HAMÂLİYYE

حماليّة
Müellif:
HAMÂLİYYE
Müellif: AHMET KAVAS
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hamaliyye
AHMET KAVAS, "HAMÂLİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hamaliyye (14.08.2020).
Kopyalama metni
Ticâniyye tarikatının pîri Seyyid Ahmed et-Ticânî (ö. 1815), Cezayir’de Osmanlı idaresiyle arası açılınca Fas Sultanı Mevlây Süleyman’ın yanına giderek orada bir tekke açmıştı. Ticânî’nin ölümünden sonra tarikatın Cezayir kolu ile Fas’ta gelişen kolu arasında hem zikir usulü hem de fikrî ve siyasî bakımdan ayrılıklar ortaya çıktı. “Cevheretü’l-kemâl” denilen zikri Cezayir kolu on iki esmâ, Fas kolu ise on bir esmâ üzerinden çekiyordu. Tarikatın Cezayir kolu, bölgenin idaresini ellerine geçiren Fransızlar’la iyi ilişkiler kurmakta sakınca görmezken Fas kolu karşı tavır aldı. Fransızlar’ın Batı Afrika’yı işgal etmesinden kısa bir süre önce Atlas Okyanusu sahillerinden Nijer’e kadar olan geniş alanda Batı Afrika İslâm Devleti’ni kuran el-Hâc Ömer (ö. 1864), tarikatın Fas koluna mensup olmasına rağmen 1835’te zikri on iki esmâ üzerinden çekmeye karar verdi; hâkimiyeti altındaki bölgelerde de bu zikir tarzı yayıldı.

Tarikatın Fas koluna bağlı Cezayirli şeyh Sîdî Muhammed b. Ahmed b. Abdullah (ö. 1909), 1904 yılında bugünkü Mali Cumhuriyeti’nin Niyûrû (Nioro) şehrine yerleşti. Birkaç tüccarın dışında fazla müntesibi bulunmayan Sîdî Muhammed, halife olarak yerine aslen Moritanya’nın Tîşît (Tichit) bölgesinden olan Şerîf Ahmed’i bıraktı. 1913-1915 yılları arasında Fransız idarecilerinin hazırladığı, bölgedeki İslâmî faaliyetlerle ilgili raporlarda ondan münzevi bir hayat yaşayan, sömürge idaresine karşı açık bir tavır koymayan, kendisine gelen bütün hediyeleri sadaka olarak dağıtan, Ticânîler’i yeniden bir araya toplamaya çalışan, mensupları üzerinde nüfuz sahibi bir sûfî olarak bahsedilmektedir. Şerîf Ahmed’in, “Allah’ın himaye ettiği kimse” anlamındaki “Hamâhullah” lakabını bölgenin Fransız idarecileri genellikle “Hamallah” (Amalla) şeklinde kullanmışlardır (Alioune Traoré, s. 57).

1916 yılında Mekke’nin Şerîf Hüseyin tarafından işgal edilmesi üzerine Fransızlar idareleri altındaki müslüman bölgelerinde araştırmalar yaptırarak önde gelen müslümanların bu konuda fikirlerini aldılar. Mali valisine yazılan cevabî mektuplardan ilkine Şerîf Hamallah da imza atmış ve Fransızlar’la ortak hareket eden Şerîf Hüseyin’in Mekke emîri olmasını çok sevindirici bulduğunu bildirmişti. Hamallah başlangıçta Fransızlar’a yaklaşmıyor fakat düzenli olarak vergisini ödüyordu. Şöhreti kısa sürede bütün Batı Afrika’ya yayıldı. 1924 yılına gelindiğinde Hamâliyye, şeyhi, halifeleri, müridleri ve zikir usulüyle tam bir tarikat haline gelmişti. Şeyh Hamallah’ı kıskananlar, onun müslüman milliyetçisi ve halkı isyana teşvik eden bir kişi olduğunu söyleyerek kendisini Fransızlar’a şikâyet ettiler.

Batı Afrika müslümanları arasında genelde bir çatışma görülmezken sadece Hamâlîler diğer bütün kesimlerle kavgalı gibi gösterilmeye çalışıldı. Bunun başlıca sebebi, Ticâniyye tarikatı mensuplarının birçoğunun Şerîf Hamallah’a intisap etmesiydi. Hamâliyye’nin gelişmesi, diğer şeyhlerin güçlerinin ve geçim kaynaklarının ellerinden çıkmasına yol açtı; bu durum, ibadetlerine engel olmamaları şartıyla Fransızlar’a itaat edeceklerine dair anlaşmalar imzalayan diğer tarikat şeyhlerini de rahatsız etti. Öte yandan bazı hıristiyanların İslâmiyet’i kabul ederek Şeyh Hamallah’a intisap etmeleri üzerine kilise devreye girerek Fransız idaresinin ona karşı sert tedbirler almasını istedi. Şeyh Hamallah’ın bugün Mali ile Moritanya devletlerinin sınırları içinde kalan Niyûrû, Velâte (Valata), Kîfâ (Kiffa), Kâyes, Timbedga (Tinbadghah), Nârâ (Nara) ve Na‘me gibi yerleşim yerlerinde müntesipleri giderek çoğaldı. Hamâliyye on beş yıl içinde Senegal ve Orta Nijer havzalarında, Yukarı Gine, Fildişi Sahili ve hatta Nijerya’da yaşayan bütün siyah müslümanlar arasında hızla yayıldı.

Şeyh Hamallah gibi dinî bir önderin başlatacağı hareket sömürgecilerin başına çok büyük meseleler açabilirdi. Bazı bölgelerde müridlerin yaptığı taşkınlıkları şeyh kendi imkânları ile önleyemedi. İlk kavgalar 1920-1929 yılları arasında özellikle Niyûrû civarında çıktı. 1924’te Hamâlî müridleri yerli halktan olan şefin evine saldırdılar. Olayları durdurmak için müdahalede bulunmayan Şeyh Hamallah Moritanya’nın Mederda şehrine sürgüne gönderildi. 1929-1930 yıllarında Moritanya’nın Kediye (Kaedi) şehrinde, 1933’te Kuçiala’da (Kutiala) patlak veren olaylar, şeyhin en son Fransa’ya sürgüne gönderilmesine kadar yaklaşık yirmi yıl devam etti.

İlk büyük olayı çıkaran Ya‘kūb Silla adlı mürid toplumun huzurunu korumak için 1929’da Kediye’ye gönderildi. Ya‘kūb Silla’nın burada kadın-erkek eşitliğini savunması, süs eşyasına karşı olması ve lüks kumaşları yaktırıp altın takıları sattırması birçok ailenin boşanmasına sebep oldu. Ya‘kūb’un özellikle Kur’ân-ı Kerîm hakkında bazı fikirler ileri sürmesi üzerine olaylar çıktı. Dinî bir kavgaya karışmaktan çekinen Fransızlar, hadiseler toplumun iç meselesi olmaktan çıkıp siyasî bir mahiyet kazanınca duruma müdahale ettiler. On beş kişinin öldüğü olaylar sonrasında Ya‘kūb Silla Fildişi Sahili’ndeki Adzope’ye sürüldü. Sömürge idaresinin binasını yıkmak isteyen kardeşi Fûdî, kendini mehdî ilân ettiği gerekçesiyle Mali’nin doğusunda bulunan Kîdâl’deki (Kadel) hapishaneye gönderildi (1933). Bu iki kardeşin davranışları Şerîf Hamallah tarafından da kınandı. Bu sırada sömürge idarecileriyle arası düzelen şeyh tekrar Niyûrû’ya döndü ve büyük ilgiyle karşılandı. Evi Moritanya, Senegal ve Mali’den gelen ziyaretçilerin akınına uğradı. Fransızlar’a güveni kalmayan ve hayatının tehlikede olduğunu düşünen Hamallah müridlerine namazlarını korku namazı şeklinde kılmalarını tavsiye etti. Ancak bu hareketinin tahrike sebep olmaması için Fransızlar’ın verdiği güvence ile 1937 yılından itibaren namazları normal biçimde kılmaya başladı.

1936 yılında Hamâlîler’in Mekke yerine Niyûrû’ya dönüp namaz kıldıkları söylentileri çıktı. 1938’de Tenuaciu kabilesi mensupları Lagal kabilesinden olan Hamâlîler’e saldırdılar. Şeyhin oğullarından Baba bu saldırılar sırasında yaralandı. Baba da 1940 yılında Tenuaciu kabilesinin yerleşim yerlerine ve kervanlarına karşı saldırıya geçti. Çıkan karışıklıklarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 300 kişi öldü. Olaylardan sorumlu tutulan otuz üç kişiye ölüm, 600 kişiye de hapis cezaları verildi. Şeyhin oğulları Baba ve Şeyh Ahmed 11 Kasım 1940’ta idam edildi. Bu olaylar üzerine birçok bölgede artık Fransız hâkimiyetinin sona erdiği söylentileri yayılmaya başladı. Hamâlîler’den Fransızlar’ın boyunduruğundan kurtulma zamanının geldiğine inananlar vardı. Ancak dinî konularda aralarında anlaşmazlık bulunan iki kabilenin çatışmasından kaynaklanan olay Fransız idaresini sarsacak boyutta değildi. Yine de bu hadiseyi fırsat bilen Fransız yönetimi hareketin elebaşılarını tutuklayarak hâkimiyetini sağlamlaştırdı. Niyûrû bölgesinde göçmen ve yerli bütün kabilelerin tamamına yakınının silâhlarına el konuldu. Harekete önderlik edebilecek müslümanlar sürgün, idam veya hapisle susturuldu. Müslümanların toplu halde bulunmaları yasaklandı. Fransızlar, kendilerine yakın buldukları Hamâlîler’e sıcak davranarak sadece kargaşa çıkaranlarla uğraştıklarına, din konusunda tamamen tarafsız hareket ettiklerine bölgedeki insanları inandırmaya çalıştılar.

Dakar’da bulunan Batı Afrika Genel Valiliği Mali, Gine, Fildişi Sahili ve Moritanya’daki Hamâlî merkezleri ve şeyh hakkında bilgi edinmeye çalıştıysa da şeyhin olaylarla doğrudan ilişkisi ispat edilemedi. II. Dünya Savaşı’nda Fransa Almanlar tarafından işgal edildiğinde Afrika’da bulunan idarecilere geniş yetkiler verildi. Bu da Hamallah’ı olumsuz yönde etkiledi. 14 Haziran 1941’de tutuklanan Şerîf Hamallah, Dakar üzerinden önce Cezayir’in Şaseny (Chasseigne) şehrine, oradan Fransa’nın güneyindeki Valsles-Bains kasabasına götürüldü. Burada kimliği gizlenerek yahudilerin bulunduğu bir kampa konuldu. Zira kampı bekleyen Almanlar onun gerçek kimliğini öğrenecek olurlarsa o sırada Berlin’de bulunan Emîr Şekîb Arslan’la tanıştırırlar, bu da ileride Fransa aleyhine olaylar çıkmasına sebep olabilirdi. Şeyh Hamallah, artan hastalıkları neticesinde 16 Ocak 1943 tarihinde altmış yaşında iken tutuklu bulunduğu kampta vefat etti. Ölüm haberi iki yıl gizli tutulduktan sonra Mali’deki sömürge valisine bildirildi.

Şeyh Hamallah Arapça’nın yanında Bambara, Pöl, Soninke gibi Batı Afrika dillerini de konuşurdu. 1941 yılında sürgüne gönderilirken zengin kütüphanesine idareciler tarafından el konuldu. Kitaplarının bir kısmı Fransızlar’la araları iyi olan diğer tarikat mensupları tarafından alındı; geri kalanları Senegal’in başşehri Dakar’daki bir enstitünün kütüphanesine verildi. 1757 adet kitabından bugüne sadece kırk tanesi kaldı. Mali Devleti bağımsızlığına kavuştuktan sonra bunları geri aldı.

Sert tedbirlerin alınması üzerine gizli hareket etmeye başlayan şeyhin taraftarları II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden ortaya çıktılar. Ancak idarî baskılar ve el-Hâc Ömer taraftarı Ticânîler’in düşmanlıkları karşısında faaliyetlerini yarı gizlilik içinde sürdürmek zorunda kaldılar. Şeyh Hamallah’ın tarikatını Muhammed Kambiri adında bir kişi Mali’nin Mopti şehrinde sürdürmeye çalıştı.

1950 yılında yapılan nüfus sayımına göre Niyûrû bölgesinde yaşayan 155.000 müslümandan 70.000’i Hamâliyye’ye mensuptu. Şehir merkezinde oturanların yarıdan fazlası Hamâlîler’den oluşuyor, otuz kadar Kur’an kursunda dinî eğitim veriliyordu. Bugün Mali’nin Bamako, Segu, Tinbüktü, Ansûngū, Kîdâl, Kâyes ve Bendiyâgāre (Bandiagara) gibi şehirlerinde toplam 150.000 Hamâlî bulunmakta, Moritanya’nın Havd (Hodh) ve Atâr şehirlerinde, Burkina Faso, Senegal, Nijer’de de Hamâlîler’e rastlanmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
P. Marty, Études sur l’Islam et les tribus du Soudan, Paris 1920, IV, 220; R. Lafeuille, Le Tidjanisme onze grains ou Hamallisme (1947), Centre des Hautes Etudes sur l’Afrique et l’Asie Moderne, nr. 1189; Nicolas, Une mystique révolutionnaire socialo-religieuse, le Hamallisme (1947), a.y., nr. 1079; Rocaboy, L’Hamallisme (29 Mayıs 1947), a.y., nr. 1153, s. 1-22; A. Gouilly, L’Islam dans l’Afrique occidentale française, Paris 1952; L. Massignon, Annuaire du monde musulman, Paris 1954, s. 320-321; J. Beyries, Les confréries musulmanes en Afrique noire, Paris 1958; J. S. Trimingham, Islam in West Africa, Oxford 1959, s. 94-99; J. C. Froelich, Les musulmans d’Afrique noire, Paris 1962; Jamil M. Abun-Nasr, The Tijaniyya, London 1965, s. 150-155; a.mlf., “Ḥamāliyye”, EI2 (İng.), III, 107-108; A. Traoré, Islam et colonisation en Afrique Cheikh Hamahoullah, homme de foi et résistant, Paris 1983; L. Brenner, West African Sufi, London 1984, s. 45-49; P. B. Clarke, West Africa and Islam, London 1984, s. 213-214; M. R. Lipschutz - R. K. Rasmussen, Dictionary of African Historical Biography, London 1989, s. 81-82; C. Harrison, France and Islam in West Africa 1860-1960, Cambridge 1990, s. 171-182.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 15. cildinde, 400-401 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER