KĀDÎ el-FÂZIL

القاضي الفاضل
Müellif:
KĀDÎ el-FÂZIL
Müellif: RAMAZAN ŞEŞEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 09.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kadi-el-fazil
RAMAZAN ŞEŞEN, "KĀDÎ el-FÂZIL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kadi-el-fazil (09.12.2019).
Kopyalama metni
15 Cemâziyelâhir 529’da (2 Nisan 1135) Askalân’da doğdu. Hayatının ilk yıllarını babasının kadılık yaptığı Filistin’deki Beysân şehrinde geçirdi. Babasının yanı sıra Ebû Tâhir es-Silefî, Ebü’l-Kāsım İbn Asâkir ve Osman b. Ferec el-Abderî gibi âlimlerden istifade etti. Edebiyat ve dinî ilimler sahasında kendini gösterdi. Daha sonra babası onu bilgisini ve üslûbunu geliştirmesi için Kahire’ye gönderdi. Kahire’de Muvaffakuddin İbnü’l-Hallâl, İbn Kādûs ve Reşîd b. Zübeyr gibi inşâ kâtiplerinin yanında mesleğini geliştirdi; 549’da (1154) İskenderiye’ye giderek Dîvân-ı İnşâ’da İbn Hadîd’in yanında çalışmaya başladı. Yazdığı evrakın Kahire’de çok beğenilmesi üzerine Fâtımî Halifesi Zâfir-Biemrillâh’a tavsiye edilip Kahire’ye çağrıldı. Tarihçi Umâre el-Yemenî, onun Fâtımî Veziri el-Melikü’l-Âdil Rüzzîk b. Talâi‘ tarafından Kahire’ye çağrıldığını söyler. Buna göre Kādî el-Fâzıl 557 (1162) yılında Kahire’ye gitmiş olmalıdır.

Kādî el-Fâzıl, bir müddet sonra Dîvân-ı İnşâ başkanı Muvaffakuddin İbnü’l-Hallâl’in emekli olması üzerine yeni vezir Şâver b. Mücîr tarafından Dîvân-ı İnşâ başkanlığına getirildi (558/1163). Fâtımî kumandanı Dırgām idareyi ele geçirince Vezir Şâver, Nûreddin Mahmud Zengî’den yardım istemek için Dımaşk’a gitti. Bu sırada Kādî el-Fâzıl, Şâver’in oğlu Kâmil ile birlikte hapse atıldı (Ramazan 558 / Ağustos 1163). Dırgām’ın, Nûreddin Mahmud’un Şîrkûh el-Mansûr kumandasında gönderdiği ordu karşısında yenilmesi ve yakalanıp öldürülmesi üzerine Şâver ikinci defa vezir oldu (Cemâziyelâhir 559 / Mayıs 1164). Kādî el-Fâzıl, bu ara dönem hariç ömrünün son yıllarına kadar Fâtımîler ve Eyyûbîler’in Dîvân-ı İnşâ başkanlığını yaptı. 564 (1169) yılında Şîrkûh’un ve ardından Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin Fâtımî veziri olmasından sonra da aynı göreve devam etti. Selâhaddin sultan olunca bir vezir tayin etme ihtiyacı duymadı. Kādî el-Fâzıl onun bu görevi yerine getiren en büyük yardımcısı olarak kaldı. Selâhaddin’in ölümüne kadar (589/1193) vezir ve Dîvân-ı İnşâ başkanı olarak çalışan Kādî el-Fâzıl, onun ölümünün ardından Dımaşk’ta yerine geçen büyük oğlu el-Melikü’l-Efdal Nûreddin Ali’nin veziri Ziyâeddin İbnü’l-Esîr ile anlaşamadı. Bunun üzerine Kahire’ye giderek Selâhaddin’in ikinci oğlu el-Melikü’l-Azîz’in Dîvân-ı İnşâ’sında çalışmaya başladı. 7 Rebîülâhir 596 (26 Ocak 1200) tarihinde Kahire’de vefat etti ve Mukattam dağı eteklerindeki Karâfetüssuğrâ’da defnedildi. Selâhaddin’in onun hakkında, “Bu topraklara sizin kılıcınızla sahip olduğumu sanmayın, ben bu yerlere Fâzıl’ın kalemiyle sahip oldum” dediği nakledilmektedir (İbnü’l-İmâd, IV, 327).

Dirayeti, bilgisi ve kültürü sebebiyle “Kādî”, güzel ahlâkı ve meziyetleri dolayısıyla “Fâzıl” lakabını alan Kādî el-Fâzıl’ın ifade ve üslûbuna çok itina gösterdiği, yazı yazarken yüzünün ve dudaklarının çeşitli şekiller aldığı, âdeta bütün organları ile yazı yazdığı kaydedilmektedir (İbn Ebû Usaybia, II, 205). Oğlu Kādî el-Eşref Bahâeddin Ebü’l-Abbas Ahmed de hükümdarlar nezdinde itibarlı bir şahsiyetti. İmâdüddin el-İsfahânî, Kādî el-Fâzıl’ın iyiliklerinden, vakıflarından ve bilhassa esirlerin kurtarılması için tesis ettiği vakıfların çokluğundan bahseder; evinin yanında Şâfiî ve Mâlikî talebeler için bir medrese, yetim çocuklar için bir ilkokul yaptırdığını, sultanın ona saygı gösterdiğini belirtir, bu arada kendisinin de onun himayesine mazhar olduğunu söyler (Ebû Şâme, II, 241). Kādî el-Fâzıl’ın himaye ettiği kişiler arasında Mûsâ b. Meymûn gibi bir mürteddin bulunduğunu iddia eden âlimler de vardır. Endülüs’ten gelen bir âlim İbn Meymûn’un Endülüs’te iken müslüman olduğunu, daha sonra tekrar Mûsevîliğe döndüğünü söyleyince Kādî el-Fâzıl, onun baskı altında müslüman olmak zorunda kaldığını belirterek mürted sayılmayacağı cevabını verdiği kaydedilmektedir. Başta İbn Meymûn olmak üzere çeşitli kişiler kitaplarını ona ithaf etmişlerdir.

Kādî el-Fâzıl, Kahire’de evinin yanında inşa ettirdiği el-Medresetü’l-Fâzıliyye’nin müderrisliğine Ebü’l-Kāsım Abdurrahman b. Selâme el-İskenderânî’yi getirmişti. Medresede Kur’an ilimlerinin okutulması için ayrı bir bölüm bulunuyordu. Bu bölümün müderrisliğine de Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî’yi tayin etmişti. Medresede ayrıca büyük bir kütüphane kurmuştu. İktâlarından, akarlarından ve ticarî hisselerinden yıllık geliri 50.000 dinar civarındaydı (İbn Hallikân, II, 337; Makrîzî, II, 365-366). Ayrıca Kellâse’de Dârü’l-hadîsi’l-Fâzıliyye adıyla meşhur olan bir dârü’l-hadîs yaptırmış, oğlu Ahmed burada zengin bir kütüphane tesis etmişti.

İmâdüddin el-Kâtib el-İsfahânî, İbn Hallikân, İbn Fazlullah el-Ömerî ve daha birçok edip ve tarihçi Kādî el-Fâzıl’ın Arap inşâ sanatının en büyük üstatlarından biri olduğunu, eski divan kâtiplerini aşarak inşâ sanatında yeni bir çığır açtığını belirtir. İmâdüddin el-İsfahânî Ḫarîdetü’l-ḳaṣr adlı eserinde onun hakkında, “Kalem ve sözün rabbi Fâzıl’dan sonra gelecek her fâzıl fazladır” ifadesini kullanır; başka bir yerde de Hz. Muhammed’in şeriatının diğer şeriatları neshettiği gibi onun üslûbunun kendinden önceki üslûpçuları hükümsüz kıldığını, kendisinin de bu ekolün bir mensubu olduğunu söyler.

Kādî el-Fâzıl teşhis ve iktibas sanatlarını ustaca kullanır, seci yapmada zorlanmaz, edebî sanatlarda tekellüfe başvurmazdı. Geniş kültürü sayesinde bahsettiği olaylarla tarihî olaylar arasında güzel irtibatlar kurardı. Muhyiddin İbn Abdüzzâhir, Kādî el-Fâzıl’ın edebî mektuplarından örnekleri içeren ed-Dürrü’n-naẓîm min teressüli ʿAbdirraḥîm (el-Ḳāḍî el-Fâżıl) adlı bir eser kaleme almıştır (nşr. Ahmed Bedevî, Kahire 1959). Kādî el-Fâzıl’ın münşeatından bazı örnekler Kitâbü’l-Muḫtâr (el-Fâṣıl min kelâmi’l-Ḳāḍi’l-Fâżıl) (British Museum, nr. ADD 7307), Kitâb fîhi min kelâmi’l-Ḳāḍî ʿAbdirraḥîm el-Beysânî (American Universty of Beirut, nr. 5902) ve ʿUyûnü’r-resâʾili’l-Fâżıliyye (British Museum, nr. ADD 25756) adlı eserlerle günümüze ulaşmıştır.

Onun yazdığı resmî (sultâniyât) ve özel (ihvâniyât) mektupların 100 cilt civarında olduğu, bunlardan elli cilt kadarının çeşitli kişiler tarafından toplanıp tertip edildiği kaydedilmektedir. Teressül mecmuaları denilen bu derlemelerin büyük bir kısmı kaybolmuş, ancak bazı ciltleri zamanımıza ulaşmıştır. Muvaffakuddin İbnü’d-Dîbâcî’nin teressül mecmualarından yaptığı seçmeler Muhammed Nağş tarafından Resâʾil ʿani’l-ḥarb ve’s-selâm min teressüli’l-Ḳāḍî el-Fâżıl adıyla yayımlanmıştır (Kahire 1978, 1984). Ramazan Şeşen ve diğer bazı araştırmacılar da bu mecmualar üzerinde çalışmıştır (Salâhaddîn Devrinde Eyyûbîler Devleti, s. 4-6; ayrıca bk. Brockelmann, GAL, I, 316; Suppl., I, 549; Rabie, s. 12-13). Mecmualardaki mektup ve belgelerden önemli bir kısmı, Selâhaddîn-i Eyyûbî ve diğer hükümdarlar adına kaleme alınarak halifelere, hükümdar ve idarecilere gönderilen mektuplarla görevlilere verilen menşurlardan ve kendisi tarafından sultana bildirilen mütalaalardan oluşur. Bunlar devrin tarihi için ilk elden kaynaklardır. el-Berḳu’ş-Şâmî, Kitâbü’r-Ravżateyn ve Ṣubḥu’l-aʿşâ’da bunlardan pek çok örnek vardır. Paris Bibliothèque Nationale’de mevcut, Kādî el-Fâzıl’ın yazdığı resmî mektuplardan meydana gelen bir cilt, başındaki fihriste göre sekiz bölüm halinde düzenlenmiş olup birinci bölüm hilâfet divanına, ikinci bölüm Bağdat’taki önemli görevlilere gönderilen mektuplardan, üçüncü bölüm elçilerle Bağdat’a ve diğer yerlere yollanan tezkirelerden, dördüncü bölüm fütuhatla ilgili mektuplardan, beşinci bölüm hükümdarlara, emirlere gönderilen sultanın mektuplarından ve alınan cevaplardan, altıncı bölüm sicillerden ve menşurlardan, yedinci bölüm hükümdarlara, emîrlere Kādî el-Fâzıl tarafından yollanan mektuplardan ve sekizinci bölüm kısa fasıllardan meydana gelir. Ancak bu cilt ikinci bölümün ortalarında sona ermektedir.

Bunlardan başka Kādî el-Fâzıl Mısır’daki divanların icraatını, zamanının olaylarını, iktisadî gelişmelerini günlük halinde kaydetmiştir. el-Müteceddidât, el-Müyâvemât, el-Mücelledât ve el-Mâcereyât adıyla zikredilen ve günümüze ulaşmayan bu eser, Selâhaddin devri Mısır tarihi için önemli olup özellikle Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin Nûreddin Mahmud’un nâibi sıfatıyla Mısır’ı yönettiği dönem için en sağlam kaynaktır. İbn Hallikân ve Makrizî bu eserden geniş nakiller yapmışlardır. Eserin adının farklı şekillerde kaydedilmesi, müellifin kitabına son şeklini veremediğini ve eserin daha sonra başkaları tarafından düzenlendiğini düşündürmektedir. Nesirde gösterdiği başarıyı şiirde gösteremeyen Kādî el-Fâzıl’ın şiirleri Ahmed Ahmed Bedevî ve İbrâhim el-Ebyârî tarafından iki cilt halinde yayımlanmıştır (Kahire 1961, 1969).

BİBLİYOGRAFYA
Umâre el-Yemenî, en-Nüketü’l-ʿaṣriyye, Bibliothèque Nationale, AY, nr. 2147, vr. 29a-30b; İmâdüddin el-İsfahânî, Ḫarîdetü’l-ḳaṣr: Şuʿarâʾü Mıṣr (nşr. Ahmed Emîn v.dğr.), Kahire 1370/1951, I, 35-54; Muvaffakuddin Hasan b. Ahmed ed-Dîbâcî, Resâʾil ʿani’l-ḥarb ve’s-selâm min teressüli’l-Ḳāḍî el-Fâżıl (nşr. Muhammed Nağş), Kahire 1978; Ebû Şâme, Kitâbü’r-Ravżateyn, I, 192; II, 241-244; İbn Ebû Usaybia, ʿUyûnü’l-enbâʾ, II, 205; İbn Hallikân, Vefeyât (Abdülhamîd), II, 333-337; VI, 219-224; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, VIII, 1-51; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXI, 338-344; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik, XII, 107-192; Safedî, el-Vâfî, XVIII, 335-379; Sübkî, Ṭabaḳāt, IV, 253; İbn Kesîr, el-Bidâye, XIII, 24; İbnü’l-Furât, Târîḫ (nşr. Hasan Muhammed eş-Şemmâ‘), Basra 1389/1969, IV/II, s. 184-191; Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-aʿşâ, bk. İndeks; Nuaymî, ed-Dâris fî târîḫi’l-medâris (nşr. Ca‘fer el-Hasenî), Kahire 1988, I, 89-93; Makrîzî, el-Ḥıṭaṭ, II, 365-366; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 299; II, 1016; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, IV, 324-327; A. H. Helbig, el-Qādi’l-Fādil, der Wezir Saladins, Leipzig 1923; Cl. Cahen, La Syrie du nord, Paris 1940, s. 52-53; Brockelmann, GAL, I, 316; II, 368; Suppl., I, 549; II, 494; a.mlf., “Kadı Fâdıl”, İA, VI, 48-49; a.mlf. - [Cl. Cahen], “al-Ḳāḍī al-Fāḍil”, EI2 (Fr.), IV, 392-393; Historians of the Middle East (nşr. B. Lewis - P. M. Holt), London 1962, s. 85-86, ayrıca bk. İndeks; N. Elisséeff, Nūr ad-Dīn, Damas 1967, s. 23-25; Ahmed Ahmed Bedevî, el-Ḳāḍi’l-Fâżıl: Dirâse ve nemâzic, Kahire 1967; H. Rabie, The Financial System of Egypt, London 1972, s. 12-13; Ramazan Şeşen, Salâhaddîn Devrinde Eyyûbîler Devleti, İstanbul 1983, s. 4-7, 329-330; a.mlf., Salâhaddîn Eyyûbî ve Devlet, İstanbul 1987, s. 379-381, 395-396; Hâdiye Decânî-Şekîl, el-Ḳāḍī el-Fâżıl ʿAbdürraḥîm el-Beysânî el-ʿAsḳalânî (526-596/1131-1199): Devrühü’t-taḫṭîṭî fî devleti Ṣalâḥiddîn ve fütûḥâtih, Beyrut 1993; a.mlf., “Egypt and the Egyptians: A Focal Point in the Policies and Literature of al-Qādī al-Fāḍıl”, JNES, XXXVI/1 (1977), s. 29-38.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 114-115 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.