EKENSÛS

أكنسوس
Müellif:
EKENSÛS
Müellif: İSMAİL CERAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ekensus
İSMAİL CERAN, "EKENSÛS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ekensus (26.02.2020).
Kopyalama metni
1211’de (1796) Fas’ın güneybatısındaki Sûs bölgesinde doğdu. Soylarını Ca‘fer b. Ebû Talib’e dayandırdıklarından kendilerine Ca‘ferîler adı da verilen Berberî İda vü Kensûs kabilesine mensuptur. Küçük yaşta yetim kaldı. Öğrenimine Temgrût’ta dayılarının bulunduğu Nâsıriyye Zâviyesi’nde başladı, burada temel dinî bilgileri öğrendi ve Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi. 1814’te Fas şehrine giderek Karaviyyîn Medresesi’nde İbn Abdüsselâm ed-Der‘î, İbnü’l-Hâc es-Sülemî, Muhammed b. Amr ez-Zervâlî, Kadı Ebû Abdullah Sîdî Muhammed b. Mansûr eş-Şefşâvenî, Ahmed b. Şeyh et-Tâvüdî, İbn Sûde el-Mürrî, Abdülkādir b. Ahmed el-Kûhin el-Fâsî, İbn Merîde es-Serâgınî el-Merrâküşî, Sîdî el-Hâc et-Tihâmî gibi âlimlerden sekiz yıl ders okudu. Dinî ilimlerin yanı sıra lugat ilimlerinde de zamanın önemli âlimleri arasına girdi. Ayrıca tasavvuf, edebiyat, tarih, matematik, tıp ve kimya ile ilgilendi. Medrese yıllarında, daha sonra vezirlik yapacak olan ve devlet görevine getirilmesinde etkisi bulunan Muhammed b. İdrîs el-Amrâvî ile tanıştı, onunla yaptığı edebî tartışmalarıyla şöhret kazandı.

Ekensûs, Filâlî Sultanı Mevlây Süleyman tarafından önce kâtip olarak görevlendirildi, ardından vezirliğe tayin edildi (1235/1820). 1234’te (1819) ortaya çıkan ve bastırılamayan Berberî isyanları sırasında sultanın elçisi sıfatıyla Tıtvân, Selâ, Kasrülkebîr gibi şehirlere giderek ülkede birlik, güvenlik ve istikrarın sağlanması için büyük çaba sarfetti. Mevlây Süleyman’ın ölümünden sonra tahta geçen Mevlây Abdurrahman b. Hişâm da onu vezirlik makamında bıraktı. Kendisine yakınlık gösterip özellikle Mevlây Süleyman’ın izlediği politikalar hakkında bilgi edindi. Ancak rakipleri tarafından yürütülen propagandanın ve özellikle Mevlây Süleyman’ın çocuklarını desteklediği hakkındaki ithamların etkisinde kalan Mevlây Abdurrahman onu vezirlikten uzaklaştırdı. Ekensûs, Merakeş’e giderek (sultan tarafından sürgün gönderildiği de söylenir) oraya yerleşti; irşad, tedris ve telif çalışmalarıyla meşgul oldu. Ticâniyye tarikatına intisap etti ve Merakeş’te Mevâsîn semtinde zamanla ilim merkezi haline gelen bir zâviye yaptırdı (1262/1846). Aralıklarla Fas şehrine gidip gelen Ekensûs bir sûfî olarak yaklaşık elli yıl irşad faaliyetinde bulundu. Sûs bölgesinin tamamında tarikatının yayılmasını sağladı ve Ticâniyye’nin en önemli isimlerinden biri haline geldi. Ayrıca çok sayıda talebe yetiştirdi. Ölmeden iki yıl önce gözlerini kaybetti. Merakeş’te vefat eden Ekensûs’un (29 Muharrem 1294 / 13 Şubat 1877), Bâbürrub dışında bulunan Süheylî Kabristanı’ndaki mezarı müridlerinin önemli ziyaretgâhlarından biridir. Dinî ilimlerin yanı sıra dil ilimleri, tasavvuf, tarih, edebiyat, ilm-i felek, kimya ve riyâzî ilimler alanında da temayüz eden Ekensûs aynı zamanda önemli bir şairdir. Haccûcî el-Mağribî, Behcetü’n-nüfûs bi-ẕikri menâḳıbi Sîdî Muḥammed b. Ekensûs adıyla bir eser kaleme almıştır.

Eserleri. 1. el-Ceyşü’l-ʿaremremü’l-ḫumâsî fî devleti evlâdi Mevlânâ ʿAlî es-Sicilmâsî. Ekensûs, şöhretini daha çok Fas tarihini fetihten kendi zamanına kadar getirdiği, diğer müslüman devletlere de kısaca yer verdiği iki ciltlik bu eserine borçludur. Eserini Filâlî Hükümdarı IV. Mevlây Muhammed’in isteği ve onun veziri Muhammed Tayyib b. Yemânî’nin teşvikiyle yazmış, 15 Şâban 1283 (23 Aralık 1866) tarihinde tamamlayıp sultana ithaf etmiştir. Müellif, özellikle Filâlî hânedanı tarihi için son derece önemli bir kaynak olan kitabını Muhammed b. Tayyib el-Kādirî, İfrenî, Zeyyânî gibi Mağrib tarihçilerinin eserlerinin yanı sıra kendi gözlemlerinden, kâtiplik ve vezirlik görevleri sırasında kolayca ulaşabildiği resmî belgelerden yararlanarak hazırlamıştır. Muhtemelen Diyarbekrî’nin Târîḫu’l-ḫamîs’inin adından etkilenerek 1822 yılına kadar getirdiği İslâm tarihi kitabını İslâm ordusunun beşli düzenine (hamîs) göre tertip edip “Mukaddime, Meymene, Meysere, Kalp ve Sâka” bölümlerine ayırmıştır. “Mukaddime”de (öncü birlikler) evrenin yaratılışından kısaca bahsettikten sonra imâmet-i uzmâ ve hilâfet hukukunu, imam, halife ve sultan arasındaki farkları anlatmaktadır. “Meymene” (sağ cenah) bölümünü Doğu İslâm dünyasının tarihine ayırmış, Asr-ı saâdet, Hulefâ-yi Râşidîn, Emevîler, Abbâsîler, Fâtımîler ve Osmanlılar hakkında kısa bilgiler vermiştir. “Meysere” (sol cenah) başlığını taşıyan üçüncü bölümde Kuzey Afrika ve Endülüs’te hüküm süren İdrîsîler, Endülüs Emevîleri, Murâbıtlar, Muvahhidler, Hafsîler, Merînîler ve Sa‘dîler’i ele almıştır. Eserinin amacını oluşturan “Kalp” (merkez birlikleri) bölümünde ise Muhammed eş-Şerîf’ten IV. Muhammed’e kadar Filâlî hânedanı tarihini geniş biçimde kaleme almıştır. Bu bölümde sultanlara, bunların zamanındaki siyasî olaylara, önemli şahsiyetlere, ülkede vuku bulan isyanlara, büyük şehirlere ve kamu yapılarına dair bilgiler aktarmaktadır. “Sâka” (artçı kuvvetler) başlıklı son bölümde sultanların ve devlet erkânının görevlerinden bahsetmiş, ayrıca bazı vezirlerin ve saray ricâlinin biyografilerine yer vermiştir. Eserin “Mukaddime” ile “Sâka” dışındaki bölümlerinde büyük bayrakları ve her bayrağın altında sancakları içine alan kısımlar bulunmaktadır. Bayrakla devlet, sancakla sultan kastedilmiştir. Her hükümdarın sancağı onun şahsiyet ve siyasetini temsil eden rengi taşımaktadır (beyaz fazilet ve mükemmelliğin, siyah gurur ve istibdadın, kırmızı cesaret ve otoritenin, sarı zevk ve eğlencenin, yeşil adaletin, mavi adaletsizliğin sembolü kabul edilmiştir). Önce Abdülkerîm b. Arabî’nin tashihiyle iki bölüm halinde taşbaskı olarak yayımlanan eser (Fas 1336/1918), daha sonra müellifin torunlarından Ahmed b. Yûsuf el-Kensûsî tarafından yeniden neşredilmiştir (Merakeş 1421/2000). Bazı tarihçiler, kitaplarında veya yazdıkları müstakil risâlelerde el-Ceyşü’l-ʿaremrem’e çeşitli eleştiriler yöneltmişlerdir (Menûnî, II, 95, 103). 2. el-Cevâbü’l-müskit fi’r-red ʿalâ men tekelleme fî ṭarîḳi’l-İmâm et-Ticânî bilâ tesebbüt. Ticâniyye tarikatını savunmak amacıyla Kādiriyye şeyhi Ahmed Bekkây b. Muhammed b. Muhtâr el-Küntî’nin Fetḥu’l-ḳuddûs fi’r-red ʿalâ Ebî ʿAbdillâh Muḥammed Ekensûs adlı eserine reddiye olarak yazılmıştır (Tunus 1307; Cezayir 1331/1913). 3. el-Ḥulelü’z-zencefuriyye fi’l-ecvibe ʿani’l-esʾileti’ṭ-Ṭayfûriyye (Tunus 1312/1894). 4. el-Maḳāmetü’l-Kensûsiyye. Aynı zamanda bir divan sahibi olan Ekensûs’un Rabat’ta el-Hizânetü’l-âmme’de ve torunlarının kütüphanelerinde divanı ve çeşitli konularda henüz yayımlanmamış eserleri ve risâleleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: Taḥḳīḳu’l-Ḳāmûsi’l-muḥîṭ, Ḥüsâmü’l-intiṣâr fî vezâreti Benî ʿİşrîne’l-enṣâr, Ḥamâʾilü’l-verd ve’n-nisrîn fî beyti ebnâʾi ʿİşrîn, el-Ecvibetü’t-Tûnisiyye, Teʾlîf fî ʿilmi’l-kîmyâ, Şerḥu Ḳaṣîdeti’z-Zeyyânî, Taṣḥîḥu’l-ġays̱, el-Bedîʿ fî ʿilmi’t-taʿdîl (eserlerinin bir listesi için bk. Ahmed eş-Şerkāvî İkbâl, II, 634).

BİBLİYOGRAFYA :

Kensûsî [Ekensûs], el-Ceyşü’l-ʿaremremü’l-ḫumâsî fî devleti evlâdi Mevlânâ ʿAlî es-Sicilmâsî (nşr. Ahmed b. Yûsuf el-Kensûsî), Merakeş, ts. (el-Matbaatü’l-varakātü’l-vataniyye), tür.yer.; Selâvî, el-İstiḳṣâ, VIII, 97, 102, 120-122, 132-138, 148-158, 163, 170; E. Lévi-Provençal, Les historiens des Chorfa, Paris 1922, s. 27-30, 200-215, 353-354, 363, 398, 404, 468; Mahlûf, Şeceretü’n-nûr, s. 404; Ahmed Tarabîn, et-Târîḫ ve’l-müʾerriḫûne’l-ʿArab fi’l-ʿaṣri’l-ḥadîs̱, Dımaşk 1970, s. 198-201; Abbas b. İbrâhim, el-İʿlâm, VII, 8-9; İbrâhim Harekât, el-Maġrib ʿabre’t-târîḫ, Dârülbeyzâ 1405/1985, III, 128-172; Muhammed el-Menûnî, el-Meṣâdîrü’l-ʿArabiyye li-târîḫi’l-Maġrib, Muhammediye 1410/1989, II, 93-95, 103, 109, 132-133, 136, 155; Zarîf Muhammed, Târîḫu’l-fikri’s-siyâsî bi’l-Maġrib, Dârülbeyzâ 1989, s. 123-127; Abdüllatîf Hüsnî, el-Uṣûlü’l-fikriyye li-neşʾeti’l-vaṭaniyyeti’l-Maġribiyye, Dârülbeyzâ 1991, s. 16-19, 50, 55-57, 60, 94-99, 102, 193-194, 205-206, 236-237; Abdullah Kennûn, Mevsûʿatü meşâhîri ricâli’l-Maġrib, Beyrut 1414/1994, I/4, s. 3-31; Abdüsselâm b. Abdülkādir İbn Sûde, İtḥâfü’l-müṭâliʿ bi-vefeyâti aʿlâmi’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer ve’r-râbiʿ (nşr. Muhammed Haccî), Beyrut 1417/1997, I, 1294; Muhammed b. Muhammed el-Hacûcî el-Hasenî, İtḥâfü ehli’l-merâtibi’l-ʿirfâniyye bi-ẕikri baʿżi ricâli’ṭ-ṭarîḳati’t-Ticâniyye (nşr. Muhammed er-Râdî Kennûn el-Hasenî), Rabat, ts. (Dârü’l-emân), III, 786-1143; Mv.M, IV, 109-110; Ahmed eş-Şerkāvî İkbâl, “Ekensûs”, Maʿlemetü’l-Maġrib, Rabat 1410/1989, II, 632-634; Ahmed Mütefekkir, “Ekensûs, Muḥammed Aḥmed”, Mv.AU, II, 293-296.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 397-398 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.