FERÂİZÎZÂDE MEHMED SAİD

FERÂİZÎZÂDE MEHMED SAİD
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/feraizizade-mehmed-said
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "FERÂİZÎZÂDE MEHMED SAİD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/feraizizade-mehmed-said (15.12.2019).
Kopyalama metni

Bursa’da doğdu. Dersiâm Seyyid Ferâizî Mehmed Efendi’nin oğludur. İlk eğitimini babasından aldı. Medreseye devam etti, bu arada özel olarak kendini yetiştirdi ve Arapça’sını ilerletti. Esadzâde Atâullah Efendi’nin şeyhülislâmlığı zamanında (1807-1808) öğrenimini tamamlayarak Bursa mahkemesinde kısmet-i askerî başkâtibi Mihalicîzâde Seyyid Hasan Efendi’nin yanında mahkeme kâtibi oldu. Gülşen-i Maârif adlı eserinin hâtime kısmında yer alan biyografisinde, sukûk (bk. SAK) ve inşâda çok mahir olan Hasan Efendi’nin i‘lâm, senet ve tahrirat müsveddelerini temize çektiğini; iyi bir kâtip olabilmenin Arapça yanında Farsça bilmeye de bağlı olduğunu anlayınca Farsça öğrenmeye karar verdiğini ve İstanbul’da o sırada tanınmış mutasavvıflardan el-Hâc Ali Baba’nın derslerine devam ederek ondan Lügat-ı Şâhidi, Pend-i ʿAṭṭâr ve Dîvân-ı Ḥâfıẓ’ın tamamını, kısmen de Sa‘dî-yi Şîrâzî’nin Bostân’ı ile Gülistan’ını okuduğunu yazar. Hayatının sonraki devreleri hakkında fazla bilgi yoktur. Bursa’da Emîr Sultan Camii’nin hatipliğini de yaptığı ve hiç evlenmediği belirtilen Ferâizîzâde’nin 1251’de (1835), kitabının basım işleri tamamlanmadan biraz önce öldüğü bilinmektedir. Mezarı Emîr Sultan Camii hazîresindedir.

Said mahlasıyla şiirleri ve bazı manzum risâleleri bulunan (, III, 42) Mehmed Said asıl şöhretini Târîh-i Gülşen-i Maârif adını verdiği umumi tarihiyle yapmıştır. Daha ziyade Gülşen-i Maârif olarak bilinen eserinin sonunda müellif eski tarihlerin haşviyyatla dolu olduğunu, bu yüzden olayların anlaşılmasında güçlük çekildiğini, tarih kitaplarının açık ve külfetsiz, kolay anlaşılır bir dille kaleme alınmasının gerektiğini ifade ederek bunu gerçekleştirmek ve okuyanların hayır duasına mazhar olabilmek için eserini yazdığını belirtir. On yıllık bir çalışma sonucunda 1249 Zilhiccesinde (Nisan 1834) tamamlanan ve II. Mahmud’a takdim edilen Gülşen-i Maârif çok beğenilmiş, basılması için çıkan ferman üzerine Sahaflar Şeyhizâde Esad Efendi’nin de desteğiyle 1252 (1836) yılında iki büyük cilt halinde yayımlanmıştır.

Geleneksel İslâm tarih yazıcılığına uygun olarak kâinatın yaratılışıyla başlayan eserde kısaca peygamberler tarihi, Hz. Muhammed ve İslâmiyet’in ortaya çıkışı, İslâm devletleri bahisleri yer alır. I. cildin ilk yarısını oluşturan bu bölümden sonra Osmanlı Devleti tarihine geçilir ve her padişah dönemi ana başlıklar halinde ele alınarak dönemin fetihleri ve diğer önemli olaylar ara başlıklar altında kaydedilir. Köprülü Mehmed Paşa’nın sadâretinden (1656) itibaren olayların biraz daha geniş olarak anlatıldığı eserin bundan sonraki şekli vak‘anüvis tarihlerine benzemektedir. Eser I. Abdülhamid devrinin başlarına kadar gelir ve 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile sona erer.

Olayları ana hatlarıyla ele alan müellif faydalandığı kaynakların adını da vermiştir. Bunlardan biri Behcetü’t-tevârîḫ’tir. Veysî Efendi tarafından Arapça’dan Türkçe’ye İşrâku’t-tevârîh adıyla çevrildiğini belirttiği bu eseri kısmen sadeleştirip haşviyyatını atarak kullandığını söyler. Ancak bu Veysî’nin kim olduğu anlaşılamamaktadır. XVII. yüzyılda yaşamış ünlü şair ve edip Veysî’nin bu adı taşıyan bir tercümesi olduğu bilinmemektedir. XV. yüzyılda yaşayan Şükrullah’ın meşhur tarihi Behcetü’t-tevârîḫ ise Farsça olarak kaleme alınmıştır. Aynı şekilde Ferâizîzâde’nin kullandığı ve Kâtib Çelebi’ye izâfe ettiği Câmiu’t-tevârîh’in müellifi de XVI. yüzyılda yaşamış olan Mehmed Zaîm’dir. Gülşen-i Maârif’in Osmanlı öncesi bölümünü bu kaynaklardan özetleyen Ferâizîzâde’nin eserinin asıl kısmını oluşturan Osmanlı tarihini yazarken faydalandığı kaynaklar ise Hoca Sâdeddin Efendi, Naîmâ, Râşid Mehmed Efendi, Süleyman İzzî, Subhî Mehmed ve Vâsıf Ahmed Efendi tarihleridir.

Gülşen-i Maârif ihtiva ettiği bilgiler yönünden orijinal bir eser değildir. Bu yüzden kaynak olarak pek fazla kullanılmamıştır. Eserin en önemli özelliği, döneminin çeşitli aydın kesimlerine hitap edecek nitelikte, popüler bir tarihçilik anlayışıyla ve sade bir dille kaleme alınmış derli toplu umumi bir tarih olmasıdır.


BİBLİYOGRAFYA

Ferâizîzâde Mehmed Said, Târîh-i Gülşen-i Maârif, İstanbul 1252, I-II.

, III, 42.

, III, 117-118.

, s. 382-383.

, XVI, 246.

, VI, 217.

Bu madde ilk olarak 1995 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 12. cildinde, 366-367 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.