İBN BAKĪ

ابن بقي
Müellif:
İBN BAKĪ
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-baki
AHMET ÖZEL, "İBN BAKĪ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-baki (24.08.2019).
Kopyalama metni
İbn Bessâm’ın aşağıdaki ifadelerinden V. (XI.) yüzyılın ortalarında doğduğu anlaşılmaktadır. Ailesi, yetişmesi ve eğitimi hakkında bilgi yoktur. Feth b. Hâkān, İbn Bessâm, İbn Senâülmülk gibi çağdaşları ile İbn Saîd, İbnü’z-Zübeyr, İbn Haldûn ve Makkarî sadece künyesini veya künye ile lakabını verip babasının adını anmazken çağdaşı Ebû Tâhir es-Silefî baba adını Hakem; Yâkūt el-Hamevî ve Safedî, Abdurrahman; İbn Hallikân, Muhammed b. Abdurrahman şeklinde zikreder. Çağdaş araştırmacılardan Samuel Miklos Stern ve Muhammed Mecîd es-Saîd baba adını Abdurrahman; A. R. Nykl, Muhammed; F. de la Granja, Muhammed Ahmed Mûsevî Âlü Tu‘me, M. Cortés Garcia ve Tevfîk Kureyre, Ahmed olarak verirler. Makkarî, İbn Haldûn, İbn Hallikân ve Yâkūt el-Hamevî nisbesini Kurtubî; İbn Bessâm, İbnü’l-Ebbâr, İbn Saîd ve Safedî, Tuleytılî diye yazarken İbnü’z-Zübeyr, Vâdîâşlı (Guadix) olduğunu kaydeder. Silefî, şair Abdullah b. Muhammed er-Rekkânî’den naklen onun aslen Sarakustalı (Saragossa) olduğunu, İşbîliye’de (Sevilla) edebiyat alanında tanındığını, Selâ’da refaha kavuştuğunu ve Vâdîâş’ta vefat ettiğini zikreder (Muʿcemü’s-sefer, s. 152).

İbn Bessâm eş-Şenterînî, yaşının küçüklüğüne rağmen keskin bir zekâya ve anlayışa sahip bulunduğunu, bir kısmı dışında şiirlerinin sanat değeri taşıdığını, Tuleytula’daki (Toledo) karışıklık yüzünden oradan ayrılıp İşbîliye’ye gittiğini, daha sonra doğuyu-batıyı dolaştığını kaydeder (eẕ-Ẕaḫîre, II/2, s. 615). Sözü edilen bu karışıklık, muhtemelen, Kastilya Kralı VI. Alfonso’nun 478’de (1085) Zünnûnîler’in yönetimindeki şehri ele geçirmesi ve ardından müslüman halkın karşılaştığı olumsuz şartlardır. O sırada genç yaşta olan İbn Bakī, Tuleytula’dan ayrıldıktan sonra siyasî kargaşa ortamında belli bir yerde karar kılmayıp bir süre dolaştı, nihayet son Abbâdî emîri İbn Abbâd el-Mu‘temid-Alellah’ın (1069-1091) yönetimindeki İşbîliye’de bir müddet ikamet etti. Devlet adamlarının, tanınmış edip ve şairlerin katıldığı meclislerde adını duyurdu. Endülüs ve özellikle İşbîliye’nin Murâbıt Hükümdarı Yûsuf b. Tâşfîn’in hâkimiyetine geçmesi ve Mu‘temid-Alellah’ın Fas’ın Ağmât şehrine sürülmesi üzerine (484/1091) buradan ayrılmak zorunda kalan birçok edip ve şair gibi İbn Bakī de Kurtuba’ya gitti. İşbîliye’de tanıştığı, A‘mâ et-Tutîlî (et-Tutaylî) diye tanınan şair Ebü’l-Abbas (Ebû Ca‘fer) Ahmed b. Abdullah b. Hüreyre ile ilişkilerini burada da sürdürdü; onunla birlikte devrin önde gelen şairleri içinde yer aldı. Ancak Kurtuba’da fazla kalmayan İbn Bakī’nin bir ara Münyetü’z-Zübeyr’de ve Gırnata’da, İbn Saîd el-Mağribî’nin Kal‘atü Benî Saîd’in (Kal‘atü Yahsub) yönetimini elinde tutan dedesi Muhammed b. Abdülmelik b. Saîd’le birlikte olduğu görülür (Makkarî, I, 471-472, 584). İbn Bakī, Murâbıtlar’ın siyasî ve askerî baskısı altındaki Endülüs’ün diğer bazı şehirlerini de dolaştı. Ardından Mağrib’e (Fas) giderek Selâ’da eskiden beri kadılık görevinde bulunan Benî Aşere (Benü’l-Kāsım) ailesinin himayesine girdi, onlar için methiyeler kaleme aldı; bu aileden Yahyâ b. Ali sayesinde maddî sıkıntıdan kurtulup rahata kavuştu (Yahyâ b. Ali’yi övdüğü bir şiiri için bk. Feth b. Hâkān el-Kaysî, Ḳalâʾidü’l-ʿiḳyân, III-IV, 927; İbn Hallikân, VI, 203-204; Makkarî, IV, 240). Bazı şiirlerinde dile getirdiği üzere mâruz kaldığı sıkıntı ve ilgisizlikten dolayı Şam ve Irak’a gitmeyi düşünen İbn Bakī, Selâ’da itibar görünce orada yerleşmiş olmalıdır. Daha sonra tekrar Endülüs’e dönerek Gırnata yakınlarındaki Vâdîâş’ta hayatını sürdürdü ve bu şehirde vefat etti. İbnü’z-Zübeyr 540 (1145) yılında Vâdîâş’ta öldüğünü yazar; İbn Hallikân ve Yâkūt yer adı belirtmeden aynı tarihi kaydederken İbnü’l-Ebbâr vefat tarihini 545 (1150) olarak verir.

Feth b. Hâkān el-Kaysî onun hem nesir hem şiirde usta sayıldığını, nitelikli ve güzel eserler verdiğini, ancak gerekli alâkayı görmediğini, Yahyâ b. Ali sayesinde rahata kavuşuncaya kadar dağ-çöl demeden dolaşıp durduğunu belirtir (Maṭmaḥu’l-enfüs, s. 408). İbnü’z-Zübeyr de onun güçlü bir edip olduğunu ve çeşitli türlerde çok sayıda şiir yazdığını kaydeder. M. Mecîd es-Saîd, İbn Bakī’nin kaynaklarda yer alan (meselâ bk. İbn Bessâm eş-Şenterînî, II/2, s. 616-636; Feth b. Hâkān el-Kaysî, Ḳalâʾidü’l-ʿiḳyân, III-IV, 922-927; Makkarî, IV, 237-241) 324 beyitten ibaret 45 parça şiirini önce bir makalesinde derlemiş (bk. bibl.), ardından Dîvânü İbn Baḳī el-Endelüsî adıyla yayımlamıştır (Dımaşk 1997). Filistinli şair İntisâr Hıdr ed-Dennân da İbn Bakī’nin şiirlerini aynı adla bir araya getirmiştir (Beyrut 2012). Ancak Osman b. Bişrûn el-Mehdevî’nin (ö. 561/1166) el-Muḫtâr fi’n-naẓm ve’n-nes̱r li-efâḍıli ehli’l-ʿaṣr adlı eserinde -biraz abartılı görünmekle birlikte- onun 3000 müveşşahı ve bir o kadar kaside ve kıtası bulunduğunu yazması göz önüne alındığında şiirlerinden çok azının günümüze ulaştığı anlaşılır (M. Mecîd es-Saîd, el-Mevrid, VII/1 [1398/1978], s. 127). Esasen müveşşah türünde maharetini ortaya koyan İbn Bakī’nin bugüne ulaşan medih, gazel, hamriyyât, tabiat tasviri, şikâyet ve hicivleri büyük bir şair olduğunu ortaya koymaktadır. İbn Bakī ve arkadaşı A‘mâ et-Tutîlî kendi zamanlarında müveşşahın en önde gelen iki temsilcisi olup özellikle bu türün gazel formunda tanınmışlar, bazan birinin şiirleri diğerine nisbet edilmiştir. İbn Bakī’nin övdüğü kişiler arasında Vezir Ebû Muhammed İbn Mes‘ade, Vezir Ebü’l-Hüseyin İbn Sirâc, tabip Ebü’l-Alâ İbn Zühr, Benî Aşere ailesinden Yahyâ b. Ali ve Yûsuf b. Ali yer alır.

Şiirlerinin bir kısmı Endülüs edebiyatına dair eserlerde (bk. bibl.) başta İspanyolca olmak üzere bazı Batı dillerine çevrilmiş ve daha çok İspanyol araştırmacılarının çalışmalarına konu teşkil etmiştir (meselâ bk. Emilio García Gómez, “Muwassaha de Ibn Baqi de Córdoba: Ma laday sbrun mu’inu, con jarya romance”, Al-Andalus, XIX/1, Madrid 1954, s. 43-52; Manuela Cortés García, “Un ramillete de cancioncillas andalusíes: Ibn Baqî e Ibn Zaydûn”, Al-Andalus Magreb, IV, Cadiz 1996, s. 27-38). Salâh Muhammed Cerrâr, Ürdün Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Yaḥyâ b. Baḳī: Ḥayâtühû ve âdâbüh (1978), Adnân Muhammed Âlü Tu‘me, Kahire Üniversitesi Dârülulûm Fakültesi’nde Fî Müveşşeḥâti İbn Baḳī eṭ-Ṭuleyṭılî ve ḫaṣâʾiṣühe’l-fenniyye (1976) adıyla yüksek lisans tezi hazırlamış, ikinci çalışma basılmıştır (Bağdat 1399/1979).

BİBLİYOGRAFYA :

Feth b. Hâkān el-Kaysî, Maṭmaḥu’l-enfüs ve mesraḥu’t-teʾennüs fî mülaḥi ehli’l-Endelüs (nşr. M. Ali Şevâbike), Beyrut 1403/1983, s. 407-408; a.mlf., Ḳalâʾidü’l-ʿiḳyân (nşr. Hüseyin Yûsuf Haryûş), Zerkā 1409/1989, III-IV, 919-927; İbn Bessâm eş-Şenterînî, eẕ-Ẕaḫîre, II/2, s. 615-636; Silefî, Muʿcemü’s-sefer (nşr. Abdullah Ömer el-Bârûdî), Beyrut 1414/1993, s. 151-152; İbn Senâülmülk, Dârü’ṭ-ṭırâz fî ʿameli’l-müveşşaḥât (nşr. Cevdet er-Rikâbî), Dımaşk 1400/1980, bk. İndeks; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XX, 21-25; İbnü’l-Ebbâr, et-Tekmile (nşr. F. Codera), Madrid 1887, II, 722; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 202-205; İbn Saîd el-Mağribî, el-Muġrib, II, 19-21, 25, 456; a.mlf., Râyâtü’l-müberrizîn ve ġāyâtü’l-mümeyyizîn (nşr. M. Rıdvân ed-Dâye), Dımaşk 1987, s. 136-138; İbnü’z-Zübeyr es-Sekafî, Ṣılatü’ṣ-Ṣıla (nşr. E. Lévi-Provençal), Rabat 1937, s. 174; Safedî, Tevşîḥu’t-tevşîḥ (nşr. Elbîr Habîb Mutlak), Beyrut 1966, s. 212; İbn Haldûn, Muḳaddime (nşr. Dervîş el-Cüveydî), Beyrut 1415/1995, s. 594-596; Makkarî, Nefḥu’ṭ-ṭîb, I, 471-472, 584; III, 404; IV, 13, 236-241; VII, 6-7; ayrıca bk. İndeks; Don Emilio García Gómez, Un Eclipse de la poesia en Sevilla: La época almorávide, Madrid 1945, s. 28, 34, 37, 42, 43, 45, 46, 51, 56, 57, 60, 61, 63, 74, 77; A. R. Nykl, Hispano-Arabic Poetry, Baltimore 1946, s. 241-244; S. M. Stern, Hispano-Arabic Strophic Poetry (ed. L. P. Harvey), Oxford 1974, s. 33-34, 36, 37, 66, 101-103, 173, 175-179, 183, ayrıca bk. İndeks; Abdülazîz Atîk, el-Edebü’l-ʿArabî fi’l-Endelüs, Beyrut 1976, s. 344, 352, 366-370; İhsan Abbas, Târîḫu’l-edebi’l-Endelüsî, Beyrut 1985, s. 219, 233-234, 243, ayrıca bk. İndeks; M. Mecîd es-Saîd, eş-Şiʿr fî ʿahdi’l-Murâbıṭîn ve’l-Muvaḥḥidîn bi’l-Endelüs, Beyrut 1985, s. 225-227, 418, 420; a.mlf., “İbn Baḳī el-Ḳurṭubî: Ḥayâtühû ve şiʿruh”, el-Mevrid, VII/1, Bağdad 1398/1978, s. 125-152; H. Pérès, eş-Şiʿru’l-Endelüsî fî ʿaṣri’ṭ-Ṭavâʾif (trc. Tâhir Ahmed el-Mekkî), Kahire 1408/1988, s. 71, 128, 301, 343, 353; H. Heijkoop – O. Zwartjes, Muwaşşah, Zajal, Kharja: Bibliography of Strophic Poetry and Music from al-Andalus and Their Influence in East and West, Leiden 2004, s. 68-69, 109, 121, 145-146, 217, 264, 301, 324; F. de la Granja, “Ibn Baḳī”, EI2 (İng.), III, 729-730; M. Ahmed Mûsevî Âlü Tu‘me, “İbn Baḳī”, DMBİ, III, 128-130; M. Cortés García, “Ibn Baqî, Abû Bakr”, Enciclopedia de al-Andalus, Granada 2002, I, 568-570; Tevfîk Karîra, “İbn Baḳī el-Ḳurṭubî”, Mv.AU, III, 700-703.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 587-588 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.