahsiyetin vefat tarihine işaret edilmiştir. Verdiği biyografilerin kısa olmasına rağmen eser ilim çevrelerinde çok tutulmuştur. İlk defa Hindistan’da yayımlanmış (Kalküta 1911), daha sonra eseri Henri Pérès neşretmiş (Kahire 1939), ayrıca Âdil Nüveyhiz’in tahkikiyle de basılmıştır (Beyrut 1971).

Umumi tarihlerde vefeyâta yer verme geleneği VI. (XII.) yüzyılda Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî tarafından başlatılmıştır. Müellif el-Muntaẓam fî târîḫi’l-mülûk ve’l-ümem adlı eserinde (nşr. Muhammed Abdülkādir Atâ - Mustafa Abdülkādir Atâ, I-XVIII, Beyrut 1412/1992) tarihle vefeyâtı birleştirmiş, her yılın olaylarını zikrettikten sonra o yılda vefat eden âlimlere, râvilere ve diğer tanınmış şahsiyetlere işaret etmiştir. Onun bu metodunu birçok kişi ve özellikle İbnü’l-Esîr el-Kâmil fi’t-târîḫ’inde, İbn Kesîr el-Bidâye ve’n-nihâye’sinde, Zehebî el-ʿİber fî ḫaberi men ġaber’inde devam ettirmiştir. VII. (XIII.) yüzyıldan itibaren pek çok müellif bir asırda vefat eden âlimlerle ilgili, daha çok alfabetik esasa göre eserler kaleme almıştır. Bu türün ilk örneği, Ebû Şâme el-Makdisî’nin yazdığı, eẕ-Ẕeyl ʿale’r-Ravżateyn diye de bilinen Terâcimü ricâli’l-ḳarneyni’s-sâdis ve’s-sâbiʿ adlı eseridir (nşr. Muhammed Zâhid Kevserî, Beyrut 1974). İbn Hacer el-Askalânî’nin ed-Dürerü (el-Vefeyâtü)’l-kâmine fî aʿyâni’l-miʾeti’s̱-s̱âmine (I-IV, Beyrut 1931) ve Şemseddin es-Sehâvî’nin eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ li-ehli’l-ḳarni’t-tâsiʿ (I-XII, Kahire 1353-1355) adlı eserleri de burada anılmalıdır.

Vefeyât başlığı altında kaydedilmesi gereken hususlardan biri de sâbık ve lâhiḳ konusudur. Biri yaşlı diğeri genç iki râvinin aynı âlimden rivayette bulunması durumunda bunların vefat tarihleri arasında bazan bir asır gibi uzun bir zaman dilimi yer aldığı için isnadda kopukluk olduğu vehmi doğacağından âlî ve nâzil isnadla yakın ilgisi bulunan bu meseledeki kuşkuların giderilmesi için vefeyâtın bilinmesi gerekir. Konu üzerinde ilk defa Hatîb el-Bağdâdî durmuş, vefatları arasında altmış yıldan fazla bir müddet bulunan 230 râviyi alfabetik sırayla es-Sâbıḳ ve’l-lâḥiḳ fî tebâʿudi mâ beyne vefâti râviyeyn ʿan şeyḫin vâḥid adlı eserinde toplamıştır (nşr. Muhammed b. Matar ez-Zehrânî, Riyad 1402/1982; bk. SÂBIK ve LÂHİK). Vefeyât konusu, Beşşâr Avvâd Ma‘rûf tarafından “Kütübü’l-vefeyât ve ehemmiyyetühâ fî dirâseti’t-târîḫi’l-İslâmî” başlıklı bir makalede incelenmiştir (Mecelletü Külliyyeti’d-dirâsâti’l-İslâmiyye, II, Bağdat 1968).

BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “vfy” md.; Rabaî, Târîḫu mevlidi’l-ʿulemâʾ ve vefeyâtihim (nşr. Abdullah b. Ahmed b. Süleyman el-Hamed), Riyad 1410, neşredenin girişi, I, 33-56; Ebû Muhammed Abdülazîz b. Ahmed el-Kettânî, Ẕeylü Târîḫi Mevlidi’l-ʿulemâʾ ve vefeyâtihim (nşr. Abdullah b. Ahmed b. Süleyman el-Hamed), Riyad 1409, neşredenin girişi, s. 37-47; Ebû Mes‘ûd Abdürrahîm b. Ebü’l-Vefâ el-Hâcî, el-Vefeyât (nşr. Ahmed Nâcî el-Kaysî - Beşşâr Avvâd Ma‘rûf, Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb, IX içinde), Bağdad 1966, neşredenlerin girişi, s. 39-48; İbnü’s-Salâh, ʿUlûmü’l-ḥadîs̱, s. 380-387; Ahmed b. Muhammed el-Hüseynî, Ṣılatü’t-Tekmile li-Vefeyâti’n-naḳale (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Beyrut 1428/2007, neşredenin girişi, s. 18-26; İbn Râfi‘, el-Vefeyât (nşr. Sâlih Mehdî Abbas - Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Beyrut 1402/1982, neşredenin girişi, s. 53-66; Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, İḫtiṣâru ʿUlûmi’l-ḥadîs̱ (Ahmed M. Şâkir, el-Bâʿis̱ü’l-ḥas̱îs̱ içinde), Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), s. 237-242; Irâkī, Fetḥu’l-muġīs̱, s. 445-462; İbn Hacer el-Askalânî, Nüzhetü’n-naẓar fî tavżîḥi Nuḫbeti’l-fiker (nşr. Nûreddin Itr), Dımaşk 1413/1992, s. 132; Şemseddin es-Sehâvî, Fetḥu’l-muġīs̱ (nşr. Abdülkerîm b. Abdullah b. Abdurrahman el-Hudayr - Muhammed b. Abdullah b. Füheyd Âlü Füheyd), Riyad 1426, IV, 362-430; a.mlf., el-İʿlân bi’t-tevbîḫ li-men ẕemme’t-târîḫ (nşr. M. Osman el-Huşt), Kahire, ts. (Mektebetü İbn Sînâ), s. 195-197; Süyûtî, Tedrîbü’r-râvî (nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf), Beyrut 1409/1989, II, 349-350; Kettânî, er-Risâletü’l-müsteṭrafe, s. 211-214; İsmail Durmuş, “Safedî”, DİA, XXXV, 448.
Bu madde ilk olarak 2012 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 42. cildinde, 603-605 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.