İBN EBÜ’l-İZ

ابن أبي العزّ
Müellif:
İBN EBÜ’l-İZ
Müellif: FERHAT KOCA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.05.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ebul-iz
FERHAT KOCA, "İBN EBÜ’l-İZ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ebul-iz (30.05.2020).
Kopyalama metni
22 Zilhicce 731 (26 Eylül 1331) tarihinde muhtemelen Dımaşk’ta doğdu. Birçok âlim yetiştiren bir aileye mensup olup ataları Dımaşk’ın 70 mil güneyindeki Ezriât’tan (Dereâ) gelerek o sırada Dımaşk’ın kenar semtlerinden olan Sâlihiyye’ye yerleştiklerinden Ezraî ve Sâlihî nisbesiyle de anılmaktadır. İbn Ebü’l-İz lakabını büyük dedelerinden Ebü’l-İzz’e nisbetle almıştır.

Dedesi kādılkudât, babası kadı olan İbn Ebü’l-İz, bilhassa Takıyyüddin İbn Teymiyye’nin fikirlerinin tartışılmaya devam edildiği Dımaşk gibi bir ilim ve kültür muhitinde yetişti. Hocaları hakkında tabakat kitaplarında ayrıntılı bilgi bulunmamakla birlikte tahsilini muhtemelen babasından ve yakın çevresindeki âlimlerden yaptı. İlim tahsili için herhangi bir yolculuğa çıkmaması, içinde yaşadığı bölgenin bu yönden tatminkâr bir seviyeye sahip olmasıyla ilgilidir. 748 (1347) yılında Kaymâziyye Medresesi’nde ders vermesi, erken sayılabilecek bir yaşta İslâmî ilimlerde yetkin bir seviyeye ulaştığını göstermektedir. Öte yandan İbn Teymiyye’nin öğrencileri İbn Kayyim el-Cevziyye ile Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr’den önemli ölçüde faydalanmış olmalıdır. Zira onun Selefî görüşleri benimsemesinde, taklit ve taassuba karşı çıkmasında bu âlimlerin büyük tesiri görülmektedir. Meşhur eseri Şerḥu’l-ʿAḳīdeti’ṭ-Ṭaḥâviyye’de, muhtemelen o dönemdeki tartışma ortamı uygun olmadığı için İbn Teymiyye’nin adını açıkça zikretmemesine karşılık İbn Kayyim’i iki (I, 272; II, 603), İbn Kesîr’i de üç yerde (I, 277; II, 480, 603) “şeyhimiz” diye anmıştır. Tabakat kitaplarında öğrencileriyle ilgili herhangi bir kayda rastlanmamakla beraber Sehâvî, hocalarından İbnü’d-Deyrî’nin İbn Ebü’l-İzz’in talebelerinden olduğunu söylemektedir (eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ, III, 249).

Kaymâziyye’deki öğretim görevinin ardından Rükniyye, İzziyyetü’l-Berrâniyye ve Cevheriyye medreselerinde ders veren İbn Ebü’l-İz, 776 (1375) yılının sonlarında amcasının oğlu Necmeddin’in Mısır kadılığına tayin edilmesi üzerine ona vekâleten Dımaşk’ta Hanefî kadısı oldu. Necmeddin’in 100 gün sonra görevinden ayrılıp Dımaşk’a dönmesinin ardından Mısır Hanefî kadılığına tayin edildiyse de bu görevde iki ay kaldı ve sonra istifa ederek Dımaşk’taki müderrislik vazifesine geri döndü.

İbn Ebü’l-İz, Hanefî mezhebine bağlı bir muhitte yetişmesine ve aile içinden birçok Hanefî âlimi yetişmiş olmasına rağmen diğer mezhepler hakkındaki geniş bilgisi, ayrıca taklide ve mezhep taassubuna karşı olması dolayısıyla gerektiğinde mezhebinin yerleşik ictihadlarına aykırı görüşleri de tercih etmiştir. İtikadî, ilmî, siyasî vb. sebepler yüzünden baskılara mâruz kalan birçok ilim adamı gibi İbn Ebü’l-İz de bazı sıkıntılarla karşılaştı. Edip ve şair İbn Eybek ed-Dımaşkī’nin Hz. Peygamber için yazdığı kasidede yer alan bazı hususları tenkit etmesi üzerine İbn Eybek bunları bazı âlimlere göndererek görüşlerini sordu. Onların İbn Ebü’l-İzz’in tenkitlerine katılmamaları ve haberin Dımaşk’ta yayılması, hatta Mısır’da duyulması üzerine sultan bir ferman göndererek İbn Ebü’l-İzz’in yargılanmasını istedi. Hemen bütün klasik akaid ve kelâm kitaplarında bulunan, Resûl-i Ekrem’in Allah katında yarlıganma için vesile kılınması, ismet sıfatı, sâlih insanların meleklerden üstün olup olmadığı, Allah’tan başkası adına yemin edilip edilemeyeceği vb. konulardaki kanaatlerinden dolayı yargılanan (784/1382) İbn Ebü’l-İz dört ay hapis yattı (bu olay için bk. İbn Kādî Şühbe, s. 89-91, 359; İbn Hacer, İnbâʾü’l-ġumr, II, 95-98). Sıkıntı ve ihtiyaç içinde geçen uzun yıllardan sonra Rebîülevvel 791’de (Mart 1389) eski görevlerine tekrar dönen, ayrıca ilk hatipliğini dedesinin yaptığı Sâlihiyye’deki Câmiu’l-Efrem’e hatip tayin edilen İbn Ebü’l-İz bir yıl sonra zilkade ayında (Ekim 1390) vefat etti.

Eserleri. 1. Şerḥu’l-ʿAḳīdeti’ṭ-Ṭaḥâviyye. Hanefî fakihlerinden Ebû Ca‘fer et-Tahâvî’nin akaide dair risâlesinin şerhidir. Selefiyye’nin görüşlerini Kur’an ve Sünnet’ten deliller getirerek ayrıntılı biçimde savunan eser, Tahâvî’nin risâlesinin en güzel şerhlerinden biri olup Abdullah b. Hasan Âlü’ş-şeyh başkanlığında bir heyet (Mekke 1349), Ahmed Muhammed Şâkir (Kahire 1373/1953; Riyad 1400/1980, 1413), Nâsırüddin el-Elbânî ile bir grup ilim adamı (Dımaşk 1381/1961), Şuayb el-Arnaût (Şam 1401/1980), Abdurrahman Umeyre (Kahire 1402/1981; Riyad 1407/1986) ve Beşîr Muhammed Uyûn (Beyrut 1405/1984) tarafından yayımlanmıştır. Son olarak Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî ve Şuayb el-Arnaût, dört nüshasını karşılaştırarak geniş bir mukaddime ve ayrıntılı indekslerle eserin iki cilt halinde tenkitli neşrini yapmışlardır (Beyrut 1408/1987, 1413/1993, 1417/1996 [9. bs.]). 2. el-İttibâʿ. Ekmeleddin el-Bâbertî’nin Hanefî mezhebini tercih edip diğer mezhepleri eleştirdiği en-Nüketü’ẓ-ẓarîfe fî tercîḥi meẕhebi Ebî Ḥanîfe adlı risâlesine (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3613; Lâleli, nr. 706; Şehid Ali Paşa, nr. 2732; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 852-853) cevap olarak yazılmıştır. İbn Ebü’l-İzz’in, başta kendi imamları olmak üzere çeşitli müctehidleri değerlendirirken ortaya koyduğu objektif tavrı yansıtan bu eseri (örnek olarak bk. s. 24-31) önce Muhammed Atâullah Hanîf neşretmiş (Lahor 1379/1959), daha sonra Âsım Abdullah el-Karyûtî, bu nâşirin not ve açıklamalarını da dikkate alarak eseri Atâullah Hanîf ve kendi adına tekrar yayımlamıştır (Lahor 1401/1980; Amman 1405/1985; Beyrut, ts.). 3. Kitâbü’t-Tenbîh ʿalâ müşkilâti’l-Hidâye. Burhâneddin el-Mergīnânî’nin el-Hidâye’sindeki anlaşılması güç bazı ibareleri açıklayan eserin üç nüshası Süleymaniye (Mahmud Paşa, nr. 218; Süleymaniye, nr. 588) ve Nuruosmaniye (nr. 1079) kütüphanelerinde bulunmaktadır. Bunlardan, özellikle müellifin kendi nüshasından Rebîülevvel 893’te (Şubat 1488) istinsah edilen Süleymaniye bölümündeki yazma tam olup büyük boy 195 varaktır. 4. Kitâbü’t-Tehẕîb li-ẕihni’l-mürîb. İbn Ebü’l-İzz’in kendisine sorulan çeşitli sorulara verdiği cevaplardan meydana gelmiştir (Süleymaniye Ktp., Amcazâde Hüseyin Paşa, nr. 187; Ayasofya, nr. 1079). 5. Kitâbü’d-Dürer fi’l-fıḳh (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 533). Temizlik ve namaz konularıyla ilgili çeşitli soru ve cevaplardan oluşmaktadır. 6. el-Manẓûmetü’l-lâmiyye fî târîḫi’l-ḫulefâʾ (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1417). Yedi varaklık bu manzumede İbn Ebü’l-İz kendi zamanına kadar geçen halifeleri isim, künye veya lakapları ile sayarak bunların hilâfet sürelerini ve hilâfetlerinin sona eriş tarihini zikreder. Brockelmann’ın Minḥatü’l-luṭafâʾ fî tevârîḫi’l-ḫulefâʾ adıyla kaydettiği eser de (GAL Suppl., II, 928) bu olmalıdır. 7. Risâle (Risâle fî iḳtidâʾi’l-Ḥanefî bi’ş-Şâfiʿî fi’ṣ-ṣalât). Muhalif mezhepte olan bir imama uymanın ve cuma namazından sonra kılınan dört rek‘atın hükmü gibi konuları ihtiva eden risâlenin Tıtvân Kütüphanesi’nde bulunan nüshasının bir mikrofilminin Medine’de Şeyh Hammâd el-Ensârî Kütüphanesi’nde (nr. 280) mevcut olduğu belirtilmektedir (Şerḥu’l-ʿAḳīdeti’ṭ-Ṭaḥâviyye, neşredenlerin girişi, I, 82). Kaynaklarda müellifin en-Nûrü’l-lâmiʿ fîmâ yuʿmelü bihî fi’l-câmiʿ adlı bir eseri daha zikredilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Ebü’l-İz, Şerḥu’l-ʿAḳīdeti’ṭ-Ṭaḥâviyye (nşr. Abdullah et-Türkî – Şuayb el-Arnaût), Beyrut 1408/1987, I, 272, 277; II, 480, 603; ayrıca bk. neşredenlerin girişi, I, 63-119; a.mlf., el-İttibâʿ (nşr. M. Atâullah Hanîf - Âsım Abdullah el-Karyûtî), Beyrut, ts. (Âlemü’l-kütüb), neşredenlerin girişi, s. 5-17, 24-31; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, II, 237, 623; III, 5-6, 164, 636; İbn Tağrîberdî, el-Menhelü’ṣ-ṣâfî, I, 37-38; İbn Kādî Şühbe, Târîḫ (nşr. Adnân Dervîş), Dımaşk 1977, s. 21, 82, 89-91, 105, 139, 186, 271, 358-359; İbn Hacer, ed-Dürerü’l-kâmine, III, 87; a.mlf., İnbâʾü’l-ġumr, II, 95-98; III, 50; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, VI, 326; Sehâvî, eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ, III, 249; V, 194-195; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 852-853; II, 1143; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 719, 726; Brockelmann, GAL Suppl., II, 928; Ziriklî, el-Aʿlâm, V, 129; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, VII, 156; Sezgin, GAS, I, 439-441.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 19. cildinde, 468-470 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER