EMİN NİHAD BEY

Müellif:
EMİN NİHAD BEY
Müellif: MUSTAFA UZUN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/emin-nihad-bey
MUSTAFA UZUN, "EMİN NİHAD BEY", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/emin-nihad-bey (15.11.2019).
Kopyalama metni
21 Aralık 1838’de İstanbul Üsküdar’da Tunusbağı semtinde doğdu. Asıl adı Mehmed Emin’dir. Ailesi Yazıcıefendizâdeler diye anılır. Oğlu, Hazîne-i Hâssa Emlâk-i Hümâyun başmühendisi Ahmed Ârif’in belirttiğine göre on dört yaşında kalem memuru olarak göreve başladığında “Nihad” mahlasını aldı. Memuriyeti dolayısıyla eğitimini tamamlayamadı, kalemde kendi gayretiyle yetişti. Resmî görevleri arasında Hariciye Nezâreti Mektûbî Kalemi mümeyyizliği de vardır. Ayrıca kurenâlık ve mâbeyincilik hizmetinde bulunduğundan “mâbeyinci” lakabıyla da bilinir. Yine oğlunun bildirdiğine göre bünyesi zayıf olan Emin Nihad Bey, gençliğinde sıcak bir günde terliyken yediği dondurma yüzünden hayatı boyunca onu hiç bırakmayan bir öksürüğe tutuldu, bu yüzden geceleri uyuyamadığı için sabaha kadar yazı yazmakla kendini avuttu. Doktorların tavsiyesi üzerine tedavi maksadıyla afyon kullanmaya başladıysa da fayda göremedi. Gittikçe beslenmesi zorlaştı, hiçbir şey yiyemez hale geldi. On hikâyeden oluşması gereken Müsâmeretnâme’si muhtemelen bu sebeple yedi hikâyede kalmıştır. Rahatsızlığı artınca hava değişimi için Üsküdar’dan Kızıltoprak’a taşınması da fayda vermedi. Yine hekimlerin tavsiyesiyle çiğ eti sıkıp suyunu içerek bir süre daha yaşayabildi. Emin Nihad Bey’in tesbit edilebilen son görevi mahkeme-i istînâf âzalığıdır. Hatice Hanım ile evliliğinden doğan oğlu Ahmed Ârif paşalığa kadar yükselmiştir.

Emin Nihad Bey’in Müsâmeretnâme’den ve bir takrizden başka eseri bilinmemektedir. On iki cüzden meydana gelen Müsâmeretnâme’nin ilk cüzünün başında eserin, kış gecelerinde evlerde toplanan dostların vakit geçirmek için gençliklerinde başlarından geçen maceraları anlatmalarından doğduğu ifade edilmekte, sonuna konan bir notta da eserdeki hikâyelerin gerçek olaylara dayandığı belirtilmektedir. Buna göre toplantıya katılanlardan muhtemelen on kişinin her gece bir hikâye naklettiği kabul edilmektedir. Bu hikâye türünün kurucusu sayılan Boccacio’un Decamerone adlı eseriyle Müsâmeretnâme arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Hikâyelerin yedide kalmasının sebebini yazar eserinin sonunda hikâye vermeyi taahhüt eden üç kişinin sözlerini yerine getirmemesiyle açıklamıştır. Her biri ayrı bir kitap olarak yayımlanan (İstanbul 1872-1875) Müsâmeretnâme’de yer alan hikâyeler şunlardır: 1. Binbaşı Rifat Bey’in Sergüzeşti (cüz I, 55 sayfa). Bu hikâyede ilk defa, İstanbul’u merkez edinen hıristiyan misyonerlerin gençlere kurdukları tuzakları gözler önüne seren bir konuya temas edilmiştir. Emin Nihad Bey’in Hariciye Nezâreti Mektûbî Kalemi’nde çalıştığı göz önüne alınarak Osmanlı toplumundaki misyonerlik faaliyetleri hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu söylemek mümkündür. 2. Kapı Kethüdâsı Behçet Efendi ile Makbûle Hanımın Sergüzeşti (cüz II-III, 144 sayfa). İstanbul’da başlayıp Saraybosna’da sona eren hikâyede diğerlerine göre ağır bir dil kullanılmıştır. 3. Bir Osmanlı Kaptanının Bir İngiliz Kızıyla Vukubulan Sergüzeşti (cüz IV, 100 sayfa). Avrupa’ya staja giden bir Türk kaptanının bir İngiliz kızıyla evlenmesinden doğan problemlerin anlatıldığı hikâyede yabancılarla evlenme meselesinin olumsuz neticelerine dikkat çekilmektedir. 4. Gerdanlık Hikâyesi (hânendesi Hamparsum Ağa, müstensihi Emin Nihad, cüz V, 55 sayfa). Eserin başında yer alan açıklamada hikâyenin Ermeni harfleriyle basılmış Türkçe bir kitaptan derlendiği belirtilmekteyse de Mustafa Nihat Özön, bu hikâyenin Alexandre Duma Fils’ten serbestçe tercüme edildiğini ve asıl adının “Kraliçenin Gerdanlığı” olduğunu söylemektedir. 5. Vasfi Bey ile Mukaddes Hanımın Sergüzeşti (cüz VI, 64 sayfa; cüz VII, 67 sayfa). Eserde gençlerin aileleri tarafından zorla evlendirilmelerinin ne gibi sorunlara yol açtığı ilgi çekici olaylarla gösterilmektedir. Yazarın ayrıca evlilik hakkında uzun bahisler açtığı hikâyenin en önemli yanı Cevdet Kudret’in de işaret ettiği gibi Kâğıthane tasvirleridir. 6. Faik Bey ile Nûridil Hanımın Sergüzeşti (cüz VIII, 92 sayfa; cüz IX, 104 sayfa). Kaçırıldıktan sonra İstanbul’a getirilip köle olarak satılan bir Çerkez çocuğunun hayatıyla ilgilidir. Bu hikâyede yazar, kölelik yanında Çerkezler’in istikbal ümidiyle çocuklarının esir olarak satılmasına olumlu yaklaşımlarını da eleştirmektedir. 7. İhsan Hanım -yahut- Atiye Hanımla Uşşâkının Sergüzeşti (cüz X, 64 sayfa; cüz XI, 64 sayfa; cüz XII, 88 sayfa). Burada da Osmanlı toplumunda yüksek tabakaya mensup gençlerin evlenme âdetleri ele alınmış, evlenecek kişilerde bulunması gereken nitelikler üzerinde durulmuştur. Hikâyenin dikkat çekici bir yanı da toplum hayatına yeni girmeye başlayan bazı âdetlerin aile hayatındaki tahripkâr neticelerine işaret edilmesidir. Beyoğlu gece hayatı, tiyatrolar, kumarhaneler vb. erkeği evinden uzaklaştıran eğlenceler en tehlikeli şeyler olarak gösterilmektedir. Müellif eserlerinde yer yer konuşma diline yaklaşmış, yer yer de divan edebiyatının ağır ve süslü diline yönelmiştir. Ayrıca anlatımda bol miktarda atasözü ve deyim kullanmıştır.

Müsâmeretnâme’ye olan ilgi, Mustafa İsmet Uzun tarafından yapılan kısmî ve sadeleştirilmiş ilk yayımından sonra artmış görünmektedir. Binbaşı Rifat Bey’in Sergüzeşti, Mehmet Kaplan ve diğerlerinin hazırladığı Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi adlı derlemede yer almaktadır (İstanbul 1979, III, 31-50). Emre Erdoğan’ın hazırladığı seçme metinlerle (İstanbul 2004, 2011) Kerim Çetinoğlu’nun Mustafa İsmet Uzun tarafından neşredilen üç hikâyeye dayanarak yaptığı seçmeler de (İstanbul 2005) sadeleştirilmiş metinlerdir. Eserin tamamı ciddi okuma hatalarıyla birlikte Salih Okumuş tarafından yayımlanmış (İstanbul 2002) (tenkidi ve geniş bilgi için bk. bibl.), yine tamamı aslına bağlı kalınarak Sabahattin Çağın ile Fazıl Gökçek tarafından neşredilmiştir (İstanbul 2003, 2010). Ahmet Hamdi Tanpınar ve Cevdet Kudret’in değerlendirmeleri dışında Müsâmeretnâme üzerine yapılmış tek çalışma Yasemin Aras’ın kitabı anlatım teknikleri bakımından inceleyen yüksek lisans tezidir (bk. bibl.).

BİBLİYOGRAFYA :

BA, DH SAİD, nr. 0042; Emin Nihad, Müsâmeretnâme, İstanbul 1288-92, I. cüz, s. 2, 54; XII. cüz, s. 209-210; a.e.: Gece Hikâyeleri (haz. Mustafa İsmet Uzun), İstanbul, ts. (Tercüman 1001 Temel Eser), Giriş, s. 9-31; Mustafa Nihat [Özön], Metinlerle Muasır Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1930, s. 429; a.mlf., Türkçede Roman Hakkında Bir Deneme, İstanbul 1936, tür.yer.; Ahmet Hamdi Tanpınar, XIX. Asır Türk Edebiyat Tarihi, İstanbul 1956, s. 266-268; Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman, İstanbul 1965, I, 56-59; Pertev Naili Boratav, Folklor ve Edebiyat, İstanbul 1982, I, 309-312; Yasemin Aras, Bir Hikâye Olarak Emin Nihad Bey’in Müsameretnâmesi Üzerine Bir İnceleme (yüksek lisans tezi, 2006), EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Hilal Aydın, 19. Yüzyıl Osmanlı-Türk Edebiyatında Öykü (yüksek lisans tezi, 2008), Bilkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 98-117; Ekrem Işın, “Emin Nihat ve XIX. Yüzyılın Büyük Sorusu”, Oluşum, sy. 44, Ankara 1981, s. 13-22; G. Gonca Gökalp, “Osmanlı Dönemi Türk Romanının Başlangıcında Beş Eser”, HÜEFD, XVI/3 (1999), s. 195-197; Fazıl Gökçek, “Müsâmeretnâme Yayımlandı (mı ?)”, İlmî Araştırmalar, sy. 5, İstanbul 2003, s. 151-160; Selim İleri, “Müsâmeretnâme’nin Bilinmeyen Yazarı”, Zaman, İstanbul 4 Nisan 2009; İbrahim Yıldırım, Müşteki Aşklar Kitabı Müsameretname’nin Muharriri Emin Nihad Bey Kimdir?, www.altkitap.net. (01.09.2015).
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 405-406 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.