ZUTLAR

الزطّ
ZUTLAR
Müellif: A. S. BAZMEE ANSARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.06.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zutlar
A. S. BAZMEE ANSARI, "ZUTLAR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zutlar (19.06.2019).
Kopyalama metni

Hint-Pakistan alt kıtasında özellikle Pencap, Sind, Racastan ve Uttar Pradeş’in batısında yaşarlardı. Zutlar’a Hinduca ve Urduca’da Cât adı verilirdi. Kelime Arapça’ya Zut şeklinde geçmiştir. İbn Hurdâzbih, Sind’den Bilâdü’z-Zut olarak bahseder ve Sûku’l-Ahvâz-Fars güzergâhını anlatırken Zut’u da zikreder (el-Mesâlik ve’l-memâlik, s. 43-56). Yâkūt el-Hamevî, Batîha’daki nehirlerden birinin de Nehrüzzut adını taşıdığını söyler (Muʿcemü’l-büldân, III, 158). Esmer tenli, uzun boylu, kuvvetli ve sağlam yapılı olan Zutlar’ın antropolojik ve etnik kökenleri hakkında günümüze kadar yeterli bilimsel çalışma yapılmamıştır. Bazı araştırmacılar onların Aryan (Ârî) veya Scytho-Aryan ırkından geldiklerini ve zamanla çeşitli mahallî kabilelerle karıştıklarını söyler. Araplar’ın muhtemelen ticarî faaliyetler dolayısıyla Zutlar hakkında bilgi sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber’den gelen, mi‘rac esnasında gördüğü Hz. Mûsâ’yı Zutlar’a benzettiğine (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 43) ve ağır bir hastalık geçiren Âişe’yi Zutlar’a mensup bir hekimin tedavi ettiğine dair rivayetler de (Buhârî, Edebü’l-müfred, s. 45) bunu göstermektedir.

Sâsânî İmparatoru V. Behram Gur, Zutlar’ı Hindistan’dan Hûzistan ve Basra körfezi kıyılarına naklederek paralı asker olarak istihdam etti. Hz. Ömer zamanında müslüman olan Zutlar, Ebû Mûsâ el-Eş‘arî tarafından Basra’da iskân edildi. Gayri müslim Zutlar ise Ömer’in emriyle haraca bağlandı (Belâzürî, s. 546). Hz. Ali de Cemel Vak‘ası esnasında devlet hazinesini Zutlar’a emanet etmişti. Muâviye devrinde 49 (669) veya 50 (670) yılında Zutlar’ın bir kısmı Çukurova ve Antakya kıyılarına yerleştirildi (a.g.e., s. 545). Muhammed b. Kāsım es-Sekafî 93’te (711-12) Sind’i fethedince İndus vadisindeki Zutlar, Haccâc tarafından Batîha’ya getirildi. II. Yezîd onları mandalarıyla birlikte Massîsa’ya (Misis) gönderdi (a.g.e., s. 541). I. Velîd, Zutlar’ın bir kısmını Batı Suriye’ye nakletti. Hindistan’daki Zutlar, Abbâsîler’in ilk devrinde İran ve Aşağı Irak’a göçtüler (Mes‘ûdî, s. 355). Abbâsî Halifesi Me’mûn, Îsâ b. Yezîd el-Cülûdî’yi 205’te (820) Zutlar’la savaşa memur etti (Taberî, VIII, 580). Ertesi yıl Dâvûd b. Mâscûr’u Basra, Dicle kıyıları, Bahreyn ve Yemâme’deki Zutlar’la savaşmak üzere görevlendirdi (a.g.e., VIII, 581). Halife Mu‘tasım-Billâh, Basra yolunda fitne ve fesat çıkaran, yol kesen, Basra ve Kesker civarında ekinleri tahrip eden Zutlar’ı cezalandırmak için Uceyf b. Anbese el-Horasânî’yi gönderdi. Uceyf, Vâsıt yakınlarında karargâh kurup Zutlar’ı her taraftan kuşattı ve dokuz ay boyunca onlarla mücadele etti, birçok kişiyi esir aldı (a.g.e., IX, 8-9). Nihayet Zutlar, 219 yılının Zilhicce ayında (Aralık 834) canlarına ve mallarına zarar gelmeyeceğine dair eman alıp Uceyf’e itaat arzettiler. Zutlar’ın bölgedeki sayısı 27.000 kişiye ulaşıyordu; bunların 12.000’i savaşçı idi. Gemi ve sandallarla Bağdat’a getirildiler. Halife Mu‘tasım-Billâh’ı selâmlayarak resmigeçit yaptılar. Üç gün gemi ve sandallarda bekletildikten sonra Bağdat’ın doğu yakasına geçirildiler. Ardından Hânikīn’e ve Bizans sınır bölgesine Aynizerbâ’ya nakledildiler. Burada Bizans saldırılarına mâruz kalan Zutlar ağır kayıplar verdiler (a.g.e., IX, 10).

Büveyhîler’den Ebû Nasr Şah Fîrûz’un ordusunda Deylemliler ve Türkler’in yanı sıra Zutlar da vardı (Rûzrâverî, III, 349). Sind’de ve diğer bölgelerdeki Zutlar, Gazneli Mahmud zamanına kadar sakin bir hayat sürdüler. Ancak Sultan Mahmud’un ordusu İndus vadisinde Zutlar’ın saldırısına uğradı. Daha sonraki dönemde Zutlar, Bâbürlü Hükümdarı Şah Cihan zamanına kadar sıkıntı içinde yaşadılar. 1047’de (1637) isyan edip Mathûrâ Fevcdârı Mürşid Kulı Han’ı öldürdüler. Kuzey Hindistan’daki Zutlar, Bâbürlü Hükümdarı Evrengzîb’in Dekken civarında savaşla uğraşmasını fırsat bilerek etrafa dehşet saçtılar ve Ekberşah’ın türbesini tahrip etmeye kalkıştılar. Ancak Fevcdâr Mîr Ebü’l-Fazl karşısında tutunamayıp geri çekildiler. Evrengzîb 1097’de (1686), kumandanlarından Hân-ı Cihân Kökeltaş’ı onların çıkardığı isyanları bastırmakla görevlendirdi. Kökeltaş’ın yenilgiye uğraması üzerine torunu Bîdâr Baht b. Muhammed A‘zâm’ı yolladı. Evrengzîb’in ölümünün ardından Zutlar yeniden Agra ile Delhi arasındaki bölgede tedhiş hareketlerine başladılar ve halkı büyük sıkıntılara mâruz bıraktılar. Pânîpet Savaşı’ndan (1175/1761) sonra Pencap’taki Zutlar’ın lideri olan Âlâ Sing, Bâbürlüler’in hizmetine girdi ve bu hizmetine karşılık kendisine birkaç köy verildi. Ardından bu yerler Patiâlâ Prensliği’nin çekirdeğini teşkil etmiştir.

XIX. yüzyılın başlarında Rancît Sing Cût, Pencap’ta kısa ömürlü küçük bir Sih Krallığı kurmayı başardı. Diğer bölgelerdeki Zutlar 1857 isyanına kadar sessizliklerini korudularsa da bu isyanda yağma ve katliamda bulundular, ülkede tam bir terör havası estirdiler. İngilizler Hindistan’ı işgal edince onları da itaat altına aldılar. 1947’de meydana gelen karışıklıklar sırasında tekrar olayların içinde yer aldılar. Alvar ve Bharatpur dolaylarında yağma ve tahribat hareketlerine giriştiler. Zutlar bugün Hindistan’da Pencap ve Uttar Pradeş’te siyasî faaliyetlerini sürdürmektedir. İsyan ve yağmacılıkları, cehalet ve kültürsüzlükleriyle tanınmakla birlikte Zutlar arasında ilmî sahada temayüz etmiş birçok kişi yetişmiştir. Hatîb el-Bağdâdî, İmâm-ı Âzam’ın dedesini Zut asıllı diye tanıtır (Târîḫu Baġdâd, XIII, 324-325). İmam Evzâî’nin ataları da muhtemelen Muhammed b. Kāsım es-Sekafî tarafından Sind’de esir alınarak Irak’a getirilen Zutlar’dandır (Zehebî, I, 178). Hindistanlı müellif Şiblî Nu‘mânî’nin de Zut asıllı olduğu ileri sürülmektedir. Pakistanlı Zutlar’dan olan Muhammed Zaferullah Han, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda hâkimlik yapmıştır.


BİBLİYOGRAFYA

Câhiz, el-Buḫalâʾ (nşr. M. Tâhâ el-Hâcirî), Kahire 1958, s. 49.

Buhârî, Edebü’l-müfred, Kahire 1349, s. 45.

, s. 232, 240, 246, 540-541, 543-546, 634, 638, 649.

, s. 43, 56, 194.

, VIII, 580-581.

IX, 8-10.

, s. 355.

, XIII, 324-325.

Rûzrâverî, Ẕeylü Tecâribi’l-ümem (nşr. H. F. Amedroz – D. S. Margoliouth), Kahire 1334/1916, III, 349.

, III, 158.

, II, 368.

III, 215.

VI, 362, 379, 389, 443-446.

VII, 80.

IX, 160.

, I, 178.

Ali b. Hâmid b. Ebû Bekir el-Kûfî, Fetḥu’s-Sind: Çeçnâme, Fetiḥnâme-i Sind (nşr. Süheyl Zekkâr), Beyrut 1412/1992, bk. İndeks.

Mîr Muhammed Ma‘sûm, Târîḫ-i Sind: Târîḫ-i Maʿṣûmî (nşr. Ömer b. Muhammed Dâvûdpûte), Poona 1938, bk. İndeks.

H. A. Rose, A Glossary of the Tribes and Castes of the Punjab and North-West Frontier Province, Lahore 1911-26.

a.mlf., “Jat”, , VII, 489-491.

K. R. Qanungo, History of the Jats, Calcutta 1925.

Ebû Zafer Nedvî, Târîḫ-i Sind, A‘zamgarh 1366/1947, s. 273, 275-276.

Şâh Veliyyullāh ke Siyâsî Mektûbât (ed. Halîk Ahmed Nizâmî), Aligarh 1950, s. 48, 49, 51, 60-65, 85, 88-89, 168, 196.

J. N. Sarkar, Fall of the Mughal Empire, Calcutta 1950-52, II, 60-61, 84-85, 306-351, 353.

III, 62-91.

E. Honigmann, Bizans Devleti’nin Doğu Sınırı (trc. Fikret Işıltan), İstanbul 1970, s. 37.

Recep Uslu, Sind’de İslâm Fetihleri: 15-240/636-854 (yüksek lisans tezi, 1990), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 28-29.

J. S. Cotton, “Cât”, , III, 27.

Gabriel Ferrand, “Zott”, a.e., XIII, 624.

A. S. Bazmee Ansari, “D̲j̲āt”, , II, 488-489.

C. E. Bosworth, “al-Zuṭṭ”, a.e., XI, 574-575.

Bu madde ilk olarak 2013 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 44. cildinde, 514-515 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.