AHMED EFENDİ, Müftîzâde

Müellif:
AHMED EFENDİ, Müftîzâde
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-efendi-muftizade
MEHMET İPŞİRLİ, "AHMED EFENDİ, Müftîzâde", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-efendi-muftizade (19.07.2019).
Kopyalama metni
Gelibolu müftüsü olan babasına nisbetle daha çok Müftîzâde lakabıyla meşhur olmuştur. Medrese tahsilinden sonra çeşitli ilmiye görevlerinde bulundu. 1772 Rus seferine Mekke pâyesiyle ordu kadısı olarak katıldı. 1782’de İstanbul kadısı, 1785’te Rumeli kazaskerliği pâyesiyle Anadolu kazaskeri ve 10 Şubat 1786’da şeyhülislâm oldu. 1787’de Rusya’ya sefer açılıp açılmaması hususunda devlet erkânı arasında farklı görüşler belirdiği zaman Sadrazam Koca Yûsuf Paşa, Şeyhülislâm Ahmed Efendi ile birlikte I. Abdülhamid’i arzu etmediği bir savaşa sürükledi. Daha sonra Avusturya’nın da Rusya’nın yanında savaşa katılması, yaşlı şeyhülislâmı harbin neticesi hakkında endişeye düşürdü. Bunun üzerine hatasını ileri sürerek azlini istedi ve 24 Kasım 1787’de görevinden ayrıldı (Cevdet Paşa, IV, 38-39).

1789’da III. Selim’in tahta geçmesinden sonra Şeyhülislâm Hamîdîzâde’nin mâzul şeyhülislâmları arpalık*larına gitmeye mecbur etmesi üzerine, Ahmed Efendi de arpalığı olan Ankara’ya gitti. Ancak Mekkî Mehmed Efendi’nin 1791’de ikinci defa şeyhülislâm olması ile İstanbul’a dönmesine izin verildi. 10 Kasım 1791’de vefat etti ve Üsküdar’da Havuzdibi’ne defnedildi.

Faziletli, bilgili, ilmî araştırmaya düşkün ve yumuşak huylu bir kimse olan Ahmed Efendi’nin şeyhülislâmlığı bir yıl on ay kadar sürmüştür. Fas Hükümdarı Muhammed b. Abdullah’ın Osmanlı ulemâsına sorduğu dört meseleye tek başına hazırladığı cevaplar, devrin âlimleri tarafından oldukça beğenilmiştir. Ahmed Efendi’nin ayrıca Beyzâvî Tefsiri’nin bazı kısımlarına hâşiyeler yazdığı da bilinmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
TSMA, nr. E. 9764; Devhatü’l-meşâyih, s. 110-111; Cevdet, Târih, III, 261; IV, 9, 38-39; V, 108; Sicill-i Osmânî, I, 271; İlmiyye Salnâmesi, s. 555-556; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/2, s. 503-504.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 61 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.