KURAYZA (Benî Kurayza)

بنو قريظة
Müellif:
KURAYZA (Benî Kurayza)
Müellif: CASİM AVCI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kurayza-beni-kurayza
CASİM AVCI, "KURAYZA (Benî Kurayza)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kurayza-beni-kurayza (22.07.2019).
Kopyalama metni
İslâm’ın doğuşunda Medine’de yaşayan üç yahudi kabilesinden biridir. Diğer ikisi gibi (Benî Kaynukā‘, Benî Nadîr) Benî Kurayza da İbrânîce yazıyor, Arapça konuşuyor ve çocuklarına kendi isimlerinin yanında Arap isimleri de veriyordu. Şehrin güneydoğusundaki ovalık bölgede oturan kabile mensupları “utum” denilen çok katlı müstahkem evlerde yaşıyor ve geçimlerini tarım ve ticaretle sağlıyorlardı.

Hz. Peygamber’in hicretten sonra Medine’deki Arap ve yahudi kabileleriyle yaptığı Medine Sözleşmesi denilen antlaşmaya Benî Kurayza yahudileri Evs kabilesinin müttefiki olarak katılmışlardı. Bu antlaşmada yahudilerin can, mal ve din hürriyetleri garanti altına alınmakta, öte yandan Medine’ye herhangi bir saldırı söz konusu olduğunda onların şehrin savunmasına katılmaları, Kureyş ile ve müslümanların diğer düşmanlarıyla ittifaka girmemeleri öngörülmekteydi. Antlaşmalarına sadık kalmadıkları ve Resûl-i Ekrem’e ihanet ettikleri için Zilkade 2’de (Mayıs 624) Benî Kaynukā‘, Rebîülevvel 4’te de (Ağustos 625) Benî Nadîr’in sürgün edilmesinin ardından Medine’de yalnız Benî Kurayza kalmıştı. Sürgünden sonra Hayber’e yerleşen Benî Nadîr, Hz. Peygamber’den intikam almak amacıyla Hendek Gazvesi öncesinde Kureyş ve yandaşlarıyla ittifak yaparken Benî Kurayza’yı da yanına çekmek istedi. Başlangıçta bu ittifaka yanaşmayan Benî Kurayza nihayet onlara katıldı. Bu gelişmeyle en tehlikeli zamanda ihanete uğrayan Hz. Peygamber, Benî Kurayza’ya karşı bir askerî birliği görevlendirmek zorunda kaldı. Bu kritik günlerde Gatafân kabilesi ileri gelenlerinden Nuaym b. Mes‘ûd’un müslüman olup Resûl-i Ekrem’in isteği doğrultusunda Benî Kurayza ile müttefiklerinin arasını açması ve Hendek Gazvesi’nin sona ermesiyle bu büyük tehlike atlatılmış oldu.

Resûlullah, Hendek Gazvesi’nden evine döndüğü gün öğle vakti Bilâl-i Habeşî’yi çağırarak ikindi namazının Benî Kurayza topraklarında kılınmasını emretti; ardından zırhını giyip silâhlarını kuşanarak atına bindi (23 Zilkade 5 / 15 Nisan 627). Kendisi ana birliklerin, sancağı verdiği Hz. Ali de öncü birliklerin başında bulunuyordu (gazveye katılan süvarilerin isimleri için bk. Vâkıdî, II, 498). Ahzâb sûresinin 26-27. âyetleriyle Benî Kurayza Gazvesi’ne işaret olunduğu kabul edilmektedir. Resûl-i Ekrem kalenin önüne vardığında yahudi ileri gelenlerine teker teker seslenerek onları İslâm’a davet etti. Olumsuz cevap vermeleri üzerine kalelerinden inmelerini ve teslim olmalarını istedi; bu teklifin de reddedilmesiyle çatışma başladı. Benî Kurayza, karşılıklı ok ve taş atışlarıyla on beş veya yirmi beş gün boyunca kuşatma altında tutuldu. Müslümanlar 3000 piyade ve otuz altı süvariden oluşurken Benî Kurayza savaşçıları 600-700 civarında idi (sayılarının 400, 800 veya 900 olduğu da rivayet edilmektedir). Bu arada münafıklar Benî Kurayza’ya giderek onları müslümanlara teslim olmamaya çağırıyor, direnmeye devam etmeleri halinde kendilerine yardımda bulunacaklarını söylüyorlardı. Kuşatma dolayısıyla çaresiz kalan ve münafıklardan vaad edilen yardımın gelmediğini gören yahudiler Benî Nadîr’in şartlarıyla, yani mal ve silâhlarını bırakıp birer deve yükü eşya ile Medine’den ayrılmayı önerdilerse de Hz. Peygamber bunu kabul etmedi ve sadece kayıtsız şartsız teslim olabileceklerini söyledi. Bir süre daha devam eden kuşatmanın sonunda Benî Kurayza teslim oldu. Bu arada daha önce Hazrecliler’in, müttefikleri Benî Kaynukā‘ yahudileri için aracı olup onları ölüm cezasından kurtardıklarını dikkate alarak Evsliler de Resûl-i Ekrem’e gelip ondan müttefikleri Benî Kurayza’ya iyi davranılmasını istediler. Bunun üzerine yahudiler hakkında hüküm vermesi için Evs’ten Sa‘d b. Muâz hakem tayin edildi. Sa‘d, kendisinin vereceği hükme razı olacaklarına dair hem Evsliler’le Benî Kurayza’dan hem de Hz. Peygamber’den söz aldıktan sonra kararını açıkladı. Savaşabilecek yaşta bulunan erkekler öldürülecek, kadın ve çocuklara esir muamelesi yapılacak, mallar müslümanlar arasında paylaştırılacaktı. Resûl-i Ekrem’in de onayladığı bu kararın Tevrat’a uygun olduğu (Tesniye, XX/10-15), Kur’an’da da Allah ve resulüne savaş açan ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara verilecek cezalar arasında böyle bir hükmün bulunduğu (el-Mâide 5/33-34) görülmektedir.

Hz. Peygamber’in emri üzerine, ölüm cezasına çarptırılan bütün savaşçılara infazdan önce yiyecek ve içecek verilmiş, Tevrat okumalarına müsaade edilmiştir. Kuşatma sırasında İslâm’ı seçen dört savaşçı ise idamdan kurtulmuştur. Sayılarının 1000 civarında olduğu sanılan kadın ve çocuklardan bir kısmı serbest bırakılmış, sahâbîlere dağıtılanların dışında kalan humus satılarak cihad için at ve silâh temin edilmiştir. Bu arada Resûl-i Ekrem, henüz bulûğ çağına ermemiş çocukların annelerinden ayrılmamasını ve öksüzlerin sadece müslümanlara satılmasını istemiş, kendisi de esirler arasında bulunan Reyhâne bint Zeyd’i safî* olarak seçmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Buhârî, “Meġāzî”, 14; Vâkıdî, el-Meġāzî, II, 445, 496-525; İbn Hişâm, es-Sîre2, II, 515, 566; III, 233-254; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, II, 74-78; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 581-593; Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, el-Vefâ bi-aḥvâli’l-Muṣṭafâ (nşr. Mustafa Abdülvâhid), Kahire 1386/1966, II, 695; L. Caetani, İslâm Tarihi (trc. Hüseyin Cahid), İstanbul 1925, IV, 206-222; S. Wittmayer, A Social and Religious History of the Jews, New York 1957; III, 78-79; M. L. Margolis - A. Marx, A History of the Jewish People, New York 1965, s. 248-253; N. A. Stillman, The Jews of Arab Lands, Philadelphia 1979, s. 9, 14-16; Nadir Özkuyumcu, Hz. Peygamber Devrinde Yahudilere Karşı Güdülen Siyaset (yüksek lisans tezi, 1985), Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 10-11, 65-74; İsmail Hakkı Atçeken, Hz. Peygamber’in Yahudilerle Münasebetleri, İstanbul 1996, s. 128-137; W. M. Watt, Muhammad at Medina, Oxford 1988, s.192 vd., 214-216, 328; a.mlf., “The Condemnation of the Jews of Banû Qurayzah: A Study in the Sources of the Sîrah”, MW, XLII (1952), s. 160-171; a.mlf., “Ḳurayẓa”, EI2 (İng.), V, 436; W. N. Arafat, “New Light on the Story of Banû Qurayza and the Jews of Medina”, JRAS, II (1976), s. 100-107; Seyyid Ahmed el-Ekberâbâdî, “Ḥavle Ġazvet-i Benî Ḳurayẓa”, Mecelletü Mecmaʿi’l-ʿilmiyyi’l-Hindî, V/1-2, India 1980, s. 88-126; M. J. Kister, “The Massacre of the Banū Qurayza”, Jerusalem Studies in Arabic and Islam, VIII, Jerusalem 1986, s. 61-96; M. Lecker, “Muhammad at Medina: A Geographical Approach”, a.e., VI (1985), s. 29-62; a.mlf., “Did Muhammad Conclude Treaties with the Jews Tribes Nadîr, Qurayza and Qaynuqâ‘?”, IOS, XVII (1997), s. 29-36; V. Vacca, “Kurayza”, İA, VI, 1012-1013; “Qurayza”, EJd., XIII, 1435.

Casim Avcı
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 26. cildinde, 431-432 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.