CEBERTÎ, Hasan b. İbrâhim

حسن بن ابراهيم الجبرتي
Müellif:
CEBERTÎ, Hasan b. İbrâhim
Müellif: KASIM KIRBIYIK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1993
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 23.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ceberti-hasan-b-ibrahim
KASIM KIRBIYIK, "CEBERTÎ, Hasan b. İbrâhim", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ceberti-hasan-b-ibrahim (23.01.2020).
Kopyalama metni

1110’da (1698-99) Kahire’de doğdu ve burada yetişti. Habeşistan’ın Cebert bölgesine mensup bir ulemâ ailesindendir. Bir aylıkken babasını kaybeden Cebertî, annesi Abdülvehhâb Efendi ed-Delcî’nin kızı Süteyte’nin yanında büyüdü. Daha sonra dedeleri gibi Ezher’de bu aileye ait bulunan Cebertî revakına yerleşerek tahsiline devam etti. On üç yaşında tanıştığı Hanefî fukahasından Şeyh Şürünbülâlî’nin oğlu Hasan b. Hasan eş-Şürünbülâlî’nin derslerine katılarak icâzet aldı (1123/1711). Hocasının ölümünden sonra Seyyid Ali ed-Darîr es-Sivâsî ile Muhammed b. Abdülazîz ez-Ziyâdî’den fıkıh, Sabbâğ lakabıyla bilinen Ahmed b. Mustafa el-İskenderî’den akaid, tefsir, hadis, Îd en-Nemresî’den cebir, geometri, matematik, Ahmed el-İmâdî’den hadis, Hasan b. Ali el-Medâbigı’den de edebiyat okudu. Böylece Ezher ve Sinâniyye medreselerinde dinî ve aklî ilimler tahsil eden Cebertî büyük bir gayret göstererek akranları arasında temayüz etti.

1144 (1731) yılından itibaren özellikle ilgi duyduğu matematik, cebir, geometri, mantık ve coğrafya alanlarında bilgisini artırmak amacıyla Muhammed en-Necâhî ve Hüsâmeddin el-Hindî gibi âlimlerden ders aldı. Sudan’ın ilmü’l-hurûf alanında yetişmiş ünlü âlimi Muhammed el-Füllânî el-Kişnâvî ile beraber kalarak onun ölümüne kadar kendisinden istifade etti. Hacca gittiğinde Mekke ve Medine’de oturan âlimlerden Ahmed b. Muhammed en-Nahlî, Abdullah b. Sâlim el-Basrî, Ebü’l-Hasan es-Sindî ve Muhammed Hayât es-Sindî ile görüşerek onlardan icâzet aldı. Cemâleddin Yûsuf el-Kilârcî, Ramazan el-Hânkî es-Seftî, Ezher hocalarından Ahmed el-Cevherî, dayısının oğlu Ahmed ed-Delcî, Ahmed er-Râşidî, İbrâhim Halebî, Süleyman b. Ahmed el-Fiştâlî el-Fâsî Cebertî’nin karşılıklı bilgi alışverişinde bulunduğu âlimlerden sadece birkaçıdır. Kendisine özel bir değer veren Kutub Abdülhâlik b. Vefâ başına Vefâiyye tacını giydirmiş ve ona “Ebü’t-Tedânî” künyesini vermiştir. Hat sanatıyla da meşgul olan Cebertî Abdullah Efendi el-Enîs ile Hasan Efendi ez-Ziyâî’den sülüs ve nesih, Hintli nakkaş Ahmed Efendi’den de ta‘lik meşketti ve icâzet aldı; ayrıca divanî de öğrenen Cebertî çok iyi Türkçe ve Farsça biliyordu.

Yetiştirdiği çok sayıdaki öğrencilerinin en ünlüleri oğlu Abdurrahman el-Cebertî, Muhammed b. İsmâil en-Neferâvî, Abdurrahman el-Arîşî, Muhammed b. Ali es-Sabbân ve Muhammed el-Emîr’dir. Bunlardan başka Ali b. Ahmed el-Adevî, İbrâhim ez-Zemzemî, Ahmed b. Ahmed es-Sücâî, Hasan el-Cedâvî, Ahmed b. Yûnus el-Huleyfî, Muhammed b. Ahmed el-Cevherî, Sâlim el-Kayrevânî ve Cezayir müftüsü Muhammed Efendi gibi Anadolu, Dağıstan, Şam, Hicaz ve Kuzey Afrika’dan gelen birçok tanınmış bilgin de onun öğrencisi olmuştur. Oğlu Abdurrahman’ın bildirdiğine göre Avrupa ülkelerinden gelen bazı öğrenciler de kendisinden geometri dersi almışlardır.

Son günlerinde hastalığı sebebiyle sokağa çıkamadığından yarım yüzyıldan beri Ezher’de okuttuğu derslerini evinde vermeye devam eden Cebertî, 1188 yılı Safer ayı başlarında (Nisan 1774) vefat etti; Ezher’de kılınan cenaze namazından sonra Türbetüssahrâ’da Hatîb eş-Şirbînî ve Şemseddin el-Bâbilî’nin mezarları civarında seleflerinin yanına defnedildi.

Orta boylu, beyaz tenli, iri gözlü, gür sakallı ve heybetli bir kimse olan Cebertî ziyaretçilerini bizzat karşılar, onlara kendisi hizmet ederdi. Zengin bir kadın olan büyükannesinin yardımları sebebiyle maddî durumu iyi idi. Bir ara ticaretle de uğraşmış ve özellikle bu sayede yirmi yıl süreyle evinde barındırdığı bazı öğrencilerinin bütün ihtiyaçlarını karşılamıştı. Hayatı boyunca yatağına uzanıp yatmadığı söylenen Cebertî çoğunlukla yaslandığı yerde uyur, gece ibadetlerini terketmez, bütün davranışlarında sünnete uymaya çalışır, ilim dışındaki bütün meşgaleleri boş şeyler olarak kabul ederdi. Dünyalık için hiç kimseye kin beslemez, öğrencilerine karşı bir hocadan çok arkadaş gibi davranır, kendisine aşırı saygı gösterilmesine ve elinin öpülmesine razı olmazdı.

Dinî ilimler dışında matematik, astronomi, kimya ve tıp alanlarındaki bilgisiyle XVIII. yüzyıl İslâm kültürünün son temsilcilerinden olan Cebertî’nin halkın meselelerini isabetli fetvalarıyla çözmesi, ilim çevrelerinde ve halk arasında haklı bir şöhrete kavuşmasına sebep olmuştur. Devlet erkânı nazarında da itibar sahibiydi; özellikle Hekimoğlu Ali Paşa ve Koca Râgıb Paşa’nın ona derin saygı besledikleri ve sık sık ziyaretine gittikleri bilinmektedir. Cebertî’nin, birçoğu Osmanlı ve Mısır devlet adamları ile Tunus ve Cezayir paşalarının hediye ettikleri kıymetli kitaplardan meydana gelen zengin bir kütüphanesi ve çeşitli ilmî âletlerden oluşan bir koleksiyonu vardı. Ancak ödünç vermede çok cömert davrandığından bunların büyük bir kısmı kaybolmuştur; bugün sadece bazıları Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de (Dârü’l-kütübi’l-kavmiyye) muhafaza edilmektedir.

Üç ayrı evi ve her birinde hizmetçi ve câriyelerle beraber birer hanımı bulunan Cebertî’nin söylendiğine göre sayıları kırkı bulan çocuklarından sadece Abdurrahman el-Cebertî hayatta kalmış, diğerleri küçük yaşta ölmüşlerdir.

Eserleri. Kendi icadı olan yön tayini ve açı-meyil ölçme aletleriyle derece pergeli ve bir de tarih tablosu bulunan Cebertî, özellikle üzerinde durduğu bazı araştırmaları dışında kitap yazmaya pek önem vermemiştir. Kaleme aldığı yirmiden fazla risâlenin başlıcaları şunlardır: 1. el-Akvâlü’l-muʿribe ʿan ahvâli’l-eşribe. Hanefî mezhebine göre içilmesi haram ve câiz olan içecekler hakkındadır; bugüne kadar yayımlanmış tek eseri budur (Kahire 1327). 2. Bulûgu’l-âmâl fî keyfiyyeti’l-istikbâl. Kıble ve kıble tayiniyle ilgili fıkhî meselelere dairdir. Hâtime bölümünde Kâbe ve çevresinde bulunan makamların Mısır ziraına göre ölçüleri verilmektedir (Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 362/1, vr. 1b-16b; Zâhiriyye Ktp., nr. 2680, 17 varak; Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Teymûr, Riyâza, nr. 155). 3. Refʿu’l-işkâl bi-zuhûri’l-ʿaşr fi’l-ʿaşr fî gālibi’l-eşkâl. Havuz sularına ait fıkhî hükümlerden bahseder (Süleymaniye Ktp., Reîsülküttâb, nr. 1171/9, vr. 68-75 [müellif nüshası], Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 560/1, vr. 1b-27b; Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Ahmed Zekî Paşa, nr. 421, Mustafa Fâzıl, Riyâza, nr. 20, Dârü’l-kütüb, Felek ve Riyâza, nr. 4527, Tal‘at, Riyâza, nr. 121, 55 varak, Teymûr, Riyâza, nr. 344, nr. 289, nr. 339). 4. Islâhu’l-isfâr ʿan vücûhi baʿzı muhadderâti’d-Dürri’l-muhtâr. Muhammed b. Abdullah et-Timurtaşî’nin (ö. 1004/1595) eseri Tenvîrü’l-ebsâr’a Haskefî’nin (ö. 1088/1677) şerhi olan ed-Dürrü’l-muhtâr üzerinde yapılmış bir çalışmadır (Zâhiriyye Ktp., nr. 2682, 7 varak; diğer nüshalar için bk. , II, 404; Suppl., II, 428). 5. Risâle fi’l-cevâbi ʿan lugazin yeteʿalleku bi-vâcibi’s-salât. Tenvîrü’l-ebsâr şerhi ed-Dürrü’l-muhtâr’ın, “Namazın 390 vâcibi vardır” ibaresi üzerine sorulan bir soruya cevap olarak yazdığı bu risâlede namazın vâcipleri ele alınmıştır (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 560/2, vr. 29b-36b; Zâhiriyye Ktp., nr. 2681, 16 varak). 6. Nüzhetü’l-ʿayneyn fî zekâti’l-maʿdeneyn. Zekâtın kimlere farz olduğu ve kimlere verileceği, altın ve gümüşün nisab miktarı ve zekâtın Benî Hâşim’e verilemeyeceği gibi meseleleri konu alan bu risâle bir mukaddime, üç bab ve bir hâtimeden ibarettir (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 560/3, vr. 39b-54a; Zâhiriyye Ktp., nr. 2679, 22 varak; Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Felek ve Riyâza, nr. 10970, 15 varak). 7. el-Veşyü’l-mücmel fi’n-nesebi’l-muhmel (Zâhiriyye Ktp., nr. 2678, 5 varak). 8. el-ʿİkdü’s-semîn fîmâ yeteʿallaku bi’l-mevâzîn. Tartı aletleri ve ağırlık ölçü birimleri hakkında olup son bölümleri muhtelif bölgelerde kullanılan ölçü birimi değerlerini gösteren cetvellere ve bunlara dair açıklamalara ayrılmıştır (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3169, 40 varak; Paris Bibliothèque Nationale, nr. 2476). Paris nüshasının bir kısmı (35-45. varaklar, Süleymaniye nüshasına göre 27b-37a arası) M. H. Sauvaire tarafından Fransızca’ya tercüme edilmiştir (, X [1878], s. 253-284). 9. er-Risâletü’l-mufsıha ʿammâ (fîmâ) yeteʿallaku bi’l-estıha. Bir mukaddime, üç bab ve bir hâtimeden oluşan bir risâledir (Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 2719, 28 varak, h. 1181; Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Teymûr, Riyâza, nr. 343/1, 55 varak, Dârü’l-kütüb, Hey’et, nr. 97, 19 varak [son kısmı noksan]). 10. es-Semerâtü’l-mecniyye min ebvâbi’l-Fethiyye. Sıbtu’l-Mardînî’nin a‘mâl-i ceybiyye (sinüs işlemleri) konusundaki er-Risâletü’l-fethiyye’sinden istifade edilerek yazılmıştır (Dârü’l-Kütübi’l-Mısriyye, Mîkāt, nr. 502, 5 varak). 11. en-Nesemâtü’l-feyhiyye ale’r-Risâleti’l-fethiyye. er-Risâletü’l-fethiyye’ye ek olarak yazılmıştır (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Mîkāt, nr. 259, 8 varak; Mustafa Fâzıl, Mîkāt, nr. 232, 10 varak). 12. Ḥaḳāʾiḳu’d-deḳāʾiḳ ʿalâ Deḳāʾiḳi’l-ḥaḳāʾiḳ. Sıbtu’l-Mardînî’nin Deḳāʾiḳu’l-ḥaḳāʾiḳ fî maʿrifeti ḥisâbi’d-derec ve’d-deḳāʾiḳ’ı üzerinde yapılan bir çalışmadır (Nuruosmaniye Ktp., nr. 2542, 51 varak; Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, nr. 186/3, vr. 14b-49b, nr. 49, nr. 652, Mustafa Fâzıl, Mîkāt, nr. 78, Ahmed Zekî Paşa, nr. 748/2). 13. Cedvelü’t-tevkīʿât ve mevkıʿu ʿakrabi’s-sâʿa fi’ş-şühûri’l-Kıbtıyye (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Mîkāt, nr. 789, 7 varak; Teymûr, Riyâza, nr. 346). 14. el-ʿUcâle ʿalâ aʿdeli âle (Darü’l-kütübi’l-Mısriyye, Teymûr, Riyâza, nr. 256; Ahmed Zekî Paşa, nr. 402, 10 varak). 15. Risâle fî maʿne’l-heyelâc ve’l-kethudâh... (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, el-Hurûf ve’l-evfâk, nr. 82, 4 varak). 16. Risâle fî maʿrifeti buʿdi’ş-şems ʿale’s-sathi’l-münharif (Nuruosmaniye Ktp., nr. 2488). 17. ez-Zıllü’l-menkusu’s-sittînî (Nuruosmaniye Ktp., nr. 4352, vr. 25-34). 18. Ahsarü’l-muhtasarât ʿalâ rubʿi’l-mukantarât (Münih, Staatsbibliothek, nr. 860).


BİBLİYOGRAFYA

, I, 440-466.

, I, 674-675.

, II, 217, 404, 472;  Suppl., II, 428, 487.

, II, 640.

, I, 300.

, III, 193-194.

, I, 575.

Muhammed Mutî‘ el-Hâfız, Fihrisü maḫṭûṭâti Dâri’l-kütübi’ẓ-Ẓâhiriyye: el-fıḳhü’l-Ḥanefî, Dımaşk 1400-1401/1980-81, I, 67, 111, 395-396; II, 245-246, 290.

G. Delanoue, Moralistes et politiques musulmanes dans l’Égypte du XIXe siècle (1798-1882), Caire 1982, I, 5-6.

, II, 178.

D. A. King, Fihrisü’l-maḫṭûṭâti’l-ʿilmiyyeti’l-maḥfûẓa bi-Dâri’l-kütübi’l-Mıṣriyye, Kahire 1986, II, 205-206, 258, 316, 505, 571, 603-604, 763-764, 956, 990.

Fuat Sezgin, Beiträge Erschliessung der arabischen Handschriften in Deutschen Bibliotheken (München und Hamburg), Frankfurt 1987, II, 378.

M. H. Sauvaire, “Arab metrology”, , X (1878), s. 253-284.

Bu madde ilk olarak 1993 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 7. cildinde, 191-192 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.