HÂLİD b. ABDULLAH el-KASRÎ

خالد بن عبد الله القسري
HÂLİD b. ABDULLAH el-KASRÎ
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/halid-b-abdullah-el-kasri
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "HÂLİD b. ABDULLAH el-KASRÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/halid-b-abdullah-el-kasri (14.11.2019).
Kopyalama metni
Adnânîler’e mensup Becîle kabilesinin Kasr kolundandır. Rum asıllı hıristiyan bir anneden doğduğu için İbnü’n-Nasrâniyye diye tanınır. Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, dedelerinden Kürz’ün yahudi olduğunu ve işlediği bir cinayet yüzünden kaçıp Becîle’ye sığındığını kaydeder. Dedesi Yezîd b. Esed sahâbî idi.

Siyasî faaliyetlere Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî’nin yanında başlayan Hâlid b. Abdullah, 89 (707-708) veya 91 (709-10) yılında Halife Velîd b. Abdülmelik tarafından Mekke valiliğine tayin edildi. Bazı kaynaklar, İbnü’l-Eş‘as’ın isyanı dolayısıyla Haccâc’dan kaçıp Mekke’ye sığınan Saîd b. Cübeyr’in burada Hâlid tarafından tevkif edilmesine dayanarak onun daha erken bir tarihte Mekke’ye gönderildiğini kaydeder. Hâlid Mekke valisi olunca Irak’tan gelenlerin hepsini şehir dışına çıkardı. Evlerde oturanlardan ev sahiplerini sorumlu tutarak Irak’tan kaçanların Mekke’ye sığınmalarını önledi. Halife Süleyman b. Abdülmelik tarafından görevden alınıncaya kadar (96/715) valiliğe devam eden Hâlid, I. Velîd’in gönderdiği 30.000 dinar ile Kâbe’yi tezyin ettirdi. Kâbe’nin tavafı sırasında saf teşkil edilmesini, kadın ve erkeklerin ayrı ayrı gruplar halinde tavaf etmelerini sağladı. Sekabe dağındaki kaynaktan çıkan suyu yaptırdığı taş bir havuzda toplayıp kurşun borularla şehre getirtti ve Zemzem Kuyusu ile Rükniesved arasındaki bir mermer çeşmeyle halkın istifadesine sundu. Kendisine nisbetle Birketülkasrî diye anılan bu havuz daha sonra Abbâsîler’den Dâvûd b. Ali tarafından yıktırılmıştır. Hâlid, ayrıca hac mevsiminde ve receb aylarında Safâ ile Merve arasını kandillerle aydınlattı. Azledildikten sonra inzivaya çekildi ve bir süre hiçbir idarî görev almadı.

Mensup olduğu Becîle kabilesi Yemenî veya Mudarî olmadığı için bölgede çıkan isyanları daha kolaylıkla bastırabileceği düşüncesiyle Hâlid, Şevval 105’te (Mart 724) Hişâm b. Abdülmelik tarafından Ömer b. Hübeyre’nin yerine Irak valisi tayin edildi. Irak, onun yaklaşık on beş yıl süren valiliği sırasında en huzurlu ve müreffeh dönemlerinden birini yaşadı. Bu dönemde özellikle tarımın geliştirilmesine çalışıldı, bataklıklar kurutularak ziraata elverişli hale getirildi. Hâlid, bazı faaliyetleriyle devlet hazinesine gelir sağladığı gibi kendisi de büyük bir servete sahip oldu. Bu yüzden rakipleri onu devlet malını zimmetine geçirmekle suçlayarak halk nezdindeki itibarını sarstılar. Hâlid ayrıca annesi için Kûfe’de kilise yaptırması, yahudilerin sinagog inşa etmelerine izin vermesi, Zerdüşt memurlar istihdam etmesi, gayri müslimlerin müslüman kadınlarla münasebet kurmalarına müsaade etmesi sebebiyle de ağır tenkitlere mâruz kaldı. Dinî meseleleri hafife aldığı söylenerek zındıklıkla itham edildi.

Hıristiyan, yahudi ve Zerdüştîler’i himaye etmekle suçlanan Hâlid, ayaklanan Behlûl b. Bişr adlı bir Hâricî ile Vezîr es-Sahtiyânî adlı bir kişinin başlattığı isyanı kısa sürede bastırarak huzur ve sükûnu sağladı (119/737). Aynı yıl Muhammed b. Abdullah b. Hasan adına davette bulunan Şiîler’in Mugīre b. Saîd’in başkanlığında girişecekleri isyanı erken haber alarak Mugīre’yi idam ettirdi ve bu isyan teşebbüsünü önledi.

Hâlid’in incittiği asilzadeler ve Emevîler onun aleyhine Kaysîler’le iş birliği yaptılar. Bunun üzerine 120 (738) yılında Irak valiliğinden azledilerek yerine Yemen Valisi Yûsuf b. Ömer es-Sekafî getirildi. Halife Hişâm’ın onu rakipleri ve düşmanlarının hazırladığı bir komplo sebebiyle görevinden aldığı rivayet edilir. Yeni vali Kûfe’ye gelerek Hâlid’i tutukladı ve Hîre’de hapsetti. Ailesi ve yakın adamlarıyla birlikte on sekiz ay hapiste kalan Hâlid bilâhare serbest bırakıldı. Rusâfe’ye giderek halife ile görüşmek istediyse de huzura kabul edilmedi. Daha sonra Dımaşk’a gidip orada ikamet etti. 122 (740) yılında birçok mahallenin yanıp kül olduğu yangını çıkarmakla suçlanarak Halife Hişâm’ın emriyle ve bütün aile fertleriyle birlikte tutuklandıysa da suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakıldı. Bundan dolayı halifeye ağır sözler söylemesine rağmen cezalandırılmadı. Hâlid, Hişâm’ın halefi II. Velîd tarafından tekrar hapsedildi. Halife, devlet hazinesinden zimmetine geçirdiği meblağı itiraf etmesi için kendisine işkence yapılmasına izin verdi; daha sonra da onu 50 milyon dirhem karşılığında düşmanı vali Yûsuf b. Ömer’e teslim etti. Hâlid, Yûsuf tarafından bacakları kırdırılarak işkenceyle öldürüldü (Muharrem 126 / Kasım 743). Zilkade 125’te (Eylül 743) öldüğü de rivayet edilmektedir.

Hâlid sözünü esirgemeyen, fesahat ve belâgatıyla meşhur bir hatip ve cömert bir vali idi. Her gün 36.000 bedevîyi doyurduğu nakledilir. Ziyâd b. Ebîh’in Kûfe Camii’nde yaptırdığı maksûreyi yenilemiş, Kûfe Köprüsü’nü tamir ettirmiş, Câmi‘ ve Mübârek adlı iki kanal açtırmıştır. Büyük meblağlar harcayarak Dicle üzerine yaptırdığı köprünün çok geçmeden yıkılması üzerine Halife Hişâm masrafları ona ödetmiştir. Sikke darbı ve ayarı konusunda çok titiz davranan Hâlid’in bastırdığı Hâlidiyye denilen sikkeler Emevî paralarının en değerlilerindendir.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Kelbî, Cemhere (Nâcî), s. 23, 65; İbn Habîb, el-Muḥabber, s. 156, 305, 483; Ezrakī, Aḫbâru Mekke (Melhas), I, 211, 287; II, 20, 21, 60, 65, 107, 108, 205, 247; Belâzürî, Ensâbü’l-eşrâf, VI, bk. İndeks; a.mlf., Fütûh (Fayda), s. 397, 410, 411, 416, 417, 526, 624, 643, 647, 687; Dîneverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl, s. 281, 334, 336-337, 343-345; Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 284, 290, 293-294, 314, 316, 319, 322, 325, 331, 333; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, XXII, 5-35; İbn Hallikân, Vefeyât, II, 226-231; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XXI, 316, 451-457, 469-473; İbn Kesîr, el-Bidâye, X, 18 vd.; Fâsî, el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn, IV, 270-282; İbn Fehd, Ġāyetü’l-merâm, I, 194-211; J. Wellhausen, Arap Devleti ve Sukutu (trc. Fikret Işıltan), Ankara 1963, s. 121-122, 152, 154-156, 165, 169-171, 173, 183, 216, 222, 225, 243, 257; Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1388/1968, I, 63; III, 953; W. Muir, The Caliphate, London 1984, s. 391 vd., 408; Ârif Abdülganî, Târîḫu ümerâʾi Mekkete’l-Mükerreme, Dımaşk 1413/1992, s. 176-180; K. V. Zetterstéen, “Hâlid”, İA, V/1, s. 141-142; G. R. Hawting, “Khālid b. ʿAbdallāh al-Ḳasrī”, EI2 (İng.), IV, 925-927.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 15. cildinde, 281-282 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.