GEIGER, Abraham

GEIGER, Abraham
Müellif: SALİME LEYLA GÜRKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.05.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/geiger-abraham
SALİME LEYLA GÜRKAN, "GEIGER, Abraham", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/geiger-abraham (30.05.2020).
Kopyalama metni
Ortodoks yahudi bir ailenin çocuğu olarak Frankfurt’ta doğdu. Erken yaştan itibaren, din adamı ve öğretmen olan babasının gözetiminde geleneksel yahudi din eğitimi aldı; sıkı bir İbrânîce ve Talmud öğreniminin yanı sıra Almanca, Grekçe ve Latince öğrendi. Henüz on bir yaşında iken, okuduğu seküler tarih kitaplarının etkisiyle gerek Hz. Mûsâ’nın peygamberliği ve yahudi dini gerekse bu ikisinin Grek ve Roma dinleri üzerindeki etkisiyle ilgili tarihî-tenkidî analizler yapmaya başladı. Bu bakış açısını yetişkinlik döneminde, Yahudiliğin birer taklidi/uzantısı olarak gördüğü İslâm ve Hıristiyanlığa da taşıdı. On dört yaşında babasını kaybeden Geiger için bu dönem, aynı zamanda Ortodoks yahudi inancından sapmaya ve Rabbânî metinlere tenkidî gözle bakmaya başladığı dönem oldu. On yedi yaşında Mişna üzerine bir çalışma kaleme aldı. Eserdeki hareket noktası, Ahd-i Atîk hukukuna yani kısmen vahye dayanan Mişna ile, daha çok siyasî karmaşa ortamı ve Hıristiyanlığın zuhurunun bir sonucu olarak gördüğü, gereksiz ayrıntılarla dolu yorumlara dayanan Talmud arasındaki fark idi. Bu ayırım, yine yetişkinlik döneminde öncülüğünü yapacağı Reformist Yahudilik anlayışının temel noktalarından birini oluşturdu.

1829’da kaydolduğu Heidelberg Üniversitesi’nde bir sömestr boyunca filoloji, Süryânîce, İbrânîce, antik Yunan ve Roma edebiyatıyla ilgili dersler aldı. Daha sonra Bonn Üniversitesi’ne geçerek Doğu dilleri ve felsefe üzerine çalışmaya başladı. Burada önemli şarkiyatçılardan Georg Wilhelm Freytag’ın danışmanlığında Arapça ve Kur’an üzerine yoğunlaştı. Yine Freytag’ın önerisiyle Kur’an’ın yahudi kaynaklarına dayandığı iddiasını ispatlamaya yönelik olarak hazırladığı teziyle ödüle lâyık görüldü (1832). Latince olarak hazırlanıp bir yıl sonra Was hat Mohammed aus dem Judenthume aufgenommen? adıyla Almanca basılan tez (Bonn 1833) Geiger’a Marburg Üniversitesi’nden doktor unvanı kazandırdı (1834). Fakat o yıllarda henüz Alman üniversitelerinin yahudileri profesörlüğe kabul etmemesi yüzünden akademik kariyerine devam edemedi ve Wiesbaden yahudi cemaati için din adamı (rabbi) olarak görev yapmaya başladı (1832-1837). Aynı zamanda, Leopold Zunz’un da aralarında bulunduğu bir grup yahudi âliminin maddî desteğiyle kurduğu ve başta kendisi olmak üzere yahudi araştırmacılarının yazılarını yayımladığı derginin editörlüğünü yürüttü (Wissenschaftliche Zeitschrift für jüdische Theologie; 1835’te ilk sayısı çıkan dergi 1847’ye kadar aralıklarla basılmıştır). Benimsediği reformist/liberal çizgiyi ibadet düzeninde yaptığı değişikliklerde, daha çok da yazılarında açıkça ortaya koydu. 1838’de Breslau yahudi cemaatine dinî hâkim ve yardımcı rabbi sıfatıyla seçilmesine rağmen mevcut Ortodoks rabbi ve destekçilerinin engellemesi yüzünden ancak 1840’ta göreve başlayabildi. Daha sonra cemaat içindeki liberal grubun üstünlük kazanmasıyla birlikte rabbi konumuna getirildi (1844-1863). Bu süreçte Ortodoks muhalifleri tarafından Sadûkī veya Karâî olmakla suçlandı. Bu suçlamalara cevabı, Sadûkīler’in ve daha sonraki Karâîler’in yorum geleneğini reddedip Tevrat’ın lafzî mânasına bağlı kalan gruplar olduğu, kendisinin ise tıpkı Sadûkī karşıtı Ferîsîler gibi Tevrat’ı zamanın şartlarına uygun biçimde yorumladığı, yani Tevrat’ın ruhuna bağlı kaldığı şeklinde oldu (Heschel, Abraham Geiger and the Jewish Jesus, s. 37). Bu dönemdeki faaliyetleriyle Reformist Yahudilik hareketinin ve mezhepleşme sürecinin öncüleri arasında yer aldı. Onun Yahudiliğin modern akademik bakış açısıyla, aynı zamanda hıristiyan önyargısından uzak biçimde çalışılmasına (Wissenschaft des Judentums) ve yeni tarzda eğitimli din adamı yetiştirecek teoloji okullarının açılmasına yönelik çabaları sonucunda Breslau’da ilk Yahudi Teoloji Fakültesi kuruldu (1854). Ancak fakültenin müdürlüğüne Geiger yerine daha muhafazakâr eğilime sahip olan ve liberal gruptan ayrılarak sonraki ismiyle Muhafazakâr Yahudiliği kuran rabbi Zecharias Frankel getirildi. Yaşadığı hayal kırıklığı ve ailevî sebeplerden dolayı bir dönem tekrar Frankfurt’ta yaşayan, fakat buradaki Ortodoks ortamında aradığını bulamayan Geiger yine gerilimli bir süreç sonunda Berlin yahudi cemaatine rabbi olarak tayin edildi (1870). Ertesi yıl burada liberal rabbi yetiştirmek için kurulan fakültede (Hochschule für die Wissenschaft des Judentums) Yahudilik profesörü unvanıyla görev aldı. Bu son döneminde yine ağırlıklı olarak kendi yazılarının ve akademik yazışmalarının yer aldığı yeni bir derginin de editörlüğünü yaptı (Jüdische Zeitschrift für Wissenschaft und Leben, 1862-1874). 1874 yılında Berlin’de öldü.

Geiger, Yahudilik’te zamanın şartlarına göre, fakat belli bir teoloji ve sistem çerçevesinde reform yapmaya ve onu modern Batı kültürünün aslî bir unsuru haline getirmeye yönelik gayretlerine ve bu yöndeki radikal fikirlerine rağmen pratik sebeplerden dolayı yahudi dinî uygulamaları açısından ılımlı bir reform anlayışını desteklemiştir. Talmud’un ve hatta büyük ölçüde Tevrat’ın vahiy mahsulü olma özelliğini sorgulayan Geiger buna paralel olarak sünnet olma ve kaşer gibi kuralların, ibadet dili olarak İbrânîce’nin modern yahudiler için gereksiz olduğunu düşünse de bu kuralların toptan terkine karşı çıkmıştır. Öte yandan Yahudiliği monoteist ve etik unsurlara sahip evrensel bir din şeklinde tanımlamasına, yahudi millî kimliği ve mesîh inancına yönelik atıfları dua kitabından çıkarmasına rağmen yahudilerin dinî dehasına ve evrensel monoteizmi temsil etme misyonuna vurgu yapmak suretiyle yahudi özgüvenini pekiştirmeye çalışmıştır.

Diğer iki monoteist dine yönelik görüşleri bakımından da önemli bir yahudi yazarı olan Geiger’ın Hıristiyanlık ve İslâm üzerinden ortaya koyduğu temel tez, dünya çapında önemli birer tarihî hadise olarak gördüğü her iki dinin kaynağının da Yahudilik olduğu şeklindedir (Judaism and Its History, s. 13). Geiger, başından itibaren Hıristiyanlığın ortaya çıkış süreci ve hıristiyan teolojisiyle yakından ilgilenmiş, bilhassa son dönemlerinde kaleme aldığı polemik yazılarında hıristiyan karşıtı bir tavır benimsemiş; hıristiyan âlimlerinin Yahudiliği ihmal ettikleri ve çarpıttıkları düşüncesinden hareketle Yahudiliğin Batı kültürünün temelindeki asıl yapıcı unsur olduğunu ve Hıristiyanlığa ait bütün olumlu unsurların varlığını Yahudiliğe borçlu bulunduğunu ileri sürmüş; Hıristiyanlığı monoteist ve liberal yahudi geleneği (Ferîsîlik) üzerinde ifsat edici etki oluşturmak ve paganizme geri dönüşü temsil etmekle suçlamıştır (Heschel, Abraham Geiger and the Jewish Jesus, s. 48; Geiger, Judaism and Its History, s. 156-160). İslâm söz konusu olduğunda ise Ortaçağ boyunca İslâm’ın ilmin temsilcisi ve koruyucusu olduğu, Hıristiyanlığın aksine tolerans ortamı sunduğu noktalarına dikkat çekmiş; bununla birlikte saf monoteizm vurgusu başta olmak üzere İslâm’ı teşkil eden temel kavram ve unsurların çoğunun Arap yarımadasında yaşayan yahudiler yoluyla Yahudilik’ten alındığını, İslâm’ın geri kalmış Arap kültürü ve coğrafyasında yeşermesine paralel olarak teolojik ve etik noktalarda noksanlıklar taşıyan, yavan ve kaba bir din olduğunu iddia etmiş; ayrıca önceki yazarlardan farklı olarak Hz. Muhammed’i davasında samimi bulmakla birlikte onun cahil ve zevk düşkünü olduğu, dolayısıyla peygamberliğe uygun bir karaktere sahip bulunmadığı ön yargısını tekrarlamıştır (Judaism and Islam, s. 24-25; Judaism and Its History, s. 248-259; bu görüş İbn Meymûn tarafından da dile getirilmişti). Geiger, bütün bu görüşlerinin çıkış noktasını oluşturan doktora tezinde, Kur’an’ın Hz. Muhammed tarafından yazıldığı varsayımından ya da ön kabulünden hareketle İslâm peygamberinin yeni bir din ortaya çıkarmadığı, bilakis Yahudiliği model aldığı ve Yahudiliğe ait literatür, kıssa ve kavramları (cennet, cehennem, yeniden dirilme, ilâhî muhasebe vb.) kullandığı şeklindeki iddiayı ileri sürmüştür. Bu tezden hareketle sonraki hıristiyan ve yahudi yazarları bu iddialara benzer çalışmalar ortaya koymuştur (I. Gastfreund, H. Hirschfeld, J. Horovitz, I. Goldziher, A. Katsh gibi yahudi yazarları yahudi etkisi üzerinde dururken A. Harnack ve J. Wellhausen gibi hıristiyan yazarları hıristiyan etkisini öne çıkarmıştır).

Fakat Geiger’ın, Ahd-i Atîk’te yer almayan veya onunla farklılık taşıyan Kur’an kıssalarının dayanağı olarak gösterdiği Rabbânî literatürün önemli bir kısmının (Yalkut Şimoni, Pirke de Rabbi Eliezer, Midraş Tanhuma, Targum Yeruşalmi vb.) İslâm’dan sonra yazıldığı tesbitinden hareketle (Strack – Stemberger, s. 304-305, 329, 351-352) onun kıssalar üzerinden ortaya koyduğu birçok görüş sonraki Kur’an araştırmacıları tarafından çürütülmüş, muhtemel bir etkileşimin Geiger ve takipçilerinin iddia ettiği gibi yahudi literatüründen Kur’an’a değil Kur’an’dan yahudi literatürüne doğru olabileceği görüşü dile getirilmiştir (meselâ bk. Wheeler, CXVIII/2 [1998], s. 153-171). Wheeler’ın yukarıda belirtilen makalesinde, Geiger ve diğer oryantalistlerin (Wensinck, Schwarzbaum, Obermann vb.) Kur’an’daki kıssalarla daha sonra İslâm âlimleri tarafından -Kur’an kıssaları ile Ahd-i Atîk / Talmud kıssalarını ilişkilendirmek amacıyla- yapılan yorumları birbirinden ayırmayıp aynı zeminde değerlendirdiklerine, bu şekilde Kur’an ile Ahd-i Atîk kıssaları arasındaki muhteva ve anlatım farkını göz ardı ettiklerine dikkat çekmesi bilhassa önemlidir (a.g.e., s. 153-154). Öte yandan Geiger’ın, Kur’an’ın Hz. Muhammed tarafından yazıldığı tezini ispatlamak adına çoğu Kur’an teriminin İslâm peygamberi tarafından İbrânîce veya Ârâmîce’den alındığı şeklindeki iddiası şarkiyatçılar arasında genel kabul görmekle birlikte sonraki bazı şarkiyatçılar, söz konusu terimlerin bir kısmının İslâm’ın ortaya çıkışından önce ve bazan İbrânîce dışındaki diller (Etiyopyaca, Süryânîce vb.) yoluyla Arapça’ya girdiğine ve Arapçalaştığına dikkat çekmiştir (meselâ bk. Jeffery, s. 88-89, 96; Jeffery tarafından belirtildiği üzere bu görüş esasen Süyûtî’ye aittir).

Eserleri. 1. Was hat Mohammed aus dem Judenthume aufgenommen? Eine von der Königl. Preussischen Rhein-universität gekrönte Preisschrift (Bonn 1833). Filolojik-tarihî metodun Kur’an’a uygulanması bakımından bir ilk oluşturan çalışma, Hindistan’daki bir hıristiyan teşkilâtı tarafından misyonerlik amaçları doğrultusunda İngilizce’ye tercüme ettirilmiş (trc. F. M. Young, Judaism and Islam, Madras 1898), bu tercüme daha sonra Moshe Perlmann’ın mukaddimesiyle birlikte tekrar basılmıştır (New York 1970, ed. G. D. Cohen). 2. Urschrift und Übersetzungen der Bibel in ihrer Abhängigkeit von der innern Entwickelung des Judenthums (Breslau 1857; ilâveli 2. baskı, Frankfurt 1928). Geiger’ın Grekçe, Ârâmîce ve Süryânîce Tanah çevirileri üzerine yaptığı orijinal analizler ve metin tenkidi eşliğinde ikinci mâbed dönemindeki Yahudiliği ele aldığı çalışmasıdır. Eserde bilhassa Sadûkīler’in muhafazakâr-aristokrat anlayışına karşı Ferîsîler’in liberal-demokrat çizgiyi temsil ettiği ve Reformist Yahudiliğin Ferîsî çizginin devamı olduğu vurgulanmakta, aynı zamanda Katolikler ile Sadûkīler ve Protestanlar ile Ferîsîler arasında benzerlik kurulmaktadır. 3. Sadducäer und Pharisäer (Breslau 1863). Müellifin Sadûkī-Ferîsî ayrışması üzerinden Hıristiyanlığın kökenlerini ele aldığı makalesinin müstakil baskısıdır. 4. Das Judenthum und seine Geschichte (I-III, Breslau 1865-1871; Judaism and Its History, I, London 1866; Judaism and Its History in Two Parts, New York 1911). Geiger’ın Frankfurt ve Berlin’de verdiği konferanslardan oluşan bir diğer önemli çalışmasıdır. Yahudiliği ortaya çıktığı ve geliştiği ortam içinde değerlendiren kitapta genel olarak din ve Yahudiliğin mahiyetiyle alâkalı bahislerin ardından yahudi tarihinin bölünmüş krallık döneminden milâttan sonra XIII. yüzyıla kadarki dönemi ele alınmaktadır. Eserde Hıristiyanlık, bilhassa bu dinin ortaya çıkışı ve gelişimi yanında Yahudilik’le ilişkisi ve İslâm bahislerine de ayrı bölümler halinde yer verilmektedir. 5. Lehr- und Lesebuch zur Sprache der Mischnah (Breslau 1845). Mişna İbrânîcesi üzerine bir çalışmadır. 6. Parschandatha: die nordfranzösische Exegetenschule (Leipzig 1855). Kuzey Fransa’daki yahudi tefsir ekolüyle ilgilidir.

Geiger’ın basılmış diğer çalışmaları arasında İbn Meymûn (1850) ve İbn Cebirol (1867) üzerine birer çalışma, Karâî âlimi ve apolojist Isaak Troki ile (1853) Kabala ve Hıristiyanlık eleştirisiyle bilinen Venedikli yahudi âlimi Leon Modena (1853) hakkında eleştirel birer risâle, Yehuda Halevi’nin divanının neşri (1851) ve Reformist Yahudilik anlayışına göre düzenlenmiş iki dua kitabı (1854, 1870) yer almaktadır. Ayrıca şarkiyat, Sâmî diller ve İslâm çalışmaları üzerine önemli dergilerden olan Zeitschrift der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft’ta düzenli olarak yazıları yayımlanan Geiger’ın risâle, vaaz, mektup ve makaleleri oğlu Ludwig Geiger tarafından Abraham Geigers Nachgelassene Schriften adı altında derlenmiştir (I-V, Berlin 1875-1878). Geiger’ın akademik yazışmaları, kitaplarının bazı bölümleri, verdiği bazı vaazlar ve önemli makalelerinin İngilizce tercümeleri ise biyografisiyle birlikte Abraham Geiger and Liberal Judaism adıyla basılmıştır (ed. Max Wiener, trc. E. J. Schlochauer, Philadelphia 1962).

BİBLİYOGRAFYA :

A. Geiger, Judaism and Islam (trc. F. M. Young), Madras 1898; a.mlf., Judaism and Its History (trc. C. Newburgh), New York 1911; L. Geiger, Abraham Geiger: Leben und Lebenswerk, Berlin 1910; A. Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur’an, Kahire 1957; Abraham Geiger and Liberal Judaism (ed. Max Wiener, trc. E. J. Schlochauer), Philadelphia 1962; J. J. Petuchowski, New Perspectives on Abraham Geiger, Cincinnati 1975; H. L. Strack – G. Stemberger, Introduction to the Talmud and Midrash, Minneapolis 1996; S. Heschel, Abraham Geiger and the Jewish Jesus, Chicago 1998; a.mlf., “Geiger, Abraham”, Encyclopaedia Judaica, Detroit 2007, VII, 412-415; K. Koltun-Fromm, Abraham Geiger’s Liberal Judaism, Bloomington 2006; W. M. Brinner, “Judaism and Islam by Abraham Geiger”, JAOS, XCIII/1 (1973), s. 76-77; N. Stillman, “The Story of Cain and Abel in the Qur’an and the Muslim Commentators: Some Observations”, JSS, XII/2 (1974), s. 231-239; B. M. Wheeler, “The Jewish Origins of Qur’ān 18:65-82?: Reexamining Arent Jan Wensinck’s Theory”, JAOS, CXVIII/2 (1998), s. 153-171; Özcan Hıdır, “İslâm’ın Yahûdî Kökeni Teorisi ile İlgili İddialar ve Çalışmalar”, İLAM Araştırma Dergisi, III/1, İstanbul 1998, s. 155-168; H. Hill, “The Science of Reform: Abraham Geiger and the Wissenschaft des Judentum”, Modern Judaism, XXVII/3, Oxford 2007, s. 329-349; A. Neuwirth, “Orientalism in Oriental Studies? Qur’anic Studies as a Case in Point”, Journal of Qur’anic Studies, IX/2, London 2007, s. 115-127.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 471-473 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER