HASAN-ı BÜZÜRG

حسن بزرگ
HASAN-ı BÜZÜRG
Müellif: ABDÜLKADİR YUVALI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-i-buzurg
ABDÜLKADİR YUVALI, "HASAN-ı BÜZÜRG", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-i-buzurg (21.01.2020).
Kopyalama metni
Babası, İlhanlı Devleti’nin kuruluşunda önemli rol oynayan İlkân (İlkâ) Noyan’ın torunu Emîr Hüseyin’dir; kaynaklarda Emîr Şeyh Hasan b. Emîr Hüseyin b. Akboğa şeklinde geçer.

Hasan-ı Büzürg, İlhanlı Hükümdarı Ebû Said Bahadır Han zamanında (1317-1335) önemli görevlerde bulunmuştur. Ebû Said Bahadır Han’ın kendisinden boşatarak evlendiği eski karısı Bağdat Hatun ile gizlice haberleştiği ve hükümdara suikast hazırlığında bulunduğu iddiasıyla idam cezasına çarptırılmışsa da (bk. BAĞDAT HATUN) hânedana yakınlığı sebebiyle ve bilhassa Argun Han’ın kızı olan annesinin araya girmesiyle affedilerek Kemah Kalesi’ne gönderilmiş, bir yıl sonra da Anadolu valiliğine tayin edilmiştir (1333). İlhanlı saltanatı uğruna giriştiği mücadeledeki amansız rakibi ve düşmanı Sulduslar’a mensup Emîr Çoban’ın torunu, Timurtaş’ın oğlu Şeyh Hasan ile karıştırılmaması için kendisine Hasan-ı Büzürg veya Celâyirli Şeyh Hasan, hasmına da Hasan-ı Kûçek denilmiştir.

Ebû Said Bahadır Han’ın vâris bırakmadan ölümü üzerine Moğol kabilelerinden Celâyir, Suldus, Uyrat ve Sutaylar arasındaki mücadele sırasında bağımsız bir devlet kurmak için fırsat kollayan Hasan-ı Büzürg, Moğol hânedanına mensup şehzadelerden Muhammed’i destekleyerek ilhan ilân etti ve Şehzade Mûsâ adına saltanat iddiasında bulunan Uyratlar’dan Ali Pâdişah’ın üzerine yürüdü. Van gölünün kuzeyindeki Aladağ yakınlarında meydana gelen savaşta Ali Pâdişah savaşı ve hayatını kaybetti (1336); Şehzade Mûsâ da Bağdat tarafına gitti. İktidarı ele geçiren Hasan-ı Büzürg bu başarısından sonra Tebriz’i pâyitaht yaptı ve Erzurum’dan Musul’a kadar uzanan sahada Sutaylar’dan Hacı Togay, Anadolu’da Alâeddin Eretna, Bağdat yöresinde Kara Hasan, Arrân’da Surgan, Fars bölgesinde de Mesud Şah kendisini metbû tanıdılar.

Uyrat Ali Pâdişah’ın ortadan kaldırılmasından sonra Horasan emîrleri Toğa Timur’u ilhan seçtiler; Mûsâ da ona biat etti. Fakat Hasan-ı Büzürg Merâga civarında onları bozguna uğratarak Mûsâ’yı esir alıp öldürttü (1337). Ancak çok geçmeden karşısına Hasan-ı Kûçek çıktı. Hasan-ı Kûçek, 1338 yılında Aladağ’da Şehrinev yakınlarında yapılan savaşta Hasan-ı Büzürg ve müttefiklerini mağlûp ederek Tebriz ve Sultâniye’yi yağmaladı; Hasan-ı Büzürg’ün ilhan ilân ettiği Muhammed’i de yakalatarak öldürttü. Bunun üzerine Azerbaycan’ı terkedip Irâk-ı Acem’e çekilmek zorunda kalan Hasan-ı Büzürg, burada yeni bir cephe oluşturmaya çalıştıysa da Hasan-ı Kûçek karşısında tekrar mağlûp oldu ve bu defa Bağdat’a çekilerek Abaka Han’ın oğlu Şah Cihan Timur’a biat etti. Daha sonra Bağdat’ta dedesine nisbetle İlkânlılar, kabilesine nisbetle de Celâyirliler denilen bağımsız bir devlet kurdu (1340). Arkasından kendi isteğiyle askerî yardım karşılığında, idaresi altında bulunan Bağdat, Musul ve Irâk-ı Acem’de Mısır Memlük Sultanı el-Melikü’n-Nâsır Muhammed b. Kalavun adına hutbe okutup sikke kestirdi (Sümer [1969], I, 100). Hasan-ı Kûçek’in ölümü (1343) Hasan-ı Büzürg’ü tehlikeli ve büyük bir düşmandan kurtardı; ancak onun yerine geçen kardeşi Melik Eşref döneminde de (1343-1355) taraflar arasındaki mücadele devam etmiştir.

Ebû Said Bahadır Han’ın son eşi Dilşâd Hatun’la evlenerek daha önce kendisine yapılan haksızlığın intikamını alan Hasan-ı Büzürg vefat edince yerine oğlu Şeyh Üveys geçti. Bağdat Moğol istilâsından sonra içine düştüğü siyasî, iktisadî ve içtimaî çöküntüden, Hasan-ı Büzürg’ün kurduğu ve yapılanmasında İlhanlı idare sistemini örnek aldığı Celâyirli Devleti sayesinde kurtulmuştur. Hasan Ali evlâdına karşı saygılı olmuş, Necef şehrindeki türbeyi yeniden imar ve ihya etmiştir. Celâyirliler döneminde Irak’taki Türkmen nüfusu artmış, Irak ve yöresi ekonomik, siyasî ve kültürel açıdan önemli bir merkez haline gelmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Mîrhând, Ravżatü’ṣ-ṣafâʾ, Leknev 1891, II, 181-185; Handmîr, Ḥabîbü’s-siyer, Bombay 1284, III, 78-80, 130; Düvel-i İslâmiyye, s. 391-393; Spuler, İran Moğolları, s. 330-380; Bosworth, İslâm Devletleri Tarihi, s. 203; Faruk Sümer, “Anadolu’da Moğollar”, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, I, Ankara 1969, s. 100; İbrâhim Halîl, “el-Evḍâʿu’l-ʿIrâḳı’s-siyâsiyye fî ʿahdi’s-Sulṭân el-Celâʾirî 1382-1410”, Âdâbü’r-râfideyn, VIII, Musul 1977, s. 128-129; el-Ḳāmûsü’l-İslâmî, II, 81; Mükrimin Halil Yınanç, “Celâyir”, İA, III, 64-65; “Hasan Büzurg”, a.e., V/1, s. 316; J. M. Smith, “Djalāyir”, EI2 (İng.), II, 401; “Âl-i Celâyir”, DMF, I, 205; Muzaffer Ürekli, “Celâyirliler”, DİA, VII, 264-265.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 16. cildinde, 311-312 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.