İBN ABDÜLHAKEM, Ebû Abdullah

أبو عبد الله ابن عبد الحكم
Müellif:
İBN ABDÜLHAKEM, Ebû Abdullah
Müellif: SAFFET KÖSE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-abdulhakem-ebu-abdullah
SAFFET KÖSE, "İBN ABDÜLHAKEM, Ebû Abdullah", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-abdulhakem-ebu-abdullah (08.12.2019).
Kopyalama metni
15 Zilhicce 182 (27 Ocak 799) tarihinde doğdu. İmam Mâlik’in talebesi olan babasının yanı sıra Mâlik’in önde gelen diğer öğrencileri Eşheb el-Kaysî, İbn Vehb ve İbnü’l-Kāsım’dan fıkıh okudu. On yedi yaşlarında iken, Mısır’a gelen İmam Şâfiî’nin derslerine katıldı. Fıkha karşı olan alâkası ve zekâsının parlaklığı sebebiyle Şâfiî’nin takdirini kazandı ve uzun bir süre onun derslerine devam etti. Hocasının hastalığı esnasında ders halkasının idaresi konusunda Büveytî ile aralarında tartışma çıktığı, İmam Şâfiî kendi yerine Büveytî’yi tayin edince meclisini terkederek er-Red ʿale’ş-Şâfiʿî fîmâ ḫâlefe fîhi’l-Kitâb ve’s-Sünne adında bir eser kaleme aldığı söylenirse de (meselâ bk. Sübkî, II, 69) İbn Abdülhakem’in böyle bir sebeple kitap yazdığı iddiası ihtiyatlı karşılanmalıdır (krş. Kādî İyâz, IV, 160). Şâfiî’nin, yerine İbn Abdülhakem’i tayin etmeyişine o sırada henüz yirmi iki yaşlarında bir genç oluşu sebep gösterilebileceği gibi (Mustafa Şek‘a, s. 201) onun esasen Mâlikî fıkhı tahsil etmiş olması ve öncelikle bu mezhebe bağlı bulunmasının bunda etkili olduğu da düşünülebilir.

Adı geçen hocaları yanında İbnü’l-Mâcişûn, Eyyûb b. Süveyd, Şuayb b. Leys, Yahyâ b. Sellâm, Ka‘nebî, Abdullah b. Nâfi‘ es-Sâiğ gibi hocalardan da hadis dinleyen ve hadis münekkitlerince güvenilir kabul edilen İbn Abdülhakem’den Nesâî, İbn Huzeyme, İbnü’l-Mevvâz, Ebû Ca‘fer et-Tahâvî, Ebû Hâtim er-Râzî, Abdurrahman b. Ebû Hâtim er-Râzî, Ebû Bekir İbn Ziyâd en-Nîsâbûrî, Muhammed b. Nasr el-Mervezî, Ebû Ca‘fer et-Taberî gibi âlimler rivayette bulunmuştur. Kıraat konusunda da yetişmiş olan İbn Abdülhakem bu ilmi İmam Şâfiî’den tahsil etmiş, kendisinden de Ahmed b. Mes‘ûd ez-Zübeyrî, Muhammed b. Ahmed b. Hamdân, İbn Cerîr et-Taberî ve Muhammed b. Süleyman b. Mahbûb gibi âlimler kıraat dersi almışlardır. İbn Abdülhakem 15 Zilkade 268’de (6 Haziran 882), diğer bir rivayete göre ise 269 (882-83) yılında Kahire’de vefat etti ve babasının yanına defnedildi.

Babasının vefatından sonra Mısır’da Mâlikîler’in fetva mercii olan İbn Abdülhakem, yaşadığı dönemde Müzenî ile birlikte Mısır’ın önde gelen iki büyük âliminden biri olarak kabul edilir. Bazı âlimler kendisini Sahnûn ile mukayese ederek ondan daha bilgili olduğunu belirtirler. İbn Abdülhakem, döneminin ilim muhitlerinde saygın bir yer edinmiş, İslâm dünyasının değişik bölgelerinden gelen birçok âlim kendisinden faydalanmıştır. İbn Huzeyme, “Fukaha içerisinde sahâbî ve tâbiîlerin görüşlerini ondan daha iyi bilen birini görmedim” derken Muhammed b. Futays, “Yolculuğum sırasında 200 kadar âlimle görüştüm, içlerinde Muhammed b. Abdülhakem gibisine rastlamadım” sözüyle takdirini belirtmiştir.

Ehl-i sünnet akîdesine bağlılığı ve doğru sözlülüğüyle de tanınan İbn Abdülhakem Abbâsî Halifesi Vâsiḳ-Billâh zamanında halku’l-Kur’ân meselesi hususunda sorgulanmak üzere Bağdat’a Kādılkudât İbn Ebû Duâd’a götürülmüş, ancak idarecilerin istediği cevabı vermeyince Mısır’a geri gönderilmiştir. Bu olaylar sırasında kardeşleriyle birlikte uğradığı baskılar yüzünden bir müddet gizlenen İbn Abdülhakem, Mu‘tezilî olan Mısır Kadısı İbn Ebü’l-Leys el-Esam’dan kötü muamele görmüş, kendisi hapsedilmiş, mallarına el konmuş ve evi yağmalanmıştır. Ancak Mütevekkil-Alellah döneminde serbest bırakılarak bazı malları iade edilmiştir.

İbn Abdülhakem’in İmam Mâlik’in önde gelen talebelerinden ders alması ve ayrıca İmam Şâfiî’nin derslerine devam edip iltifatına nâil olması, her iki mezhep imamının görüşleri konusunda bilgi sahibi olmasına imkân sağlamıştır. Biyografisinin hem Mâlikî hem Şâfiî tabakat kitaplarında yer alması da bu sebepledir. Her ne kadar delilini güçlü bulduğu konularda İmam Şâfiî’nin görüşlerini tercih etmişse de genellikle İmam Mâlik’in görüşlerine bağlı kalmış, bundan dolayı görüşlerine daha çok Mâlikî literatüründe yer verilmiştir. Nitekim Şâfiî fakihi ve tabakat müellifi Sübkî, İbn Abdülhakem’in Şâfiî’nin mezhebinden ayrılmış bir Mâlikî olduğunu, bununla birlikte biyografisini Ebû Âsım el-Abbâdî ve İbnü’s-Salâh’a uyarak eserine aldığını, bunların da Şâfiî fakihlerinin İmam Şâfiî’nin bazı görüşlerini onun aracılığıyla nakletmeleri sebebiyle bunu yaptıklarını belirtir (Ṭabaḳāt, II, 68). Kādî İyâz, İbn Abdülhakem’in Şâfiî’den sonra ders halkasının başına getirilmemesine gücenerek bu mezhepten ayrıldığına dair bazı Şâfiî kaynaklarında yer alan bilginin bir esasa dayanmadığını, İbn Abdülhakem’in aslında Mâlikî fıkhı tahsil ettiğini ve bu mezhebe mensup olduğunu, ayrıca Şâfiî’den de faydalandığını kaydeder (Tertîbü’l-medârik, IV, 160).

İbn Abdülhakem’in kaynaklarda adı geçen eserleri şunlardır: er-Red ʿale’ş-Şâfiʿî fîmâ ḫâlefe fîhi’l-Kitâb ve’s-Sünne (Red ʿale’ş-Şâfiʿî fîmâ vaḳaʿa lehû min ḫilâfin li’l-ḥadîs̱i’l-müsned), Aḥkâmü’l-Ḳurʾân, er-Red ʿalâ fuḳahâʾi (ehli)’l-ʿIrâḳ, Edeb (Âdâb)ü’l-ḳuḍât, el-Ves̱âʾiḳ ve’ş-şurûṭ, el-Müvelledât, er-Rücûʿ ʿani’ş-şehâde (şehâdât), ed-Daʿvâ ve’l-beyyinât, es-Sebk ve’r-remy, İḫtiṣâru kütübi Eşheb, er-Red ʿalâ Bişr el-Merîsî, en-Nücûm, Kefâlet, Kitâbü’l-Mücâlese, Ziyâdetü ḫilâfi’ş-Şâfiʿî ve Ebî Ḥanîfe fi’l-Muḫtaṣari’ṣ-ṣaġīr li-ʿAbdillâh b. ʿAbdilḥakem (Kādî İyâz, IV, 159-160; İbn Ferhûn, II, 164-165).

Babasına ait Sîretü ʿÖmer b. ʿAbdilʿazîz adlı eserin bazı kütüphane kataloglarında ve bibliyografik eserlerde (Sezgin, I, 474) İbn Abdülhakem’e nisbet edilmesi eseri onun rivayet etmesinden kaynaklanmış olmalıdır. Kâtib Çelebi’nin İbn Abdülhakem’e izâfe ettiği Târîḫu Mıṣr ise (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 304) kardeşi Ebü’l-Kāsım Abdurrahman’a aittir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Ebû Hâtim, el-Cerḥ ve’t-taʿdîl, VII, 300-301; Ebü’l-Arab, Kitâbü’l-Miḥan (nşr. Yahyâ el-Cübûrî), Beyrut 1408/1988, s. 258-259, 434; Kindî, el-Vülât ve’l-ḳuḍât (Guest), s. 386, 393, 452, 471-472, 536; İbn Hibbân, es̱-S̱iḳāt, IX, 132; Muhammed b. Hâris el-Huşenî, Uṣûlü’l-fütyâ fi’l-fıḳh ʿalâ meẕhebi’l-İmâm Mâlik (nşr. M. Ebü’l-Ecfân - Osman Batîh), [baskı yeri yok] 1985 (Dârü’l-Arabiyye), s. 53, 55, 66, 194, 241, 332; İbnü’l-Faradî, Târîḫu ʿulemâʾi’l-Endelüs (nşr. İbrâhim el-Ebyârî), Beyrut 1984, II, 674; Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, Menâḳıbü’ş-Şâfiʿî (nşr. Seyyid Ahmed Sakr), Kahire 1390/1970, II, 222-223, 272, 337-338, 341-344; Abbâdî, el-Fuḳahâʾü’ş-Şâfiʿiyye, s. 7, 20, 21, 42, 49; İbn Abdülber, el-İntiḳāʾ, Kahire 1350, s. 113-114; Şîrâzî, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾ, Beyrut, ts. (Dârü’l-Kalem), s. 111; Kādî İyâz, Tertîbü’l-medârik (nşr. Abdülkādir es-Sahrâvî), Rabat 1982, III, 366; IV, 157-165; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), XII, 220-221; İbnü’s-Salâh, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾi’ş-Şâfiʿiyye (nşr. Muhyiddin Ali Necîb), Beyrut 1992, I, 191-193, 280; II, 667, 668; İbn Hallikân, Vefeyât, IV, 193-194; Mizzî, Tehẕîbü’l-Kemâl, XXV, 497-500; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XII, 497-501; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, II, 546-548; Sübkî, Ṭabaḳāt, II, 67-71; İsnevî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 36-37; İbn Ferhûn, ed-Dîbâcü’l-müẕheb, II, 163-165, 170-171; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 179; Makrîzî, el-Muḳaffe’l-kebîr (nşr. M. el-Ya‘lâvî), Beyrut 1411/1991, II, 94; V, 414; VI, 96-97; İbn Kādî Şühbe, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 69; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, IX, 260-262; İbn Hidâyetullah el-Hüseynî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye (nşr. Âdil Nüveyhiz), Beyrut 1402/1982, s. 30-32; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 304; Brockelmann, GAL Suppl., I, 228; Sezgin, GAS, I, 474; Mustafa Şek‘a, el-Eʾimmetü’l-erbaʿa III: Muḥammed b. İdrîs eş-Şâfiʿî, Beyrut 1404/1984, s. 191, 192, 199-202; F. Rosenthal, “Ibn ʿAbd al-Ḥakam”, EI2 (İng.), III, 674-675; Nûrullah Kisâyî, “İbn ʿAbdilḥakem”, DMBİ, IV, 185-187.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 19. cildinde, 277-278 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.