AHMED MUHARREM

أحمد محرّم
Müellif:
AHMED MUHARREM
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-muharrem
AHMET ÖZEL, "AHMED MUHARREM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-muharrem (17.11.2019).
Kopyalama metni
5 Muharrem 1294 (20 Ocak 1877) tarihinde doğdu. İkinci adı olan Muharrem doğduğu aydan dolayı verilmiştir. Türk asıllıdır. Ahmed Ubeyd’e gönderdiği biyografisinde bizzat kendisi Kahire’de dünyaya geldiğini kaydederken (Meşâhîru şuʿarâʾi’l-ʿaṣr, s. 114; Mustafa M. el-Fâr, s. 55) Zekî Mücâhid, Ziriklî, Yûsuf Es‘ad Dâgır ve diğer birçok biyografi yazarı Buhayre müdüriyetine bağlı Dilincât’ın İbyelhamrâ köyünde doğduğunu belirtir. İkinci rivayetin daha doğru olduğunu kaydeden Zekî Mücâhid diğer kaynakların aksine doğum tarihini 1298 (1881) şeklinde verir (el-Aʿlâmü’ş-Şarḳıyye, II, 668). Ahmed Muharrem, daha çocuk yaşta iken babasının Kahire’den kendisine getirdiği kitaplardan ve orada sohbetlerinde bulunduğu şairlere ait şiirleri yazdığı defterden söz ettiğine göre (Mustafa M. el-Fâr, s. 60-61) çocukluğu Kahire dışında geçmiş olmalıdır. Zekî Mücâhid de altı yaşında iken ailesiyle birlikte Havşe beldesine yerleştiklerini ve bu beldede büyüdüğünü yazar. Taşrada dindar bir ailenin çocuğu olarak yetiştiğine dair bilgiler de (M. Receb el-Beyyûmî, II, 107) bunu destekler. İlk öğrenimini köy mektebinde gördü, hıfzını tamamladıktan sonra Kahire’de Akkādîn ve Cîze medreselerinde okudu. Kültürlü bir kişi olan ve oğlunun eğitimiyle yakından ilgilenen babası bir Ezher ulemâsından özel olarak Arap dili ve edebiyatı dersleri almasını sağladı; Câhiliye devrinden başlayarak birçok divan ve eser okuyup geniş bir birikime sahip oldu. On iki yaşında şiir yazmaya başladı. Şiirlerinin dergi ve gazetelerde çıkmasıyla birlikte edip ve şairlerin dikkatini çekti ve takdir gördü. 1910’da Hidiv Abbas’ın tahta çıkış yıl dönümü münasebetiyle yapılan şiir yarışmasında Nil şairleri arasında birincilik ödülünü aldı. Ardından çeşitli dergi ve gazetelerin açtığı şiir ve nesir yarışmalarında da ödül kazanması şöhretinin yayılmasına vesile oldu.

Düzenli bir tahsil görmeyen Ahmed Muharrem, kendi ifadesine göre özgürlüğünü kısıtlayacağı, müslümanlara ve ülkesine hizmet etmeyi engelleyeceği düşüncesiyle resmî görev almadı. Maddî sıkıntılar içinde bulunduğu halde siyasetçilerin ikbal karşılığında kendilerini öven şiirler yazması teklifini reddetti. Bazı gazetelerden gelen yazı işleri müdürlüğü taleplerini de geri çevirdi (Mustafa M. el-Fâr, s. 61, 65, 70). Babasının 1920’de Kahire’de vefatından sonra Buhayre vilâyetinin merkezi Demenhûr’da ikamet etti. Kendisi de bir şair olan Azîz Abâza, Buhayre müdüriyeti yöneticiliğine getirilince Ahmed Muharrem’i Demenhûr Belediye Kütüphanesi’ne müdür tayin etti. Azîz Abâza Asyût’a gittiğinde oradaki kütüphaneyi düzenlemek üzere kendisini çağırdıysa da vefatı buna imkân vermedi (a.g.e., s. 79). Geçimini yazılarından sağlayan Ahmed Muharrem’in şiir ve yazıları, edebî tenkitleri Apollo, el-Muḳteṭaf, el-Hilâl, el-Fetḥ, er-Risâle, es̱-S̱eḳāfe, Enîsü’l-celîs, es̱-S̱üreyyâ, el-Miftâḥ, eẓ-Ẓuhûr, el-İstiḳlâl gibi dergilerle el-Müʾeyyed, el-Livâʾ, el-Ehrâm, el-Muḳaṭṭam, ed-Difâʿ, el-Aḫbâr, el-Efkâr, es-Siyâse, el-Belâġu’l-üsbûʿî gibi gazetelerde yayımlandı. Demenhûr’da çıkan eṣ-Ṣıdḳ dergisini yeni şairlerin yetiştiği edebî bir mektep hüviyetine kavuşturdu. 13 Haziran 1945 tarihinde Demenhûr’da vefat etti.

Ahmed Muharrem, çağdaş Arap edebiyatında Batı etkisinde ortaya çıkan neo-klasik şiirin ilk üstadı kabul edilen Mahmud Sâmi Paşa el-Bârûdî’den (ö. 1904) sonra bu tarzı devam ettiren nesil arasında İsmâil Sabri Paşa, Ahmed Şevkī, Hâfız İbrâhim, Halîl Mutrân, Ahmed el-Kâşif, Ahmed Nesîm, Muhammed Abdülmuttalib, Veliyyüddin Yeken ile birlikte ilk sıralarda yer alır. Ancak Kahire dışında yaşaması, yönetici ve siyasetçilerden uzak durması gibi sebeplerle diğer şairler kadar Mısır dışında şöhret kazanmamıştır. İslâm dünyasının siyasî, fikrî, askerî ve iktisadî bakımdan birçok problemle yüzleştiği bir dönemde yaşayan Ahmed Muharrem bunun acısını en derin şekilde duymuştur. İster tesellide bulunmak, ister müslümanların bu duruma düşmelerinin sebeplerini araştırıp kendilerine gelmeleri umudunu ve imkânlarını ifade etmek ya da İslâm düşmanlarına cevap vermek yolunda olsun şiirlerinde İslâm gerçeğini ve İslâm’ın yüceliğini dile getirmiştir. Vatan temalı şiirlerde de yine Ahmed Şevkī, Hâfız İbrâhim ve Halîl Mutrân gibi üstatlarla birlikte önde bulunur. Bu tür şiirlerinde onlardan farklı olarak sağlam inancı, derin felsefî düşüncesi, ilkelerine bağlılığı, sanat ve estetiğe olan yatkınlığı ve kabiliyetiyle temayüz eder (a.g.e., s. 106). Birçok şairin vatan şiirlerinde ırkçı yaklaşım öne çıkarken Ahmed Muharrem’in şiirlerinde inancının izleri görülür. Sadelik, açıklık, akıcılık, kelimelerde canlılık, düşünce, anlam yanında ses uyumuna dikkat, şekil ve mazmun arasında insicam onun üslûbunun belirgin özellikleridir.

Şiirlerinde adalet, istibdat, şûra, eğitim, ahlâk, tembellik, servet dağılımı, işçi hakları, kadının konumu gibi problemleri ustaca ele almış, Kāsım Emîn gibi Mısırlı yazarların tesettür karşıtı görüşlerini şiddetle eleştirmiştir. Mustafa Kâmil’in başkanlığındaki el-Hizbü’l-vatanî’yi desteklemesine rağmen partiye resmen üye olmayıp siyasî faaliyetlerden uzak durmuştur. Bir taraftan Batı’nın istilâsına uğrayan İslâm dünyasının içinde bulunduğu durum çerçevesinde Arap birliğini savunurken diğer taraftan ırkçı Arap edip ve düşünürlerine karşı Osmanlı Devleti’nin şahsında İslâm birliğini savunmuş, ırkçı/milliyetçi akım mensuplarının İslâm öncesi tarih ve kültürlerine yaptıkları atıflara karşı çıkarak İslâmî değerleri yüceltmiş, bunun neticesinde Hindistan’da Muhammed İkbal ve Türkiye’de Mehmed Âkif Ersoy gibi bir İslâm şairi olarak tanınmıştır. Babasının vefatı üzerine yazdığı uzun mersiyede neredeyse kendi acısını unutup Türkler’in azameti ve onların uğradığı sınavın çetinliğinden, kendilerini İslâm’a hizmete adamalarından söz etmiş (a.g.e., s. 62; M. Receb el-Beyyûmî, II, 111), Osmanlı Devleti’nin İslâm birliğini temsil ettiğine, müslümanların hâmisi olduğuna dair duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Yine şiirlerinde II. Abdülhamid’i savunarak hal‘inden dolayı üzüntüsünü ifade etmiş, Türk-Yunan ve Trablusgarp savaşları sırasında müslümanları Devlet-i Aliyye’ye yardıma çağırmış, II. Meşrutiyet’in ilânını, Çanakkale zaferini ve Kurtuluş Savaşı’nı kutlamış, hilâfetin kaldırılmasıyla hayal kırıklığı yaşamış, ayrıca Filistin davasını savunmuştur.

Eserleri. 1. Dîvânü Aḥmed Muḥarrem (I, Kahire 1908; II, Demenhûr 1328/1920). Dokuz bölümden meydana gelen eserin ilk cildinin birinci bölümünde şairin daha çok ilk dönemlerde yazdığı methiyeler, ikinci bölümde vatan temalı şiirler, daha sonra sırasıyla din ve fazilet, ahlâk ve âdâb, hikmetler ve hakikatler, teşbîb ve gazeller, mersiyeler, hâtıralar ve diğer şairlerle yazışmalarıyla ilgili şiirleri yer alır. İkinci cilt, medih ve mersiye türü birkaç şiir dışında vatan ve sosyal konulu 109 kasideden oluşur. Ahmed Muharrem’in oğlu Mahmûd Ahmed Muharrem, babasının bazı gazete ve dergilerde yayımlanan dokuz kasidesini el-Aḳṣa’l-ḥazîn adıyla yayımlamış (Küveyt 1404/1984), ayrıca şiirlerinin yaklaşık yüzde doksanını derleyip beş cilt halinde neşretmiştir (Dîvânü Muḥarrem, Küveyt 1404-1408/1984-1988). 2. Dîvânü mecdi’l-İslâm (nşr. Muhammed İbrâhim el-Cüyûşî, Kahire 1963; nşr. Mahmûd Ahmed Muharrem, Küveyt 1402/1982). Bazı kaynaklarda el-İlyâẕetü’l-İslâmiyye diye adlandırılsa da böyle bir nitelemenin gerek içerik gerek nitelik bakımından doğru olmadığı belirtilmiştir (Bedevî Ahmed Tabâne, s. 200-201). Ahmed Muharrem’in İslâmiyet’in kahramanlık destanını Hz. Peygamber’in şahsında, onun hayatını ve gazvelerini, İslâm tarihinin bu fetih ve üstünlük günlerini dile getirdiği, sömürgecilik ve istibdada karşı çıktığı, tabiatı, aşkı ve güzelliği terennüm ettiği, Arap edebiyatına geniş vukufu ile derin duyuşlarını birleştirdiği 3000 beyitlik bu epik şiiri onun en önemli eseridir. Ahmed Muharrem, el-Fetḥ dergisinin sahibi Muhibbüddin el-Hatîb’in 1934 yılında kendisine yazdığı bir mektupta İslâm tarihinde Firdevsî’nin Şâhnâme’si ve Homeros’un İlyada’sı gibi eserlerin bugüne kadar yazılamadığını, müslüman şairlerin buna teşebbüs etmeleri gerektiğini dile getirmesi, daha önce Ahmed Şevkī’ye yaptığı, ancak karşılık bulmayan teklifi ona da yapması üzerine bu divanı kaleme almıştır. Eserin neşri için Maarif Bakanlığı’na, Ezher’e ve Arap Dil Kurumu’na yapılan başvurular sonuçsuz kalmış, bir kısmı şairin vefatından sonra bazı dergilerde çıkmış, uzun bir aranın ardından kitap halinde yayımlanabilmiştir. Bu eserle Ahmed Şevkī’nin Düvelü’l-ʿArab ve ʿuẓamâʾü’l-İslâm adlı kitabı çağdaş Arap şiirinde ilk uzun destanlara örnek gösterilir (Hafâcî, I, 78). 3. Aḥmed Zekî Ebû Şâdî: Şiʿruhû fî Dîvâni’ş-Şuʿle (Kahire 1933). Kahire’de Yeni Edebiyat Birliği Kulübü’nde verdiği konferansın metnidir.

Ahmed Muharrem üzerine yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır: Muhammed İbrâhim el-Cüyûşî, Şâʿirü’l-ʿurûbe ve’l-İslâm Aḥmed Muḥarrem (Kahire 1961, 1963); Sa‘deddin el-Cîzâvî, el-Ḳavmiyyetü’l-ʿArabiyye fî şiʿri Aḥmed Muḥarrem (Kahire 1962); Muhammed Mahmûd Kāsım Nevfel, Buṭûlâtü’ş-şebâb ve emcâdü’ş-şüyûḫ fî Dîvâni Mecdi’l-İslâm li’ş-şâʿir Aḥmed Muḥarrem (Amman 1983); Ebü’l-Muâtî Muhammed Ebü’l-Muâtî, eṣ-Ṣûretü’l-fenniyye fî şiʿri Aḥmed Muḥarrem (yüksek lisans tezi, 1409/1988, Ezher Üniversitesi Arap Dili Fakültesi); Abdürrahim Ahmed Abdülmevlâ, eş-Şiʿrü’l-İslâmî beyne Muḥammed ʿAbdilmuṭṭalib ve Aḥmed Muḥarrem: Dirâse ve müvâzene (yüksek lisans tezi, 1413/1993, Ezher Üniversitesi Arap Dili Fakültesi); Leylâ İbrâhim Serhân, Aḥmed Muḥarrem şâʿiren (doktora tezi, 1995, Beyrut Saint Joseph Üniversitesi); Emel İsmâil es-Seyyid, et-Teyyârü’l-İslâmî fî şiʿri Aḥmed Muḥammed (yüksek lisans tezi, 1421/2000, Aynişems Üniversitesi Eğitim Fakültesi); Muhammed Receb el-Beyyûmî, Ṣavtü’l-İslâm eṣ-ṣâriḫ Aḥmed Muḥarrem (Kahire 2004); Muhammed es-Seyyid Ahmed Saîd, Şiʿru Aḥmed Muḥarrem: Dirâse naḥviyye delâliyye (yüksek lisans tezi, 1428/2007, Kahire Üniversitesi Dârülulûm Fakültesi).

BİBLİYOGRAFYA :

Ahmed Muharrem, Dîvânü mecdi’l-İslâm (nşr. Mahmûd Ahmed Muharrem), Küveyt 1402/1982, neşredenin girişi, s. 9-30; Ahmed Ubeyd, Meşâhîru şuʿarâʾi’l-ʿaṣr fi’l-aḳṭâri’l-ʿArabiyyeti’s̱-s̱elâs̱e Mıṣr ve Sûriye ve’l-ʿIrâḳ, Dımaşk 1341/1922, s. 114-143; Edhem el-Cündî, Aʿlâmü’l-edeb ve’l-fen, Dımaşk 1958, II, 470-471; Ahmed Kabbiş, Târîḫu’ş-şiʿri’l-ʿArabiyyi’l-ḥadîs̱, Beyrut 1391/1971, s. 98-100; Mounah Abdallah Khouri, Poetry and the Making Modern Egypt: 1882-1922, Leiden 1971, s. 96, 99, 103; Yûsuf Es‘ad Dâgır, Meṣâdirü’d-dirâseti’l-edebiyye, Beyrut 1972, III/1, s. 111-114; J. Brugman, An Introduction to the History of Modern Arabic Literature in Egypt, Leiden 1984, s. 52-53; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), I, 202; M. Abdülmün‘im Hafâcî, el-Edebü’l-ʿArabiyyü’l-ḥadîs̱, Kahire 1405/1985, I, 36, 40, 78, 95, 139; II, 3, 12, 13; Âdil Ebû Amşe, Ḳażâya’l-merʾe fi’ş-şiʿri’l-ʿArabiyyi’l-ḥadîs̱ fî Mıṣr, Beyrut 1407/1987, s. 165-166, 243-244; Nebîl Süleyman Tabûşe, el-İtticâhü’l-İslâmî fi’ş-şiʿri’l-Mıṣrî el-muḥâfıẓ min 1882 ilâ 1919, Kahire 1990, tür.yer.; Zekî M. Mücâhid, el-Aʿlâmü’ş-Şarḳıyye, Beyrut 1994, II, 668-671; Bedevî Ahmed Tabâne, Kevkebe min şuʿarâʾi’l-ʿaṣr, Kahire 1995, s. 189-201; M. Receb el-Beyyûmî, en-Nehḍatü’l-İslâmiyye fî siyeri aʿlâmihe’l-muʿâṣırîn, Dımaşk 1415/1995, II, 107-123; a.mlf., “Aḥmed Muḥarrem: Beyne’t-tecdîd ve’t-taḳlîd”, el-Edebü’l-İslâmî, VI/21, Riyad 1999, s. 14-21; M. Ali Hedv, “Aḥmed Muḥarrem”, Mevsûʿatü Beyti’l-ḥikme li-aʿlâmi’l-ʿArab fi’l-ḳarneyni’t-tâsiʿ ʿaşer ve’l-ʿişrîn, Bağdad 1420/2000, I, 60-61; Ömer ed-Dekkāk, el-İtticâhü’l-ḳavmî fi’ş-şiʿri’l-ʿArabiyyi’l-ḥadîs̱, Beyrut, ts. (Dârü’ş-şarki’l-Arabî), s. 34, 40, 47, 57-58, 66, 74, 77, 135, 199, 257, ayrıca bk. İndeks; Sa‘d Mihâil, Âdâbü’l-ʿaṣr fî şuʿarâʾi’ş-Şâm ve’l-ʿIrâḳ ve Mıṣr, Kahire, ts. (Mektebetü’l-Arab), s. 57-65; Abdurrahman er-Râfiî, Şuʿarâʾü’l-vaṭaniyye fî Mıṣr, Kahire, ts. (Dârü’l-maârif), s. 177-197; Kâmil Selmân el-Cübûrî, Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ, Beyrut 1424/2003, I, 183; Emîl Bedî‘ Ya‘kūb, Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ münẕü bedʾi ʿaṣri’n-nehḍa, Beyrut 1425/2004, I, 122-123; Mustafa M. el-Fâr, eş-Şâʿir Aḥmed Muḥarrem: Dirâse fî ḥâyâtihî ve şiʿrih, Amman 2007; Hazem Said Mohammed, “Mehmet Akif’in ve Mısırlı Şair Ahmed Muharrem’in Şiirinde Çanakkale Savaşı”, Vefatının 75. Yılında Uluslararası Mehmet Akif Ersoy Sempozyum Bildirileri: 12-13 Mart 2011 (haz. Vahdettin Işık), İstanbul 2011, s. 369-390; Fuâd Sâlih es-Seyyid, Mevsûʿatü aʿlâmi’l-ḳarni’l-ʿişrîn fi’l-âlemeyni’l-ʿArabî ve’l-İslâmî, Beyrut 1434/2013, I/2, s. 112-113; M. İbrâhim el-Cüyûşî, “Dîvânü mecdi’l-İslâm”, MMLA, XIX (1965), s. 101-106; Selâhaddin M. Abdüttevvâb, “el-İtticâhü’l-İslâmî fî şiʿri Aḥmed Muḥarrem”, Mecelletü’l-Câmiʿati’l-İslâmiyye, XV/57, Medine 1983, s. 231-239; Kemal Tuzcu, “Mısırlı Neo-Klasik Şairler”, Nüsha, II/5, Ankara 2002, s. 122-123; Sa‘d Da‘bîs, “Resâʾil câmiʿiyye: et-Teyyârü’l-İslâmî fî şiʿri Aḥmed Muḥarrem”, el-Edebü’l-İslâmî, X/38, Riyad 2003, s. 88-93; Abdullah Fethî ez-Zâhir, “eş-Şâʿir Aḥmed Ḥasan ʿAbdullāh (Aḥmed Muḥarrem): Şiʿruhü’l-İslâmî”, Câmiʿatü Mevṣıl Mecelletü Külliyyeti’l-ʿulûmi’l-İslâmiyye, VI/12, Musul 1433/2012, s. 289-317.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 47-49 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.