ARAPZÂDE MEHMED ÂRİF EFENDİ

Müellif:
ARAPZÂDE MEHMED ÂRİF EFENDİ
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/arapzade-mehmed-arif-efendi
MEHMET İPŞİRLİ, "ARAPZÂDE MEHMED ÂRİF EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/arapzade-mehmed-arif-efendi (19.10.2019).
Kopyalama metni
1152 (1740) yılında doğdu. Şeyhülislâm Atâullah Efendi’nin oğludur. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra kısa zamanda mahreç* ve bilâd-ı erbaa (bk. KADI) derecelerini geçerek 1785’te Yenişehr-i Fener, bir süre sonra Mekke kadısı, 1789’da da İstanbul kadısı oldu. 1795’te Anadolu, 1800’de Rumeli kazaskerliğine tayin edildi. Kısa bir süre mâzuliyetten sonra ikinci defa bu göreve getirildi. III. Selim’in tahttan indirilerek yerine IV. Mustafa’nın padişah olmasından sonra şeyhülislâmlık makamında da değişiklik yapıldı ve Şerifzâde Mehmed Atâullah Efendi’nin yerine Ârif Efendi şeyhülislâm oldu (21 Temmuz 1808). Yirmi beş gün gibi çok kısa süren şeyhülislâmlık dönemi oldukça buhranlı geçti. Bu sırada İstanbul’a gelen Alemdar Mustafa Paşa III. Selim’i tekrar tahta çıkarmaya teşebbüs ederek Çelebi Mustafa Paşa’dan zorla sadâret mührünü aldı. Diğer taraftan IV. Mustafa’yı tahttan indirmek için saraya baskı yapmaya başlayan Alemdar, Ârif Efendi’ye de padişaha bu hususu bildirme görevini verdi. Ancak şeyhülislâm böyle bir görevi üstlenmekte tereddüt gösterince Alemdar’ın hakaretine uğradı. Durumu bildirmek üzere padişahın huzuruna çıktığı zaman da iki yüzlülük ve Alemdar taraftarlığı ile suçlandı. Her iki taraftan görmüş olduğu hakaret üzerine büyük bir şaşkınlığa düşen Ârif Efendi, sonunda kendisini toparlayarak padişahın tepkisini Alemdar’a bildirdi. Bunun üzerine Alemdar saraya yaptığı baskında III. Selim’in cesedi ile karşılaşmış, gelişen olaylar sonunda IV. Mustafa’yı tahttan indirerek yerine II. Mahmud’u çıkarmıştı (28 Temmuz 1808). Saltanat değişikliğinden sonra 15 Ağustos 1808’de Ârif Efendi de azledilmiştir. Bundan sonraki hayatını talebe yetiştirerek, ilim ve hatla uğraşarak geçirmiştir. Özellikle ta‘lik yazıda maharet sahibi olmuş, istinsah ettiği on kadar mushafı Ravza-i Mutahhara’ya göndermiştir. 14 Mayıs 1826’da İstanbul’da ölen Ârif Efendi Çarşıkapı’da babası ve diğer bazı yakınlarının bulunduğu Sinan Paşa Medresesi hazîresine defnedilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Devhatü’l-meşâyih, s. 120-122; Cevdet, Târih, VIII, 30; XII, 141-142; İlmiyye Salnâmesi, s. 573-575; Pakalın, I, 79; İTA, I, 498-500.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 3. cildinde, 331 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.