BELGAYSÎ

البلغيثي
Müellif:
BELGAYSÎ
Müellif: MUSTAFA IRMAK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 07.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/belgaysi
MUSTAFA IRMAK, "BELGAYSÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/belgaysi (07.07.2020).
Kopyalama metni
Fas’ta doğdu. Soyları Hz. Hasan’a dayanan Belgaysî ailesine mensuptur. On birinci kuşaktan dedesi Abdülvâhid’e verilen Ebü’l-Gays künyesi sebebiyle Belgaysîler olarak anılan bu aile Fas yakınlarındaki Benî Yâziğa kabilesi muhitine ve ardından Fas’a yerleşmiştir. Babası Me’mûn nakîbüleşraftı. Pek çok âlim yetiştiren bir ailede ve muhafazakâr bir çevrede eğitimine başlayan Belgaysî erken yaşlarda Kur’an’ı ezberledi. Babasından, ayrıca fakih, muhaddis, sûfî şeyhülislâm İbnü’l-Hayyât Ahmed b. Muhammed ez-Zükkârî, sûfî Kādirî Muhammed b. Kāsım el-Kādirî, Ca‘fer b. İdrîs el-Kettânî, Abdullah b. İdrîs el-Bedrâvî, Fas Kadısı Mehmed b. Abdurrahman el-Alevî, Mehdî İbn Sûde, Ahmed İbn Sûde, fıkıh ve dil âlimi, sûfî kadı Muhammed b. Tihâmî el-Vezzânî gibi hocalardan ders aldı. Ahmed Benânî Kellâ ile Kâmil b. Abdullah el-Alevî’den tefsir okudu. 1880’de Câmiatü’l-Karaviyyîn’de öğrenim görmeye başladı. Gayreti, çalışkanlığı ve ilme olan merakı sayesinde genç yaşta temayüz etti. 1888’de müderrisliğe başladı. 1893’te kendisine Sâfî şehri kadılığı teklif edildiyse de bunu kabul etmedi. 1895’te Suveyre kadısı oldu, ancak 1898’de istifa etmek zorunda kaldı. Tanca kadılığı teklifini de geri çevirdi. 1907’de üstlendiği Arâniş vilâyeti kadılığı da yalnızca üç ay sürdü. Dârülbeyzâ (Kazablanka) kadılığı önerilmekle birlikte siyasî bir sebepten dolayı tayini engellendi. 1908’de Suveyre kadılığına nakledildi. Buradan da istifa ettirilince önce Fas’taki Lecnetü’l-emlâki’l-mahzeniyye’ye ve 1913’te Rabat’ta kurulan Meclisü istînâfi ahkâmi’l-kudât üyeliğine getirildi. 1914 yılında Dârülbeyzâ kadısı olduysa da yine istifa ettirilerek 1919’da İstînaf Meclisi üyeliğine iade edildi. 1921’de Miknâs kadısı oldu, ertesi yıl bu görevinden de istifa etmek zorunda kaldı. Sert mizacı ve hakkı söylemedeki tavizsiz karakterinden dolayı bulunduğu görevlerde uzun süre kalamadığı anlaşılmaktadır.

Belgaysî, ilim adamlarıyla tanışma arzusu ve seyahate olan düşkünlüğü sebebiyle, İslâm ülkelerinin çeşitli bölgelerini ziyaret etti. 1889’da Hicaz’a gitti ve altı ay kaldı. Daha sonra Kudüs’ü de içine alan bir yolculuğa çıkmak istediyse de Tanca’da rahatsızlanınca geri döndü. 1910’da ikinci Hicaz yolculuğu için Sultan Abdülhafîz el-Alevî’den istediği ekonomik desteği alamadı, ancak sultan için yazdığı bir kaside ile arzusuna kavuşabildi. 1926’da çıktığı üçüncü seyahati için de 568 beyitlik bir kaside nazmetti. Belgaysî bu seyahatleri esnasında Hicaz, Mısır, Marsilya, Beyrut, Şam, Kudüs, Cezayir, Tunus’u ziyaret etti ve üç defa haccetti. Gittiği yerlerde büyük ilgi gördü, ilmî birikimiyle kendini kısa zamanda kabul ettirdi. İlim adamlarıyla görüşerek onlardan ders okudu ve bir kısmından icâzet aldı. Özellikle Vehhâbîler’in görüşlerini hararetle tartıştı. Ahmed b. Kāsım el-Cessûs, Muhammed b. Ahmed er-Rugavî, Tayyib b. Ahmed es-Selâvî, Muhammed eş-Şincîtî ve Muhammed Bûcendâr gibi edip ve şairlerle manzum yazışmalarda bulundu. Bu seyahatlerinde faydalandığı ve icâzet aldığı hocalar arasında Bedreddin el-Hasenî, Abdülcelîl Berrâde, Ali b. Zâhir el-Vetrî ve Osman Dağıstânî görülür.

Belgaysî son seyahatinin ardından Fas’a dönerek eğitim öğretim ve telifle meşgul oldu, Karaviyyîn Camii’nde ders verdi. Muhammed b. Abbas el-Kabbâc, Abdülhafîz el-Fâsî ve Abdullah b. Abbas el-Cirârî gibi talebeler yetiştirdi. Eserlerinin yayımlanmasında büyük katkısı bulunan oğlu Abdülmelik de 1940-1950’li yılların önemli şairlerindendir. Talebeleri kendisinden övgüyle söz ederek onun usul, fıkıh, tefsir, hadis, nahiv, belâgat, edebiyat ve mantık gibi alanlarda temayüz eden araştırmacı ruhuna, iyi bir öğretici, vakur bir âlim oluşuna işaret etmişlerdir. Belgaysî’nin Mağrib’de Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’nin Aḥkâmü’l-Ḳurʾân’ını okutan ilk ve hendese alanında eser yazan son kişi olduğu nakledilir. İbnü’s-Sâyih Türbesi’nde akşamla yatsı arasında Ṣaḥîḥ-i Müslim, sabahları da Tihâmiye Zâviyesi’nde Tirmizî’nin eş-Şemâʾilü’n-nebeviyye’sini okutur, bu derslere dönemin ilmî şahsiyetleri de zaman zaman katılırdı. Son yıllarını yoğun ilmî faaliyetlerle geçirdi ve 9 Aralık 1929 tarihinde Fas’ta vefat etti.

Çocukluğundan itibaren edebiyatla ilgilenerek bazı şairlerin divanlarını okuyan Belgaysî, ilim adamı vakarı ile edebiyatçı inceliğini birleştirerek dönemin önemli isimleri arasında yer almıştır. Şiirlerindeki ciddiyet yanında mizahı da ustalıkla kullanmış, nesirleri belâgat açısından üstün kabul edilmiştir. İtikadda Eş‘arî, amelde Mâlikî mezhebine ve Ticâniyye tarikatına mensuptu. Tasavvufa dair bir eseri yoksa da şiirlerinde Ticâniyye tarikatına mensubiyetini açıkça gösteren ifadelere rastlanır. Çoğunlukla Subeyhî Paşa’nın kendisi için hazırlattığı evde ikamet eder, burada dönemin önde gelen edip, şair ve fakihleriyle sohbet ve münazaralarda bulunurdu. Onun Fransız işgaline karşı direnmesi şöhretini arttırmıştır. Fıkhî problemleri çözmede ustaydı. Miknâs’ta kadı iken “liân”ın hükmünü uzun bir aradan sonra yeniden uygulamaya koymuştur.

Eserleri. 1. el-İbtihâc bi-nûri’s-Sirâc (Kahire 1319). Arabî b. Abdullah el-Messârî’nin ilmin edebine dair manzum eseri Sirâcü ṭullâbi’l-ʿulûm’un şerhidir. 2. Şerḥu naẓmi meʿânî ḥurûfi’l-cer (Fas 1323). Birkaç defa basılan eseri Abdürrahîm Ehu’l-Arab bir makalesinde değerlendirmiştir (bk. bibl.). 3. en-Naḥletü’l-mevhûbetü’n-nicâziyye fi’r-riḥleti’l-meymûneti’l-Ḥicâziyye. 1926 yılındaki üçüncü Hicaz yolculuğunu anlattığı 568 beyitlik bir manzumedir. Müellif, küçük bir cüz halinde basılan eserini (Fas 1346/1927) daha sonra şerhetmeye başlamışsa da vefatından dolayı tamamlayamamıştır. 4. Taḥbîru ṭırsî bi-ʿabîri nefesî fi’t-taʿbîr ʿan nefsî. Kendisine ve hocalarına dair tamamlanmamış bir biyografi kitabıdır. 5. Ḥüsnü’n-naẓre fî aḥkâmi’l-hicre (Kahire 1346/1927). Bir fakihin sorusu üzerine kaleme alınan eserde küfür diyarından hicret konusu ele alınmıştır. 6. Mücelli’l-esrâr ve’l-ḥaḳāʾiḳ fîmâ yeteʿallaḳu bi’ṣ-ṣalât ʿalâ ḫayri’l-ḫalâʾiḳ (nşr. Ahmed b. Abdülhâliḳ el-Âsifî, Beyrut 2006). 7. Tenessümü ʿabîri’l-ezhâr bi-tebessümi s̱üġūri’l-eşʿâr. Müellifin iki ciltten oluşan divanıdır (Fas/Selâ, el-Hizânetü’s-Subeyhiyye, nr. 372). Eserin birinci cildini Muhammed el-Alemî, Arap edebiyatında uzmanlık tezi olarak tahkik etmiştir (1403/1983, Fas Câmiatü Sîdî Muhammed b. Abdullah külliyyetü’l-âdâb). 8. İstidrâkü’l-felte ʿalâ men ḳaṭaʿa bi-ḳaṭʿi hemzeti ‘elbettete’. “Elbette” (البتّة) kelimesindeki hemzenin vasıl mı katı‘ mı olduğu tartışılan bir risâledir (nşr. Abdülkādir Ahmed Abdülkādir, Fas 2008). Farklı görüşleri değerlendiren müellif bu hemzenin vasıl hemzesi olduğuna kanaat getirmiştir. 9. Netîcetü’l-bir fî ḥükmi’ṣ-ṣalâti baʿde’d-defn ʿale’l-ḳabr. Sultanın bir cenaze namazını kıldırmak için görevlendirdiği kişinin heyecandan hata etmesi üzerine Belgaysî ölünün defninden sonra namazını iade etmiş ve bu eseri kaleme almıştır. 10. İcâbetü’l-lehce fî şerḥi ebyâti’l-Behce. Süyûtî’nin el-Elfiyye şerhi el-Behcetü’l-merżıyye’sinin son dört beytine yazılan şerhtir (Fas 1345). 11. Teşnîfü’l-esmâʿ bi-esmâʾi’l-cimâʿ ve mâ yulâʾimuhû min müsteleẕẕâti’s-semâʿ. Nikâh ahkâmına dair olan eser müellifin biyografisini içeren bir önsözle basılmıştır (Fas 1353). 12. Fetâvâ ve Aḥkâm. Müellifin 1898’de Suveyre kadısı iken verdiği fetvaları ihtiva eder (Fas/Selâ, el-Hizânetü’s-Subeyhiyye, nr. 370, 328 varak). 13. Beyânü’l-ḫaṣâre fî biḍâʿati men yeḥuṭṭu min maḳāmi’t-ticâre. 1325 (1907) yılında kaleme alınmış olup ticaret hukukundan ve ticaretle uğraşan peygamber, sahâbe ve âlimlerden bahseder (Fas/Selâ, el-Hizânetü’s-Subeyhiyye, nr. 369).

Belgaysî’nin kaynaklarda adı geçen diğer bazı eserleri de şunlardır: en-Nevâzilü’l-fıḳhiyye, el-Maḳāmetü’l-firâḳıyye, Taḳyîd ʿalâ ḥadîs̱i “men ḳāme ramażâne îmânen ve’ḥtisâben”, Taḫmîsü Ḳaṣîdeti Ümmi Hâniʾ, Teşṭîru Ḳaṣîdeti İbn Ebî Cemre fî ḫatmi Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî, Manẓûme fî aḳsâmi’ṣ-ṣavm ʿalâ ṭarîḳati’l-üdebâʾ, Manẓûme fî aḥkâmi’l-ḥad. Müellifin ayrıca Edâʾü’d-deyn fî birri’l-vâlideyn (Edâʾü’l-ḥuḳūḳ fî ẕemmi’l-ʿuḳūḳ), Fetḥu’l-muḳleti’l-ʿamyâʾ fî ʿademi imkâni’l-kîmiyâʾ, Tehyîcü’l-ḥicâ li-heycâʾi’l-hicâ ve Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi’l-Bennânî ʿale’s-Süllem gibi tamamlanamamış çalışmalarının yanı sıra İbn Hacer el-Askalânî’nin Fetḥu’l-bârî’si, Kastallânî’nin İrşâdü’s-sârî’si ve Sübkî’nin Cemʿu’l-cevâmiʿi gibi eserlere ta‘lîkātı da vardır.

BİBLİYOGRAFYA :

Belgaysî, İstidrâkü’l-felte ʿalâ men ḳaṭaʿa bi-ḳaṭʿi hemzeti ‘elbette’ (nşr. Abdülkādir Ahmed Abdülkādir, Âfâḳu’s̱-s̱ekāfe ve’t-türâs̱, IX/33 içinde), Rabat 1422/2001, s. 167-191; Ahmed en-Nemîşî, Târîḫu’ş-şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ bi-Fas, Fas 1924, s. 102; M. Abbas el-Kabbâc, el-Edebü’l-ʿArabî fi’l-Maġribi’l-aḳṣâ, Rabat 1347/1929, s. 16; Mahlûf, Şeceretü’n-nûr, I, 437, 438; Abdülmelik el-Belgaysî, Teşnîfü’l-esmâʿ, Fas 1350, s. 1-52; Ziriklî, el-Aʿlâm, I, 201; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, II, 56; Muhammed b. Saîd es-Sıddîkī, Îḳāẓü’s-serîre li-târîḫi’ṣ-Ṣuveyre, Dârülbeyzâ, ts. (Matbaatü Dâri’l-kitâb), s. 134; Cirârî, Min Aʿlâmi’l-fikri’l-muʿâṣır bi’l-ʿUdveteyn: er-Rabâṭ ve Selâ, Rabat 1971, I, 201, 230, 256; II, 41, 86, 205; a.mlf., et-Teʾlîf ve nehḍatühû bi’l-Maġrib fi’l-ḳarni’l-ʿişrîn min 1900 ilâ 1972, Rabat 1406/1985, s. 64; İdrîs b. Mâhî el-Kaytûnî, Muʿcemü’l-maṭbûʿâti’l-Maġribiyye, Selâ 1988, s. 39-40; Abdüsselâm b. Abdülkādir İbn Sûde, Sellü’n-niṣâl li’n-niḍâl bi’l-eşyâḫ ve ehli’l-kemâl: Fihrisü’ş-şüyûḫ (nşr. Muhammed Haccî), Beyrut 1417/1997, s. 54-55; a.mlf., İtḥâfü’l-müṭâliʿ bi-vefeyâti aʿlâmi’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer ve’r-râbiʿ (nşr. Muhammed Haccî), Beyrut 1417/1997, I, 341; a.mlf., “el-Belġays̱î”, Maʿlemetü’l-Maġrib, Selâ 1411/1991, s. 1339-1340; İbrâhim el-Vâfî, ed-Dirâsâtü’l-Ḳurʾâniyye bi’l-Maġrib fi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer el-hicrî, Dârülbeyzâ 1420/1999, s. 204-205; İbrâhim b. Abdullah el-Hâzimî, Mevsûʿatü aʿlâmi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer ve’l-ḫâmis ʿaşer el-hicrî fi’l-ʿâlemi’l-ʿArabî ve’l-İslâmî, Riyad 1419, II, 600-602; Muhammed b. Ahmed el-Kânûnî, Cevâhirü’l-kemâl fî terâcimi’r-ricâl (nşr. Allâl Rakūk v.dğr.), Rabat 2004, s. 54-60; Yûsuf Abdurrahman Mar‘aşlî, Nes̱rü’l-cevâhir ve’d-dürer, Beyrut 1427/2006, I, 159-160; Abdülhafîz el-Fâsî, Muʿcemü’ş-şüyûḫ: Riyâżü’l-cenne ev el-Müdhişü’l-muṭrib (nşr. Abdülmecîd Hayâlî), Beyrut 1424/2008, I, 103-105; İbn Zeydân, İtḥâfü aʿlâmi’n-nâs (nşr. Ali Ömer), Kahire 2008, III, 121-122; Abdürrahîm Ehu’l-Arab, “et-Türâs̱ü’l-lüġavî el-Maġribî: Aḥmed b. el-Meʾmûn el-Belġays̱î nemûẕecen”, Âfâḳu’s̱-s̱eḳāfe ve’t-türâs̱, VIII/32 (1421/2001), s. 94-104.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 183-185 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER