HALEF b. HİŞÂM

خلف بن هشام
Müellif:
HALEF b. HİŞÂM
Müellif: TAYYAR ALTIKULAÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/halef-b-hisam
TAYYAR ALTIKULAÇ, "HALEF b. HİŞÂM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/halef-b-hisam (16.11.2019).
Kopyalama metni
150 yılının Receb veya Ramazan ayında (Ağustos veya Ekim 767) doğdu. Aslen Vâsıt’la Cebbül arasındaki Femüssılh’tan olduğu için Sılhî, Bağdat’a yerleştiği için Bağdâdî nisbesiyle tanınır. “Bezzâr” (hububat ve diğer tüketim maddelerini satan kimse) lakabıyla anılmaktan hoşlanmaz, kendisine “mukrî” denmesini isterdi.

On yaşında Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen ve on üç yaşında Kur’an dersi vermeye başlayan Halef, kırâat-i seb‘a imamlarından Hamza b. Habîb’in kıraatini önde gelen talebesi Süleym b. Îsâ’dan, Âsım b. Behdele’nin kıraatini Ebû Yûsuf Ya‘kūb b. Halîfe el-A‘şâ’dan, Nâfi‘ b. Abdurrahman’ın kıraatini İshak el-Müseyyebî’den öğrendi. On dokuz yaşında iken, Kûfe’de Âsım b. Behdele’nin meşhur iki râvisinden biri olan Ebû Bekir b. Ayyâş’tan ders almak için Süleym b. Îsâ’nın tavsiye mektubu ile evine gittiyse de Ebû Bekir’in mektubu okuduktan sonra söylediği, “Bağdat’ta senden daha iyi okuyan birini bırakmamışsın, öyle mi?” (başka bir rivayete göre, “sen kendine yetersin”) şeklindeki sözünü küçültücü bularak onun evini terketti. Bu olayı bizzat nakleden Halef daha sonra yaptığından pişmanlık duymuş, Ebû Bekir’in kıraatini talebesi Yahyâ b. Âdem’den yazmak mecburiyetinde kalmıştır. Kıraat ilmi yanında hadise de önem veren Halef, Mâlik b. Enes, Ebû Avâne el-Vâsıtî, Hammâd b. Zeyd, Süleym b. Îsâ, Şerîk b. Abdullah en-Nehaî gibi âlimlerden hadis dinledi. Kendisinden arz ve semâ yoluyla başta Ebü’l-Hasan el-Hulvânî, İdrîs b. Abdülkerîm el-Haddâd, Muhammed b. Yahyâ el-Kisâî, Seleme b. Âsım olmak üzere pek çok kişi kıraat öğrenirken Ebû Zür‘a er-Râzî, Ebü’l-Kāsım el-Begavî, Ahmed b. Ebû Hayseme, İbrâhim b. İshak el-Harbî, Ahmed b. Hanbel ve İdrîs b. Abdülkerim el-Haddâd gibi âlimler hadis rivayet ettiler. Müslim el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’inde ve Ebû Dâvûd es-Sünen’inde onun rivayetlerine yer vermişlerdir.

Kırâat-i seb‘a imamlarından Hamza b. Habîb’in kıraatini bizzat kendisinden almamış olmasına rağmen yedi imamın kıraatlerinin râvilerini iki ile sınırlayan kaynaklarda onun iki râvisinden biri olarak tercih edilen Halef, Hamza’nın okuyuşuna aykırı biçimde çeşitli rivayetlerden yaptığı 120 yerdeki isabetli tercihleri sebebiyle de on kıraat imamından biri sayılmıştır. Onun Hamza’ya aykırı olarak yaptığı tercihleri incelediğini söyleyen İbnü’l-Cezerî, biri müstesna bunların Kûfeliler’e ve bizzat Hamza, Kisâî ve Ebû Bekir b. Ayyâş’a ait kıraatlerin dışında sayılamayacağını ileri sürmüşse de (en-Neşr, I, 191) aşereye dair eserlerinde onuncu imam olarak Halef’e yer vermiştir. On imamın kıraatiyle ilgili diğer bazı kaynaklarda ise Halef yerine bir başka imam (meselâ İbn Muhaysın) tercih edilmiş ve Halef’in diğer kıraatlerden yaptığı tercihlerden “İhtiyâru Halef” başlığı altında söz edilmiştir (Enderâbî, s. 147, nâşirin girişi, s. 28).

Abbas b. Muhammed ed-Dûrî, Hamza’nın diğer râvisi Hallâd dışında Halef’ten daha üstün bir mukrî görmediğini (İbn Ebû Hâtim, III, 372), Hüseyin b. Fehm de ondan daha faziletli birini tanımadığını söylemiş, Hüseyin b. Fehm ayrıca Halef’in ders okutmaya önce Kur’an talebelerinden başladığını, ardından hadis öğrenmek isteyenlere izin verdiğini belirtmiştir. Yahyâ b. Maîn ile Nesâî’nin sika kabul ettikleri Halef hakkında Ahmed b. Hanbel de aynı değerlendirmeyi yapmakla birlikte Ubeys b. Meymûn’dan naklettiği rivayetleri kabul etmemiş (el-ʿİlel, II, 342-343), İbn Hibbân ise onun biyografisine es̱-S̱iḳāt’ında yer vererek kıraat alanındaki ilmine ve sağlam hadis hâfızlarından biri olduğuna işaret etmiştir. İbn Hacer de Halef’in sünnete bağlı güvenilir bir âlim olduğunu söyler.

Kaynaklarda Halef’in şahsiyetiyle ilgili olarak nebîz* içmesi üzerinde durulmuştur. Ebû Ca‘fer en-Nüfeylî onun Ehl-i sünnet’ten olduğunu belirttikten sonra, “Keşke onda nebîz içme alışkanlığı olmasaydı” diyerek bu konudaki hoşnutsuzluğunu dile getirmiştir. Halef’in nebîz içtiği kendisine bildirilen Ahmed b. Hanbel ise bunu daha önce de duyduğunu, ancak ne olursa olsun kendi değerlendirmesine göre onu sika ve güvenilir bir kişi kabul ettiğini söylemiştir (Hatîb, VIII, 326). Daha sonra nebîz içmeyi terkeden Halef’in bu içkiden nasıl kurtulduğu hususunda kaynaklarda iki ayrı rivayet zikredilmiştir. Bu rivayetlerden birine göre Enfâl sûresinde, “Allah’ın murdarı temizden ayırması için...” (8/37) meâlindeki âyet üzerinde düşündükten sonra nebîz içmeyi bırakarak ölümüne kadar sürekli oruç tutmuştur (a.g.e., VIII, 325-326). Diğer bir rivayete göre ise Ahmed b. Hanbel, Ebû Hayseme Züheyr b. Harb ve Yahyâ b. Maîn’in kendisini ziyaretleri sırasında içi nebîz dolu kâseyi göstererek Ahmed b. Hanbel’e bunun hakkındaki görüşünü sorunca İbn Hanbel’in açıkça bir şey söylemeyip Hz. Peygamber’in, “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz” (bk. Wensinck, el-Muʿcem, “rʿay” md.) meâlindeki hadisini okuması üzerine nebîzi bırakmış ve ölünceye kadar içmeyeceğine dair yemin etmiştir (İbn Ebû Ya‘lâ, I, 154). Bizzat kendisinden nakledilen bir rivayete göre Halef nebîz konusunda Kûfeliler’in mezhebine uymuş, bıraktıktan sonra da bu içkiyi kullandığı kırk yıl zarfında kıldığı namazları iade etmiştir (Mizzî, VIII, 302).

Cehmiyye’den korunmak için gizli olarak yaşadığı bir dönemde 7 Cemâziyelâhir 229’da (2 Mart 844) Bağdat’ta vefat eden Halef Künâse Kabristanı’na defnedildi. Onun Kitâbü’l-Ḳırâʾât (Kitâbü Ḥurûfi’l-ḳırâʾât), Kitâbü’l-ʿAded, İḫtilâfü’l-meṣâḥif ve Müteşâbihü’l-Ḳurʾân adlı bazı eserleri olduğu kaydedilmekteyse de (İbnü’n-Nedîm, s. 153, 174, 175, 179) bunların günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir.


BİBLİYOGRAFYA
Wensinck, el-Muʿcem, “rʿay” md.; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, VII, 347; Ahmed b. Hanbel, el-ʿİlel (Koçyiğit), II, 342-343; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 531; İbn Ebû Hâtim, el-Cerḥ ve’t-taʿdîl, III, 372; İbn Hibbân, es̱-S̱iḳāt, VIII, 228; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Şüveymî), s. 153, 174, 175, 179; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, VIII, 322-328; Enderâbî, Ḳırâʾâtü’l-ḳurrâʾi’l-maʿrûfîn (nşr. Ahmed Nusayyif el-Cenâbî), Beyrut 1407/1986, s. 147-150, ayrıca bk. nâşirin girişi, s. 28; İbn Ebû Ya‘lâ, Ṭabaḳātü’l-Ḥanâbile, I, 153-154; İbnü’l-Bâziş, el-İḳnâʿ, I, 126-127; Ebü’l-Alâ el-Hemedânî, Ġāyetü’l-iḫtiṣâr, MÜİF Ktp., nr. 72, vr. 17a-18a; İbnü’l-Esîr, el-Lübâb, I, 146; II, 246; Mizzî, Tehẕîbü’l-Kemâl, VIII, 299-303; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, X, 576-580; a.mlf., Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ (Altıkulaç), I, 419-422; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 221-230, s. 154-157; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, I, 272-274; a.mlf., en-Neşr, I, 188-191; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, III, 156-157.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 15. cildinde, 237-238 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.