GÖKLEN

Müellif:
GÖKLEN
Müellif: MUSTAFA AYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/goklen
MUSTAFA AYDIN, "GÖKLEN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/goklen (28.02.2020).
Kopyalama metni
İran’ın kuzeydoğusunda Gürgen (Gürgân) ve Türkmenistan’da Karakalin bölgelerinde, Özbekistan’da Hîve’den birkaç mil uzaklıktaki İlyalı ile Türtkul arasında yaşayan bir Türkmen boyudur. İran’da Türkmen Sahra denilen yerde bulunan Göklenler’in, XI. yüzyılda Siriderya kıyılarından bugünkü Türkmenistan’ın batısındaki Balkan taraflarına göç edip daha sonra oradan dönen ve Gök denilen Türkmen kavmiyle alâkası olduğu belirtilir. Bu bölgede XVI. yüzyıldan sonra baş gösteren su sıkıntısı yüzünden Türkmen kabileleri (Salurlar, Ersarılar, Yomutlar vb.) Güney Türkmenistan’daki sulak bölgelere göç ettiler. Göklenler de Etrek ve Gürgen nehirleri arasına yerleştiler (Akiner, Sovyet Müslümanları, s. 269).

Göklen adıyla ilgili kesin bir açıklama yoktur. Ancak “len” (leng) eki Kuzey İran’daki uruk ve boy isimlerinde rastlanan bir ek olduğundan (Bahtiyarlar adlı boyların birleşmesiyle Heftleng, Ceharleng urukları) Gök adlı kabilenin Gürgen’e yerleşmesinin ardından Farsça’da “mekân, yurt” anlamına gelen “len” ekinin bu isme ilâvesiyle ortaya çıktığı sanılmaktadır. Bu şekilde Göklen, “Gökler’in yurdu, Gök taifesinin mekânı” anlamı kazanır. Göklenler şu boylara ayrılır: Kırık, Bayındır, Yenkak, Senkrik, G(Ç)erkez, Çakır-Beydili, Arap, Ay-Derviş, Kara-Balkan, Erkekli, Kayı, Şeyh Hoca (Haentzsche, XIII, 102; Vámbéry, s. 394; İA, IV, 810). İçlerinde Oğuz boylarına mensup grupların yer alması Göklenler’in oluşumu bakımından belirleyicidir.

Tarihî kayıtlarda, Teke ve Yomut Türkmenleri gibi Göklenler’in de bulundukları bölgelerde köylere ve kervanlara baskınlar düzenleyip aldıkları esirleri Hîve’ye sattıkları belirtilir (Haentzsche, XIII, 98). Kaçar hânedanından Ağa Muhammed Şah (ö. 1797) Göklenler’in devamlı saldırıları yüzünden onların üzerine askerî birlikler gönderdi ve pek çok Göklen ya öldürüldü ya da esir alındı. Böylece Göklenler’in bir kısmı mevcudiyetlerini korumak amacıyla İran hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldı (Fraser, s. 260). Ardından Göklenler yağmacı bir topluluktan tarımla uğraşan yerleşik bir topluma geçmeye başladı (Burnes, II, 111). Bu olaylardan sonra komşuları olan ve daha güçlü bulunan Tekeler, Göklenler’e baskı uygularken İran hükümeti de saldırılarını sürdürdü (Fraser, s. 260).

Göklenler 1834 yılında Gürgen’e bir baskın yaptılar ve ardından İran birliklerinin kendilerini cezalandırmasından korktukları için Hîve Hanı Allahkulı Han’ın himayesi altında Kızıl Avrat ve Hîve’ye göç ettiler (İA, IV, 810). 1836’daki İran saldırısı esnasında 9000 Göklen ailesinden geride sadece 2000 aile kalmıştı (Marvin, s. 57). Bunların çoğu gönüllü olarak İran ordusuna katıldı. Hîve’ye göç eden Göklenler’in bir bölümü de umduklarını bulamayınca geri döndü, bir kısmının geri dönüşü ise Hîve hanı tarafından engellendi (Bode, I [1848], s. 66-68). Bu arada İran Devleti, Göklenler’den düzenli olarak 1000 muhafız (Burnes, II, 390), ayrıca savaş zamanlarında her Türkmen çadırından biri süvari iki tüfekli asker almaktaydı (Haentzsche, XIII, 98).

Göklenler, Gürgen vadisinin bol yağmurlu, bereketli arazilerinde hayvan yetiştirirken bir yandan da yerleşik hayata uyum sağlamaya çalıştılar. İpek, pirinç, buğday, darı üretimi yaparak karşılığında yıllık 6000 tuman vergi ödeyecek duruma geldiler. Göklenler arasında özellikle hayvan yetiştiriciliği çok önemliydi. Daha Süfyan Han zamanında (1529-1535) Hîve Hanlığı’na 12.000, saraya da 1200 baş koyun yıllık vergi olarak verilmekteydi. Bu sayının Teke, Yomut, Sarık Türkmenleri’nin Hîve Hanlığı’na toplamda verdikleri 8000 baş koyunun bir hayli üzerinde olduğu dikkati çekmektedir. Bu durum aynı zamanda Göklenler’in nüfusu hakkında da bir fikir verir.

XIX. yüzyıl öncesinde Göklenler’le ilgili nüfus verilerine rastlanmamaktadır. XIX. yüzyıla ait nüfus bilgileri de seyyahların verdikleri rakamlara dayanır. Ancak Göklenler’e dair nüfus verilerinden önce, özellikle İran hükümetiyle olan mücadeleleri ve İran’ın Göklenler üzerinde kurduğu baskı, ayrıca kendi kardeşleri olan Teke ve Yomut Türkmenleri’yle olan mücadelelerinin nüfus yapısını olumsuz yönde etkilediği hesaba katılmalıdır (Marvin, s. 43). Bütün bunlara rağmen 1821-1822’de bölgeyi gezen seyyah Fraser, Göklenler’in sayısının 8000-15.000 aile arasında olduğunu zikreder, ancak gerçek sayının 10.000 aileden (50.000 kişi) ibaret olabileceğini de belirtir (Narrative, s. 260). Ondan on yıl sonra bölgeye gelen Burnes ise Gürgen’deki Göklen aile sayısını 9000 (45.000 kişi) diye verir (Travels, II, 253). 1837’de bölgeyi gezen Bode, Göklenler’in nüfusunu 12.000 aile (yaklaşık 60.000 kişi) olarak kaydeder (Journal of the Etnological, I, 66). 1858’de İran’ın kuzey eyaletlerinde doğudan batıya doğru seyahat eden Melgunow da 2459 Göklen çadırından bahseder (Das südliche Ufer, s. 88). Burada her çadırda yirmi beş-otuz kişi kaldığı farzedilirse 60-70.000 arasında bir nüfus yekünü ortaya çıkar. Bölgeyi 1863’te gezen Vámbéry, Göklenler’le ilgili 12.000 aile sayısını verirse de gerçek rakamın 15.000 aile (75.000 kişi) olabileceğini belirtir (Das Türkenvolk, s. 394). 1926-1927 Rus kayıtlarına göre, Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin İlyalı bölgesinde 38.000, Karakalin bölgesinde 17.900 kişi bulunmaktadır. Böylece toplamda 55.900 Göklen’in o dönemde Türkmenistan sınırları içinde yaşadığı anlaşılır. Bu sayının günümüzde bir hayli arttığı şüphesizdir. İran sınırları içinde Türkmen Sahra’daki Ayderviş, Güllüdağ, Cergelan bölgesi ve Yomut yaylalarında toplam 90.000 Göklen yaşamaktadır. Her iki veriden yola çıkılarak bugün Göklenler’in sayısının 300.000 civarında olduğu söylenebilir.

Göklenler’in diğer Türkmen kabilelerine göre yerleşik hayata daha erken geçmeleri onların daha sakin bir hayat sürmelerini ve yüksek bir kültür edinmelerini sağlamıştır. Bunun neticesinde İran ve Türkistan medreselerinde eğitim gören Göklenler’in sayısı artmış, bu durum edebiyat sahasına da yansımıştır. Türkmenler’in en büyük şairi olarak bilinen Mahtumkulu, Göklenler’in Gerkez boyuna mensuptur. Babası Devlet Muhammed Âzâdî (Dövletmemet Azadi) bu kavmin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerdendir. Ayrıca Mahtumkulu’nun yeğeni ve talebesi şair Zelîlî ile aslen Ersarılı olan, fakat Göklenler arasında yetişen şair Seydi de anılabilir (İA, IV, 810-811).

BİBLİYOGRAFYA :

J. B. Fraser, Narrative of a Journey into Khorasan in the Years 1821 and 1822, London 1825, s. 256, 259-261; A. Burnes, Travels into Bokhara, London 1834, II, 100-127, 151, 253, 389-390; J. C. Haentzsche, “Topographie und Statistik der persischen Turkmanen”, Zeitschrift für Allgemeine Erdkunde, Berlin 1862, XIII, 97-103; G. Melgunow, Das südliche Ufer des kaspischen Meeres oder die Nordprovinzen Persiens, Leipzig 1868, s. 88; Ch. Marvin, Merv, The Queen of the World, London 1881, s. 43, 46-49, 55-58, 91, 320-322; E. Schuyler, Turkistan, New York 1885, II, 381-384; H. Vámbéry, Das Türkenvolk, Leipzig 1885, s. 393-394; C. E. Yate, Khurasan and Sistan, Edinburg-London 1900, s. 235-236; P. Sykes, A History of Persia, London 1930, II, 2; Hasan-e Fasā’ī, History of Persia under Qājār Rule, New York-London 1972, s. 250; Sh. Akiner, Islamic Peoples of the Soviet Union, London 1986, s. 315; a.mlf., Sovyet Müslümanları (trc. Tufan Buzpınar – Ahmet Mutu), İstanbul 1995, s. 268-269; A. K. S. Lambton, Qajar Persia, London 1987, s. 4, 11, 43, 216; Recep Albayrak, Türklerin İranı: Yakın Gelecek, Ankara 2013, II, 1169-1171, 1177; N. A. Aristov, Türk Halklarının Etnik Yapısı (trc. D. Ahsen Batur), İstanbul 2014, s. 179-185; Cl. A. de Bode, “On the Yamud and Goklan Tribes of Turkmania”, Journal of the Ethnological Society of London, I, Edinburgh 1848, s. 60-78; “Goklanı”, Ensiklopediçeski Slovar, St. Petersburg 1893, IX, 39; “Goklanı”, BSE, XVII, 396; R. R. Arat, “Göklen”, İA, IV, 809-811; G. E. Wheeler, “Göklän”, EI2 (İng.), II, 1118; Pierre Oberling, “Guklãn”, EIr., XI, 392-393.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 482-483 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.