AHMED

أحمد
Müellif:
AHMED
Müellif: MUSTAFA FAYDA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.06.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed
MUSTAFA FAYDA, "AHMED", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed (19.06.2019).
Kopyalama metni
Ahmed, hamd kökünden ism-i tafdil olup “herkesten daha çok öven (hamdeden) ve herkesten daha çok övülen” anlamlarına gelir. Bazı İslâm âlimleri, başka hiç kimseye nasip olmayan bir makamda ve sadece kendine mahsus ifadelerle herkesten daha fazla Allah’a hamdettiği, Cenâb-ı Hakk’ın da onu bütün insanlardan daha çok övdüğü için Hz. Peygamber’e Ahmed adının verildiğini söylerler. Ahmed, aynı kökten türemiş olmakla beraber onun diğer adları olan Muhammed ve Mahmud’dan daha anlamlı ve daha beliğdir. Çünkü her ikisi de yalnızca “övülmüş olma”yı ifade ettikleri halde ahmedde hem “övülme”, hem de “övme” anlamı vardır. Hz. Peygamber’in adı olarak Ahmed Kur’ân-ı Kerîm’de bir defa geçmektedir: “Hatırla ki Meryem oğlu Îsâ, ‘Ey İsrâiloğulları! Ben, daha önce gönderilen Tevrat’ı tasdik etmek ve benden sonra gelecek Ahmed adlı bir peygamberi müjdelemek üzere Allah’ın size gönderdiği peygamberim’ demişti” (es-Saf 61/6).

Ahmed kelimesinin Hz. Peygamber’den önce isim olarak kullanılıp kullanılmadığı hususu ihtilâflıdır. Kaynaklardan anlaşıldığına göre, Resûlullah’ın doğduğu yıllarda Ahmed adını taşıyan hiç kimse bulunmadığı gibi hicrî I. yüzyılın ikinci yarısının ortalarına gelinceye kadar da bu adı alan hiçbir şahsa rastlanmamıştır. Konuyla ilgilenen İslâm âlimlerinin çoğu bu kanaati belirtmişlerdir. Her ne kadar Câhiliye devrinde Ahmed b. Sümâme et-Tâî, Ahmed b. Zeyd es-Seksekî gibi şahıslara ve Benî Ahmed gibi kabile adlarına rastlanılmakta ise de bunlar uzun yıllar önce yaşamış oldukları için unutulmuşlardı. İslâmî devirde bu adla anıldığı bilinen ilk şahıs, meşhur Arap dil bilgini Halîl’in (ö. 170/786 veya 175/791) babası Ahmed b. Amr el-Ferâhîdî’dir.

Hz. Peygamber çeşitli hadislerde isimlerinden birinin de Ahmed olduğunu hiçbir te’vile yer bırakmayacak şekilde ifade etmiştir (Buhârî, “Menâḳıb”, 17, “Tefsîr”, 61; Müslim, “Feżâʾil”, 124, 125, 126). İslâmî kaynaklarda, annesi Âmine’ye doğacak çocuğuna Ahmed adını koyması emrolunduğu kaydedilmektedir (İbn Sa‘d, I, 98-99, 104). Şair sahâbîlerden Hassân b. Sâbit, Kâ‘b b. Mâlik, Amr b. Cemûh ve Abdullah b. Ziba‘râ da Hz. Peygamber’in Ahmed adını şiirlerinde birçok defa zikretmişlerdir. Bazı müsteşrikler bu gerçeği kısmen inkâr ederek, kısmen de değişik şekillerde yorumlayarak İncil’de Ahmed adlı bir peygamberden bahsedilmediğini, müslümanların bu ismi, Hz. Peygamber’in İncil’de (Yuhanna, XIV/16; XVI/13-14) geçen Faraklit ile özdeşleştirilmesinden sonra ve en erken tarihle 125 (742-43) yılından itibaren kullanmaya başladıklarını (Watt, XLIII/1, s. 110; EI2 [Fr.], I, 275), ahmed kelimesinin isim değil sıfat olduğunu ve hatta Kur’an’a sonradan dahil edildiğini iddia ederler. Bu son iddia, üzerinde durmaya değmeyecek kadar basittir ve iftiradan ibarettir. Diğer iddiaya gelince, Hz. Îsâ İncil’de (Yuhanna, XIV/15-16, 23-27; XV/26; XVI/7-13) kendisinden sonra Ahmed adlı bir peygamberin geleceğini haber vermiştir. Müslümanların bir müddet çocuklarına Ahmed adını koymadıkları ise doğrudur. Ancak bu, müsteşriklerin ileri sürdükleri sebeplerden değil, bilakis Hz. Peygamber’e olan saygılarından dolayıdır. Nitekim aynı sebeple Hz. Ömer de halifeliği sırasında Muhammed adlı şahısları toplayıp günlük hayatta ortaya çıkan bazı mahzurlar yüzünden onlardan isimlerini değiştirmelerini istemiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Hasan el-Mustafavî, et-Tahkīk fî kelimâti’l-Kurʾâni’l-Kerîm, “aḥmed” md.; Buhârî, “Menâḳıb”, 17, “Tefsîr”, 61; Müslim, “Feżâʾil”, 124, 125, 126; İbn Hişâm, es-Sîre, I, 353, 453, 534; II, 142, 158, 197, 256, 349, 385, 387, 419; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 98-99, 104-105, 161, 363; III, 55, 215; İbn Düreyd, el-İştiḳāḳ, s. 9-10; Kādî İyâz, eş-Şifâ, İstanbul 1290, I, 189-191; İbnü’l-Cevzî, el-Vefâ bi-ahvâli’l-Mustafâ (nşr. Mustafa Abdülvâhid), Kahire 1386/1966 ⟶ Beyrut, ts. (Dârü’l-Ma‘rife), I, 36 vd., 103-110; İbn Seyyidünnâs, Uyûnü’l-eser, Beyrut, ts. (Dârü’l-Ma‘rife), I, 30-31; II, 315; Diyarbekrî, Târîḫu’l-ḫamîs, I, 206-207; Tecrid Tercemesi, IX, 250-252; Elmalılı, Hak Dini, VI, 4929-4935; Mehmet Aydın, Müslümanların Hristiyanlığa Karşı Yazdığı Reddiyeler ve Tartışma Konuları (doçentlik tezi, 1979), AÜ İlâhiyat Fak., s. 186-197; Abdülahad Dâvûd, Muhammad in the Bible, Doha 1980, s. 22-26, 166-168, 209-215; A. Guthrie – E. F. F. Bishop, “The Paraclete, Almunhamanna and Aḥmad”, MW, XLI (1951), s. 251-256; W. Montgomery Watt, “His Name is Aḥmad”, a.e., XLIII/1 (1953), s. 110-117; J. Schacht, “Aḥmad”, EI2 (Fr.), I, 275.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 29-30 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.