ZENCÂNÎ, İzzeddin

عزالدين الزنجاني
Müellif:
ZENCÂNÎ, İzzeddin
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zencani-izzeddin
AHMET ÖZEL, "ZENCÂNÎ, İzzeddin", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zencani-izzeddin (14.11.2019).
Kopyalama metni

Hayatına dair yeterli bilgi yoktur. İbnü’l-Fuvatî künyesini Ebû Muhammed diye verirken dedesinin adını Muhammed olarak kaydetmişse de bu yanlıştır, çünkü Zencânî, el-Kâfî şerḥu’l-Hâdî adlı eserinin sonunda künyesini ve isim zincirini yukarıda belirtilen şekilde zikretmiştir (Mahmûd Yûsuf Feccâl, XVII/1 [1996], s. 34). Babası İmâdüddin İbrâhim ez-Zencânî önde gelen bir Şâfiî âlimi olup Abdülkerîm er-Râfiî’nin el-ʿAzîz (Fetḥu’l-ʿAzîz) adlı büyük şerhinden özetlemek suretiyle Gazzâlî’nin el-Vecîz’i üzerine Neḳāvetü’l-ʿAzîz adıyla bir şerh yazmıştır (İbnü’l-Fuvatî, IV/2, s. 652; Sübkî, VIII, 119-121; İsnevî, II, 11). Bazı kaynaklarda İzzeddin’in adının babasının adıyla karıştırılarak İbrâhim şeklinde verildiği görülür. İzzeddin aslen Zencanlı’dır ve Tebriz’de yaşamıştır. Daha önce bir süre kaldığı Musul’da edip ve dil âlimi Şemseddin İbnü’l-Habbâz el-Mevsılî’nin derslerine katıldı ve eserini imlâ etti. Onun Horasan bölgesini dolaşarak Buhara’ya gittiği ve tekrar Tebriz’e döndüğü bilinmektedir. İbnü’l-Fuvatî, Nasîrüddîn-i Tûsî Tebriz’e geldiği sırada Zencânî’nin ondan kendisi için astronomiye dair bir eser yazmasını istediğini, onun da et-Teẕkiretü’n-Naṣîriyye’yi kaleme aldığını bildirir. Hayatıyla ilgili diğer bazı ayrıntılar Kâtib Çelebi tarafından eserleri zikredilirken verilmiştir. Buna göre el-Muʿrib’i tamamladığı esnada (637/1239) Musul’da, el-Mebâdî fi’t-taṣrîf adlı eserinin şerhi olan el-Hâdî ile bunun el-Kâfî adlı şerhini bitirdiğinde (654/1256) Bağdat’ta bulunuyordu, ertesi yıl da Taṣḥîḥu’l-miḳyâs’ı yazmıştır. İbnü’l-Fuvatî Zencânî’nin 660’ta (1262) vefat ettiğini belirtirken Kâtib Çelebi 655 (1257) yılından biraz sonra öldüğünü kaydeder ki bu tarihte Taṣḥîḥu’l-miḳyâs’ını kaleme almıştır. İbnü’l-Fuvatî’nin 660’ta Nasîrüddîn-i Tûsî’nin himayesine girip Merâga’daki kütüphanesine yönetici tayin edildiği göz önüne alınırsa onun verdiği ölüm tarihi doğru olmalıdır. Zencânî sarf, nahiv, lugat, meânî, beyân konularında yetkin bir âlimdir ve bu alanlarda önemli eserler vermiştir. Ayrıca tefsir, kıraat, fıkıh ve astronomide de bilgi sahibiydi. Süyûtî yazısının güzel olduğunu söyler. Edebiyat sahasında geniş hacimli birçok eserin telif edilmesinden sonraki dönemde yaşayan Zencânî zamanındaki ihtiyaçtan dolayı bu eserler üzerinde özlü çalışmalar yapmıştır. Bilhassa sarfa dair eserlerine sonraki dönemlerde çok rağbet edilmiştir.

Eserleri. 1. el-ʿİzzî fi’t-taṣrîf. Lakabına nisbetle bu adla veya et-Taṣrîfü’l-ʿİzzî, ayrıca el-Mebâdî fi’t-taṣrîfet-Taṣrîf gibi adlarla anılır. Sarf ilmine dair bu meşhur muhtasar birçok defa basılmış (meselâ İstanbul 1233, 1253, 1254, 1278, 1292; Bulak 1244, 1251, 1280; Kahire 1282, 1298, 1321, 1344; nşr. Enver b. Ebû Bekir eş-Şeyhî ed-Dağıstânî, Beyrut 1428/2008), eseri J. B. Raymundus Latince’ye (Roma 1610), Ahmed Fuad (Terġībiyye, İstanbul 1292) ve Nureddin Turgay (Açıklamalı İzzi: Metin ve Tercümesi, İstanbul 1986) Türkçe’ye, Muhammed Bereketullah el-Leknevî Farsça’ya (Leknev 1907) tercüme etmiştir. Osmanlı medreselerinde okutulan temel metinlerden biri olan ve aynı konudaki el-Ems̱ile, Binâʾü’l-efʿâl, el-Maḳṣûd ve Merâḥu’l-ervâḥ ile birlikte Sarf Cümlesi diye anılan eseri (İstanbul 1304, 1305, 1324, 1332) Sa‘deddin et-Teftâzânî (İstanbul 1253, 1292; Tahran 1285; Kanpûr 1287; Kahire 1293, 1307; Bombay 1892), Seyyid Şerîf el-Cürcânî (İstanbul 1266, 1280, 1292, 1301, 1318) ve Ali el-Kārî’nin (İstanbul 1289) yanı sıra İmâdüddin İbn Cemâa, Hatîb eş-Şirbînî, Niksârî Hasan Paşa, Hocazâde Muslihuddin gibi âlimler şerhetmiştir. Çok meşhur olan Teftâzânî’nin şerhi üzerine Radıyyüddin İbnü’l-Hanbelî, Nâsırüddin Muhammed b. Hasan el-Lekānî, Burhâneddin İbrâhim b. İbrâhim el-Lekānî, İbn Kāsım el-Gazzî, Süyûtî ve Dede Cöngî (İstanbul 1278, 1288; Bulak 1255) gibi âlimler hâşiye kaleme almıştır (el-ʿİzzî üzerine yapılan çalışmalar için bk. , II, 1139-1140; , I, 336; Suppl., I, 497-498).

2. el-Mażnûn bih ʿalâ ġayri ehlih. Ebû Temmâm veya Buhtürî’nin el-Ḥamâse’si tarzında bir şiir antolojisi olup eserde Câhiliye devri şairleriyle müellifin kendi zamanına kadar İslâmî dönem şairlerine ait beyitleri toplamıştır. Ubeydullah b. Abdülkâfî el-Ubeydî 724’te (1324) buna bir şerh yazmış ve ikisi birlikte basılmıştır (Kahire 1331, 1342).

3. Miʿyârü’n-nüẓẓâr fî ʿulûmi’l-eşʿâr. Buhara’da 650 (1252) yılında telif edilen, aruz, kafiye ve bedî‘ olmak üzere üç bölümden meydana gelen eser el-ʿİzzî ve el-Hâdî kadar şöhret kazanmamakla birlikte kendi alanında önemli bir çalışmadır. Bahâeddin es-Sübkî, Telḫîṣü’l-Miftâḥ’a yazdığı ʿArûsü’l-efrâḥ adlı şerhte özetlediği kitaplar arasında bu eseri de zikretmiştir (nşr. Muhammed Ali Rızk, I-II, Kahire 1991). Eserin bedî‘ ile ilgili kısmını Abdülmün‘im Seyyid Abdüsselâm el-Eşkar ayrı olarak neşretmiştir (Kahire 1416/1995).

4. el-Kâfî şerḥu’l-Hâdî. Müellifin kendi eseri üzerine kaleme aldığı nahiv ve sarfa dair bir eserdir. Süyûtî kendi zamanında bu şerhin meşhur olduğunu, Çârperdî’nin Şerḥu’ş-Şâfiye’de bundan çok nakilde bulunduğunu belirtir. Mahmûd Yûsuf Feccâl doktora çalışmasında eserin nahiv kısmını (1398/1978, Ezher Üniversitesi), oğlu Enes b. Mahmûd Fecâl de yüksek lisans tezinde sarf kısmını (2006, San‘a Üniversitesi) neşre hazırlamıştır.

5. Taṣḥîḥu’l-miḳyâs fî tefsîri’l-Ḳusṭâs. Zemahşerî’nin aruz ilmine dair eserinin şerhi olup 655 (1257) yılında telif edilmiştir.

6. el-Kâfiye fi’l-ḥisâb (İÜ, AY, nr. 1534).

Zencânî’nin ayrıca el-Hâdî li-ẕevi’l-elbâb fî ʿilmi’l-iʿrâb (el-Hâdî fi’n-naḥv ve’t-taṣrîf ile aynı olmalıdır), Şerḥu’l-Hâdî li’ş-şâdî (Ahmed b. Muhammed el-Meydânî’nin eseri üzerine yazılmıştır), el-Muḫtaṣar fî ʿilmi’l-usṭurlâb, el-Muʿrib ʿammâ fi’ṣ-Ṣıḥâḥ ve’l-Muġrib, Şerḥu’l-ebyâti’l-müşkilâti’l-aġrâḍ, et-Teẕkire fi’l-heyʾe, et-Teẕkiretü’l-Mecdiyye adlı eserleri vardır (eserlerinin listesi ve yazma nüshaları için bk. , I, 498; Mahmûd Yûsuf Feccâl, XVII/1 [1996], s. 35-36; Miʿyârü’n-nüẓẓâr, neşredenin girişi, I, 8-12).


BİBLİYOGRAFYA

İzzeddin ez-Zencânî, Miʿyârü’n-nüẓẓâr fî ʿulûmi’l-eşʿâr (nşr. M. Ali Rızk el-Hafâcî), Kahire, ts. (Dârü’l-maârif), neşredenin girişi, I, 3-31.

İbnü’l-Fuvatî, Telḫîṣu Mecmaʿi’l-âdâb (nşr. Mustafa Cevâd), Dımaşk 1962-67, IV/1, s. 234-235; IV/2, s. 652.

, VIII, 119-121.

, II, 11.

, II, 122.

, I, 412; II, 1138-1140, 1326, 1578, 1744, 1869, 2027.

Hânsârî, Ravżâtü’l-cennât (nşr. Esedullah İsmâiliyyân), Kum 1392, V, 173.

, I, 977; II, 1304.

, I, 336-337; Suppl., I, 497-498.

M. Ali Müderris, Reyḥânetü’l-edeb, Tebriz 1347 hş., II, 386-387.

, VIII, 132.

R. Sellheim, Materialien zur Arabischen Literaturgeschichte, Wiesbaden 1987, II, 53-55.

Abdullah Muhammed el-Habeşî, Câmiʿu’ş-şürûḥ ve’l-ḥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, I, 593-601.

Cl. Gilliot, “Textes arabes anciens édités en Egypte au cours années 1990 à 1992”, , XXI (1993), s. 415-417.

Mahmûd Yûsuf Feccâl, “ez-Zencânî ḥayâtühû ve muṣannefâtüh”, ʿÂlemü’l-kütüb, XVII/1, Riyad 1416/1996, s. 34-38.

Ilse Lichtenstadter, “Zencânî”, , XIII, 525.

“al-Zand̲j̲ānī”, , s. 841-842.

Bu madde ilk olarak 2013 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 44. cildinde, 253-254 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.