ABDÜRRAHİM EFENDİ, Hoca

Müellif:
ABDÜRRAHİM EFENDİ, Hoca
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/abdurrahim-efendi-hoca
MEHMET İPŞİRLİ, "ABDÜRRAHİM EFENDİ, Hoca", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abdurrahim-efendi-hoca (24.07.2019).
Kopyalama metni
Adana’da doğdu. İlk tahsilini tamamladıktan sonra Hüseyin Halhalî ve Sadreddinzâde Mehmed Emin Şirvânî’den ders aldı. Daha sonra Hocazâde Abdülaziz Efendi’ye intisap etti ve ondan mülâzım oldu. 1620-1624 tarihleri arasında Siyavuş Paşa, Hâfız Paşa ve Mustafa Paşa medreselerinde, ardından Sahn-ı Seman, Ayasofya, Süleymaniye ve Sultan Ahmed medreselerinde müderrislik yaptı. Bir süre sonra kadılık mesleğine geçerek 1634’te Yenişehir kadısı oldu. 1638’de önce İstanbul pâyesini aldı, sonra fiilen İstanbul kadısı, 1641’de de Anadolu kazaskeri oldu. Kısa bir süre Adana kadılığı yaptıktan sonra 1645’te Rumeli kazaskerliğine, 25 Nisan 1647’de de şeyhülislâmlığa getirildi.

Abdürrahim Efendi’nin şeyhülislâmlığı döneminde en önemli icraatı, Sultan İbrâhim’in önce hal‘ine, daha sonra da katline fetva vermesidir. Bu konuda ocak ağalarını yanına almış, ayrıca ulemânın da desteğini sağlamıştı. 18 Temmuz 1649’da ocak ağalarının aşırı hareketleri sırasında Murad Paşa’nın gadrine uğrayarak azledildi ve Mekke’ye gönderildi. Hacdan sonra Kudüs kadılığına tayin edildi. Bir süre sonra yine ocak ağalarının aracılığı ile İstanbul’a döndü ve kendisine Üsküdar kadılığı verildi. Ağalar Vak‘ası (1651) sırasında İstanbul’dan çıkarılarak Belgrad’a gönderildi; 6 Şubat 1656’da orada vefat etti ve Belgrad’da İmâret Camii avlusuna defnedildi.

Müderrislik hayatı boyunca pek çok talebe yetiştirdiğinden “hoca” unvanıyla anılan Abdürrahim Efendi bilgili, dürüst ve doğruyu söylemekten çekinmeyen bir âlimdi. Sultan İbrâhim’in hal‘i ve öldürülmesi olaylarının bizzat içinde bulunmuş ve olayların akışında tesiri olmuştur. Kâtib Çelebi, çeşitli konularda onun desteğini görmüş, hatta ondan aldığı bilgileri yer yer Fezleke’de zikretmiştir (II, 293). Bazı kitapların kenarlarına yazdığı hâşiyeler dışında herhangi bir eseri bilinmemektedir (bk. Uşşâkīzâde, s. 196).

BİBLİYOGRAFYA
Kâtib Çelebi, Fezleke, İstanbul 1287, II, 292-293; Naîmâ, Târih, İstanbul 1281-83, IV, 298, 303; VI, 243-244; Uşşâkīzâde, Zeyl-i Şekāik (nşr. H. J. Kissling), Wiesbaden 1965, s. 193-196; Şeyhî, Vekayiu’l-fuzalâ, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2361, I, vr. 118a-b; Devhatü’l-meşâyih maa zeyl, s. 54; Sicill-i Osmânî, III, 330; İlmiyye Salnâmesi, s. 455-457; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/2, s. 467; Tayyib Gökbilgin, “İbrâhim”, İA, V/2, s. 883-885.
Bu madde ilk olarak 1988 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1. cildinde, 289 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.