İBN NÜBÂTE el-HATÎB

ابن نباتة الخطيب
Müellif:
İBN NÜBÂTE el-HATÎB
Müellif: HULUSİ KILIÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-nubate-el-hatib
HULUSİ KILIÇ, "İBN NÜBÂTE el-HATÎB", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-nubate-el-hatib (19.02.2020).
Kopyalama metni
Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. 335 (946) yılında Meyyâfârikīn’da (bugünkü Silvan) doğdu; bu sebeple Fârikī nisbesiyle anıldı. Soyu Kudâa kabilesinin Huzâka kolundan geldiği için bazı kaynaklarda buna Huzâkī (İbn Hallikân, III, 156, 158; Safedî, XVIII, 388), bazılarında ise farklı olarak Temîmî (İbn Fazlullah el-Ömerî, XIII, 265) nisbesi de eklenmektedir. Öte yandan İbnü’l-İmâd onun Benî Lahm’den olduğunu, Askalân’da doğduğunu ve Mısır’da yaşadığını ileri sürerek nisbesini Lahmî, Askalânî ve Mısrî şeklinde veriyorsa da (Şeẕerât, IV, 397) bu iddia doğru değildir. Zira kaynakların tamamına yakını, İbn Nübâte’nin doğum ve ölüm yerinin Meyyâfârikīn olduğunu ve Halep’te hatip olarak şöhrete kavuştuğunu bildirmektedir. Soyundan gelenler de VII. (XIII.) yüzyılın başlarına kadar bu şehirde oturmaktaydı (İbnü’l-Esîr, III, 294). 630 (1232) yılında Eyyûbî hânedanından el-Melikü’l-Kâmil, Meyyâfârikīn’da yaşamakta olan Celâleddin İbn Nübâte’yi Mısır’a davet ederek onu kendisine divan kâtibi yapmıştı. Serḥu’l-ʿuyûn fî şerḥi Risâleti İbn Zeydûn müellifi Mısırlı şair Cemâleddin İbn Nübâte de (ö. 768/1366) İbn Nübâte’nin soyundan gelmektedir (Şevkī Dayf, VII, 210).

İbn Nübâte’nin Halep’e gittiğinde Hamdânî Emîri Seyfüddevle’nin kendisini himayesine alması ve hatip olarak görevlendirmesi onun çok iyi bir eğitim almış olduğunu göstermektedir. Nitekim Bizans’a karşı yapılan savaşlar esnasında halkı cihada teşvik eden son derece veciz hutbeler okumak suretiyle emîre destek olmuş ve kazanılan zaferlere mânevî açıdan önemli katkıda bulunmuştur. İbn Nübâte’nin hatiplik görevine Seyfüddevle’nin vefatından (356/967) sonra getirildiği ileri sürülmüşse de hutbelerini 351 (962) yılında kaleme almaya başladığına göre (Zehebî, XVI, 322) bu bilgi doğru değildir. Seyfüddevle’nin sarayında düzenlenen ilmî ve edebî sohbetlere katılma imkânı bulan İbn Nübâte burada devrin ünlü şairi Mütenebbî ile tanışmış ve onunla dost olmuştu. Rivayete göre Mütenebbî divanının yarısından çoğunu kendisine okumuştu. İbn Nübâte, emîrin ölümünden sonra da uzunca bir süre hatiplik görevine devam etti ve Meyyâfârikīn’da vefat etti.

Secili nesrin en olgun örneğini teşkil eden İbn Nübâte’nin hutbeleri Dîvânü’l-ḫuṭab adıyla bir araya getirilmiştir; fakat hutbelerin kendisi mi yoksa oğlu tarafından mı toplandığına dair herhangi bir bilgi yoktur. Bir edebiyat ve belâgat şaheseri sayılan hutbelerinin sayısı 127’dir. Bunlar arasında Allah korkusu, ölüme hazırlıklı olmanın lüzumu ve âhiret ahvâline dair otuz sekiz; mübarek ay, gün ve gecelerin fazileti hakkında on beş; İslâm’da cihadın önemiyle ilgili on sekiz; kuraklık, yağmur duası, ay ve güneş tutulması, yeryüzünün küre şeklinde oluşu gibi çeşitli konulara dair on altı; devlet büyükleri ve bazı olaylarla ilgili yedi; “es-sevânî” ve “levâhık” başlığı altında tekrar edilen hususlara dair otuz üç hutbe vardır.

İbn Nübâte, güzel konuşmanın insan üzerindeki etkisinden dolayı hutbelerinde muhtevadan çok üslûba önem vermiştir. Bunda, derin düşünceyi ve yüksek dinî gerçekleri halka anlatmanın güçlüğünün de önemli payı vardır. Onun parlak bir üslûba sahip oluşunda, Hz. Ali’nin Nehcü’l-belâġa’da derlenen hutbelerini ezberleyecek derecede çok okumasının tesiri olmuştur (DMBİ, V, 31). Derin bir inanç ve aşk ürünü olan hutbeler sonraki nesiller için iyi bir örnek teşkil etmiştir. Nitekim Cürcânî Esrârü’l-belâġa’da ondan birçok alıntı yapmış (Brockelmann, GAL Suppl., I, 150), İbnü’l-Hadîd Şerḥu Nehci’l-belâġa’da (I, 24; II, 93; V, 151-152; VII, 211-216; XI, 162; XIII, 114), İbnü’l-Esîr el-Mes̱elü’s-sâʾir’de (I, 363-364; III, 204-205) ve Yâkūt Muʿcemü’l-üdebâ’da (XIII, 53) ona atıfta bulunmuşlardır. Gerek veciz hutbeleriyle gerekse zühd ve takvâsıyla halkın sevgi ve saygısını kazanan İbn Nübâte çeşitli menkıbelere de konu olmuştur (meselâ bk. Safedî, XVIII, 388-389).

Dîvânü’l-ḫuṭab’ın Süleymaniye Kütüphanesi ile (Turhan Vâlide Sultan, nr. 272) Berlin Staatsbibliothek’teki (nr. 3944) nüshalarında müellifin hutbelerinin yanı sıra 390 (1000) yılına kadar yaşadığı bilinen oğlu Ebû Tâhir Muhammed’e ait on beş; 420’de (1029) hayatta olan torunu Ebü’l-Ferec Tâhir’e ait iki kısa hutbe daha yer almaktadır. Tâhir Efendi el-Cezâirî bu esere yazmış olduğu şerhte (Beyrut 1311/1893) esas aldığı metin yukarıda zikredilen nüshalarla tam bir uygunluk göstermektedir. 1864-1955 yılları arasında birçok defa basılan ve İbn Nübâte’ye nisbet edilen Dîvânü’l-ḫuṭab’ın ise onunla bir ilgisi yoktur; bu eser X. (XVI.) yüzyılda yaşamış bir müellife aittir. Dîvânü’l-ḫuṭab Ebü’l-Yümn el-Kindî, Ebü’l-Bekā Abdullah b. Hüseyin el-Ukberî, Abdüllatîf el-Bağdâdî, Osman b. Yûsuf el-Kuleybî, Abdurrahman b. İbrâhim el-Bârizî ve Tâhir Efendi el-Cezâirî tarafından şerhedilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XIII, 53; İbnü’l-Esîr, el-Mes̱elü’s-sâʾir (nşr. Ahmed el-Havfî – Bedevî Tabâne), Kahire 1939, I, 363-364; III, 204-205, 294; İbn Ebü’l-Hadîd, Şerḥu Nehci’l-belâġa (nşr. Muhammed Ebü’l-Fazl), Kahire 1385-87/1965-67, I, 24; II, 93; V, 151-152; VII, 211-216; XI, 162; XIII, 114; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 156-158; Ebü’l-Fidâ, el-Muḫtaṣar, II, 142; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XVI, 321-322; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik, XIII, 265-269; Safedî, el-Vâfî, XVIII, 388-390; İbn Kesîr, el-Bidâye, XI, 303; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 714; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât (Arnaût), IV, 397-398; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 559; Serkîs, Muʿcem, I, 262; Zekî Mübârek, en-Nes̱rü’l-fennî fi’l-ḳarni’r-râbiʿ, Beyrut 1934, II, 192-199; Mez, el-Ḥadâretü’l-İslâmiyye, II, 100-106; Brockelmann, GAL, I, 92; Suppl., I, 149-150; a.mlf., “İbn Nübâte”, İA, V/2, s. 777; Şevket Beysanoğlu, Diyarbakırlı Fikir ve Sanat Adamları, İstanbul 1957, I, 9; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, II, 527-531; Şevkī Dayf, Târîḫu’l-edeb, VI, 811-812; VII, 210; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), III, 347-348; M. Canard, “Ibn Nubāta”, EI2 (İng.), III, 900; M. Rızâ Nâcî, “İbn Nübâte”, DMBİ, V, 31-33.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 20. cildinde, 232-233 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.