ALTI BÖLÜK

ALTI BÖLÜK
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/alti-boluk
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "ALTI BÖLÜK", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/alti-boluk (16.12.2019).
Kopyalama metni
Hepsine birden “altı bölük halkı” da denilen bu kapıkulu süvarileri şu sınıflara ayrılmıştır: Sipah, silâhdar, ulûfeciyân-ı yemîn (sağ ulûfeciler), ulûfeciyân-ı yesâr (sol ulûfeciler), gurebâ-yı yemîn (sağ garipler), gurebâ-yı yesâr (sol garipler). En itibarlı olan ilk iki sınıf “yukarı bölükler”, üçüncü ve dördüncüler “orta bölükler”, son iki bölük ise “aşağı bölükler” adlarıyla da anılırlardı. Son dört bölüğün hepsine birden “bölükât-ı erbaa” denirdi. Süvari bölüklerinin efradı, yaya yeniçerilerin mükâfata hak kazananları ile Edirne, Galata ve İbrâhim Paşa saraylarındaki oğlanlardan temin edilir, ayrıca Enderun’daki iç oğlanlarından buraya nefer verilirdi. Enderun’dan ve saraylardan alınan neferler ise “çıkma” adı altında atlı bölüklere gönderilirdi. Bu çıkmalar cülûs zamanlarında veya yedi yılda bir yapılırdı. Cülûs zamanı çıkmalarına “büyük çıkma” veya “umum çıkması”, diğer yeniçeri çıkmalarına ise “kapıya çıkma” ya da “bedergâh” denilirdi. Süvari ocağının silâhdar bölüğü Kara Timurtaş Paşa’nın tavsiyesiyle I. Murad zamanında, sipah bölüğü ise Fâtih Sultan Mehmed zamanında teşkil edilmiş, öteki dört bölük de muhtemelen XV. yüzyıl ortalarında kurulmuştur. Bunlara “bölük halkı” denilmesinin sebebi, kendilerini timarlı sipahilerden (süvari) ayırmak içindir.

Silâhdar bölüğü daha eski olmakla birlikte sipah bölüğü kapıkulu süvarilerinin en itibarlı bölüğü idi. Bu bölük taşıdığı bayraktan dolayı “kırmızı bayrak” adıyla da anılırdı. Fâtih zamanına kadar baş bölük olan silâhdar bölüğüne ise “sarı bayrak” denilirdi. Sağ ulûfecilere “yeşil bayrak”, öteki bölüklere de “alaca bayrak” adı verilirdi. Ulûfeci bölükleri seferlerde ve törenlerde sipah ve silâhdarların açığında yer alır, daha açıkta ise sağ ve sol garipler dururdu. Savaş zamanında yukarı bölüklerin başlıca görevi padişahın otağını beklemek, orta bölüklerinki hazineye bakmaktı. Aşağı bölükler ise genellikle sancak muhafızlığı yaparlardı. Sipah ve silâhdarların İstanbul’da kışlaları olmayıp genellikle bu şehre yakın yerlerde, öteki süvari bölükleri ise Anadolu ve Rumeli’nin çeşitli yerlerinde otururlardı. İstanbul civarında oturanların görevi padişahın cumaya veya herhangi bir yere gidişinde ona refakat etmekti. Savaş zamanında vezîriâzam ve devlet büyüklerini korumakla da görevli olan kapıkulu süvarileri ayrıca maliyenin çeşitli kâtipliklerini yapar, yaverlik ve emirberlik hizmetlerini yürütür, ayrıca padişah vakıflarının mütevelliliği ile mültezimlik işlerine de bakarlardı. Eskiden beri evlenmelerine izin verilmiş olan kapıkulu süvarilerinin veledeş denilen oğulları da süvari bölüklerine alınırdı. Yukarı ve orta bölük süvarilerinin kendilerinden başka, her beş akçe için bir nefer olmak üzere, ücretli neferleri vardı. Böylece sefere çıktıklarında sayıları oldukça fazlalaşırdı. Ancak sık sık isyanlara yol açmaları üzerine Köprülü Mehmed Paşa zamanında yanlarında nefer beslemeleri usulü kaldırıldı. Her bölüğün müstakil ağa ve zâbitleri olup sipah ve silâhdar ağaları dış hizmete sancak beyi olarak çıkarlardı. Ulûfeleri yaya yeniçerilerinkinden fazla olan süvarilerden taşrada olanların üç aylık maaşlarını zâbitleri götürürdü. Kapıkulu süvarilerinin bozulması XVI. yüzyıl sonlarında başlamış, kanuna aykırı olarak aralarına dışarıdan adam alınmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda sık sık isyan hareketlerine karışan süvari bölükleri, Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından sonra ortadan kaldırılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Koçi Bey, Risâle (nşr. Ali Kemali Aksüt), İstanbul 1939, s. 169; Uzunçarşılı, Kapukulu Ocakları, II, 137-254; Pakalın, II, 173-175; Mahmud Şevket Paşa, Osmanlı Askeri Teşkilatı ve Kıyafeti (nşr. N. Türsan – S. Türsan), Ankara 1983, s. 4-5; Midhat Sertoğlu, Resimli Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul 1953, s. 166-168; TA, XXI, 229-231.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 531 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.