KASÎDETÜ’l-BÜRDE

قصيدة البردة
Müellif:
KASÎDETÜ’l-BÜRDE
Müellif: MAHMUT KAYA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kasidetul-burde--busiri
MAHMUT KAYA, "KASÎDETÜ’l-BÜRDE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kasidetul-burde--busiri (22.08.2019).
Kopyalama metni
Mısırlı sûfî ve şair Muhammed b. Saîd el-Bûsîrî’nin Hz. Peygamber için yazdığı ve el-Kevâkibü’d-dürriye fî medḥi ḫayri’l-beriyye adını verdiği manzume, kafiye (revî) harfi mîm olduğu için el-Ḳaṣîdetü’l-mîmiyye, şairin tutulduğu hastalıktan kurtulmasına vesile olduğu için de Ḳaṣîdetü’l-bürde diye meşhur olmuştur. Ancak Kâ‘b b. Züheyr’in kasidesi de aynı adla anıldığından karışıklığa meydan vermemek için Bûsîrî’ninki daha çok Osmanlı kültür muhitinde Ḳaṣîdetü’l-bürʾe (el-Ḳaṣîdetü’l-bürʾiyye) şeklinde anılmışsa da literatürde Ḳaṣîdetü’l-bürde diye tanınmaktadır.

Kaside şöhretini, taşıdığı sanat değerinden ziyade şairin hayatının bir döneminde geçirdiği felçten kurtulmasına vesile olduğuna dair rivayete borçludur. Bûsîrî’nin hiçbir kasidesinde felç olduğuna dair bilgi bulunmamakla birlikte kendisinden altmış altı yıl sonra vefat eden biyografi yazarı İbn Şâkir el-Kütübî ilk defa felç olayına yer vermiş (Fevâtü’l-Vefeyât, III, 368-369), daha sonra gelen bütün müellifler de bu bilgiyi tekrar etmiştir. Söz konusu rivayete göre felç geçirdiğinde bir akşam kendisine şifa vermesi için Allah’a dua eden şair rüyasında Hz. Peygamber’i görür. Resûl-i Ekrem ondan kendisi için yazdığı kasideyi okumasını ister. Bûsîrî, “Yâ Resûlellah! Ben senin için birçok kaside yazdım, hangisini istersin?” deyince Hz. Peygamber kasidenin ilk beytini söyler. Bunun üzerine şair kasidesini okumaya başlar, Resûlullah da onu sonuna kadar dinler. Bitince de hırkasını (bürde) çıkarıp şairin üstüne örter ve eliyle vücudunun felçli kısmını sıvazlar. Bûsîrî uykudan uyanınca vücudunda felçten eser kalmadığını farkeder. Bu rüya hadisesinin halk arasında yayılmasından sonra kaside Ḳaṣîdetü’l-bürde olarak üne kavuşmuştur. Her ne kadar bu rivayet menkıbe şeklini almış görünüyorsa da ilgili kaynaklarda kaside vesilesiyle şifaya kavuşma motifi sürekli vurgulanmaktadır. Kaside Bûsîrî henüz hayatta iken Abdüsselâm b. İdrîs el-Merrâküşî (Brockelmann, GAL Suppl., I, 469) ve Ebû Şâme el-Makdisî tarafından şerhedilmiştir. Merrâküşî’nin Ḫavâṣṣü’l-Bürde’sinde kasidenin hangi beyitlerinin ne gibi dertlere şifa olacağı, ayrıca geçim sıkıntısından kurtulmaya, isteklerin yerine gelmesine ve başka hayırlara yol açacağı anlatılmaktadır.

On bölümden oluşan Ḳaṣîdetü’l-bürde, en eski nüshalarında 160 beyit iken sonrakilerde 165 beyte kadar ulaşmaktadır. Klasik Arap kaside tarzında olduğu gibi şiir sevgiliye özlem temasının işlendiği nesîb bölümüyle başlar, daha sonra nefisten şikâyet, Hz. Peygamber’e övgü, onun doğumu, mûcizeleri, Kur’an’ın fazileti, mi‘rac mûcizesi, cihadın önemi, nedâmet ve ümit, dua ve niyaz bölümüyle sona erer. Aruzun basit bahriyle yazılan, yapı ve üslûp bakımından son derece sağlam ve lirik olan kaside, bu sebeple asırlardır İslâm coğrafyasının her bölgesinde büyük bir ilgi görmüş, dinî toplantılarda, mübarek gün ve gecelerde, sünnet, düğün, bayram ve cenaze merasimlerinde okunagelmiştir. Haftalık evrad olarak da okunan kaside, 140. beytinden itibaren felçlilere şifa maksadıyla yedi gün süreyle okunmaktadır. Hattatlar da meşk derslerinde genellikle bu kasideyi yazarlar. İbn Teymiyye’den itibaren Selefîler 33, 109, 152 ve 154. beyitlerde şairin Hz. Peygamber’i övgüde aşırı gittiğini ileri sürerek kasideyi eleştirmiş ve okunmasının bid‘at olduğunu iddia etmişlerdir.

İslâm dünyasında Ḳaṣîdetü’l-bürde kadar meşhur olan ve çok okunan, üzerine şerh, hâşiye, tahmîs, tesdîs, tesbî‘, taştîr ve nazîreler yazılan bir başka kaside yoktur. Bu konuda yazılan eserler başlı başına bir literatür oluşturacak kadar büyük bir yekün tutmakta ve bir araştırmaya göre sayıları 330’u bulmaktadır (Sezer, sy. 10 [2000], s. 66). İslâm milletlerinin konuştuğu hemen hemen bütün dillere nazım ve nesir olarak tercüme edilen kaside Grekçe, Latince, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Almanca’ya, Afrika ve Güney Asya’daki mahallî dillere de çevrilmiştir.

Kaside üzerine yazılan şerhlerin sayısı yüzün üzerinde olup yayımlananlar şunlardır: Şemseddin Muhammed el-Feyyûmî (Bulak 1287); Hâlid b. Abdullah el-Ezherî (Kahire 1282, 1286; Bulak 1297; İskenderiye 1288; Bağdat 1966); İbn Hacer el-Heytemî (Mısır 1307; Bulak 1302; Kahire 1304, 1308, 1311, 1322), İbn Âşir el-Fâsî, Şifâʾü’l-ḳalbi’l-cerîḥ (Kahire 1296); Muhammed el-Mısrî, Câmiʿu’l-künûz (Kahire 1286); Sadaka el-Kāhirî (Bombay 1884); Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Bennîs, Levâmiʿu envâri’l-kevâkib (Fas 1296, 1317; Bulak 1296); Ömer b. Ahmed Harpûtî, Asîdetü’ş-şehde (İstanbul 1289, 1292, 1298, 1318, 1320; Bulak 1291); Hasan el-İdvî, en-Nefeḥâtü’ş-Şâẕeliyye fî şerḥi’l-Bürdeti’l-Bûṣîriyye (Kahire 1297); Ahmed Fethî (Kahire 1340); Şeyhzâde Muhyiddin Mehmed, Râḥatü’l-ervâḥ (İstanbul 1306, 1320); Şeyhülislâm Mekkî Mehmed Efendi, Tevessül (İstanbul 1251, 1300); Edirne Müftüsü Fevzi Efendi, Fethu’l-verde (İstanbul 1284); Erzurumlu Hasan Fehmi, Mecmaʿu’l-feżâʾil (İstanbul 1330); Selânikli Osman Tevfik, Şerḥu’l-Bürde (İstanbul 1300; Kahire 1313); H. M. Ziyâeddin, Tercüme-i Kasîdetü’l-bürde (şerh, İstanbul 1331); Hasan Fehmî b. Halîl, el-İḳtiṣâd (İstanbul 1328); Âbidin Paşa, Tercüme ve Şerh-i Kasîde-i Bürde (İstanbul 1299; bu eser Ömer Faruk Harman tarafından sadeleştirilerek yayımlanmıştır, İstanbul 1977); Kayacıklı Süleyman Efendi, Şerhu Kasîdeti’l-bürde (İstanbul 1299); Mehmed b. Halîl, Şerh ve Tercüme-i Kasîdetü’l-bürde (İstanbul 1327); Dağıstanlı Abbas Efendi (İstanbul 1300); Rusçuklu Mehmed Hayri, Türkçe Kasîde-i Bürde Şerhi Hediye (İstanbul 1299).

Ḳaṣîdetü’l-bürde’ye yapılan tahmîslerin sayısı da altmış civarında olup başlıcaları şöylece sıralanabilir: Şeyhülislâm Mehmed Şerif Efendi (Süleymaniye Ktp., Pertev Paşa, nr. 299/1); Süleyman Nahîfî (İstanbul 1258, Nahîfî’nin bunun dışında Arapça ve Farsça tahmîsleri de bulunmaktadır); Şeyhülislâm Hocazâde Esad Efendi (Süleymaniye Ktp., Pertev Paşa, nr. 299/2; Millet Ktp., nr. 3115/5); İsmâil Müfid Efendi (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 237/15); Rusçuklu Mustafa Resâ Efendi (İstanbul 1262); Nasîrüddin Ebû Abdullah Muhammed b. Es‘ad el-Feyyûmî (Süleymaniye Ktp., Hüsrev Paşa, nr. 614); Şeyhülislâm Mekkî Mehmed Efendi (Murad Molla Ktp., nr. 1544); Edirne Müftüsü Fevzi Efendi (İstanbul 1284). Mahmut Kaya, Kasîde-i Bürde’yi Türkçe Söyleyiş adıyla eserin tercümesini verdikten sonra onu ayrıca nazmetmiştir (İstanbul 2001).

BİBLİYOGRAFYA
Bûsîrî, Dîvânü’l-Bûṣîrî (nşr. M. Seyyid Kîlânî), Kahire 1374/1955; Safedî, el-Vâfî, III, 105-113; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, III, 362-369; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1331-1336; Brockelmann, GAL, I, 264-267; Suppl., I, 467-472; Mahmut Kaya, Şaraf al-dîn al-Bûṣîrî ve al-Kavâkib al-durrîya fi medḥi ḫayri’l-beriyya (Ḳaṣidat al-Burda), (lisans tezi, 1972), İÜ Ed. Fak. Ktp., nr. 8946; a.mlf., Kasîde-i Bürde’yi Türkçe Söyleyiş, İstanbul 2001, s. 11-13; Muhammed Bûzîne, Ḳaṣîdetü’l-bürde ve muʿârażâtühâ, Tunus 1994; H. İbrâhim Şener, Kasîde-i Bürde, Kasîde-i Bür’e ve Su Kasidesi, İzmir 1995; Muhammed Câde’l-Bennâ, “el-Bûṣîrî ve şiʿruhü’n-naḳdi’l-ictimâʿî”, ME, XLIII/2 (1971), s. 153-157; Ömer Muhammed et-Tâlib, “Ḳaṣîdetü Bânet Suʿâd ve muʿârażâtühâ”, Âdâbü’r-râfideyn, XIII, Musul 1981, s. 183-220; M. Receb en-Neccâr, “Bürdetü’l-Bûṣîrî: Ḳırâʾe edebiyye ve fûlklûriyye”, Ḥavliyyâtü Külliyyeti’l-âdâb, VII, Küveyt 1406/1986, s. 6-94; Es‘ad et-Tayyib, “el-Bürde ve’l-aʿmâlü’lletî dâret ḥavlehâ”, Türâs̱ünâ, X/1-2, Kum 1415, s. 162-253; İsmail Hakkı Sezer, “Kasîde-i Bürde ve Nesir ve Manzum Tercümesi”, SÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, sy. 10, Konya 2000, s. 65-88; René Basset, “Bûsîrî”, İA, II, 822; a.mlf., “Bürde”, a.e., II, 837-838.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 568-569 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.