el-URVETÜ’l-VÜSKĀ

العروة الوثقى
Müellif:
el-URVETÜ’l-VÜSKĀ
Müellif: HİLAL GÖRGÜN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/el-urvetul-vuska--dergi
HİLAL GÖRGÜN, "el-URVETÜ’l-VÜSKĀ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/el-urvetul-vuska--dergi (22.08.2019).
Kopyalama metni
1882’de Mısır’ın İngilizler tarafından işgali üzerine buna karşı oluşan direniş hareketlerine basın ve yayın organları da katılmıştı. Bunların önde gelenlerinden biri de el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā olmuştur. el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā kendini her ne kadar cerîde (gazete) olarak tanıtsa da yayın formatı dikkate alındığında dergi sayılması daha isabetlidir. Cemâleddîn-i Efgānî’nin temsil ettiği bir grup âlim ve aydın önce el-Urvetü’l-vüskā adıyla gizli bir cemiyetin kurulmasına karar verdi (cemiyetin tüzüğü ve işleyişi hakkında bk. Reşîd Rızâ, I, 283-288; el-Menâr, XXXI/1 [1349/1930], s. 6-10). Kurulduğu yer hakkında farklı bilgiler varsa da Abduh cemiyetin Efgānî’nin Haydarâbâd’da bulunduğu sırada kurulduğunu ve çeşitli şehirlerde şubeler açtığını belirtir (Kedouri, VII/2 [1971], s. 262). Efgānî, Mısır’da İngilizler’e karşı direnen Urâbî ve taraftarlarıyla irtibatını önlemek için mecburi ikamete tâbi tutulduğu Kalküta’dan ayrılmasına izin verildikten sonra Avrupa’ya gitti, yayımlamayı düşündüğü derginin hazırlıklarını yaptı. Ardından Urâbî ayaklanmasını desteklediği gerekçesiyle sürgün cezasından dolayı Beyrut’ta olan Muhammed Abduh’u yanına davet etti. Abduh’un Paris’e gitmesinden sonra hazırlıklar tamamlanıp Mart 1884’te dergi el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā lâ infiṣâme lehâ ismiyle yayımlanmaya başlandı. Perşembe günleri çıkarılması planlanan derginin ilk sayısı 15 Cemâziyelevvel 1301 (13 Mart 1884) tarihini taşır. Birinci sayfada Cemâleddîn-i Efgānî derginin siyasî müdürü, Muhammed Abduh başyazar olarak zikredilir. Arapça başlığın üzerinde derginin Fransızca adı Le lien indissoluble yer almaktadır. el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın yazar kadrosu hakkında bu sayfada bilgi yoktur. Asıl kadro Efgānî, Abduh ve yabancı dildeki yayınları tercüme eden bir mütercimden oluşmaktadır. Yazıların altında isim bulunmamakla birlikte Emîr Şekîb Arslan dergideki fikirleri Efgānî’ye, bunları yazıya dökme işini Abduh’a mal eder; ancak Reşîd Rızâ fikirlerin her iki düşünüre ait olduğunu belirtmekte (Târîḫu’l-üstâẕ, II, 215, 289), sonraki bazı araştırmalar da bu görüşü desteklemektedir (Vatikiotis, Arabica, IV/1 [1957], s. 55-72; Keddie, s. 220).

el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā İslâm dünyasının her tarafına ücretsiz gönderilmekteydi. Derginin basımı ve dağıtımı için gereken malî kaynakların nereden sağlandığı hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte bunun dergiyle aynı adı taşıyan cemiyet tarafından karşılandığı, ayrıca Efgānî ve Abduh’un finansman konusunda farklı çevrelerle irtibata geçtiği anlaşılmaktadır (a.g.e., s. 215 vd.). Derginin 4 Receb 1301 (1 Mayıs 1884) tarihli nüshasında nâşirlerin, derginin parasız dağıtılmasının belli bir devlet veya kişi tarafından sağlandığını söylemenin yanlış olacağını, böyle bir dergi çıkarmanın müslümanlar için zor olmadığını belirtme ihtiyacını hissetmeleri finans konusunda bazı spekülasyonların yapıldığını göstermektedir (el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, nşr. Seyyid Hâdî Hüsrev Şâhî, s. 321).

Toplam on sekiz sayı çıkan el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın son sayısı 26 Zilhicce 1301 (16 Ekim 1884) tarihini taşır. Ömrü kısa sürmekle birlikte derginin İslâm âlemindeki etkisi büyük olmuştur. Muhtemelen İngiliz emperyalizminin eleştirisine yönelik yazılar sebebiyle Mısır ve Hindistan’da dağıtımı ve bulundurulması yasaklanmış, buna rağmen dergi çeşitli yollarla okuyuculara ulaştırılmaya çalışılmıştır (a.g.e., s. 345-346). Efgānî’ye ait belgeler arasındaki bir listede derginin gönderildiği 900 civarında isim vardır; listede II. Abdülhamid, Mısır başbakanlarından Riyâz ve Şerif paşalar, Tunuslu Hayreddin Paşa, Ezher hocaları gibi kişilerin yer aldığı görülmektedir (el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, II/2 [1401], s. 25; Keddie, s. 215). el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın ilk sayısındaki “el-Cerîde ve menhecühâ” başlıklı yazıda derginin hedef kitlesinin Doğu halkları, özellikle işgale uğrayan ülkelerde çoğunluğu teşkil eden müslümanlar olduğu bildirilmektedir.

Sekiz aylık yayımı esnasında el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın işlediği temel konuları sömürgeciliğe ve özellikle İngiliz işgaline karşı durmak, bu konuda müslümanlara özgüven kazandırmak, müslümanların kendi inançları ve değerleri etrafında birliğini sağlamak, geri kalmalarının sebeplerini ortaya koymak, yeni gelişmeler çerçevesinde bazı telakkileri yeniden ele almak ve müslümanları güncel konular hakkında bilgilendirmek şeklinde özetlenebilir. Derginin her sayısında İngilizler’in Doğu siyaseti, bilhassa Hindistan, Mısır ve Sudan gibi işgal ettikleri bölgelerdeki uygulamaları sert bir dille eleştirilmiş, işgalcilere karşı direniş teşvik edilmiş, sömürgecilerle yerli halk arasındaki ilişkileri irdeleyen makalelerde işgalcilere karşı yerli halk uyarılmış, İngilizler’in güvenliği sağlama bahanesiyle kendi hâkimiyetlerini kurmak için yerli işbirlikçileri kullandıkları özellikle vurgulanmış, işgalcilerle birlikte çalışmanın vatan hainliği olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda İngilizler’le çalışılabileceğini düşünen siyasetçilerin ve ulemânın görüşlerine karşı çıkılmış, son sayıdaki “ed-Dehriyyûn fi’l-Hind” başlıklı makalede Seyyid Ahmed Han ve takipçileri İngilizler’e satılmış vatan hainleri diye takdim edilmiştir. el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’da İngiliz sömürgeciliği eleştirilirken o sırada Tunus ve Cezayir’i işgali altında tutan Fransızlar’a karşı bir tavır takınılmaması ilginçtir. Ancak bunda derginin Paris’te yayımlanmasının etkisi göz önüne alınmalıdır. Derginin birinci sayısından itibaren Mısır meselesine ayrı bir önem atfedilmiş, Mısır’daki gelişmelere, Mısır’la ilgili uluslararası toplantı ve görüşmelere geniş yer verilmiştir. Efgānî ve Abduh’a göre Mısır meselesi uluslararası bir konu olup buradaki İngiliz işgali bütün müslümanları etkilemiştir. Zira “Mısır toprakları Mekke ve Medine’nin kapısı sayıldığı için müslümanlarca kutsal kabul edilmektedir. Bu kapı güvende olursa bütün müslümanların gönlü rahatlar, tehlikeye düşerse İslâm dininin büyük rükünlerinden birinin selâmeti hakkında endişeye düşerler” (el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, nşr. Hüseyin Muhyiddin Habbâl, s. 6 vd.). Dergideki birçok yazıda Mısır’ın Osmanlı Devleti’nin en önemli eyaleti sayıldığı, bu ülkenin yabancıların eline geçmesinin Osmanlı Devleti’nin diğer toprakları üzerindeki haklarını da tehlikeye düşüreceği ifade edilir (meselâ bk. el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, nşr. Seyyid Hâdî Hüsrev Şâhî, s. 393). Müslümanların birliği konusu dergide sıkça dile getirilir; müslümanları bir arada tutan en güçlü bağın din olduğuna vurgu yapılarak her türlü ırkçılık reddedilir (a.g.e., s. 105). Derginin 9 ve 10. sayılarında yer alan “el-Vahdetü’l-İslâmiyye”, “el-Vahde ve’s-siyâse” başlıklı makalelerde Edirne’den Peşâver’e kadar aynı inanca sahip insanların siyasî açıdan da birleşmeleri gerektiği belirtilir. Müslümanların bağımsızlıklarını kazanabilmelerinin en önemli şartı onların İslâm inancı ve ilkeleri etrafında birleşmeleri, işgalcilere karşı beraber hareket etmeleridir (a.g.e., s. 157-168, 175).

el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’da müslümanların Avrupalılar karşısında yenik düşerek pek çok alanda geri kalmalarının sebepleri üzerinde de durulmuştur. Müslüman yöneticiler arasındaki ilişkilerin zayıf olması, âlimlerin birbirlerinden habersiz bulunması neticesinde müslümanların dağılmaya ve çözülmeye başlaması, yöneticilerin cahilliği, İslâmî hakikatlere dair bilgisizlik, halktaki yanlış ve yıkıcı kadercilik anlayışı bu sebepler arasında zikredilir. Bu noktada Selefî bakış açısını ortaya koyan Efgānî ve Abduh müslümanların bozulmasını Abbâsîler dönemindeki bazı gelişmelere bağlar. Onlara göre bu dönemde ilim ve hilâfetin birbirinden ayrılmasıyla çözülme başlamış, birçok yerde hilâfet merkezleri kurulmuş, hilâfet gerçek mânasını kaybederek meliklik ve emirliğe dönüşmüştür. İdarecilerle âlimler arasındaki bağların kopmasından sonra İslâm cemaati parçalanmış, mezhepler ve hizipler ortaya çıkmıştır. Müslümanların bu durumdan kurtulması için ulemâya büyük görevler düşmektedir (a.g.e., s. 122-127). Dergide Batılı devletlerin yaptıkları görüşme ve antlaşmalara geniş yer verilmiş, siyasî tahliller kaleme alınmıştır. Avrupa’da çıkan gazete ve dergilerden tercümeler yapılmış, Doğu’daki insanların bu tartışmalardan haberdar olmaları sağlanmıştır.

Dergideki yazılarda Bâbıâli ve Sultan Abdülhamid’den de bahsedilmektedir. Bazı yerlerde Osmanlı Devleti’nin İngilizler’le anlaşmaya çalışması eleştirilir; Osmanlı sultanının hiçbir hakkından vazgeçmeyen ve hiçbir görevi ihmal etmeyen büyük hükümdarların halefi olduğunu unutmaması ve İngilizler’den haklarını talep etmesi istenir (a.g.e., s. 342). Ayrıca Osmanlı Devleti’nin dünyadaki bütün müslümanlar için hayatî önem taşıdığı ifade edilir. Müslümanların Osmanlı Devleti’ni kendi devletleri olarak bildikleri ve onun kendilerine yardım edeceği beklentisi içinde bulundukları anlatılır (a.g.e., s. 393). Derginin son sayısında II. Abdülhamid “zât-ı şâhâne, bütün müslümanların en büyük babası, şeriatın kefili” diye nitelenmiş ve devletin en önemli vilâyeti olan Mısır İngiliz işgali altındayken sultanın rahat olamayacağı ve elinden gelen her şeyi yapacağı belirtilmiştir (a.g.e., s. 228-229; el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, nşr. Hüseyin Muhyiddin el-Habbâl, 2. Kısım, s. 205).

Yayın hayatının kısalığına rağmen el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın büyük etkileri görülmüştür. Dergi İngiliz işgalindeki Mısır, Hindistan, Afganistan başta olmak üzere Osmanlı Devleti’nin birçok eyaletine, Kuzey Afrika’ya ve İran’a gönderilmekteydi. Ayrıca ulaştığı bölgelerde pek çok kişi tarafından okunduğu anlaşılmaktadır. Dergideki bazı makaleler Hintçe’ye tercüme edilip yayımlanmış (el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, nşr. Seyyid Hâdî Hüsrev Şâhî, s. 336) ve okur kitlesiyle birlikte etki alanı da ciddi bir şekilde artmış, dergi kapandığı halde etkisi uzun süre devam etmiştir. Reşîd Rızâ, 1893’te el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın bazı sayılarını okuduktan sonra kendi görüşlerinde önemli değişiklikler meydana geldiğini söyler (Târîḫu’l-üstâẕ, I, 303 vd.). Lübnanlı âlim Hüseyin el-Cisr ve Iraklı âlim Süleyman el-Geylânî’nin ifadeleri derginin halkı işgalcilere karşı uyandırmakla kalmadığını, onları inkılâba ve ayaklanmaya hazırladığını göstermektedir (el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, nşr. Seyyid Hâdî Hüsrev Şâhî, s. 75). İslâm dünyasında ıslahatı savunan Efgānî dergi vasıtasıyla düşüncelerini geniş kitlelere duyurma imkânı bulmuştur. el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā İslâm coğrafyasındaki basın faaliyetlerinin gelişmesini de etkilemiştir. Nitekim 1898’den itibaren Kahire’de yayımlanan el-Menâr dergisinin ilk sayısında kuruluş amaçlarından birinin el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın metodunu ve gayretlerini devam ettirmek olduğu belirtilmiştir (DİA, XXIX, 116).

Reşîd Rızâ el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’daki bazı makaleleri 1905’te el-Menâr’da yeniden neşretmiş, daha sonra bunları Târîḫu’l-üstâẕ içerisinde “Maḳālâtü’l-ʿUrveti’l-vüs̱ḳā el-ışlâḥiyye” başlığıyla yayımlamıştır (II, 215-337); ayrıca Hüseyin Muhyiddin el-Habbâl tarafından Beyrut’ta aslına uygun bir düzenlemeyle basılmıştır (1328). Dergideki diğer bazı makaleleri 1930’da M. Bâşâ el-Mahzûmî Ḫâṭırâtü Cemâliddîn el-Efġānî içerisinde neşretmiştir. Selâhaddin el-Bustânî, dergiyi konularına göre yeniden düzenleyip başlıklar koyarak el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā ve’s̱-s̱evretü’t-taḥrîriyyetü’l-kübrâ adıyla yayımlamış (Kahire 1957), bunun sonraları pek çok baskısı yapılmıştır.

el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın devamı niteliğinde bazı dergiler de yayımlanmıştır. Beşîr b. Fethullah 1905’te Kahire’de aynı başlıkla ve üç aylık periyodlarla bir dergi çıkarmış, bir benzeri de Beyrut’ta Vehbe Süleyman Şuayb el-Âmilî tarafından haftalık olarak neşredilmiştir. Ayrıca el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın yayımının hicrî 100. yılına denk gelen 1981’de aynı isimle iki dergi daha neşredilmiş, bunlardan biri Abdülhakîm Tabîbî tarafından Cenevre’de 1981 yılında çıkarılmıştır. Burada el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā derginin I. cildi sayılarak yayımına II. cildinin birinci sayısının neşriyle başlanmıştır. Aynı isimde ikinci bir dergiyi Mısır’da Enver Sedat’ın girişimiyle Câmiatü’ş-şuûbi’l-İslâmiyye ve’l-Arabiyye Mayıs 1981’de yayımlamıştır. Bu da on sekiz sayı çıkabilen asıl el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā’nın devamı olduğunu göstermek için 19. sayı ile çıkmaya başlamıştır.

BİBLİYOGRAFYA
el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā, II/2, Geneva 1401, s. 21-26; el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā lâ infiṣâme lehâ (nşr. Hüseyin Muhyiddin el-Habbâl), Beyrut 1328; Cemâleddin-i Efgānî - Muhammed Abduh, el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā (nşr. Seyyid Hâdî Hüsrev Şâhî), Kahire 1423/2002, neşredenin girişi, s. 68-75; a.e. (trc. İbrahim Aydın), İstanbul 1987; Reşîd Rızâ, Târîḫu’l-üstâẕi’l-imâm eş-şeyḫ Muḥammed ʿAbduh, Kahire 1427/2006, I, II, tür.yer.; a.mlf., “Fâtiḥatü’l-mücelledi’l-ḥâdî ve’s̱-s̱elâs̱în”, el-Menâr, XXXI/1 (1349/1930), s. 1-10; Ch. C. Adams, Islam and Modernism in Egypt: A Study of the Modern Reform Movement Inaugurated by Muhammad Abduh, New York 1968, tür.yer.; N. R. Keddie, Sayyid Jamāl ad-Dīn “al-Afghānī”: A Political Biography, Berkeley 1972, s. 214-228; M. Bâşâ el-Mahzûmî, Ḫâṭırâtü Cemâliddîn el-Efġānî el-Ḥüseynî, Beyrut 1980, tür.yer.; Ḥaḳīḳatü Cemâliddîn el-Efġānî (der. Asgar Mehdevî - Îrec Efşâr, trc. Abdünnaîm Hasaneyn), Mansûre 1408/1988, II, tür.yer.; P. T. Vatikiotis, “Muhammad Abduh and the Quest for a Muslim Humanism”, Arabica, IV/1, Leiden 1957, s. 55-72; Cemâleddin er-Ramâdî, “Ṣafaḥât mine’l-ʿUrveti’l-vüşḳā”, ME, XXXIII/10 (1962), s. 1221-1225; E. Kedourie, “Djamal El-Din Assad Abadi dit Afghani. By Homa Pakdaman. Pp. 385. Paris: G.P. Maisonneuve et Larose; Sayyid Jamal Al-Din Al-Afghani: An Annotated Bibliography. By A. Albert Kudsi-Zadeh. Pp. xxiii+118. Leiden: E. J. Brill”, MES, VII/2 (1971), s. 260-264; J. Jomier, “La revue al-ʿOrwa al-wothqa’ (13 mars-16 octobre 1884) et l’autorité du Coran”, MIDEO, XVII (1986), s. 9-36; Ziyaullah Khan, “Sayyid Jamal al-Din Afghani’s Reflections on Western Imperialism- An Analysis”, Pakistan Journal of History and Cultur, X/2, Islamabad 1989, s. 54-79; Muhammed Harb, “el-Menâr”, DİA, XXIX, 116.
Bu madde ilk olarak 2012 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 42. cildinde, 186-188 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.