İBNÜ’l-CELLÂB

ابن الجلاّب
Müellif:
İBNÜ’l-CELLÂB
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-cellab
AHMET ÖZEL, "İBNÜ’l-CELLÂB", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-cellab (25.08.2019).
Kopyalama metni
Hayatına dair fazla bilgi yoktur. Hocası Ebû Bekir el-Ebherî’nin doğum tarihi (289/902) ve İbn Ebû Zeyd el-Kayrevânî’nin on yedi yaşında iken 327 (939) yılında kaleme aldığı er-Risâle’nin İbnü’l-Cellâb’a ait et-Tefrîʿden sonra Mâlikî mezhebinde yazılan ilk muhtasar olduğuna dair bilgi göz önüne alındığında IV. (X.) yüzyılın başlarında Basra’da doğduğu söylenebilir (et-Tefrîʿ, neşredenin girişi, I, 103-104). Adı bazı eserlerde Muhammed, Abdurrahman ve Hüseyin olarak da geçmekte, ancak et-Tefrîʿ adlı kitabı ve bunun rivayet zincirlerinde yukarıda belirtildiği şekilde kaydedilmektedir. “Hayvan veya köle tüccarı” anlamına gelen Cellâb ve İbnü’l-Cellâb lakabıyla anılan başka âlimler de vardır (a.g.e., I, 103). İbnü’l-Cellâb, zamanında Mâlikî mezhebinin Irak’taki en büyük temsilcisi olan Ebû Bekir el-Ebherî’den fıkıh okudu ve onun gözde talebeleri arasında yer aldı. Kız kardeşinin oğlu Müsedded b. Ahmed el-Basrî, Ebü’l-Hasan Ali b. Kāsım et-Tâfî el-Basrî, Gālib b. Abdürraûf b. Temmâm b. Atıyye el-Muhâribî ve Kadı Abdülvehhâb b. Nasr el-Bağdâdî gibi âlimler ondan ders aldılar. İbnü’l-Cellâb, 378 yılı Safer ayında (Mayıs-Haziran 988) hac dönüşü sırasında vefat etti. Mezhepte tercih ve ihtiyâr derecesine ulaşmış bir müctehid olarak Irak’ta Ebherî’den sonra mezhebin yayılması, kurallarının tesbiti ve fürûunun tedvini konusunda önemli katkılarda bulunan İbnü’l-Cellâb, yaşadığı muhitin de etkisiyle Mısır ve Mağrib Mâlikî ulemâsına nisbetle re’y ve kıyasa daha çok başvurmuş, eserinde Hanefîler gibi farazî fıkha da yer vermiştir.

Eserleri. İbnü’l-Cellâb et-Tefrîʿ ve Şerḥu’l-Müdevvene (yazma nüshası için bk. Sezgin, I, 469) adlı eserlerle hilâfa dair bir kitap yazmış, bunlardan ilk eser vasıtasıyla şöhrete kavuşmuştur. Muḫtaṣarü’l-Cellâb (el-Cellâb) diye de anılan et-Tefrîʿ, İmam Mâlik ve talebelerinin görüşlerinin derlendiği, Mâlikî literatüründe “ümmehât” diye anılan ilk temel kaynaklardan sonra bütün fıkhî konuların belli bir sistem içinde ele alındığı ilk muhtasarlardan biri olması bakımından önem taşımaktadır. Eser, Doğu ve Batı İslâm dünyasındaki medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. İbn Atıyye el-Endelüsî, İbn Hayr el-İşbîlî, Ebü’l-Abbas el-Gubrînî, İbn Rüşeyd, Ebû Abdullah İbnü’l-Fahhâr, Ebû Abdullah İbn Halfûn, Ebû Ca‘fer el-Leblî, Muhammed b. Abdülmelik el-Mintûrî, Muhammed b. Abdurrahman el-Hattâb er-Ruaynî, Ebü’l-Kāsım b. Yûsuf et-Tücîbî ve Muhammed b. Süleyman er-Rûdânî gibi VI-XI. (XII-XVII.) yüzyıllarda yaşamış birçok âlim, bu eseri okudukları hocaları ile İbnü’l-Cellâb arasındaki isnadı zikretmiştir (bk. bibl.; eseri okutan ve okuyan diğer bazı âlimler için bk. et-Tefrîʿ, neşredenin girişi, I, 157-164). VII-VIII. (XIII-XIV.) yüzyıllarda Cemâleddin İbnü’l-Hâcib ve Halîl b. İshak el-Cündî’nin telif ettiği muhtasarlardan sonra bile ders kitabı olarak okunmaya devam etmesi, şerh vb. çalışmalara konu olması da eserin önemini göstermektedir. XX. yüzyıla gelinceye kadar Mâlikî literatüründe et-Tefrîʿin rivayet ve tercihlerine itimat edilmiş ve görüşleriyle istişhâdda bulunulmuştur.

12.000’i el-Müdevvene’de olmak üzere yaklaşık 18.000 meseleyi ihtiva ettiği belirtilen ve sahih rivayetlere dayanan eserde uzun isnatlar atılmış, hükümlerin Kur’an ve Sünnet’ten dayandığı deliller verilmemiş ve farklı görüşlerin münakaşasına girilmemiştir. Fıkhî meseleler yanında ihtiva ettiği küllî kaideler bakımından da dikkat çeken eserde müellif, bir kısmı İmam Mâlik ve talebelerinin ictihadlarına aykırı olan görüş ve tercihlerini de zikretmiştir (meselâ bk. I, 190, 198, 202, 204, 210, 212, 216, 217, 244, 249, 252, 258, 276, 307, 310, 311, 323, 339, 340, 341, 344, 346, 372, 378). Eserin bir başka özelliği de vücûb, hurmet, ibâha, nedb ve kerahet gibi temel dinî hükümleri ifade etmek üzere aralarında bazı ince anlam farkları da gözetilerek çeşitli ifade ve tabirlerin kullanılmış olmasıdır (et-Tefrîʿ, neşredenin girişi, I, 140-144). Çeşitli kütüphanelerde birçok yazma nüshası bulunan et-Tefrîʿ Hüseyin b. Sâlim ed-Dehmânî tarafından neşredilmiştir (I-II, Beyrut 1408/1987).

et-Tefrîʿ üzerine birçok şerh ve ihtisar çalışması yapılmıştır. Bunlar arasında Müsedded b. Ca‘fer el-Basrî, Ali b. Ahmed el-Gassânî (et-Terṣîʿ fî şerḥi mesâʾili’t-Tefrîʿ), Abdullah b. Abdurrahman el-Maarrî (el-Bedîʿ min şerḥi’t-Tefrîʿ), Şehâbeddin el-Karâfî, İbn Nâcî el-Kayrevânî ve Muhammed b. İbrâhim et-Tetâî’nin şerhleri; Muhammed b. Ebü’l-Kāsım b. Abdüsselâm et-Tûnisî (es-Sehlü’l-bedîʿ fi’ḫtiṣâri’t-Tefrîʿ, Muḫtaṣarü’t-Tefrîʿ), Ebü’l-Abbas Ahmed b. Ulvân et-Tûnisî (Lübâbü’l-lübâb ʿale’l-Cellâb), İbn Kunfüz el-Kosantînî (el-Lübâb fi’ḫtiṣâri İbni’l-Cellâb), Muhammed b. Ahmed el-Ebyârî (es-Sehlü’l-bedîʿ fî muḫtaṣari’t-Tefrîʿ) ve İbn Râşid el-Kafsî’nin (en-Naẓmü’l-bedîʿ fi’ḫtiṣâri’t-Tefrîʿ) muhtasarları ile İzzeddin Hüseyin b. Ebü’l-Kāsım en-Neylî’nin muhtasarına Abdullah b. Ferhûn’un Kifâyetü’ṭ-ṭullâb fî şerḥi Muḫtaṣari’l-Cellâb adıyla yazdığı şerhi zikredilebilir (diğer şerh ve muhtasarlarla bazılarının yazma nüshaları için bk. a.g.e., I, 152-157).

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Cellâb, et-Tefrîʿ (nşr. Hüseyin b. Sâlim ed-Dehmânî), Beyrut 1408/1987, neşredenin girişi, I, 83-179; Şîrâzî, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾ, s. 168; İbn Atıyye el-Endelüsî, Fihris (nşr. Muhammed Ebü’l-Ecfân - Muhammed ez-Zâhî), Beyrut 1983, s. 10, 72; Kādî İyâz, Tertîbü’l-medârik, IV, 605; İbn Hayr, Fehrese, s. 243; Ahmed b. Yûsuf el-Leblî, Fihristü’l-Leblî (nşr. Yâsin Yûsuf Ayyâş - Avvâd Abdürabbih Ebû Zîne), Beyrut 1408/1988, s. 25; Gubrînî, ʿUnvânü’d-dirâye (nşr. Âdil Nüveyhiz), Beyrut 1969, s. 64, 197; İbn Rüşeyd, Milʾü’l-ʿaybe bi-mâ cümiʿa bi-ṭûli’l-ġaybe (nşr. M. Habîb İbnü’l-Hoca), Tunus 1402/1982, II, 73, 220, 221; Tücîbî, Bernâmec (nşr. Abdülhafîz Mansûr), Tunus 1981, s. 270; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XVI, 383-384; İbn Ferhûn, ed-Dîbâcü’l-müẕheb, I, 461; İbn Kunfüz, el-Vefeyât (nşr. Âdil Nüveyhiz), Beyrut 1971, s. 233-234; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, III, 93; Rûdânî, Ṣılatü’l-ḫalef bi-mevṣûli’s-selef (nşr. Muhammed Haccî), Beyrut 1408/1988, s. 169; Mahlûf, Şeceretü’n-nûr, I, 92; Sezgin, GAS, I, 469, 477; Hacvî, el-Fikrü’s-sâmî, III, 118.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 20. cildinde, 538-539 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.