FETÂVÂ-yı EBÜSSUÛD EFENDİ

Müellif:
FETÂVÂ-yı EBÜSSUÛD EFENDİ
Müellif: AHMET AKGÜNDÜZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 11.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/fetava-yi-ebussuud-efendi
AHMET AKGÜNDÜZ, "FETÂVÂ-yı EBÜSSUÛD EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/fetava-yi-ebussuud-efendi (11.07.2020).
Kopyalama metni

Kanûnî Sultan Süleyman ve II. Selim devirlerinde aralıksız otuz yıl şeyhülislâmlık yapan Ebüssuûd Efendi’nin fetvalarını, biri ülkedeki bütün kadıları bağlayan fetvalar, diğeri onun bir müftü olarak dinî konularda sorulan sorulara verdiği cevaplar olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür. Birinci gruba girenler “fetvâ-yı şerîfe” adıyla padişaha sunulup tasdik edildikten sonra, devlet başkanının ictihadî meselelerden birini tercih etmesi durumunda onunla işlem yapılacağı prensibi gereği (, md. 1801) imparatorluktaki bütün kadıları bağlayıcıdır. Ma‘rûzât’ta yer alan Ebüssuûd’a ait fetvalarla kānûn-ı cedîdin nüvesini teşkil eden fetvalar, Budin Kanunnâmesi’nin mukaddimesi olarak kaydedilen ve mîrî arazinin esasını tanzim eden fetvalar, gedik, icâreteyn, istibdâl gibi konulara ait fetvalar bu gruba girmektedir. Bu tür fetvalar kanunnâmeler gibi hukukî mevzuat arasında yer almış ve günümüzdeki ictihadı birleştirme kararlarının fonksiyonlarını ifa etmiştir. Ebüssuûd Efendi’nin bu fetvaları, Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına kadar yapılan bütün hukukî düzenlemelere temel teşkil etmiştir. Meselâ vakıf müessesesinin zirveye ulaştığı bir dönemde Ebüssuûd Efendi vakıflarda gedik meselesini araştırarak çalışmasını bir risâle içerisinde Kanûnî’ye fetvâ-yı şerîfe şeklinde arzetmiş ve Osmanlı Devleti’nde asırlarca uygulanan, bazan faydalı, bazan da zararlı sonuçlar doğuran gedik hakkının temeli Ebüssuûd’un bu fetvası ile atılmıştır (Ebüssuûd Efendi, Fetâvâ, Süleymaniye Ktp., İsmihan Sultan, nr. 223, vr. 133b-136a; Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri, IV, 105-121).

Yine mîrî arazi rejimi, Ebüssuûd Efendi’nin bütün kānûn-ı cedîd nüshalarının baş tarafında zikredilen fetvalarında her yönüyle açıklanmıştır. Hatta Budin Kanunnâmesi’nin mukaddimesinde mîrî arazi meselesi fetva şeklinde açıklandığı gibi II. Selim devrinde hazırlanan Üsküp Kanunnâmesi’nin mukaddimesinde de konu çok açık biçimde ve fetva tarzında beyan edilmiştir (, nr. 449, s. 2; Ebüssuûd Efendi, Fetâvâ, Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 968, vr. 3b-6b; Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri, IV, 76-91). Ayrıca sûfîler, kızılbaşlar ve Şiîler’le ilgili fetvaları ile mâlikâne-divanî sistemi ve Osmanlı vergi hukukunu yakından ilgilendiren öşür ve aksâmı hakkındaki fetvaları Osmanlı hukukunda derin izler bırakmıştır.

Ebüssuûd’un birinci gruba giren fetvalarını diğer fetvalarından ayıran en önemli özellik, bunların cevaplarının kısaca “câizdir” veya “câiz değildir” şeklinde olmayıp bazan müstakil bir risâle teşkil edecek tarzda gerekçeleri ve delilleriyle birlikte geniş olarak verilmesidir. Meselâ onun nakit para vakfının meşrû olduğunu ileri süren ve Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi’nin aksi yöndeki görüşlerini tenkit eden fetvası nakit para vakfı hakkında müstakil bir monografi gibidir. İmam Birgivî’ye karşı yine aynı konuda kaleme aldığı fetva da müstakil bir risâle olarak basılmıştır. Sorulan soru ile ilgili fıkıh kitaplarında farklı görüşler ortaya atılmış ve Ebüssuûd da bunlardan birini tercih etmişse bunun delillerini etraflı şekilde fetvalarında aksettirmiştir. Bu hususta Ebüssuûd Efendi’nin İslâm hukukuna ve Osmanlı uygulamasına katkısı çok önemlidir (Ebüssuûd Efendi, Fetâvâ, Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 1177, vr. 158a-161b; a.mlf., Risâle fî vaḳfi’l-menḳūl, Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 477/2, vr. 1b-10b; Akgündüz, İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikâtında Vakıf Müessesesi, s. 151-158).

Ebüssuûd Efendi’nin ikinci gruba giren, onun bir müftü olarak İslâm hukukunun hemen her dalına ait verdiği fetvalar ise çeşitli kişiler tarafından klasik fıkıh kitaplarının sistematiğine uygun şekilde bir araya getirilmiştir. Ebüssuûd müftülüğü süresince verdiği fetvaları bizzat kendisi tedvin etme imkânı bulamamış, ancak daha hayatta iken kâtipleri ve talebeleri onun fetvalarını derleyip düzenlemişlerdir. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir: 1. Bozanzâde Mahmûd b. Kādî Bozan’ın Mecmuası. Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan nüshaya göre Bozanzâde Mahmûd b. Kādî Bozan (Ebüssuûd Efendi, Fetâvâ, Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1028, vr. 1b; Atâî, II, 234-235) veya diğer bazı kaynakların tesbitine göre Bozanzâde Muhammed b. Ahmed (, II, 1219-1220) tarafından düzenlenen mecmuadır. Klasik fıkıh kitaplarının “kitab” ve “bab” sistematiği içinde hazırlanan mecmua kırk yedi bölümden oluşmaktadır. Ebüssuûd’dan yaklaşık bir yıl sonra vefat eden Bozanzâde Ebüssuûd’un yanında fetva kâtibi ve müsevvidi olarak çalışmıştır. Onun vefatından sonra Rodos ve Manisa müftülüklerine tayin edilen Bozanzâde Ebüssuûd’un verdiği bütün fetvaları toplamış, ancak mecmuayı temize çekememiş ve dîbâcesini yazamamıştır. Bu mecmuaya 996 (1588) tarihinde Âlî adlı bir kişi tarafından son şekli verilmiştir. Mecmuanın diğerlerinden farkı, içinde başka şeyhülislâmlara ait herhangi bir fetvanın bulunmayışı ve fetvaların Ebüssuûd’a aidiyetinin kesin oluşudur (Ebüssuûd Efendi, Fetâvâ, Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1028, vr. 1b; Atâî, II, 234-235). 2. Velî Yegân’ın (Velî b. Yûsuf) Mecmuası. Ebüssuûd’un talebesi ve fetva kâtibi olan Velî Yegân (ö. 998/1589-90) Ebüssuûd, Kemalpaşazâde, Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi, Sâdî Çelebi ve Zenbilli Ali Efendi gibi meşhur Osmanlı şeyhülislâmlarının fetvalarını klasik fıkıh kitapları sistematiğine uygun şekilde bir araya getirmiştir. İçindeki fetvaların çoğu Ebüssuûd Efendi’ye ait olan bu mecmuanın İstanbul kütüphanelerinde çok sayıda nüshası mevcuttur (Ebüssuûd Efendi, Fetâvâ, Süleymaniye Ktp., İsmihan Sultan, nr. 223, 224, 225, 226; , II, 1219-1220; Atâî, II, 313-314). 3. Kâkülüperîşan Şeyhî Efendi Mecmuası. Yine Ebüssuûd’un talebesi ve fetva kâtiplerinden olan Şeyhî Efendi’nin ona ait mektup, mürâsele vb. münşeatları derlediği gibi fetvalarını da bir mecmuada topladığı kaynaklarda zikredilmektedir (Atâî, II, 451-452). 4. Bazı kaynaklar, 983 (1575) yılında bir grup ilim adamının Ebüssuûd’a ait fetvaları ve çeşitli mecmuaları tarayarak III. Murad adına yeni bir mecmua meydana getirdiklerini belirtmektedir (, II, 1219-1220).

Bunların dışında “Ebüssuûd Efendi Fetâvâsı” adı altında muhtelif kütüphanelerde ve özellikle de İstanbul’da birçok fetva mecmuası bulunmaktadır (meselâ bk. Süleymaniye Ktp., Esad Efendi nr. 3727, Ayasofya, nr. 0.1543, Fâtih, nr. 679, 2349, 2350, Hacı Mahmûd Efendi, nr. 1217, 1219, 1225, 1228, 1236, 1238, 4198, Hamidiye, nr. 590, İzmir, nr. 253, 254, Lala İsmâil, nr. 706, 108 M, I. Ahmed, nr. 95, Kılıç Ali Paşa, nr. 491, Hasan Hüsnü Paşa, nr. 423 M, 423, 518, Hacı Beşir Ağa, nr. 304, 656, Lâleli, nr. 3738, Yenicami, 624, 626, TSMK, III. Ahmed, nr. 786; Millet Ktp., Şer‘iyye, nr. 80).

Ebüssuûd Efendi’nin fetvaları tarih boyunca birçok fakihin ve çağımızda bazı araştırmacıların dikkatini çekmiştir. M. Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi Fetvâları Işığında 16. Asır Türk Hayatı (İstanbul 1972, 1983) adlı eserinde Ebüssuâd’a ait 1001 fetvayı Latin harflerine çevirerek neşretmiştir. Fransız araştırmacısı Mario Grignaschi, “La Valeur du témoignage des sujets non-musulmans (dhimmi) dans l’empire ottoman” başlıklı araştırmasında (Recueils de la Société Jean Bodin, XVIII [1963], s. 211-323) genellikle Ebüssuûd’un fetvalarına dayanmıştır. Friedrich Selle’in hazırladığı Prozessrecht des XVI. Jahrhunderts im Osmanischen Reich (Wiesbaden 1962) adlı doktora tezi de tamamıyla Ebüssuûd Efendi’nin fetvalarına dayanmaktadır.

Ahmet Akgündüz, Osman Kaşıkçı ve Vahdet Yılmaz’dan oluşan bir heyet Velî Yegân’ın mecmuasını esas alıp diğer mecmuaları da tarayarak Ebüssuûd Efendi fetvalarını neşre hazırlamaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

Ebüssuûd Efendi, Fetâvâ, Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 1177, vr. 158a-161b a.e., Süleymaniye Ktp., İsmihan Sultan, nr. 223, vr. 133b-136a a.e., Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 968, vr. 3b-6b a.e., Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1028, vr. 1b.

a.mlf., Risâle fî vaḳfi’l-menḳūl ve’n-nuḳūd, Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 477/2, vr. 1b-10b.

, nr. 449, s. 2.

, II, 234-235, 313-314, 451-452.

, II, 1219-1220.

İbn Âbidîn, el-ʿUḳūdü’d-dürriyye fî tenḳīḥi’l-fetâva’l-Ḥâmidiyye, Bulak 1300/1882, II, 6.

, III, 1204.

F. Selle, Prozessrecht des XVI. Jahrhunderts Im Osmanischen Reich, Wiesbaden 1962.

Abdullah Aydemir, Büyük Türk Bilgini Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi ve Tefsirdeki Metodu, Ankara 1968, s. 26-27.

M. Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi Fetvaları Işığında 16. Asır Türk Hayatı (İstanbul 1972), İstanbul 1983.

Ahmet Akgündüz, İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, Ankara 1988, s. 151-158.

a.mlf., Osmanlı Kanunnâmeleri, İstanbul 1992, IV, 76-91, 105-121, ayrıca bk. tür.yer.

M. Cavid Baysun, “Ebüssu’ûd Efendi”, , IV, 99.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1995 yılında İstanbul'da basılan 12. cildinde, 441-443 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER