CEBELE b. EYHEM

جبلة بن الأيهم
Müellif:
CEBELE b. EYHEM
Müellif: MUSTAFA FAYDA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1993
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/cebele-b-eyhem
MUSTAFA FAYDA, "CEBELE b. EYHEM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/cebele-b-eyhem (21.10.2019).
Kopyalama metni

Ata binince ayakları yere değecek kadar uzun boylu olduğu söylenen Cebele b. Eyhem’in hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Bizans kaynaklarında, belki de Herakleios’un Suriye ve Filistin’deki Sâsânî işgaline son vermesinden sonra, çok güçsüz ve önemsiz bir duruma gelmiş olmalarından dolayı, son Gassânî emîrlerine ve bu arada Cebele’ye hiç yer verilmemiştir. Gassânîler’in Cefneoğulları koluna mensup olan Cebele aslen Yemen’in Ezd kabilesine mensuptu. Bu bakımdan Medine’de yaşayan Evs ve Hazrec kabileleriyle akraba idi. Hz. Peygamber’in meşhur şairlerinden Hassân b. Sâbit’in Câhiliye çağında sık sık Suriye’ye gidip Cebele’yi ziyaret ettiği, onu ve Cefneoğulları’nı metheden şiirler söylediği ve onlardan çeşitli hediyeler aldığı rivayet edilmektedir. Cebele’nin İslâmiyet’i kabul ettiği, sonra da hıristiyan olup Bizans’a sığındığı, İstanbul’da Herakleios tarafından büyük bir merasimle karşılandığı ve orada çok şatafatlı bir hayat yaşadığı hemen bütün kaynaklarda zikredilmektedir. Ancak efsane ile karışık olarak ve çok mübalağalı bir şekilde anlatılan bu rivayetlerin bir kısmında Hz. Peygamber’in, elçisi Şücâ‘ b. Vehb el-Esedî ile kendisine gönderdiği davet mektubunu alınca müslüman olduğu zikredilirken diğer bazı rivayetlerde onun Hz. Ömer’in hilâfetinde Yermük Savaşı’ndan sonra (15/636) müslüman olduğu nakledilmektedir.

Cebele’nin İslâmiyet’i kabul ettiğine dair rivayetlerin tutarsız olduğu ve gerçekle hiçbir ilgisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Doğru olan rivayetlere göre ise Yermük Savaşı’dan önce Bizans İmparatoru Herakleios Lahm, Cüzâm ve diğer hıristiyan Arap kabilelerinden oluşan 12.000 kişilik bir kuvveti ordusunun öncü birliği olarak Cebele’nin kumandasına verdi. Ancak savaşta Bizans ordusu mağlûp oldu ve Cebele kabilesiyle birlikte kendi topraklarına çekildi. Sonradan kendisine müslüman olup zekât vermesi veya kendi dininde kalıp cizye ödemesi yahut yurdundan ayrılıp istediği yere gitmesi teklif edildi. Buna cevap olarak zekât verebileceğini, ancak dininden dönmeyeceğini bildiren Cebele’ye dininde kaldığı takdirde cizye ödemesi gerektiği hatırlatıldı. O da cizye ödemeyi küçüklük kabul ederek yanındaki 30.000 kişiyle Bizans’a gitti. Belâzürî, Hz. Ömer’in bu haberi alınca pişman olduğunu kaydetmekte ve tanınmış sahâbîlerden Ubâde b. Sâmit’in halifeye, “Eğer onun zekât vermesini kabul etseydin kendisini İslâmiyet’e ısındırmış olurdun!” dediğini bildirmektedir. Hz. Ömer 21 (642) yılında Umeyr b. Sa‘d el-Ensârî’yi büyük bir ordunun başında Bizans topraklarına gönderirken kendisinden, aralarındaki akrabalık dolayısıyla Cebele’nin dostluğunu ve gönlünü kazanmasını, zekât verme teklifinin geçerli olduğunu söyleyerek onu İslâm topraklarına döndürmesini istedi. Ancak bu daveti kabul etmeyen Cebele Bizans topraklarında hıristiyan olarak öldü.


BİBLİYOGRAFYA

, II, 607.

, s. 42-43.

, I, 265, 338-339.

, s. 593, 644.

, s. 160-161, 194.

, II, 132.

, I, 2065, 2347.

İbn Abdürabbih, el-ʿİḳdü’l-ferîd (nşr. Müfîd Muhammed Kamîha v.dğr.), Beyrut 1404/1983, I, 310-315.

, II, 84-86.

, XV, 157-173.

, III, 532.

İbn Hudeyde, el-Miṣbâḥu’l-muḍî fî küttâbi’n-nebiyyi’l-ümmî (nşr. Muhammed Azîmüddin), Beyrut 1405/1985, II, 242-249.

, II, 102.

, I, 581.

, III, 418-419, 426-435, 444-447; IV, 240-242.

Mustafa Fayda, Hz. Ömer Zamanında Gayr-ı Müslimler, İstanbul 1989, s. 158, 160.

J. Schleifer, “Gassânîler”, , IV, 720.

İrfan Kawar, “D̲j̲abala b. al-Ayham”, , II, 364.

Bu madde ilk olarak 1993 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 7. cildinde, 184-185 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.