KARAMANLI

Müellif:
KARAMANLI
Müellif: ROBERT MANTRAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.05.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/karamanli
ROBERT MANTRAN, "KARAMANLI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/karamanli (30.05.2020).
Kopyalama metni
Ailenin kurucusu Ahmed Bey’dir. Soyu pek bilinmemekle birlikte kendisinin, babasının veya dedelerinden birinin Trablusgarp ocağında asker olarak hizmet etmek için Anadolu’nun Karaman ili veya bölgesinden gitmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Bazı tarihçiler, atalarından birinin Osmanlı denizcilerinden Turgut Reis ile Trablusgarp’a gittiğini ileri sürerler. Ahmed Bey’in çağdaşı olan Trablusgarplı tarihçi İbn Galbûn onun isim zincirini Ahmed b. Yûsuf b. Muhammed b. Mustafa olarak belirtmektedir.

1710’da Münşiye ve Sâhil bölgesinin âmili olan ve halkın sevgisini kazanan Ahmed Bey, yeniçeriler ve kuloğulları ile Arap ileri gelenleri arasındaki rekabetten doğan karışıklığa son vermek için Trablusgarp şehrine müdahaleye karar verdi. Kuloğulları’na karşı Araplar’ın desteğini alarak Trablusgarp eyaletinin idaresini ele geçirdi (29 Temmuz 1711). Bir süre sonra padişah tarafından gönderilen Halil Paşa’yı ve çok sayıda Türk askerini öldürttü. Ardından bu davranışlarını haklı göstermek için İstanbul’a bir elçi gönderdi. Devrin padişahı III. Ahmed de onu beylerbeyi unvanıyla Trablusgarp eyaletinin valisi olarak tanıdı. Paşa unvanını ancak 1722’de alan Ahmed Bey yeniçerilere pek güvenmediğinden yerli halktan bir milis kuvveti oluşturdu ve korsanları himayesi altına aldı. 1713-1723 yılları arasında Trablusgarp’ın güneyinde Bingazi’de ve Fizan’da çıkan isyanları gerektiğinde şiddet kullanarak bastırdı. Bu arada bazı devlet adamlarını, ileri gelenleri, özellikle döneminin tarihini yazan ve övgüsünü yapan İbn Galbûn’u öldürttü, böylece hâkimiyetini bütün ülkeye yaydı. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Batılı büyük devletlerle arasını açmaktan kaçındı, onlarla barış ve ticaret antlaşmaları imzaladı veya mevcut olanları yeniledi. Osmanlı padişahına gönderdiği yazıda vilâyet ahalisinin kendisinden memnun olduğunu bildirerek görevinde kalmasını istedi. 2 Zilhicce 1145 (16 Mayıs 1733) tarihinde padişah onun isteği doğrultusunda ferman çıkardı (BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 13186). Bu arada Trablusgarp şehrinin surlarını onarttı, burada bir cami ile medrese inşa ettirdi. Ahmed Paşa altmış yaşlarında iken 6 Şevval 1158’de (1 Kasım 1745) öldü.

Yerine geçen oğlu Mehmed, Osmanlı Padişahı I. Mahmud tarafından vali olarak tanındı (1745). Onun zamanında barış devam etti, İngiltere ve Fransa ile olan antlaşmalar yenilendi. Ancak korsanlık hareketleri büyük gelişme gösterdi. Bu da Venedik ve Napoli’yle bazı anlaşmazlıkların çıkmasına sebep oldu. Mehmed Paşa 1754 yılında öldü.

Mehmed Paşa’nın yerine oğlu Ali Bey (Paşa) geçti. 1754-1793 yılları arasında Trablusgarp beylerbeyiliği yapan Ali Paşa’nın ilk yıllarında özellikle Münşiye ve Sâhil bölgelerinde olmak üzere isyanlar çıktı. 1758’den sonraki yıllar genellikle sükûnet içinde geçtiyse de son yıllarında yine ciddi ayaklanmalar oldu. Oğullarından Hasan 1790’da öldürülüp ikinci oğlu Ahmed, bey olduysa da Araplar tarafından kardeşi Yûsuf’un desteklenmesi üzerine Ahmed Bey idareyi fiilen eline alamadı. Trablusgarp eşrafı ve üst kademedeki birkaç asker durumun ciddiyeti karşısında Osmanlı padişahından bir başka vali tayin etmesini istediler. Bunun üzerine Yûsuf kendisini 1207’de (1793) vali tayin ettirerek Trablusgarp’ı kuşattı. O sırada Cezayir’den çıkarılan Ali Bulgur, padişah tarafından Trablusgarp valiliğinin kendisine verildiğini ileri sürerek Trablusgarp’a girince (Temmuz 1793) Karamanlı ailesi Tunus’taki Hammûde Paşa’nın yanına sığındı. Ali Bulgur Cerbe adasını işgal ederken Tunus beyi de Karamanlılar’ın iktidarı tekrar ele geçirebilmeleri için onların faaliyetlerini destekledi. Şubat 1795’te yenilen Ali Bulgur Mısır’a kaçtı. Karamanlı Ali Paşa, oğlu Ahmed’in lehine valilik görevinden çekildi. Fakat ertesi yıl Yûsuf Trablusgarp’ı zaptederek kendisini vali tayin ettirince Ahmed Malta’ya kaçmak zorunda kaldı. Resmen Osmanlı Padişahı III. Selim tarafından da valiliği tanınan Yûsuf 1797 yılında valilik fermanını aldı.

Yûsuf Paşa, bir yandan Trablusgarp’taki karışıklıklara son vermeye çalışırken bir yandan da deniz korsanlarını himaye etti. Bu arada Trablusgarp’ın surlarını sağlamlaştırdı. Napolyon Bonapart’ın Mısır’ı işgali sırasında Yûsuf Paşa İngilizler’in baskısına ve Bâbıâli’nin ısrarına rağmen Fransa ile ilişkilerini kesmek istememiş, hatta bu ülke ile 1799 yılından geçerli bir antlaşma imzalamıştır. 1800’de Amerika Birleşik Devletleri’nden daha fazla vergi isteyince bu devletle Trablusgarp’ın arası açıldı. Amerikalılar Bingazi’deki Ahmed Bey’i getirterek vali yapmak istedilerse de İngilizler’in müdahalesiyle Ahmed Bey Mısır’a çekilmek zorunda kaldı. Haziran 1805’te Amerika Birleşik Devletleri’yle Trablusgarp arasında dostluk, ticaret ve seyr-i sefâin muahedesi imzalandı.

1810 yılında Gadâmis bölgesi Trablusgarp eyaletine bağlandı. Yûsuf Paşa, 1813’te Mehmed el-Muknî kumandasında gönderdiği askerlerle Fizan’ı Trablusgarp’a yeniden bağladı. 1819’da bir Fransız-İngiliz donanması Trablusgarp Limanı’nı abluka altına aldı, hıristiyan mahkûm ve kölelerin serbest bırakılmasını sağladı. Padişahın isteği üzerine 1823-1826 yılları arasındaki Mora savaşlarına Trablusgarp donanması da katıldı. Bu arada Yûsuf Paşa, Napoli ve Sardinya krallıklarının birtakım tepkilerine sebep olacak korsanlık hareketlerine yeniden canlılık verdi. Trablusgarp’taki İngilizler ve Fransızlar arasında cerayan eden olayların ardından Yûsuf Paşa Fransızlar’la yeni bir antlaşma imzalamak zorunda kaldı (Ağustos 1830; BA, HH, nr. 22553.B). 1832’de Münşiye ve Sâhil’de oturanlar üzerlerine ağır vergiler konduğu için isyan edip Trablusgarp’ı kuşattılar ve Yûsuf’un diğer oğlu Mehmed’i vali ilân ettiler. Ancak 5 Ağustos 1832 tarihinde Yûsuf, İngilizler tarafından desteklenen oğlu Mehmed’in yerine Bingazi halkı ve Fransızlar tarafından desteklenen diğer oğlu Ali’nin lehine valilikten feragat etti. Padişah tarafından gönderilen Mehmed Şâkir Efendi muhalifler arasında bir anlaşma sağlamaya teşebbüs ettiyse de başarılı olamadı. Şâkir Efendi 1834 yılı Ekim ayında Ali Bey’in valiliği için yeni bir ferman getirdi, ancak isyancılar ve İngilizler onu vali olarak tanımayı reddettiler. Fransızlar’ın Karamanlı ailesi üzerindeki baskısı ve ciddi bir tehdit oluşturabilecek olan Cezayir’deki varlıkları sebebiyle Osmanlı hükümeti Trablusgarp üzerinde mutlaka bir hâkimiyet kurma kararındaydı. Bu arada yerli ahali de Karamanlı hânedanından şikâyetçi olduğunu doğrudan İstanbul’a bildirmeye başlamıştı (BA, HH, nr. 22457.B, 22457.C). 1835 yılının Şubat ayında hükümet Mustafa Necib Paşa kumandasında Trablusgarp’a bir donanma ve birlikler gönderdi. Bunlar 27 Mayıs’ta Trablusgarp’ta karaya çıktılar. Ertesi gün Ali Bey’le birlikte Trablusgarplı birçok kişi tutuklandı. Mustafa Necib Paşa, daha sonra Trablusgarp eyaletinin valisi olduğunu gösteren padişah fermanını ilân ettirdi. Karamanlı ailesinden Mehmed Bey intihar ederken kardeşi Ahmed Malta’ya kaçtı. Karamanlı ailesinin öteki fertleri ise İstanbul’a gönderildi, sadece Yûsuf Paşa’nın çok yaşlı olmasından dolayı Trablusgarp’ta kalmasına izin verildi; o da 4 Ağustos 1838 tarihinde vefat etti. Böylece Karamanlı ailesinin Trablusgarp’taki idaresi sona erdi. Osmanlı Devleti muhtaç duruma düşmemeleri için aile mensuplarına maaş bağladı (BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 14059) ve malî sıkıntı içinde bulunmasına rağmen Karamanlı ailesinin İngiliz ve Fransız tüccarlara olan borçlarını ödemek zorunda kaldı. Son Karamanlılar, öncekilerin yaptıklarını yok edecek olan ve Osmanlılar tarafından eyalet üzerinde yeniden nüfuz tesisini kolaylaştıran iç çekişmelere düşmemeyi başaramamışlardır. Daha az ölçüde olmakla birlikte Tunus’taki Hüseynîler gibi Karamanlılar da millî bir mahiyet olmaksızın mahallî bir hânedan görünümünde kalmışlardır.

Karamanlı Ahmed Paşa’nın hükümranlık döneminin ortalarından itibaren Trablusgarp’ta iktisadî durum iyiydi ve burası Akdeniz’de önemli bir ticaret merkezi olmuştu. Fakat 1767 ve 1784’teki veba salgını ve 1784-1786 yılları arasındaki kıtlık Trablusgarp ticaretinin gerilemesine yol açmıştır. Hemen bütün XVIII. yüzyıl boyunca Karamanlılar idarede itirazsız bir yetkiye sahip olmuşlardır. Merkezî idareyi beyler, yeniçerilerin ağası, kâhya, reîsü’l-bahr, hazinedar, şeyhü’l-beled, eyaletleri ise kāid denilen yerli yöneticiler vasıtasıyla ellerinde tutmuşlardır. Önemli kararlar divanda alınırdı. O dönemde kara kuvvetleri 400 yeniçeri, 100 Arnavut, 600 Arap, 200-300 kadar başka dinlerden olup ihtida etmiş kimselerle birlikte 2000 kişiden ibaretti.

BİBLİYOGRAFYA
BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 13186, 14059; BA, HH, nr. 22457.B, 22457.C, 22553.B, 22553.C; D. Badia y Leblich, Voyages d’Ali Bey, Paris 1814, II, tür.yer.; L. M. Wortley Montagu, Narrative of a Ten Years Residence at Tripoli, Londres 1816; Ebû Abdullah Muhammed b. Galbûn, et-Teẕkâr fî men meleke Ṭarâblus ve men kâne bihâ mine’l-aḫyâr, Paris Bibliothèque Nationale, Mss., nr. 1889; Ahmed b. Hüseyin en-Nâib, el-Menhelü’l-ʿaẕb fî târîḫi Ṭarâblusü’l-ġarb, İstanbul 1317, tür.yer.; Hasan Safî, Trablusgarp Tarihi, İstanbul 1328, s. 53-84; Mehmed Nuri – Mahmud Naci, Trablusgarp, İstanbul 1330, s. 88, 139-149; J. Serres, La politique turque en Afrique du nord sous la monarchie de Juillet, Paris 1925, s. 88-125; P. C. Bergna, Tripoli dal 1510 al 1850, Tripoli 1925; a.mlf., “I Caramanlı”, Libia, III (1953), s. 5-59; C. Féraud, Annales tripolitaines (ed. A. Bernard), Tunis-Paris 1927, s. 305-372; Aziz Samih İlter, Şimali Afrikada Türkler, İstanbul 1936, II, 229-244; R. Mantran, “Le statut de l’Algérie, de la Tunisie et de la Tripolitaine dans l’Empire ottoman”, Atti del I. Congresso internazionale di studi nordafricani, Cagliari 1965, s. 205-216; a.mlf., “Ḳarāmānli”, EI2 (Fr.), IV, 641-643; E. Rossi, Storia di Tripoli e della Tripolitania della Conquesta araba al 1911, Rome 1968; M. Abdülkerîm el-Vâfî, Yûsûf Bâşâ el-Ḳaramânlî ve’l-ḥamletü’l-Fransiyye ʿalâ Mıṣr, Trablus 1984, tür.yer.; A. Martel, La Libye (1835-1990), Paris 1991, s. 31-45; E. P. de Reynaud, “La régence de Tripoli”, RDM, XII (1855), s. 5-48; G. Médina, “Les Karamanli de Tripolitaine et l’occupation temporaire de Tripoli par Ali Boulgour”, RT, sy. 61 (1907), s. 21-32; N. Slousch, “La Tripolitaine sous la domination de Karamanli”, RMM, VI (1908), s. 58-84, 211-232, 433-453; R. Vadala, “Essai sur l’histoire des Karamanli, pachas de Tripolitaine de 1714 à 1835”, Revue de l’histoire des colonies françaises, VII (1919), s. 177-288; E. de Agostini, “Una spedizione americana in Cirenaica nel 1805”, Rivista delle Colonie Italiane, II (1928), s. 721-732; İsmail Kemali, “Documenti inediti sulla caduta dei Caramanli”, a.e., IV (1930), s. 1-24, 178-216; R. Micacchi, “I rapporti tra il regno di Francia e la Reggenza di Tripoli di Barberia nella prima metà del sec. XVIII.”, a.e., VIII (1934), s. 65-81, 159-182, 247-276; M. Fuad Ezgü, “Karamanlı”, İA, VI, 311-316.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2001 yılında İstanbul'da basılan 24. cildinde, 451-453 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER