HİŞÂM b. AMMÂR

هشام بن عمّار
Müellif:
HİŞÂM b. AMMÂR
Müellif: TAYYAR ALTIKULAÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1998
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hisam-b-ammar
TAYYAR ALTIKULAÇ, "HİŞÂM b. AMMÂR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hisam-b-ammar (15.11.2019).
Kopyalama metni
153 (770) yılında muhtemelen Dımaşk’ta doğdu. İbn Fazlullah el-Ömerî kaynaklarda onun ayrıca “Zaferî” nisbesiyle anılmasını, büyük dedesi Meysere’nin duası sayesinde üstün başarılara ulaşması ile açıklamaktadır. Hişâm’ın hayatı ve öğrenimi hakkında fazla bilgi yoktur. Erginlik çağından itibaren ilme yönelen Hişâm’a babası büyük destek vermiş, evini satıp onu hacca göndererek İmam Mâlik ve başka âlimlerle görüşmesini sağlamıştır.

Kıraati, İbn Âmir’in meşhur talebesi Yahyâ b. Hâris ez-Zimârî’nin yetiştirdiği Irâk b. Hâlid ve Eyyûb b. Temîm’den öğrenen Hişâm Mâlik b. Enes, Velîd b. Müslim, Müslim b. Hâlid ez-Zencî, İsmâil b. Ayyâş, Süfyân b. Uyeyne gibi âlimlerden hadis tahsil etmiştir. Kendisi de Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, Ebü’l-Hasan el-Hulvânî, Ahfeş ed-Dımaşkī ve Ebû Ali İsmâil b. Huveyris’e kıraat öğretmiş; hocalarından Velîd b. Müslim ve Muhammed b. Şuayb ile Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, Buhârî, Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn Mâce, Ebû Hâtim er-Râzî, Ebû Zür‘a er-Râzî gibi âlimler kendisinden hadis rivayet etmişlerdir. Buhârî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’i ile Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce’nin sünenlerinde onun rivayet ettiği hadislere yer verilmiştir.

Bazı kaynaklarda “Dımaşk’ın hatibi, mukrii, muhaddisi, fakihi” gibi ifadelerle tanıtılan Hişâm b. Ammâr (meselâ bk. Zehebî, Mîzânü’l-iʿtidâl, IV, 302) uzun yıllar Dımaşk (Ümeyye) Camii’nde hatiplik yapmıştır. Fakat onun asıl şöhreti kıraat ve hadis alanında olmuştur. Dımaşk’ın kıraat üstadı olan hocası Eyyûb b. Temîm vefat edince kıraat konusunda imâmet, İbn Âmir kıraatinin diğer râvisi İbn Zekvân’la kendisine intikal etmiş, İbn Zekvân daha çok kıraat ve zapt yönüyle tanınırken Hişâm fesahat, rivayet ve ilimdeki üstünlüğü ile meşhur olmuştur. İbn Zekvân’ın ölümünden sonra ise İbn Âmir’in kıraati için herkes Hişâm’ın çevresinde toplanmıştır. Bu alandaki otoritesi sebebiyledir ki İbn Mücâhid’in (ö. 324/936) Kitâbü’s-Sebʿa’sından sonra yedi kıraat konusunda telif edilen ve imamların râvilerini iki kişiyle sınırlayan eserlerin hemen hepsinde İbn Âmir’in kıraati için tercih edilen iki râviden biri Hişâm b. Ammâr olmuştur.

Zehebî, Hişâm’ın çok sayıda hadis rivayet ettiğini belirtmiş, Ebû Zür‘a er-Râzî de Hişâm’dan faydalanmayanların on bin hadisten mahrum kaldığını söylemiştir (Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ, I, 398, 399). Ebü’l-Hasan el-İclî Hişâm için “sadûk” demiş (es̱-S̱iḳāt, s. 459), bir başka vesileyle onun hakkında “sika” terimini kullandığı kaydedilmiştir (Mizzî, XXX, 247). Yahyâ b. Maîn de Hişâm’ın sika olduğunu belirtmiştir. Nesâî ondan “lâ be’se bih” (zararı yok) diye söz ederken Dârekutnî sadûk olduğuna işaret eder. Ebû Dâvûd ise Hişâm’ın 400’den fazla aslı olmayan hadis rivayet ettiğini ileri sürmüştür. Hişâm ayrıca hadis rivayetinden ücret aldığı için eleştirilmiş, hatta hadis metinlerinin sık veya seyrek yazılışına göre fiyat değiştirdiği iddia edilmiş, bu yüzden hadislerini rivayet etmekten vazgeçenlerin bulunduğu söylenmiştir. Zehebî de muhtaç olmadığı halde onun bu şekilde davranmasını yadırgamıştır (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XI, 426). Ebû Hâtim, Hişâm’ın önceleri yazılı metinden rivayette bulunduğu halde yaşlandıktan sonra bunu terkettiğini, kendisine verilen her şeyi araştırıp incelemeden kabullendiğini zikretmektedir.

Bazı kelâm konularında tartışmaya yol açan görüşler de ileri süren Hişâm b. Ammâr’ın bu görüşlerinden biri halku’l-Kur’ân* meselesiyle ilgilidir. Ona göre Cebrâil’in ve Hz. Peygamber’in okuduğu Kur’an lafızları mahlûktur. Hişâm’ın bu görüşü Ahmed b. Hanbel tarafından Selef akîdesine aykırı bulunarak ağır bir dille eleştirilmiştir. İbn Hanbel’i öfkelendiren diğer bir husus da Hişâm’ın bir hutbesinde yer alan, “el-Ḥamdü lillâhillezî tecellâ li-ḫalḳıhî bi-ḫalḳıhî” (Yaratma fiiliyle mahlûkatına tecelli eden Allah’a hamdolsun) ifadesidir. Ahmed b. Hanbel, Kur’an’da Allah’ın sadece Tûr dağına tecelli ettiği bildirildiğine göre (el-A‘râf 7/143) bunun dışında bir tecelliden söz edilemeyeceğini kaydeder. Zehebî de Hişâm’ın bu ifadesini doğru bulmadığını belirtir. Fakat Zehebî, her iki âlim de aynı dönemde yaşadığından Ahmed b. Hanbel’in Hişâm hakkındaki eleştirilerinin ihtiyatla karşılanması gerektiğini de ifade eder (a.g.e., XI, 432).

İbn Kuteybe, Hişâm b. Ammâr’a Şîa’ya mensup âlimler arasında yer verirken Muhammed b. Feyz el-Gassânî onun Hz. Ali’yi halife olarak kabul ettiğini belirtmiş, Zehebî de Hişâm’ın çevresindeki re’y taraftarlarına muhalefet ederek hadis ehline tâbi olduğunu bildirmiştir. Hişâm 30 Muharrem 245 (7 Mayıs 859) tarihinde Dımaşk’ta vefat etti. Onun 244 (858) veya 246 yılının Safer ayında (Mayıs 860) öldüğü de kaydedilir.

Eserleri. Hişâm b. Ammâr’ın kaynaklarda zikredilen eserleri şunlardır: 1. el-Mebʿas̱. Sehâvî bu kitabı siyere dair eserler arasında zikretmiş, Rûdânî de (ö. 1094/1683) eserin kendisine kadar ulaşan rivayet senedini vermiştir. 2. Feżâʾilü’l-Ḳurʾân. Eseri Dâvûdî zikretmektedir. 3. el-Fevâʾid. Fuat Sezgin, İbn Hacer’in bu eserden iktibasta bulunduğuna işaret eder (GAS, I, 112). 4. Eḥâdîs̱. Hişâm’ın bazı mecmualarda yer alan hadislerinin bir kısmı günümüze kadar gelmiştir (a.g.e., I, 112). 5. Cüzʾ fîhi ʿavâlî eḥâdîs̱i Mâlik (a.g.e., I, 464; ayrıca bk. DİA, VIII, 147).

BİBLİYOGRAFYA
Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, VIII, 199; a.mlf., et-Târîḫu’ṣ-ṣaġīr, Beyrut 1406/1986, II, 351; İclî, es̱-S̱iḳāt, s. 459; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 624; İbn Ebû Hâtim, el-Cerḥ ve’t-taʿdîl, IX, 66-67; İbn Hibbân, es̱-S̱iḳāt, IX, 233; İbnü’l-Kayserânî, el-Cemʿ beyne ricâli’ṣ-Ṣaḥîḥayn, Beyrut 1405, II, 548-549; Mizzî, Tehẕîbü’l-Kemâl, XXX, 242-255; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XI, 420-435; a.mlf., Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ (Altıkulaç), I, 396-402; a.mlf., Mîzânü’l-iʿtidâl, IV, 302-304; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 241-250, s. 520-528; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, II, 451; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik, Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 3418, V, 107-108; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 354-356; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, XI, 51-54; Sehâvî, el-İʿlân bi’t-tevbîḫ, s. 166; Dâvûdî, Ṭabaḳātü’l-müfessirîn (Lecne), II, 352-353; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, II, 109-110; Rûdânî, Ṣılatü’l-ḫalef bi-mevṣûli’s-selef (nşr. Muhammed Hacî), Beyrut 1408/1988, s. 402; Sezgin, GAS, I, 111-112, 464; M. Câsim Hamâdî, Mevâridü’l-Belâẕürî, Mekke 1407/1986, II, 514-527; M. Yaşar Kandemir, “Cüz”, DİA, VIII, 147.
Bu madde ilk olarak 1998 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 18. cildinde, 151 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.