HÂMİD b. ABBAS

حامد بن العبّاس
Müellif:
HÂMİD b. ABBAS
Müellif: MEHMET AYKAÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hamid-b-abbas
MEHMET AYKAÇ, "HÂMİD b. ABBAS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hamid-b-abbas (04.06.2020).
Kopyalama metni
223’te (838) doğdu. Devlet hizmetine girmeden önce ticaretle uğraşıyordu. Bu alandaki yeteneği sayesinde tanındı ve 273’te (886) Vâsıt, 287’de (900) Fars eyaletiyle Basra’nın haraç ve dıyâ‘ gelirlerini tahsil etmek üzere âmil olarak görevlendirildi. Daha sonra Halife Muktedir-Billâh, askerlerin ve diğer görevlilerin maaşlarını geciktirmesi sebebiyle birtakım sosyal huzursuzluklara yol açan İbnü’l-Furât’ı azlederek yerine Hâmid’i vezir tayin etti. Vâsıt’tan Bağdat’a gelen Hâmid’e halifenin huzurunda yapılan törenle vezirlik hil‘ati giydirildi (3 Cemâziyelevvel 306 / 12 Ekim 918). Ancak yönetimde tecrübe sahibi olmadığından halkla münasebetlerinde mevkiine yakışmayan davranışlarda bulunması diğer üst düzeydeki görevlilerce hoş karşılanmadı. Onun bu yönü halifeye anlatılarak makamın vakarını koruyamadığı ifade edildi. Halife Muktedir-Billâh da Ali b. Îsâ’nın hapisten çıkarılmasını ve Hâmid’in vekili olarak bütün divanların yönetimini üstlenmesini emretti (307/919). Bu vekâlet şekli Abbâsî Devleti’nin tarihinde ilk defa uygulanıyordu. Ali b. Îsâ kısa zamanda bütün yetkileri eline aldı ve divan reisliklerine dilediği kimseleri getirdi.

Merkezde durumunun iyice sarsıldığını gören ve günlerce halifenin huzuruna dahi çıkamayan Hâmid eski görevine iade edilmesini istedi. Bunun üzerine vezir unvanını koruyarak Bağdat, Kûfe, Vâsıt, Basra, Ahvaz, İsfahan ile Fırat nehri çevresinde bulunan yerleşim birimlerinin gelirlerini toplamak ve buraların diğer idarî işlerini yürütmekle görevlendirildi ve Vâsıt’a gitti. Ali b. Îsâ masrafları azaltmak için gayret sarfederken Hâmid devlete daha çok gelir sağlamak için uğraştı. Bu arada Halife Muktedir’in kaldırdığı miras vergisini tekrar koydu ve halkın aleyhine bazı uygulamalar yaptı (Hüsâmeddin es-Sâmerrâî, s. 228, 294-295). Hâmid’in vergileri arttırması halifeyi memnun ettiyse de bu durum merkezde onun adına işleri yürüten Ali b. Îsâ’nın hoşuna gitmedi. Bu sırada Bağdat’ta büyük bir isyan çıktı. Vezir Hâmid’in bu olaylardan sonra 307 (919) yılında azledildiği söylenirse de bu doğru değildir. O günlerde Ahvaz şehrinde bulunan Hâmid’in merkeze gelmesiyle isyan daha da büyüdü; ancak Halife Muktedir-Billâh’ın dayısı Garîb el-Hâl bu isyanı bastırdı. Halifenin emriyle Vezir Hâmid başta olmak üzere bu olaylara sebep olmakla suçlanan bütün kumandan ve ileri gelenlerin ambarları açılıp tahılları halka satıldı; bu sayede daha önce yükselen fiyatlar düştü ve halk sakinleşti. Halife Muktedir-Billâh Hâmid’in iltizamlarını iptal etti, onun görevlendirdiği haraç memurlarını görevden aldı ve bu arazilerin yönetimini Ali b. Îsâ’ya verdi.

Bir yıla yakın bir süre Bağdat’tan ayrı kalan ve 309’da (921-22) geri dönen Vezir Hâmid b. Abbas, Mâlikî Kadısı Ebû Ömer Muhammed b. Yûsuf el-Ezdî’nin fetvâsıyla Hallâc-ı Mansûr’u öldürttü (309/922). Hakarete uğradığı için Hâmid’e içerleyen halifenin yakın hizmetkârlarından Müflih el-Esved, ona düşmanlığı ile tanınan hapisteki vezir İbnü’l-Furât’ın oğlu Muhassin ile iş birliği yaparak halife nezdinde vezirin itibarını iyice sarstı. Bunun üzerine Halife Muktedir Hâmid’i azledip hapiste bulunan İbnü’l-Furât’ı tekrar vezirliğe getirdi (Rebîülâhir 311 / Temmuz-Ağustos 923). İbnü’l-Furât, fukahanın huzurunda devlete ait malları nereye harcadığı konusunda onu muhakeme etti. Yapılan duruşmalar sonunda şehirdeki mal varlığına el konulan ve çeşitli işkencelere mâruz kalan Hâmid, diğer mallarını satması için Vâsıt’a götürülürken yolda İbnü’l-Furât’ın oğlu tarafından zehirlendi ve şehre vardığında öldü (13 Ramazan 311 / 25 Aralık 923).

Hâmid b. Abbas, lâyık olduğu için değil zenginliğinden dolayı ve devlet bütçesine katkıda bulunacağı düşünülerek vezirliğe getirilmiştir. Onun şahsiyetli ve cömert bir kimse olduğunu belirten rivayetler de vardır (İbnü’l-Cevzî, VI, 180-186). Ancak Hallâc-ı Mansûr’u öldürttüğü gibi diğer sûfîlere ve özellikle İmâmiyye fırkasına karşı çok sert muamele ettiği bilinmektedir. Hâmid b. Abbas’ın özel kâtiplerinden biri İbn Mukle, hâciblerinden biri de el-Vüzerâʾ ve’l-küttâb’ın müellifi Cehşiyârî’dir.

BİBLİYOGRAFYA
Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), X, 77; Arîb b. Sa‘d, Ṣılatü’t-Târîḫi’ṭ-Ṭaberî (Taberî, Târîḫ [Ebü’l-Fazl] içinde), XI, 68-70, 73, 77-78, 79, 89, 95, 97-98; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Meynard), VIII, 273; a.mlf., et-Tenbîh, s. 379; İbn Miskeveyh, Tecâribü’l-ümem, I, 56-75, 85-87, 94-104; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, VI, 147-148, 153, 173, 180-186; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VIII, 110-113, 116-117, 139-142; İbnü’t-Tıktakā, el-Faḫrî, s. 268-269; İbn Kesîr, el-Bidâye, XI, 128-129, 130-131, 139, 140, 149; Hudarî, Muḥâḍarât: ʿAbbâsiyye, s. 343-346; D. Sourdel, Le vizirat ʿAbbāside de 749 à 936, Damas 1960, II, 414-424; Tevfîk Sultan Yûzbekî, el-Vizâre: neşʾetühâ ve teṭavvürühâ fi’d-devleti’l-ʿAbbâsiyye: 132-447 h., Bağdad 1390/1970, s. 174-177; Hüsâmeddin es-Sâmerrâî, el-Müʾessesâtü’l-idâriyye fi’d-devleti’l-ʿAbbâsiyye, Kahire 1403, s. 93, 119-124, 173-174, 187, 228, 294-295; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), II, 161; Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, İstanbul 1986, III, 303-304, 309; Mehmet Aykaç, Abbâsi Devleti’nin İlk Dönemi İdarî Teşkilâtında Dîvânlar: 132-232/750-847 (doktora tezi, 1993), İSAM Ktp., nr. 24.366, s. 217-219; L. Massignon, “Hâmid”, İA, V/1, s. 189; a.mlf., “Ḥāmid”, EI2 (İng.), III, 133.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 15. cildinde, 459-460 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER