MANASTIRLI İSMÂİL HAKKI

MANASTIRLI İSMÂİL HAKKI
Müellif: SALİH SABRİ YAVUZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/manastirli-ismail-hakki
SALİH SABRİ YAVUZ, "MANASTIRLI İSMÂİL HAKKI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/manastirli-ismail-hakki (19.10.2019).
Kopyalama metni
Manastır’da doğdu. Aslen Konyalı bir aileye mensuptur. Dedesi Abdülvehhâb Zâimî, Vak‘a-i Hayriyye esnasında kaçarak Manastır’a gitti ve oraya yerleşti, ailesi Sancakdarzâde diye tanındı. İsmâil Hakkı, ilk öğrenimini Manastır’da gördükten sonra İstanbul’a gidip tahsiline devam etti. Mustafa Şevket Efendi’den Arapça okudu. Huzur dersleri hocalarından Tikveşli Yûsuf Ziyâeddin Efendi’den İslâmî ilimleri tahsil edip icâzet aldı; ardından Ayasofya Camii kürsü şeyhliği dahil çeşitli pâyeler elde etti. Fâtih Camii kürsü müderrisliği yaptı. Dolmabahçe Vâlide Sultan, Süleymaniye, Sultan Ahmed ve Ayasofya camilerinde vaaz verdi. Ayasofya Camii’ndeki vaazlarında büyük bir dinleyici kitlesi topladı. Öte yandan Eyüp Askerî Rüşdiyesi’nde Arapça, Mekteb-i Hukuk’ta fıkıh, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun ile Askerî Tıbbiye’de akaid muallimliği, Mekteb-i Mülkiyye’de tefsir, hadis ve kelâm müderrisliği görevlerinde bulundu. 1899’da İstanbul Dârülfünunu’nda usûl-i fıkıh ve tefsir müderrisliği yaptı. Yirmi dört yıl süren müderrislik görevinde gösterdiği başarıdan dolayı dördüncü rütbeden Osmanlı nişanı ile taltif edildi. 16 Aralık 1908’de Meclis-i A‘yân üyeliğine seçildi ve bu görevi yürütürken Sultan Reşad’la birlikte Rumeli seyahatine çıktı. 5 Aralık 1912’de Anadoluhisarı’ndaki evinde vefat etti, cenazesi Fâtih Camii hazîresine defnedildi. Arapça, Farsça ve Bulgarca bilen İsmâil Hakkı zengin bir kültüre sahip olup belli bir ilmî seviyeye ulaşmıştı. Ölümü üzerine Sebîlürreşâd, Tercümân-ı Hakîkat, Tasvîr-i Efkâr, Teşrih, İkdam gibi dergi ve gazetelerde hakkında yazılar yazılmıştır. Oğlu Âsım Arar, Mustafa Kemal Atatürk’ün özel doktorluğunu yapmış, torunu İsmail Hakkı Arar da Devlet, Adalet ve Millî Eğitim bakanlıkları görevlerinde bulunmuştur.

Batılılaşma sürecinin hızlandığı bir dönemde yaşayan İsmâil Hakkı, İslâm diniyle ilgili olarak Batılı yazarlarca ileri sürülen itirazları cevaplandırmaya çalışmış, bu arada nikâh, talâk, tesettür konularını, ayrıca kısas ve had cezaları gibi amelî hükümleri savunmuştur. Kelâm konularını genellikle klasik çerçevede ele almış ve Mâtürîdiyye’ye bağlı olduğunu açıklamıştır. Eserleri İsmail Hakkı İzmirli ve Ömer Nasuhi Bilmen gibi âlimlere kısmen örnek teşkil etmiştir.

Eserleri. 1. Hâce-i Lisân-ı Osmânî (İstanbul 1294). 2. Tercümetü’r-Risâleti’l-Hamîdiyye (Beyyinât-ı Ahmediyye). Hüseyin el-Cisr’e ait er-Risâletü’l-Ḥamîdiyye adlı eserin tercümesi ve şerhi olup Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde tefrika edildikten sonra dört cilt halinde basılmıştır (İstanbul 1307-1308, 1329). IV. cilt, diğer ciltlerde yer alan nübüvvete dair konuların şerhi mahiyetinde olup bizzat müellif tarafından kaleme alınmıştır. Ahmet Gül eseri Risâle-i Hamidiyye (İslâm Hak ve Hakikat Dinidir) adıyla sadeleştirerek yayımlamıştır (İstanbul 1973, 1980). 3. Ahkâm-ı Şehr-i Sıyâm. Eserde yalnız ramazan ayına dair meselelere değil ebeveyn hukukuna riayet, namaz, selâm ve Kur’an tilâveti gibi konulara da yer verilmiştir. Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde tefrika edilen eser daha sonra kitap halinde neşredilmiştir (İstanbul 1309). 4. Mevâhibü’r-rahmân fî Menâkıbi’n-Nu‘mân (İstanbul 1310). İbn Hacer el-Heytemî’nin el-Ḫayrâtü’l-ḥisân fî menâḳıbi’l-İmâmi’l-Aʿẓam Ebî Ḥanîfe en-Nuʿmân adlı eserinin aslına tam sadık kalınmadan yapılmış tercümesidir. 5. Metâlib-i İrfâniyye ve Îzâhât-ı Nûniyye (İstanbul 1312). Fâtih Sultan Mehmed devri âlimlerinden Hızır Bey’in el-Kasîdetü’n-nûniyye’sinin şerhidir. 6. Vesâilü’l-felâh fî mesâili’n-nikâh (İstanbul 1313). Nikâh, talâk, îlâ ve zıhâr gibi konuları ihtiva eder. 7. Mevâidü’l-in‘âm fî akāidi’l-İslâm (İstanbul 1314). Askerî liselerde okutulmak üzere kaleme alınmış bir eserdir. 8. Tefsîr-i Sûre-i Yâsîn (İstanbul 1316). 9. Telhîsü’l-kelâm fî berâhîni akāidi’l-İslâm (İstanbul 1324). İslâm akaidini özet halinde ihtiva eden bir eserdir. 10. Mevâiz. Ayasofya Camii’nde verdiği vaazlardan ibaret olup Eşref Edip (Fergan) tarafından bir araya getirilerek yayımlanmıştır (İstanbul 1324, 1331). 11. Şerhu’s-sadr bi-fezâili leyleti’l-kadr (İstanbul 1325). 12. Kitâbü’l-vesâyâ ve’l-ferâiz (İstanbul 1326). 13. Kosova Sahrâsı Mev‘izası (Selânik 1327). Sultan Mehmed Reşad ile birlikte yaptığı Rumeli seyahati esnasında Selânik’te verdiği cuma vaazının özetinden ibaret küçük bir risâledir. 14. Usûl-i Fıkıh (İstanbul 1328). Mekteb-i Hukūk-ı Şâhâne’de okutulmak üzere hazırlanmıştır. 15. Hak ve Hakîkat (İstanbul 1329). Reinhart Pieter Anne Dozy’nin kaleme aldığı ve Abdullah Cevdet’in Târîh-i İslâmiyyet adıyla Türkçe’ye çevirdiği esere reddiye olarak yazılmıştır. 16. Mebâdî-i Fârisî. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Hamidiye, nr. 843). 17. Füyûzâtü’l-meliki’l-allâm fî kerâmeti Abdisselâm. Abdülkerim Bermutî’ye dair eserin tercümesi olup bir nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde mevcuttur (nr. 4672). 18. Şerhu Mi‘yâri’l-adâle. Bir nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (TY, nr. 9549). İsmâil Hakkı ayrıca Abdülganî en-Nablusî’nin Nesemâtü’l-esḥâr fî medḥi’n-nebiyyi’l-muḫtâr adlı bedîiyyesinin bir kısmını Türkçe’ye çevirip şerhetmiştir (Mekteb, İstanbul 1311, sy. 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 17, 19, 21, tür.yer.). Nazif Ay, Manastırlı İsmail Hakkı’nın İslâm Düşüncesindeki Yeri adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (bk. bibl.).

BİBLİYOGRAFYA
Osmanlı Müellifleri, I, 251; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 222-223; Sadık Albayrak, Son Devir Osmanlı Ulemâsı, İstanbul 1980, II, 285-286; Nazif Ay, Manastırlı İsmail Hakkı’nın İslâm Düşüncesindeki Yeri (yüksek lisans tezi, 1995), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 14-17, 95; SM, I (1324), s. 80, 127, 142-144, 209-210, 273-274, 305-307, 337-338, 353; SR, IX (1328), s. 248, 284; “İsmail Hakkı Manastırlı”, TA, XX, 307.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 27. cildinde, 563-564 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.